Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ayni Yardım Nedir? Yapılan Bu Yardımlar Vergiden Nasıl Düşülür?

Yayınlandı

tarihinde

Ayni Yardım Nedir? Yapılan Bu Yardımlar Vergiden Nasıl Düşülür?

Toplumsal birlik ve beraberliğin içten bir şekilde hissedildiği Ramazan ayında özellikle geçtiğimiz ay yaşadığımız deprem felaketi ile ayni yardım birçok işverenin tercih ettiği bir yardım türü oldu. Ama bu yardım, sadece Ramazan ayına ya da felaket zamanlarına özel değil. Kurum içi birlik ve beraberliği pekiştirdiği gibi özel günler, bayramlar ve yılbaşlarında da yapılabilir.

Ayni yardım gerek toplumsal gerek kurum içi yardımlaşmayı ve birliği pekiştirir. Ayrıca işverenler için çeşitli avantajlara da sahiptir. Bu içeriğimizde işverenler için ayni yardımın ne olduğundan, çeşitlerinden, sağladığı avantajlar ve ayni yardım bordrolaştırma sürecinden bahsedeceğiz.

Ayni Yardım Nedir?

Ayni yardım, kavram olarak “doğrudan parasal olmayan bunun yerine hizmet, ürün şeklinde sağlanan yardım” çeşididir. İşverenler özel günlerde, yılbaşında, bayramda çalışanlarına ve ihtiyaç sahiplerine bu yardımı yapabilirler. Doğrudan para içermeyen giysi, erzak yardımı şeklinde sunulan yardımları kapsar. Ramazan ayında işverenlerin çalışanlarına ya da ihtiyaç sahiplerine dağıttığı Ramazan kumanyaları bu yardım türüne dahildir.

Günümüzde çalışan memnuniyeti ve sadakati gibi konularda kurum kültürünü olumlu yönde etkileyen geniş kapsamlı bir yardım çeşididir. Çalışan motivasyonunu arttırır; çalışanların kuruma karşı olumlu duygular beslemesini ve kurumu benimsemesini sağlar. Eğer işyerinizde kurum aidiyeti konusunda “insan odaklı” çalışmalar yapmak istiyorsanız, ayni yardımlar ile çalışanlarınıza destek olmaya çalıştığınızı onlara hissettirebilirsiniz. Bu tarz ince davranışlar, çalışanlardan büyük oranda olumlu geri dönüşler alır. Kurumun çalışanlar tarafından sevilen bir yer olmasına yardımcı olur.

Ayni Yardım Nedir? Yapılan Bu Yardımlar Vergiden Nasıl Düşülür?

Ayni Yardım Çeşitleri Nelerdir?

İlk olarak parasal bir yardım içermediğini belirtmeliyiz. Bu yardımlar temelde mal ya da hizmet ile yapılmaktadır. Verilme zamanına ve sebeplerine göre farklı isimler alsa da kapsamı aynıdır. İşyerleri tarafından çalışanlarına ve ihtiyaç sahiplerine yapılabilen ayni yardımlar 3 kategoride sınıflandırılabilir:

Ramazan Yardımı: İşyerleri ve işverenler tarafından gerek çalışanlara ve ailelerine gerek ihtiyaç sahiplerine en sık yapılan yardım türüdür. Ramazan paketleri ile içerisinde çeşitli gıda maddelerinin bulunduğu kolileri dağıtabilirsiniz. Satış sitemiz Ofix’te yer alan farklı büyüklükteki Ramazan kolilerini inceleyebilir ve güvenli bir şekilde satın alabilirsiniz.

Erzak Yardımı: Yardım kolisi, gıda yardımı gibi isimlerle anılan erzak yardımı bayramlarda ya da tatillerde yapılabilir. İçeriği Ramazan kumanyaları ile aynıdır.

Giysi Yardımı: İşverenlerin çalışanları ve ihtiyaç sahipleri için en çok sunduğu yardımlardan birisi giyim üzerinedir. Kıyafet, ayakkabı, kaban yardımları şeklinde yapabilrisiniz. Mevsim dönümlerinde, özel günlerde yapabilirsiniz.

Ayni yardımlar temelde bu şekildedir. Elbette kurum kültürüne ve çalışanlarla kurmak istediğiniz iletişime göre yapacağınız yardımı çeşitlendirebilirsiniz. Çalışanlarınızı motivasyon amacıyla çeşitli kurslara göndermek, etkinlik biletleri vermek de bu yardım kapsamındadır. Yılın belli zamanları, bayramlar, özel günler ya da yorucu projeler sonrasında çalışanlarınızın kendilerini iyi hissetmeleri için bu tür yardımlar sunabilirsiniz.

Ayni Yardım Nedir? Yapılan Bu Yardımlar Vergiden Nasıl Düşülür?

Ayni Yardım Bordro Süreci

Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. Maddesi’nde “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” şeklinde açıklanan ayni yardım, bordroya işlenerek vergilendirilir. Bu yardımların maliyet bedellerinin tamamını beyan ederek gelirden indirebilirsiniz.

Hangi Ayni Yardımlar Gelir Vergisinden Muaftır?

  • Personelin ulaşımı için sunulan servis hizmeti
  • İşyeri içinde verilen yemek
  • Yemek çeki ve yemek kartları
  • 100 metrekareye kadar olan lojman kirası ve elektrik, su giderleri
  • Personele işyerlerinde giymek üzere verilen ve işten ayrıldığında geri alınan iş giysileri
  • Yıllık asgari ücret tutarını aşmayan sağlık sigortası ve bireysel emeklilik katkı payları

Ayni Yardımın İşyerleri için Avantajları Nelerdir?

Birlik ve beraberliği destekleyici etkisi ile insanlar arasındaki iletişimi iyileştirir. Bir yardım olmasının yanı sıra işverenlerin çalışanlarına verdiği bir hediye mahiyetindedir. Dolayısıyla mavi yaka ya da beyaz yakalıların motivasyonunu arttırıcı etkisi vardır. Kurum kültürünü olumlu anlamda etkiler ve kurum aidiyetinin oluşmasına yardımcı olur. İşyerlerinin çalışanlarına değer verdiğini ve onları önemsediğini göstermesinin bir yoludur. Böylelikle kurum ve yönetim arasında olumlu duygular gelişir. Çalışanlar, işyerlerini daha çok seveler. Elbette bu da motivasyonu ve dolayısıyla işletme verimini artırıcı etki gösterir.

Siz de bu Ramazan ayı içerisinde çalışanlarınızı motive etmek istiyorsanız satış sitemizde Ofix üzerinden sizlere sunduğumuz Ramazan kumanyası paketlerimize göz atabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler