Bizi Takip Edin

Lifestyle

5 adımda yapılacaklar listesi nasıl oluşturulur?

Yayınlandı

tarihinde

5 adımda yapılacaklar listesi oluşturmanın püf noktaları Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili Ofixboy‘cular! Bir haftalık aranın ardından özlemle beklediğiniz bir blogla işte yine huzurlarınızdayım. Kademeli normalleşme süreci malumunuz, işlerimizi doğrudan etkiliyor. Uzun süredir mahrum kaldığımız pek çok konuda yeni fırsatlar elde ediyoruz. Buna bir de havaların ısınması ve tatil sezonunun gelmesi eklenince, işlerimize odaklanmakta güçlük çekmemiz normal. Fakat dert etmeyin arkadaşlar! Online ofis kankanız Ofixboy kardeşiniz bendeniz, sizleri bu süreçte de yalnız bırakmayacağım! İçinde bulunduğumuz bu geçiş döneminde yapmak istediğiniz birçok iş olabilir. Nereden başlamanız gerektiğine karar veremiyor olabilirsiniz. Sorun değil arkadaşlar, sizler için hazırladığım 5 adımda yapılacaklar listesi oluşturma konulu bu blogumu okuyarak tüm işlerinizi yoluna sokabilirsiniz. Bazen öyle anlar yaşıyoruz ki, yapılacaklar listesi oluşturmak bile kendi başına içinden çıkılmaz bir iş haline gelebiliyor. Ama olsun, arkanızda kapı gibi Ofixboy kardeşiniz var! 5 adımda yapılacaklar listesi oluşturmanın püf noktaları işte huzurlarınızda… 

1. Adım: Aracını Seç

Yapılacaklar listesi hazırlamak için farklı araçlar kullanabilirsiniz arkadaşlar. Bu araçlar içinde bloknot, ajanda veya planner diye tabir edilen planlayıcılar olabileceği gibi, dijital veya online araçlar da olabilir. Elektronik araçlarla pek haşır neşir değilseniz, uygun bir bloknot, ajanda veya planner kullanarak yapılacaklar listesi hazırlamada önemli bir avantaj elde edersiniz. Bloknotlara oranla ajanda ve planner çeşitleri, yapılacaklar listesi için özel alanlara sahip olduğu için çok daha kullanışlı olabilir. Bu ürünler içinde kendi ihtiyaç ve beğenilerinize en uygun ürünü seçebilirsiniz. Yapılacaklar listesi için dijital araçları kullanmak istiyorsanız, cep telefonu veya tabletinizden yararlanabilirsiniz. Online araçlar da yine yapılacaklar listesi hazırlamada önemli kolaylıklar sağlar. Üstelik, işler için herhangi bir zaman belirlemesi yapmışsanız, dijital ve online araçlar size gerekli hatırlatmaları yapar. Bu sayede programınızda zaman kaybı yaşamadan işlerinizi bitirebilirsiniz. 

2. Adım: Birden Fazla Liste Yap

Yapılacaklar listesi hazırlamanın en önemli püf noktalarından biri, işlerin konusu ve zamanına göre farklı sınıflandırmalar yapmaktır sevgili beyaz yakalılar. Aksi durumda kafa karışıklığı yaşayabilir, zamanı verimsiz şekilde kullanabilirsiniz. Örneğin, gün içinde kesinlikle halledilmesi gereken işler için farklı bir listenizin, daha az önemli işler için farklı bir listenizin olması gerekir. Yapılacak listesi içinde yer vereceğiniz işler içinde belirli bir güne/saate kadar tamamlanması gereken işleri diğer işlerle bir tutmamalısınız. Söz gelişi, evin kirasını yatırmak için bugün son günse, sunum için hazırlık yapmak gibi bir işle bu işi bir tutmamalısınız. Acil işler için ayrı bir listeniz olursa hem işleriniz zamanında biter, hem de kafa karışıklığı yaşamazsınız. Ve tabii, acil işleri ertelemek durumunda kalmazsınız. Acil işleri eğer ayırmazsanız, diğer işleriniz için harcadığınız efor nedeniyle acil işlerinizi tamamlamakta güçlük çekebilirsiniz. Yapılacaklar listesi içinde “bugünün işleri”, “haftalık işler”, “ilerisi için planlar” gibi farklı listeler oluşturursanız tüm işleriniz düzgün şekilde ilerler. 

3. Adım: Önem Sıralaması Yap

Yapılacaklar listesi hazırlamak, o günün veya haftanın işlerini gelişigüzel sıralamak değildir sevgili arkadaşlar. Sıralamayı eğer gelişigüzel yaparsanız, yanlış zamanlarda yanlış sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. İster günlük, ister haftalık, ister aylık, hatta isterseniz yıllık olsun, yapılacaklar listesinde her zaman önem sıralaması yapmalısınız. Listenizin başına o günün, haftanın veya ayın en önemli işini koymalı, diğer işleri önem sırasına göre listenize eklemelisiniz. Eğer günlük yapılacaklar listesi hazırlayacaksanız, o günün en önemli işini listenin başına yazmalısınız. Bu işin ne olduğu duruma, zamana, koşullara göre değişebilir. Örneğin, bugün kiranızı yatırmak için son günse, bugünün listesinde ilk olarak bu işe yer verebilirsiniz. Bu iş tamamlandıktan sonra diğer işlerinize daha güçlü şekilde odaklanabilirsiniz. Gün içinde yapmanız gereken önemli işleri ihmal ederseniz, diğer işlerinize odaklanma güçlüğü yaşayabilirsiniz. Ertesi güne teslim edilmesi gereken önemli bir rapor yazmak gibi bir işiniz varsa, diğer işler arasında daha az önemli olanları erteleyebilirsiniz. Listeniz düzgün şekilde hazırlanmışsa, hangi işleri erteleyeceğinizi tespit etmekte zorluk çekmezsiniz. Listenin alt kısımlarına bakmanız yeterli olur. 

4. Adım: Basit İşleri Aralara Serpiştir 

Yapılacaklar listesi içinde günlük veya haftalık işlerinizi düzgün şekilde gruplandırıp önem sırasına göre yazdığınızda, iş planınız içinde karşılaşabileceğiniz pek çok sorundan kolayca kurtulabilirsiniz. Fakat bununla birlikte, önemli işler listenin üstünde yer aldığı için peş peşe birkaç önemli iş yapmak sizi bedenen ve ruhen yıpratabilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için, iki önemli iş arasına bir basit iş (bakın, önemsiz demiyorum, hiçbir iş önemsiz değildir!) sıkıştırabilirsiniz. Basit işleri sonuçlandırmak sizi motivasyon konusunda olumlu etkileyecektir. Yapılan iş ne olursa olsun, sonuçlandırılan her iş kişiye belirli bir rahatlama sağlar. Önemli işler arasına basit işleri serpiştirirseniz günlük veya haftalık işlerinizle ilgili motivasyon düşüklüğü yaşamazsınız. Basit işler için harcayacağınız süre sizi hem dinlendirir, hem de diğer işleriniz için cesaretlendirir. Söz gelişi, masaüstünüzde kullanmadığınız dosyaları veya programları kontrol etmek, bunları silmek veya sürücülere taşımak basit bir iştir. Kendinizi önemli bir iş için hazır hissetmiyorsanız, böyle basit bir işle uğraşabilirsiniz. Hem bu sayede masaüstünüz rahatlar, bilgisayarda hız sorunu yaşamazsınız. 

5. Adım: Görevleri Parçala

“Makaleyi yaz” ifadesi kulağa ne kadar korkunç geliyor, öyle değil mi arkadaşlar? Yapılacaklar listesi içinde yer vereceğiniz konular eğer böyle korkutucu nitelikte olursa bu size motivasyon kaybettirebilir. Böyle yapmak yerine işlerinizi parçalara ayırabilir, önemli işler konusunda duyduğunuz isteksizliği giderebilirsiniz. Örneğin, “makaleyi yaz” ifadesinin yerine “üçüncü bölümün ilk yarısını yaz” ifadesi çok daha doğru ve güzel bir ifadedir. Eğer bu kısmı yazarsanız, ikinci yarısını yazmak için de doğal bir istek duyarsınız. Ama yapılacaklar listesi içinde korkutucu ifadeler kullanırsanız, belki birçok işi yarım bırakabilir, hatta bazı işlere hiç başlayamazsınız. Hazırlayacağınız yapılacaklar listesi günün sonunda tümüyle (ya da diyelim ki yüzde 90 oranında) tik işaretiyle dolmalı. Görevleri parçalarsanız, günün sonunda daha fazla tik işaretiyle dolu bir liste elde edebilirsiniz. Ki bu sizi, ertesi günün işleri için motive eder. 

Bonus Madde: Günde 1 Defa Ofix.com’u Tıkla 

Biliyor musunuz sevgili arkadaşlar, ülkemizde 2019 yılında 136 milyar TL olan e-ticaret hacmi, 2020 yılında %66 oranında artarak 226 milyar TL’ye ulaştı. E- ticaretin toplam ticaret içindeki hacmi ise %19 seviyelerine geldi. Sipariş sayıları 1.36 milyar adetten 2.29 milyar adede yükseldi. Bu dönemde ilk kez online alışveriş yapanların oranı ülkemizde %25, Avrupa’da %13. Özetle, yarının sektörü denilen e-ticaret artık günümüzün gözde iş yapma alanı haline geldi. Bu süreçte benim sevgili şirketim Ofix, çok önemli sınavlar verdi, pandemi koşullarına rağmen operasyonu kesintisiz sürdürdü, her geçen gün daha fazla kullanıcıya hizmet verdi. Yaptığınız iş ne olursa olsun, ofiste veya evde, nerede ve neyle meşgul olursanız olun, günlük sarf malzemesi ihtiyaçlarınızı karşılamak için Ofix size yeter. Çay, kahve, fotokopi kağıdı vb. tüm ihtiyaçlarınız için market market dolaşmanıza, alışveriş için zaman harcamanıza gerek yok. Üstelik, düzenlediğimiz kampanyalarla bu gibi ihtiyaçlarınızı uygun fiyat avantajıyla karşılamanızı sağlıyoruz. Ofix’i ziyaret ederek ihtiyaçlarınızı karşılayabilir, alışveriş için gereksiz emek ve zaman kaybından kurtulabilirsiniz. 

Haftaya görüşmek üzere. 

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler