Bizi Takip Edin

Lifestyle

Bulaşık makinesinde tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Tasarruf yapabileceğimiz tüm kalemlerde alacağımız önlemler ofis ve ev bütçemize önemli bir katkı sağlayabilir. Fazla kişinin yaşadığı evlerde ve çok çalışana sahip ofislerde bulaşık makineleri elektrik, su ve deterjan sarfiyatıyla bütçe üzerinde önemli bir paya sahip. Her şeyin fiyatının hızla arttığı bu zaman diliminde bulaşık makinesinde elektrik, su ve deterjan sarfiyatını azaltacak önlemler sanırım herkesin çok işine yarayacaktır.

Elde yıkama yapmayın.

Bulaşıkların makinede iyi temizlenmeyeceğine inanmak büyüklerimizden kalan eski bir alışkanlık. Tıpkı çamaşır makinesinde yıkanan çamaşırları temiz bulmamak gibi bir durum bu. Eskiden her iş elle yapılıyordu. Çamaşır ve bulaşık makineleri yaygın değildi. Üstelik o yıllarda şimdiki teknolojiler de yoktu. Günümüzde bu makinelerin farklı yıkama tercihlerine göre değişen birçok özelliği mevcut. Ancak yine de makinede yapılan yıkama işleri elle yapılan yıkamadan hiçbir zaman daha geri değildi. Bulaşık makineniz eğer gerçekten de iyi yıkamıyorsa ya makinenizde, ya da kullanım şeklinizde bir sorun var demektir. Örneğin bulaşıkları doğru yerleştirmezseniz makineniz iyi yıkamayabilir. Ama bunun çözümü elde yıkama yapmak değildir. Eğer içinize sinmiyorsa bulaşıkları makineye koymadan önce bulaşık süngeri ile biraz sudan geçirebilirsiniz. Ancak iyi bir bulaşık makineniz varsa elde yıkamanıza gerçekten de gerek yok. 

Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri içinde ilk sıraya koyduğum elde yıkama yapmama konusu özellikle su faturanızı yakından ilgilendiren bir önlemdir sevgili arkadaşlar. Bulaşık makinesi su tasarrufu konusunda harika çözümler sunan bir icat. Aslına bakarsanız Josephine Cochrane bulaşık makinesini icat ederken su tasarrufu yapmak gibi bir şey düşünmemişti. Hatta kendisi hayatı boyunca hiç bulaşık bile yıkamamıştı. Vaktini partilerde geçiren bu hanımefendi, hizmetçilerinin bulaşık yıkarken kırdığı tabaklar nedeniyle her defasında yeni bir yemek takımı almak zorunda kalıyordu. Sonunda duruma isyan etti. Ailesinin mühendislik alanındaki deneyimlerinden de yararlanarak kalktı ve bulaşık makinesini icat etti. İyi de yapmış hani, ellerine sağlık! Bu icatla sadece hizmetçilerini değil, aslında tüm insanlığı elde yıkama yapma zahmetinden kurtardı. Bu hanımefendinin kıymetini iyi bilelim sevgili arkadaşlar. Bulaşık makinesinde tasarruf için pek çok imkan mevcut. Bunların başında da su tasarrufu geliyor. Bulaşık makinesine bulaşıklarınızı düzgün şekilde yerleştirirseniz gerçekten de elde yıkama yapmanız gerek yok. 

Makinenizi tam olarak doldurmadan çalıştırmayın.

Gayet doğaldır ki bulaşıkları yıkamadan önce makinede biriktirmek gerekir. Evinize misafir gelse, olur da mutfağa girse, su içse, bardağı makineye koymak isterken makinedeki kirli bulaşıklarla karşılaşsa ne olur? Hiçbir şey olmaz! Misafir gelmeden önce makineniz tam dolmamışsa bulaşıkları yıkamanıza gerek yok. Bekleyin, tam olarak dolsun, dolduktan sonra çalıştırırsınız. Misafirinizi boş bir bulaşık makinesiyle karşılamak zorunda değilsiniz. Benzeri durumlarda da yine kendinizi kötü hissetmenize lüzum yok. Makineniz tam dolmadan yapacağınız yıkama işlemi elektrik, su ve deterjan sarfiyatını arttırır. Hatta misafirinize mahcup olmamak adına işi abartıp ön yıkama yaparsanız, makineyi yüksek sıcaklıkta çalıştırırsanız israfın boyutu artar. Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri içinde bu gibi takıntılardan kurtulmanızı tavsiye ederim. 

Bulaşık makinesi bir yıkamada kaç litre su harcar, biliyor musunuz? Yaklaşık 12-15 litre su harcar. Elde yıkama yapmanız durumunda su sarfiyatı 120 litre ve üzerine çıkabilir. Gördüğünüz gibi arada yaklaşık 10 katlık bir fark mevcut. Ancak bu durum sizi yanıltmasın. Yani makineniz az doluyken yapacağınız yıkama işlemi elbette elde yıkamaya göre daha az su harcar. Fakat unuttuğunuz önemli bir şey var. Başta ne demiştim? Tasarruf konusunda alacağımız önlemler bir bütündür. Birini yapıp diğerini yapmadığımızda alacağımız sonuçlar yetersiz kalır. Makineniz az doluyken yıkama yaparsanız elde yıkamaya göre az su harcasanız da elektrik ve deterjan sarfiyatınız artar. İşte arkadaşlar, tasarruf konusuna bütünsellikle yaklaşmanın önemi burada net bir şekilde ortaya çıkıyor. Evde tasarruf yolları bir bakıma çok kolaydır. Fakat bunlar çoğu zaman gözden kaçar. Tasarruflu olmanın yolları hem bilgi, hem de bilinç konusudur. Ve bilinçli olmak, bilgili olmaktan çoğu zaman daha önemlidir. 

Makineniz dolmadan çalıştırmanız gerekiyorsa tasarruf modunu kullanın.

Diyelim ki misafiriniz gelecek ve evde yeterince temiz tabak, bardak, çatal, kaşık yok. O zaman, yine elde yıkama yapmıyoruz. Bulaşık makinesini tasarruflu modda çalıştırıyoruz. Böylelikle su tüketimi yarı oranında düşecektir. Tabii deterjanı da buna göre ayarlıyoruz. Bulaşık makinesi tasarruf modu zannetmeyin ki temizlik için yetersizdir. Hayır arkadaşlar, tasarruf modu da bulaşıklarınızı pırıl pırıl yapar. Peki tasarruf modu sadece su tasarrufu mu sağlar? Hayır arkadaşlar, elektrik tasarrufu da sağlar. Bu oran makinenizin markasına göre değişir. Ancak ortalama yüzde 20 ile 30 arasında bir elektrik tasarrufu yapabilirsiniz. Bununla birlikte, bu kullanım şeklinin istisnai bir durum olduğunu unutmamalısınız. Yani çok zorunlu olmadıkça makinenizi dolmadan çalıştırmamayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Bu sayede evde tasarruf yöntemleri konusunda ev halkında daha güçlü bir bilinç oluşturabilirsiniz. En iyi tasarruf yöntemleri bile iyi bir rol modeli yoksa amacına ulaşamayabilir. Siz örnek olun ki diğerleri de sizi örnek alsın. 

Bulaşıklar çok kirli değilse ekonomik yıkama programını kullanın.

Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri içinde sanırım en merak edilen konu budur. Bildiğiniz gibi bulaşık makinelerinde ekonomik yıkama programlarının süresi epeyce uzun. Bu süre yaklaşık 3-4 saat arasında değişiyor. Peki diyeceksiniz, makine bu kadar uzun süre çalıştığı halde nasıl tasarruf sağlamakta? Soru güzel bir soru, evet, bu nokta gerçekten de merak uyandırıyor. Ama bu sorunun güzel de bir cevabı var. Çünkü bulaşık makinesinde enerji sarfiyatının büyük kısmı suyu ısıtmak için harcanıyor sevgili arkadaşlar. Suyu 60 dereceye getirmek için makineniz ciddi bir enerji harcar. O kadar ki, yıkama sırasında harcadığı enerjinin yaklaşık yüzde 70 ile 80’ini sadece bunun için harcar. Oysa ekonomik yıkama programında suyun sıcaklığı 30-40 derece dolayındadır. Bu da suyu ısıtmak için harcadığı enerjiden ciddi bir tasarruf sağlar. Ekonomik yıkama programında su sarfiyatı da daha azdır. Dolayısıyla, ekonomik yıkama programının diyelim ki 4 saat sürmesi enerji tasarrufu bakımından handikap oluşturmaz. 

Bulaşık makinesi kullanıcıları ekonomik yıkama programının uzun sürmesinden dolayı bunu kullanmaya genellikle pek sıcak bakmıyor sevgili arkadaşlar. Oysa bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri içinde ekonomik yıkama programı önemli avantajlar sağlar. Bununla birlikte zamanlamayı da iyi yapmanız gerekir. Eğer makinenizi doğru bir zaman diliminde çalıştırırsanız bu süre sizin için sorun olmaktan çıkar. Mesela akşam yatarken makinenizi çalıştırırsanız sabah kalktığınızda bulaşıklarınızı tertemiz bulursunuz. Üstelik evinizde 3 zamanlı tarife mevcutsa saat 22:00’den sonra yapacağınız bulaşık yıkama işleriniz enerji tasarrufu konusunda daha da avantaj sağlar. Fakat tek zamanlı tarife kullanıyorsanız makineyi saat kaçta çalıştırdığınızın önemi yok. Ancak yine de ekonomik yıkama programı normal yıkamaya göre her zaman için daha tasarrufludur. Bulaşıklarınız eğer çok kirli değilse makinenizi 50 derece ve üzerinde çalıştırmanıza gerçekten de hiç gerek yok. Hatta bana sorarsanız, çok kirli bulaşıkları da 70 derecede yıkamanıza gerek yok. Deterjanlı suda biraz bekletin, kirler çözünsün. Sonra düşük derecede yıkayabilirsiniz. 

İyi bir bulaşık makinesi deterjanı kullanın.

Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri içinde bu madde de diğerleri kadar önemlidir. Piyasada farklı markaların farklı kalitede bulaşık makinesi deterjanlarını bulabilirsiniz. Bunlar arasında kalitenin yanı sıra aynı zamanda da ciddi bir fiyat farkı vardır. Tasarruf konusunda en sık karşılaştığım hatalardan biri, ucuz ürünlerin tasarrufa daha fazla katkı sağlayacağı düşüncesidir. Oysa sevgili arkadaşlar, makinenizde kalitesiz bir bulaşık makinesi deterjanı kullanırsanız bir taraftan bulaşık temizliği içinize sinmez. Bir taraftan da daha fazla kaynak harcamış olursunuz. Çünkü bulaşıkları tekrar yıkamak zorunda kalırsınız. Diğer taraftan, bir ürünün fiyatının düşük olması da kalitesiz olduğunu göstermez. Bu konuda en güzeli, kaliteli markaların ürünlerini uygun fiyat avantajıyla satın almaktır. Bu noktada online kanallar perakende satışa göre daha avantajlıdır. Çünkü online kanallarda fiyatları yaklaşık yüzde 10 ile 20 arasında daha düşük bulabilirsiniz. Hele bir de güzel bir kampanyaya rastlamışsanız, bulaşık makinesi deterjanı harcamalarınızda ciddi bir avantaj elde edebilirsiniz. 

Bulaşık makinesi deterjanları konusunda eskiden kalma bir alışkanlığımız var. Nedense deterjan deyince aklımıza toz deterjanlar geliyor. Bunların daha iyi temizlediğini, diğerlerinin yetersiz kaldığını düşünebiliyoruz. Oysa sevgili arkadaşlar, deterjan sanayisinde elde edilen başarılar sayesinde günümüzde artık çok daha geniş imkanlar mevcut. Yeni teknolojiler sayesinde deterjanların gücü arttığı gibi, kullanım şekilleri de kolaylaştı. Tablet deterjanlar bu kolaylıklardan sadece biri. Ayrıca sıvı deterjanlar da yine temizlik işlerimizi kolaylaştırıyor. Yoğun formülleri sayesinde tablet ve sıvı deterjanlar, ihtiyaç duyduğumuz temizlik ve hijyeni sağlıyor. Bu noktada kimsenin aklına soru işareti gelmesin. Tablet deterjanlar da toz deterjanlar kadar başarılıdır. Hatta etkili tasarruf yöntemleri bağlamında çok daha avantajlıdır. Üstelik kullanım şekilleri de daha kolaydır. Bu ürünlerin bir diğer özelliği de farklı etkileri bir arada göstermeleridir. Yani bir taraftan kirleri temizler, bir taraftan da ışıl ışıl parlamalarını sağlarlar. Tablet deterjanların yanında başka ürün kullanmanıza gerek kalmaz. 

3 zamanlı tarifeniz varsa makineyi 22:00’den sonra çalıştırın.

Elektrik faturalarına gelen son zamlardan sonra 3 zamanlı tarife konusu çok önemli hale geldi sevgili arkadaşlar. Elektrik dağıtım şirketiniz eğer böyle bir imkan sağlıyorsa bu hizmetten mutlaka yararlanın derim. Sadece bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri bağlamında değil, tüm elektrikli araçlarda da bunun etkilerini görürsünüz. Tabii saat 17:00 ile 22:00 arasında elektrik tüketiminizi azaltmanız lazım. Ancak 22:00’den sonra çok uygun bir fiyatla elektrik kullanabilirsiniz. Gerçi bu değişim için elektrik sayacınızı değiştirmeniz gerekir. Bu da elbette bir maliyet yaratacaktır. Fakat sevgili arkadaşlar, emin olun orta ve uzun vadede siz kazançlı çıkarsınız. Hele bir de bulaşık makinesini saat 22:00’den sonra ekonomik programda çalıştırırsanız gerçekten de bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri konusunda büyük avantaj elde edersiniz. Fakat siz siz olun, bu tarifede bile yine de hiçbir elektrikli cihazı gereksiz kullanmayın. Sonuçta milli servetimiz boşa gitmesin. Harcadığımız gereksiz enerji nedeniyle doğadaki karbon ayak izimiz her geçen gün maalesef artıyor. 

Bulaşık makinenizi temiz tutmaya özen gösterin.

Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri hakkında ele almak istediğim bir diğer konu da bulaşık makinesinin temizliğidir sevgili arkadaşlar. Bu konuda genel kanaat şu ki, bulaşıklar yıkanırken makinenin de nasıl olsa temizlendiğine inanılıyor. Bu kanaatin temelinde yatan yanılgı, bulaşık makinesinin sadece gözle görünen kısımlardan ibaret olduğunu zannetmektir. Oysa makinenin sepet kenarları, bıçak rafı, üst ve alt su püskürtme kolları gibi kısımlarının kirli kalması mümkündür. Özel tuz için stok kabı en fazla kirlenen kısımlardan biridir. Süzgeçler, çatal bıçak sepeti ve diğer kısımların da kirli kalması mümkündür. Sonraki yıkamalarda bu kalıntılar nedeniyle bulaşıklarınız yeterince temizlenmeyebilir. Eğer bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri bağlamında makinenizi temiz tutarsanız bu sorunlarla karşılaşmazsınız. Üstelik makinenizin performansı ve kullanım ömrü artar. Uzun süre temizliği ihmal edilen bulaşık makinelerinde ise enerji sarfiyatı arttığı gibi arıza riskleri de artar. O kadar ki, makinenizde parça değişimleri gerekebilir. Ve bu da ek maliyet demektir. 

Yeni bulaşık makinesi alacaksanız A+++ sınıfı ürünleri tercih edin.

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte elektrikli araçlarda enerji sınıflandırması önemli konulardan biri haline geldi. Günümüzde artık hemen tüm elektrikli araçlarda enerji sınıfı, tercihleri etkileyen önemli bir kriterdir sevgili arkadaşlar. Bulaşık makinesi enerji tasarrufu konusunda A+++ sınıfı ürünler diğerlerine göre çok daha avantajlıdır. Evde tükettiğimiz enerjinin büyük kısmını mutfaktaki elektrikli araçlar harcıyor. Eğer bulaşık makinenizi değiştirmeyi düşünüyorsanız, alacağınız ürünün A+++ sınıfında yer almasını da özellikle tavsiye ederim. Üstelik bu ürünler sadece elektrikten değil, sudan da tasarruf etmenizi sağlar. Diğer taraftan A+ sınıfı ürünler günümüzde artık enerji tasarrufu konusunda pek cazip görünmüyor. A++ sınıfı ürünler ise orta derecede tasarruf sağlar. Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri içinde en güzel sonuçları A+++ sınıfı ürünlerden alabilirsiniz. Bunların fiyatları diğerlerine göre bir miktar daha yüksektir. Ancak sevgili arkadaşlar, orta ve uzun vadede kazanacağınız avantajlar çok daha yüksek olacaktır. Bu ürünlerin yıllık elektrik sarfiyatı 240 kWh’ye kadar düşmekte. 

Bulaşık makinenizin doğru şekilde monte edildiğinden emin olun.

Bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri hakkında ele almak istediğim son konu, makinenin montaj şeklidir sevgili arkadaşlar. Maalesef bulaşık makinesinin yanlış montaj şekilleri enerji sarfiyatını arttırmakta. Eğer yeni taşındığınız evde ankastre bulaşık makinesi varsa montajın doğru olup olmadığını anlamanız güçtür. Ancak makine çevresinde aşırı ısınma oluşuyorsa montajın doğru yapılmamış olabileceğinden şüphe edebilirsiniz. Normal şartlar altında makine çevresinde sıcak havanın dolaşabilmesi için 5 cm’lik bir boşluk olması gerekir. Nitekim bu boşluk sayesinde makineye hava girer ve sıcak hava çıkışı gerçekleşir. Oysa montaj hataları nedeniyle makineniz ısıtma ve soğutma işlemleri için daha fazla enerji harcamak durumunda kalır. Ayrıca makinenizin kapısı serbestçe açılabilmeli. Normal şartlar altında bu konuda herhangi bir sorun yaşamazsınız. Ancak bazı inşaat veya montaj hataları nedeniyle bu konuda canınızı sıkan sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Bu gibi durumlarda yetkili servisinizle temasa geçerseniz en doğru çözümlere kolayca ulaşabilirsiniz. Makinenize ve kullanım alanınıza yapacağınız yanlış müdahaleler ciddi kayıplara yol açabilir. 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler