Bizi Takip Edin

Lifestyle

Hiking çantası nasıl hazırlanır?

Yayınlandı

tarihinde

Hiking çantası hazırlamanın püf noktaları Ofix Blog'da...

Havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte hafta sonu yapılabilecekler listemize hiking gezilerini eklemeye başladık. Günübirlik doğa yürüyüşü anlamına gelen hiking gezilerimizin güzel geçmesini istiyorsak iyi bir hazırlık yapmamız şart. Hiking çantamızı iyi bir şekilde hazırlayarak hiking gezilerimizi daha keyifli hale getirebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, hiking çantası hazırlarken nelere dikkat etmek gerektiği konusunu ele alacağız.

Hiking çantanızın hacmine doğru karar vermelisiniz.

Hiking çantanızı hazırlamaya başlamadan önce, ilk olarak ne kadar hacimde bir çantanın sizin için yeterli olacağına karar vermelisiniz. Olması gerekenden büyük bir çanta kullanırsanız, çantanızı gereksiz eşyalarla doldurma eğilimi içinde olur, gereksiz bir yük taşımak zorunda kalabilirsiniz. Olması gerekenin altında hacimde bir çanta kullanırsanız, almanız gereken eşyaların bir kısmını yer darlığı nedeniyle yanınıza alamayabilirsiniz. 

Hiking gezilerine alışkınsanız, nasıl bir çanta kullanmanız gerektiğini deneyimlerinize göre belirleyebilirsiniz. Hikinge yeni başlıyorsanız bu konuda biraz tereddüt yaşayabilirsiniz. Hiking gezileri dar bir alanı ve zaman dilimini kapsayan doğa gezileri olduğu için, geniş hacme sahip bir hiking çantası kullanmanıza gerek yok. Ortalama 15-20 litrelik bir hiking çantası ihtiyacınızı karşılamak için yeterli olabilir. Fakat, hikinge eşiniz veya çocuğunuzla birlikte çıkacaksanız ve onların da eşyalarını taşıyacaksanız, bu durumda hacmi ortalama 40 litre civarında tutabilirsiniz.

Bir günden uzun süren bir hiking turuna çıkacaksanız ve daha geniş hacimde bir hiking çantasına ihtiyaç duyuyorsanız, geniş hacimde tek bir sırt çantası almak yerine, örneğin 40 litrelik hacme sahip bir sırt çantasının yanında 20-30 litrelik hacme sahip bir başka çanta kullanarak ağırlığı paylaştırabilirsiniz. Çantanız ayrıca, kesinlikle su geçirmez olmalı. Eğer çantanızın su geçirmezlik özelliğinden şüphe ediyorsanız önemli eşyalarınız için su geçirmeyen kilitli torbalardan yararlanabilirsiniz.

Hiking çantasının olmazsa olmazları nelerdir?

Hiking çantasında bulunması gereken eşyalar mevsim koşulları ve hava şartlarıyla yakından ilişkili. Başka deyişle, bahar ve yaz aylarında yanınıza almanız gereken eşyalar ile kış aylarında yanınıza almanız gereken eşyalar farklı olabilir. Fakat mevsim koşulları ve hava şartları ne olursa olsun, hiking çantası içinde güneş siperli şapka, eldiven, birkaç çift yedek çorap (kış aylarında kayak çorabı) ve tişört, acil durum battaniyesi, ilk yardım çantası, el feneri ve yedek pil, düdük, çok amaçlı bıçak, güneş kremi, paket mendil ve varsa kullandığınız ilaçlar mutlaka olmalı.

Hiking gezinizi eğer göl kıyılarında yapacaksanız, sivrisinek ilacı ve baton kullanmayı tercih edebilirsiniz. Hiking sırasında akıllı telefonlarınızın çalışmama ihtimaline karşı bölgenin haritasını ve pusula ya da yön bulma aracınızı da yanınızda bulundurmanızda fayda var. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorsanız ve akıllı telefonunuz fotoğraf çekmek için yetersiz kalıyorsa, gelişmiş özelliklere sahip bir fotoğraf makinesi alabilirsiniz.

Hiking çantası içine koyacağınız eşyaların toplam ağırlığının 10 kg üzerine çıkmamasına dikkat etmelisiniz. Bu ağırlığın üzerindeki çantalar sırt, omuz ve bel bölgelerinde çeşitli ağrıların oluşmasına yol açabilmekte. Üstelik, gezi sırasında yorulacağınız için çantanızın ağırlığı olduğundan daha yüksek geleceğinden çantanızı gereksiz eşyalarla ağırlaştırmamanızda büyük yarar var.

Eşyalarınızı doğru şekilde yerleştirmelisiniz.

Hiking çantası içinde hacmi doğru ve verimli bir şekilde kullanırsanız, fazla geniş hacimde bir çantaya ihtiyaç duymazsınız. Çantanıza eşyalarınızı yerleştirirken, en ağır eşyalarınızı en alta, hafif ve daha sık kullanacağınızı düşündüğünüz eşyalarınızı ise orta ve üst kısımlara yerleştirmelisiniz. Hiking çantası içinde ağırlığın dengede kalmasını sağlamak için çantanızın her iki tarafında da su taşıma yeri olması ve bu kısımlarda taşıyacağınız içeceklerin aynı hacimde olmasına dikkat etmelisiniz. Eşyaların ağırlığını dengelerseniz, çantanızı daha kolay taşıyabilirsiniz.

Çantanıza koyduğunuz eşyaların gezi sırasında hareket etmesi, ağırlık merkezinizin kaymasına yol açacağı için çeşitli riskleri beraberinde getirecektir. Dengeyi sağlayamamanız durumunda, gezi sırasında düşme ve yaralanmalara maruz kalabilirsiniz. Böyle bir durumla karşılaşmamak için yedek çorap ve tişört gibi eşyalarınızı çantanız içinde hareketi önleyecek şekilde aralara sıkıştırmalısınız. Tüm eşyalarınızı yerleştirdikten sonra çantanızın sıkıştırma perlonlarını iyice sıkmalısınız.

Hiking için ilk yardım çantasının içinde neler bulunmalı?

Hiking geziniz için seçtiğiniz parkur üzerinde bazı kaza ve yaralanma riskleri bulunabilir. Bu gibi durumlara hazırlıklı olmak için ilk yardım çantanızda bazı eşyaları bulundurmanızda yarar var. Bunlar içinde sargı bezi, hidrofil gaz steril, antiseptik solüsyon, üçgen sargı, turnike, yara bandı, çengelli iğne, küçük bir makas ve tıbbi eldiven mutlaka olmalı.

Yiyecek ve içeceklerde abartıya kaçmamalısınız.

Hiking geziniz sırasında yanınıza mutlaka su almalısınız. Kişi başı 1 litre kadar su almanız yeterli olacaktır. Eğer yolunuzun üzerinde su kaynağı varsa yanınızda fazla su taşımanıza gerek yok. Hiking geziniz sırasında ağır ve fazla yiyecek tüketmekten kaçınmalı, sandviç gibi hafif yiyeceklere yönelmelisiniz. Yolunuz üzerinde yemek yiyebileceğiniz mekanlar bulunmuyorsa, her ihtimale karşı sandviç sayısını kişi başına birkaç adet fazla tutabilirsiniz.

Gezi sırasında harcayacağınız enerji miktarına bağlı olarak kan şekeriniz hızlı düşüş gösterebilir. Şekerinizi dengede tutmak için kuruyemiş ve kuru meyveler iyi bir seçim olabilir. Fakat ani düşüşlere karşı hazırlıklı olmak için yanınızda bir-iki adet çikolata veya tatlı bir şeyler bulundurabilirsiniz. Bununla birlikte, bu gibi atıştırmalıklar konusunda abartıya kaçmamanızı tavsiye ederiz.

Editörün Tavsiyesi: Eagle İY068 İlk Yardım Seti

Hiking sırasında oluşabilecek kaza ve yaralanmalara karşı önlem amacıyla yanınızda ilk yardım çantası bulundurmanız çok önemli. Bu konuda Eagle İY068 İlk Yardım Seti iyi bir seçim olabilir. 90 parçadan oluşan bu setin içindeki malzemeleri öğrenmek ve seti sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler