Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ayna nasıl temizlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Ayna temizliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Aynalar hem evlerde, hem de işyerlerinde en sık kirlenen yüzeylerden biridir. Ayna temizliğine gereken özen gösterilmediğinde yapılan temizlik işleri yeterince güzel gözükmez, temizlikle yaratılmak istenen olumlu imaj eksik kalır. Lekeli aynalar ev veya işyeri sahibinin temizliğe yeterince özen göstermediğini düşündürür. Oysa temiz ve pırıl pırıl aynalar hem olumlu bir imaj yaratır, hem de motivasyonu arttırır. Ayna temizliğinin püf noktalarını bilirsek, işlerimizi hızlı ve kolay bir şekilde tamamlayabiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ayna temizliği konusunda faydalı bilgiler paylaşacağız.

Ayna temizliği için gereken malzemeler nelerdir?

Aynanınız temiz ve pırıl pırıl görünmesi için uygulamanız gereken yöntem ve ipuçları aslında son derece basit. Her şeyden önce, temizlik için gerekli malzemeleri hazırlamalısınız. Ayna temizliği için mikrofiber bez, temizlik süngeri, temizlik eldiveni, deterjan veya cam temizleyici gerekir. Temizlik sırasında tercihen çekçek de kullanabilirsiniz. Fakat evde ayna temizliği yaparken deterjan veya cam temizleyici kullanmak istemiyorsanız, doğal yöntemlerden de yararlanabilirsiniz. Bu konuyu aşağıda ele alacağız.

Diğer taraftan, ayna ve cam temizliği için gazete kağıdı kullanımı ülkemizde oldukça sık rastlanan bir durum. Ne var ki gazete kağıtları nemi hızlı bir şekilde emse de yüzeyin kirlenmesine yol açar. Üstelik, yüzeyde sürtünmeyi arttırdığı için daha fazla toz birikmesine neden olur. Ayna ve cam gibi parlak yüzeylerin temizliğinde mikrofiber bezler her zaman için ilk tercihiniz olmalı. Çünkü bu bezler, hem yüksek bir emiş gücüne sahiptir, hem de sürtünme nedeniyle yüzeylerde toz birikmesine yol açmaz. Ve başka hiçbir pamuklu bez ya da eskimiş tişört, mikrofiber bezlerin yerini tutmaz.

Ayna temizliğine nasıl başlanır?

Gereken malzemeleri hazırladıktan sonra, temizliğine lekelerden başlamalısınız. Ayna üzerinde oluşan lekelerin türüne göre bazen basit temizleyiciler yeterli olabilirken, bazen alkollü pamuk veya daha güçlü leke çözücüler kullanmak gerekebilir. Basit lekeler, ortamda oluşan buhar, su sıçraması, diş macunu artığı ve el izleridir. Özellikle de banyo ve tuvalet aynaları bu lekelerle kolayca kirlenir. Boy aynası, salon ya da antre aynaları ve dekoratif aynalar ise ortamda oluşan toz ve diğer kirlerden dolayı kötü bir görüntü oluşturur.

Ayna yüzeyindeki basit lekeleri temizlemek için temizlik süngeri ile deterjan veya cam temizleyici ya da sirkeli su kullanabilirsiniz. Bu lekelerin üzerinden birkaç kez geçip biraz beklerseniz, kirlerin yumuşamasını sağlar ve aynanızı kolayca temizleyebilirsiniz. Daha ağır lekeler içinse özel leke çözücüler kullanmak gerekir. Bu ürünleri yüzeye nasıl uygulayacağınızı üzerindeki kullanım talimatları bölümünde bulabilirsiniz. Yine de leke çözücüleri pek sık kullanmamaya dikkat etmelisiniz. Çünkü leke çözücüler, ayna yüzeyinde aşınmalara yol açar ve aynanın estetiğine zarar verir. Özellikle de baklava ayna temizliğinde leke çözücüler yerine basit veya doğal yöntemleri kullanmaya çalışmalısınız. 

Ayna temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir?

Ayna temizliği için lekelerin üzerinden geçip biraz bekledikten sonra, mikrofiber bezinize bir miktar deterjan döküp aynanızın üzerini dairesel hareketlerle silebilirsiniz. Dilerseniz fısfıs kullanabilir, cam temizleyicinizi yüzeye püskürtebilirsiniz. Her iki durumda da aynanızın tüm yüzeylerinin temizlenmesine dikkat etmeli, yalnızca orta kısımlara odaklanmamalısınız. Ve tabii aynanızın çerçevelerini, özellikle de üst çerçevesini ihmal etmemelisiniz. Çoğu zaman yükseklik gerekçesiyle bu kısımlar atlanır. Fakat biriken kirler, ortamda sağlıksız koşulların oluşmasına yol açar ve ilerleyen zamanlarda daha zor temizlenir.

Temizliği soğuk suyla değil de ılık suyla yaparsanız kirlerin daha hızlı çözünmesini sağlayabilirsiniz. Fakat sıcak su kullanmaktan kaçınmalısınız. Çünkü sıcak su yüzeyde buğu oluşmasına yol açar ve ayna temizliğini zorlaştırır. Ayna çerçevesini temizlerken dairesel değil, doğrusal hareketler yapmalısınız. Hızlı ve sert hareketlerden kaçınmalı, hiçbir yüzeye zarar vermemelisiniz.

Aynanızın çerçevesi eğer ahşapsa, buna uygun bir temizleyici kullanmalısınız. Ahşap ve benzeri yüzeylerde alkol içeren temizleyiciler ve uygun özelliğe sahip olmayan yağ çözücüler kullanmamalısınız. Bu bağlamda varak ayna temizliğine çok dikkat etmelisiniz. Çünkü varak ayna temizliği çok zordur, çerçeveler üzerinde çok kolay bir şekilde leke oluşabilir. Yüzeyi ve çerçeveleri temizledikten sonra bezinizi yıkayarak yüzeydeki deterjanı almalısınız. Lekesiz ayna temizliği için yüzeyde kalan tüm nemi almalısınız. Bunun için kuru bir mikrofiber bez kullanmalısınız. Yüzeydeki tüm nemi almazsanız lekelenmeleri önleyemezsiniz.

Aynalardaki sararmalar nasıl temizlenir?

Salon veya antrelerde kullanılan aynalar yoğun miktarda gün ışığına maruz kaldığında sararmaya başlar. Bu tür bir sararmayı günlük ve haftalık temizlik işlemleriyle önlemek ya da gidermek çok güçtür. Aynanızın sararmaması için fazla güneş almayan bir yerde bulunmasına dikkat etmelisiniz. 

Doğal yöntemlerle ayna temizliği nasıl yapılır?

Ayna temizliği için temizlik ürünleri kullanmak istemiyorsanız, doğal yöntemlerden yararlanabilirsiniz. Temizleme suyunu hazırlamak için 1 litre suya bir kaşık sirke koyabilirsiniz. Eğer aynanız uzun zamandır temizlenmemişse, sirke miktarını bir çay bardağına kadar çıkarabilirsiniz. Sirkeli suya batıracağınız mikrofiber bezle doğal yöntemlerle kolay ayna temizliği yapabilirsiniz. Mikrofiber bezinizi sıkmak istemiyorsanız, temizleme suyunu fısfıslı bir şişeye koyarak ayna yüzeyine püskürtebilir, ardından mikrofiber bezle temizliğini sağlayabilirsiniz. Temizliğin ardından kuru bir mikrofiber bezle yüzeydeki tüm nemi almalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler