Bizi Takip Edin

Lifestyle

Davlumbaz nasıl temizlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Davlumbaz temizliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Koronavirüs salgınından sonra temizlik işlerine ilgi arttı. Evlerde ve ofislerde en fazla kullanılan alanların başında mutfak geliyor. Ocağın fazla kullanıldığı, hele bir de kızartma ve benzeri yemeklerin pişirildiği mutfaklarda davlumbaz daha sık kirleniyor. Davlumbaz temizliğinin püf noktalarını bilirsek, hem temizlik işlerimizi daha kısa sürede tamamlar, hem de mutfakta hijyeni daha etkin bir şekilde sağlayabiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, davlumbaz temizliği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Davlumbaz temizliği için gereken malzemeler nelerdir?

Temizliğe başlamadan önce, kullanmanız gereken malzemeleri doğru bir şekilde seçmelisiniz. Davlumbaz türünüze uygun olmayan temizleyiciler kullanırsanız temizlik sırasında yüzeye zarar verebilirsiniz. Davlumbaz temizliği için genellikle bulaşık deterjanı, bulaşık süngeri ve temizlik bezi kullanılır. Bununla birlikte, davlumbazınızı temizlemeden önce kullanım kılavuzundaki temizlik bölümünü okumanızda yarar var. Davlumbaz temizliğinde hangi malzemeleri kullanabileceğinizi bu kısımda bulabilirsiniz.

Eğer inox davlumbaz kullanıyorsanız, temizlik için inox temizleyicilerden başka bir ürün kullanmamalısınız. Ayrıca, inox temizleyicileri yüzeye uyguladıktan sonra mikrofiber temizlik bezlerini tercih etmeli, bulaşık süngerinin sert kısmını kullanmaktan bile kaçınmalısınız. Aksi durumda, davlumbaz yüzeyinde istenmeyen görüntülerin oluşmasına yol açabilirsiniz. Kullanacağınız ürünler aşındırıcı olmamalı ve yüzeye zarar vermemeli.

Davlumbaz temizliği nasıl yapılır?

Davlumbaz temizliği için gerekli malzemeleri hazırladıktan sonra, davlumbazınızı temizlemeye filtrelerden başlamalısınız. Davlumbazlarda genellikle metal filtre kullanılır ve bunlar temizlenerek tekrar kullanılabilir. Davlumbazınızda eğer karbon filtre kullanılmışsa, temizlik sırasında bunu yenisiyle değiştirmelisiniz. Metal filtrenin üzerinde yağ birikmişse, yağ çözücü kullanarak etkin bir temizlik sağlayabilirsiniz. Yağ çözücüyü filtrenin üzerine uyguladıktan sonra, temizlik süngerinin sert kısmı veya temizlik fırçasıyla tüm yağ lekelerinin temizlenmesini sağlamalısınız. Kirlerin yumuşaması için dilerseniz, filtrenizi ılık suda bulaşık deterjanının içinde bir süre bekletebilirsiniz. Bu sayede filtreniz daha kolay temizlenecektir.

Davlumbazınızın filtresini temizledikten sonra iç kısmını temizlemelisiniz. Nitekim davlumbazın iç kısmında filtrelere oranla daha zorlu yağ lekeleri birikebilir. Üstelik, bu lekeleri temizlemek de oldukça güç ve tehlikeli olabilir. Tehlikeleri azaltmak için davlumbazınızın fişini çektiğinizden veya elektrik akımını kestiğinizden emin olmalısınız. İç kısımdaki yağ lekelerini temizlemek için yağ çözücü kullanabilirsiniz. Bu kısımda iyi bir temizlik sağlarsanız, cihazınızı daha verimli hale getirebilir ve enerji sarfiyatınızda tasarruf sağlayabilirsiniz. Bu kısmı iyi temizlemezseniz ve yağlar birikirse cihazınızın enerji sarfiyatı artacağı gibi yangına yol açma riski de oluşabilir.

Davlumbazınızın iç kısmını temizledikten sonra dış yüzeyini temizlemelisiniz. Dış yüzey temizliğinde davlumbazınızın türüne uygun bir temizleyici kullanmalısınız. Bulaşık süngeri veya temizlik bezi üzerine uygun tür ve miktarda deterjan uyguladıktan sonra davlumbazın dış yüzeyinde kirlerin üzerinden önce hafifçe geçerek deterjanın yüzeye temas etmesini sağlamalısınız. Birkaç dakika bekledikten sonra yüzeye tekrar deterjanlı bez veya sünger uyguladığınızda dış yüzeydeki kirleri kolayca temizleyebilirsiniz. Yüzeyde temizliği sağladıktan sonra, iyi sıkılmış bir bezle köpüğü almalı ve hiçbir deterjan kalıntısı bırakmamalısınız.

Doğal yöntemlerle davlumbaz filtresi nasıl temizlenir?

Davlumbazınızın filtresini deterjan veya yağ çözücü kullanarak değil de doğal yöntemlerle temizlemek isterseniz sıcak su, beyaz sirke ve karbonat kullanabilirsiniz. Filtrenizi temizleyeceğiniz bulaşık leğenin içine sıcak su, yarım çay bardağı beyaz sirke ve bir tatlı kaşığı karbonat koyabilirsiniz. Fakat karbonatı eklerken dikkatli olmalısınız. Sıcak suya karbonatı birden dökerseniz suda köpürmeler oluşur. Davlumbazınızın filtresini bulaşık leğeninin içinde 10 dakika kadar beklettikten sonra bulaşık süngeri veya fırçasıyla hafifçe ovduğunuzda filtreniz ışıl ışıl parlayacaktır. Ve tabii, filtreyi suya yerleştirirken ve ovarken bulaşık eldiveni kullanmayı ihmal etmemelisiniz.

Davlumbaz temizliği hangi sıklıkla yapılmalı?

Davlumbazınızı temiz tutmaya özen göstermeli, temizlemek için belli bir sürenin geçmesini beklememelisiniz. Ocağın fazla kullanıldığı, kızartma ve benzeri yemeklerin pişirildiği mutfaklarda davlumbaz daha sık kirlenir. Mutfak temizliği konusunda gösterdiğiniz özeni ocak temizliği ve davlumbaz temizliği için de gösterirseniz, mutfakta hijyen konusunda daha başarılı olabilirsiniz. Davlumbazınızın günlük temizliğini ihmal ediyorsanız, ayda 1 kez temizlemeye dikkat etmeli, filtre ve iç yüzeyinin yanı sıra dış yüzeyinde de yağ lekesi bırakmamalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler