Bizi Takip Edin

Lifestyle

Amiral battı nasıl oynanır?

Yayınlandı

tarihinde

Amiral battı nasıl oynanır diye merak ediyorsanız cevabı Ofix Blog'da...

Korona döneminde evde geçirilen sürenin artması, evde keyifli vakit geçirmek için oynanabilecek oyunlara ilgiyi arttırdı. Evde kolayca oynanabilecek oyunlardan biri olan amiral battı oyunu, hemen her yaştan oyuncunun keyifle oynayabileceği bir oyun. Amiral battı oynamak için oyun tahtası ve oyun taşları kullanılabilir. Fakat basit bir kareli kağıt ve kalem de bu oyunu oynamak için yeterli. Oyunun son derece kolay ve eğlenceli olmasının yanı sıra, eğitici yönü de yüksek. Zeka ve strateji oyunları arasında en popüler oyunlardan biri olan amiral battı, günümüzde okullarda zeka oyunları dersinde sıkça oynanmakta. MEB oyunları içinde yer alan bu oyun için okullarda amiral battı yarışması ve turnuvası bile düzenlenmekte. Ofix Blog’da bugünkü yazımızda, amiral battı oyunu hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Amiral battı nedir?

Amiral battı oyunu, en az 2 kişiyle oynanan bir zeka ve strateji oyunudur. Batı dillerinde İngilizce Battleship War ismiyle anılan bu oyun, belirli kurallar çerçevesinde yapılan tahminlere dayalı olarak ilerlemekte. Ülkemizde oldukça sevilen ve okullarda bile oynanan bu oyun, tarafların tahmin ve strateji yeteneklerini geliştiriyor. Amiral battı zeka oyunu aynı zamanda da kişilerin birlikte keyifli vakit geçirmelerini sağlıyor. Evde veya ofiste amiral battı oyunu ile hem keyifli vakit geçirebilir, hem de tahmin ve strateji yeteneklerinizi geliştirebilirsiniz. Amiral battı çalışma kağıdı ile stratejik düşünme ve tahmin yetilerinizi geliştirebilirsiniz.

Amiral battı oyunu ne zaman ortaya çıktı?

Amiral battı oyununun tarihçesi hakkında farklı kaynaklarda farklı bilgilere rastlamaktayız. Bu farklılığın nedeni, bu oyuna benzer oyunların farklı toplumlarda öteden beri oynanmakta olmasıdır. Bununla birlikte, amiral battı oyunu tarihçesi hakkında genel kabul şu şekilde. Amiral battı oyununun kökeni I. Dünya Savaşı sırasında Fransız askerleri arasında oynanan L’Attaque (saldırı) oyunudur. Bu dönemde Fransız askerlerinin boş zamanlarında keyifli vakit geçirmek için L’Attaque oyununu geliştirdikleri düşünülmekte. Bu oyunun atası sayılan L’Attaque oyununu Fransız askerleri, herhangi bir oyun tahtası veya oyun taşlarıyla değil, kağıt ve kalem ile oynuyordu.

L‘Attaque oyunu I. Dünya Savaşı döneminde Fransız askerlerinden sonra ilk olarak Rus askerleri arasında oynanmaya başlandı. Oyunun Rus askerleri arasında oynanma şekli, Fransızların oynama şeklinden farklılaşmaya başladı. Bu farklılaşmanın nedenleri arasında, dünyaca ünlü oyun şirketi Horsman tarafından geliştirilen Basilinda oyununun etkili olduğu düşünülüyor. 1890 yılında lansmanı yapılan Basilinda oyunu, 20. yüzyılın başlarında pek çok ülkede oynanan en popüler masa oyunları arasında yer almaktaydı. Amiral battı kağıt oyunu olarak Rusya dahil pek çok ülkede çok kısa sürede benimsendi ve farklı şekillerde oynanmaya başlandı.

Amiral battı oyununun bugünkü şeklini almasında, oyunun ticari sürümünün yapılması önemli bir rol üstlendi. Amiral battı oyununu ilk olarak Salvo Starex şirketi bir ürün haline getirerek 1931 yılında ABD’de piyasaya sundu. 1967 yılında Milton Bradley firması, bu oyunu plastik bir masa oyunu haline getirdi. Aradan geçen yıllar içinde amiral battı yapımı için farklı materyaller kullanıldı. Günümüzde pek çok marka bu oyun için amiral battı tahtası ve amiral battı şablonu üretse de tıpkı ilk versiyonunda olduğu gibi, kağıt ve kalem ile oynama şekli oldukça yaygın. Oyunun elektronik versiyonları, video oyunları ve akıllı cihazlar için uygulamaları da oldukça yaygın. İnternet aramalarında online oyunlar ve online masa oyunları aramalarında amiral battı online aramaları oldukça geniş bir yer tutuyor.

Amiral battı oyununa nasıl başlanır?

Amiral battı oynamak için online veya dijital kanalları ya da oyun kutusu kullanmak istemiyorsanız, bir miktar kağıt ve kalem kullanarak oyun alanınızı hazırlayabilirsiniz. Kullanacağınız kağıdın kareli olması, oyun alanının hazırlanmasında pratiklik kazandırır. 2 adet kareli defter kağıdı ve tükenmez kalem kullanarak oyun alanı hazırlayabilirsiniz.

Amiral battı oyunu en az 2 kişiyle oynanmakta. Fakat tercihen 3 ve daha fazla kişiyle de oynanabilmekte. Oyunun başlangıcında her oyuncu, kullanacakları kağıtlara 10×10 şeklinde toplamda 100 karelik 2 adet oyun alanı veya ızgara hazırlar. Bu oyunun bazı oynama şekillerinde ızgaralar 20×20 şeklinde 400 karelik bir alana da yayılabilmekte. Bu ölçü 2’den fazla oyuncu sayısı için tercih edilebilir. Fakat 2 kişilik amiral battı oynamak için 10×10 karelik ızgaralar daha uygun. Amiral battı çizelgesi içinde kare sayısı arttıkça oyunun zorluk derecesi artmakta. İnternet aramalarında üst sıralarda yer alan amiral battı oyna tek kişilik aramasında da kullanıcılar genellikle 10×10 karelik ızgaraları tercih ediyor.

Amiral battı nasıl çizilir?

Amiral battı oyununda ızgaralardaki her sütun bir harfle, her satır bir rakamla ifade edilir. Izgaradaki sütunlar A, B, C, D, E, F, G, H, I ve İ harfleriyle adlandırılır. Satırlar ise 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 sayılarıyla adlandırılır. Amiral battı 2 kişilik oynama şeklinde, her oyuncunun 2 ızgarası olacağı için toplam 4 ızgara hazırlanır. Oyuncular ilk ızgarayı gemileri için, ikinci ızgarayı ise atışları kaydetmek ve tahmin yapmak için kullanır. Amiral battı oyununa başlarken her oyuncu, gemilerini ilk ızgara üzerine belirli kurallar çerçevesinde ve diğer oyunculardan gizleyerek yerleştirir. Oyunda her gemi, ızgara üzerinde yatay veya dikey olarak belirlenmiş ardışık birkaç kare üzerinde yer alır. Bu karelerin sayısı, gemi türlerine göre değişmektedir.

Amiral battı oyununda gemiler nasıl yerleştirilir?

Amiral battı oyununda gemiler, büyüklüklerine göre belirli sayıda kareye yatay veya dikey olarak yerleştirilebilir. Çapraz yerleştirmeler kural dışıdır. Izgaradaki bir kare, ancak bir gemi tarafından kullanılabilir. Aynı kare üzerinde birden fazla gemi bulunamaz. Oyunda kullanılan gemilerin türleri ve kapladıkları kare sayısı şu şekildedir:

1 adet amiral gemisi, 4 kare
2 adet kruvazör, 3 kare
3 adet muhrip, 2 kare
4 adet denizaltı, 1 kare

Amiral battı oyununda her oyuncunun, toplam 10 adet gemisi vardır. Bu gemiler toplamda 20 karelik bir alanı kaplar. Başka deyişle bu oyun, 10 gemilik donanmayla yapılan bir deniz savaşı oyunudur. Amiral battı tek kişilik oynama seçenekleri, online veya dijital kanallarda tercih edilmekte. Bilgisayarda amiral battı oynamak isterseniz, oyunun bazı versiyonlarında gemilerinizi kendiniz yerleştirebiliyorsunuz. Bazı versiyonlarda ise gemiler bilgisayar tarafından otomatik olarak yerleştiriliyor. Oyunun ilerlemesi ise yapılan atışlarla gerçekleşiyor. Tüm gemileri batan taraf oyunu kaybediyor.

Amiral battı oyunu nasıl ilerler?

Amiral battı oyununda her oyuncu, rakip tarafın gemilerini batırmak üzere 3 atışlık tahminlerde bulunur. Oyuncu örneğin 7C, 5E, 4G ya da 7’nin C’si, 5’in E’si, 4’ün G’si diyerek 3 atış yapabilir. Bu atışlar eğer rakip tarafın gemilerinin bulunduğu karelere isabet ederse atış başarılı sayılır. Her atışın ardından rakip taraf, gemilerinin ateş alıp almadığını karşı tarafa “Bir denizaltı battı”, “Amiral yara aldı” vb. cümlelerle bildirir. Bir geminin batması için, bulunduğu tüm karelerin isabet alması gerekir. Dolayısıyla, denizaltı tek karelik alanı kapladığı için isabetli bir atışla batar. Diğer gemilerin isabet alması ise “yara aldı” ifadesiyle dile getirilir.

3 atış tamamlandıktan sonra, sıra rakip oyuncuya geçer. Oyunda ilk atışı hangi tarafın yapacağına uzlaşı yoluyla veya kurayla karar verilebilir. Oyunun ilerlemesi, rakip tarafın tüm gemileri batıncaya, yani gemilerin bulunduğu tüm kareler (toplam 20 kare) isabet alıncaya kadar devam eder. Her atışın ardından oyuncu, yaptığı tahminleri veya atışları izleme ızgarasına kaydeder. Ve rakip oyuncunun gemilerinin bulunduğu karelerin yerini tespit etmeye çalışır. Atışlar devam ettikçe oyuncular, izleme ızgarasında rakip oyuncunun gemilerinin koordinatlarını daha kolay tahmin etmeye başlar.

Oyunda yapılan her atış, isabetli olsa da olmasa da rakip oyuncunun gemilerinin koordinatlarını tespit etmeyi sağlar. Rakip tarafın gemilerini batıran oyuncu oyunu kazanmış sayılır. Her iki oyuncunun tüm gemileri eğer tur sonunda batarsa, oyun berabere de sonuçlanabilir.

Amiral battı oyununun faydaları nelerdir?

Amiral battı oyunu, zeka ve strateji oyunları arasında özel bir öneme sahip. Oyunun hem kendisinin, hem de kurallarının basit olması, öğrenilmesini ve oynanmasını keyifli hale getiriyor. Hemen her yaştan kullanıcının keyifle oynayabileceği bu oyun, başarıya ulaşmak için yalnızca şansın değil, aynı zamanda stratejik düşüncenin gerekli olduğunu apaçık şekilde gösteriyor. Atışlar sırasında yapılan her tahmin, bir sonraki atış için en güçlü ipucu olarak kullanılıyor. Oyun ilerledikçe oyuncular, en doğru tahminleri yapmak konusunda yeteneklerini geliştirme fırsatı yakalıyor.

İster iş hayatı olsun, isterse günlük hayat, başarıya ulaşmada şansın etkisi çok azdır. Şans size belli fırsatlar sunar. Sizi başarıya götürecek esas unsur, hedeflerinize ulaşmak için geliştireceğiniz stratejiler ve doğru tahminlerdir. Evde veya ofiste bu oyunu oynayarak stratejik analiz yeteneğinizi geliştirebilir, sevdiklerinizle keyifli vakit geçirebilirsiniz. Çocuklarla aktivite için de birlikte amiral battı oynamayı tercih edebilirsiniz. 2 kişilik masa oyunları içinde bu oyunu ilk tercihleriniz arasında değerlendirebilirsiniz. Veya çocuğunuz için eğitici bir zeka oyunu arıyorsanız, bu oyun iyi bir seçim olabilir. Korona döneminde yapılan internet aramalarında EBA amiral battı oyunu oyna araması geniş yer tutuyor.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Serkan Gür

    11 Temmuz 2020 saat 18:33

    eyvallah .

  2. Adwoox

    7 Şubat 2021 saat 19:20

    Eskiden ne oynardık…

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler