Bizi Takip Edin

Lifestyle

Bal, Limon ve Tarçın

Yayınlandı

tarihinde

Bal, limon ve tarçın hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Kış aylarında bitki çayı tüketiminde ciddi bir artış yaşanmakta. Enfeksiyonlara yakalanmamak veya enfeksiyonları daha kolay atlatmak için bitki çayları faydalı olabiliyor. Bitki çaylarını bal, limon veya tarçınla birlikte tüketmek, etkilerinin daha da artmasını sağlamakta. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde bal, limon ve tarçın hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Doğanın Mucizesi Bal

Bitkilerde bulunan meyve tomurcukları ve nektarların arılar tarafından alınarak invertaz enzimi denilen özel bir enzimle kimyasal tepkimeye sokulmasıyla oluşan bal, zengin vitamin ve mineral bileşimiyle çok faydalı bir besin. Meyve tomurcukları ve nektarı bala çeviren arıların kullandığı invertaz enzimi, sakkarozu fruktoz ve glikoza, yani basit şekere dönüştürmekte. Arı kovanlarındaki petek hücrelerinde biriken bal, fermantasyonu önleyecek şekilde arılar tarafından sağlanan özel bir havalandırma sistemi sayesinde bilinen lezzet ve kıvamına ulaşıyor.

Balın rengi, kokusu, şeker dengesi ve lezzetine ilişkin farklılıklar, toplanan nektarlardan kaynaklanmakta. Yarım kilo ham nektar toplamak için 900 bin arının gün boyunca çalışması gerekmekte. Balın besin değeri türüne göre değişse de 100 gram balda ortalama 75 gram karbonhidrat, 17 gram su, 0.4 gram protein, 47 mg potasyum, 5 mg kalsiyum, 2.4 mg C vitamini ve 1.3 mg demir olduğunu söyleyebiliriz. Bu bileşimi nedeniyle balın antibakteriyel ve antiseptik özellikleri yüksektir. Günlük düzenli bal tüketimi, zararlı mikroorganizmalara karşı vücudun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirir, yara ve kesiklere iyi gelir. Balın faydaları arasında cildi yenileme, damarları açma, görme gücünü yükseltme, karaciğeri temizleme gibi özelliklerinden de bahsetmek mümkün. Günlük düzenli bal tüketimiyle bu gibi şikayetlerinizde iyileşme sağlayabilirsiniz. 

Arılar tarafından üretilen balın yanı sıra propolis de doğanın bir mucizesi. En etkili doğal antibiyotikler içinde yer alan propolis, yalnızca nezle ve grip gibi enfeksiyonlar için değil, aynı zamanda her türlü iltihaptan kanser vakıalarına kadar pek çok hastalığa da iyi gelmekte. Bal arılarının daha çok kovanı temizlemek için kullandıkları propolis, kovanı dış etkilere, zararlı madde ve mikroorganizmalara karşı korumakta. Propolisin bileşiminde bala oranla daha yüksek miktarda demir, kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır ve B kompleks vitaminleri, flavonoid yağlar ve çeşitli aminoasitler bulunmakta. Bal ile propolis, birbirinin mükemmel birer tamamlayıcısıdır. 

Bitki Çayları ve Bal

Doğru şekilde kullanıldığında sağlık için birçok faydası olan bal, bitki çaylarının etkilerini arttırıcı bir özelliğe sahip. Bununla birlikte, balı tüketim miktarınıza dikkat etmeniz gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, 100 gram balda ortalama 75 gram karbonhidrat bulunur ve balı fazla tüketirseniz kilo almanız mümkündür. Üstelik, balın yapısı şekerden oluştuğu için ve kana hızlı karıştığı için, kan şekerini hızlı yükseltmek gibi bir etkisi vardır. Bu nedenle, kronik bir hastalığınız varsa bal tüketmeden önce hekiminize mutlaka danışmalısınız. Nitekim yanlış bal tüketimi, metabolizma üzerinde istenmeyen sonuçlar doğurabilir.  

Bazı bitki çayları, tat bakımından biraz acı olabilmekte. Örneğin, halk arasında oğul otu veya limon nanesi gibi isimlerle anılan melisa çayı güzel bir kokuya sahip olmakla birlikte tadı birçok kişiye acı gelir. Sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi yüksek olan melisa çayını 1 kaşık balla tükettiğinizde hem lezzetini, hem de etki gücünü arttırabilirsiniz. Bununla birlikte, melisa çayını rahat bir uyku için tercih ediyorsanız, bal kullanırken dikkatli olmalısınız. Çünkü bal, metabolizmayı hızlandırıcı bir etkiye sahiptir ve uykuya dalmayı zorlaştırır. Bu gibi durumlarda bal tüketmemeyi tercih edebilirsiniz. 

Enfeksiyonlardan korunmak için bal tüketmek istiyorsanız ıhlamur, yeşil çay, kuşburnu çayı veya zencefil çayının içine 1 kaşık bal katarak tüketebilirsiniz. Nitekim, grip savaşçısı içecekler arasında yer alan bu içeceklerin bileşiminde bol miktarda kersitin, astragalin, tilirozit gibi flavonoidler, klorojenik ve kafeik gibi fenolik asitler ve linalol, geraniol, farnesol gibi çok sayıda faydalı madde bulunmakta. Bu maddeler bal ile birleştiğinde, baldaki şekerle birlikte daha hızlı emilir ve etkilerini çok daha hızlı bir şekilde açığa çıkarır.

Vitamin Bahçesi Limon

C vitamini deposu olarak bilinen limon, C vitamininin yanı sıra A, B6 ve E vitamini ile folat, niasin, tiamin, riboflavin, pantotenik asit gibi vitaminler bakımından da zengindir. Limon suyunda bol miktarda eriyositrin ve hesperidin flavonoidleri bulunur. Limonun suyu kadar kabuğu da adeta bir vitamin deposudur. Limon kabuğundaki naringin flavonoidi ise başka birçok vitaminin birlikte sağlayabileceği faydaları tek başına sağlayabilecek güçtedir. Ülkemizde maalesef, limonun daha çok suyu kullanılıyor ve kabukları çöpe gidiyor. Oysa, limon kabukları iyice yıkadıktan sonra 5 dakika kadar ılık suda bekletilip içine 1 kaşık bal ve limon suyu eklenirse, mükemmel bir antibakteriyel, antiseptik ve antioksidan elde edilebilir. Bu yönüyle bal, mükemmel bir bağışıklık güçlendiricidir. 

Bitki Çayları ve Limon

Bitki çaylarına limon eklendiğinde, oluşan karışımda C vitamini oranı artar ve bitki çayının antioksidan etkisi güçlenir. Örneğin, yeşil çayla ilgili yapılan araştırmalara göre limonlu yeşil çay, sade yeşil çaya oranla 7 kat daha güçlü. Çünkü yeşil çaydaki flavonoid, kateşin, polifenol gibi maddeler limondaki C vitamini, sitrik asit, kalsiyum, bakır, magnezyum gibi maddelerle birleştiğinde çok daha etkili hale gelmekte. Özellikle mevsim geçişlerinde ve kış döneminde ister viral enfeksiyonlar olsun, isterse diğer enfeksiyonlar, bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için limonlu bitki çaylarını tercih edebilirsiniz. Bu konuda örneğin ballı limonlu zencefil iyi bir seçim olabilir.

Geleneksel tıpta ve günümüz ilaç sanayisinde zencefil hem kök, hem de toz olarak sıkça kullanılmakta. Zencefilde bol miktarda A, B6, C ve D vitamini, uçucu yağlar ve fenol bileşikler, kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum, demir, kobalamin, lif ve protein var. Bu bileşenlerden dolayı güçlü bir antioksidan olan zencefil limonla birleştiğinde çok daha etkili hale geliyor. Günlük düzenli ballı limonlu zencefil tüketerek vücudunuzdan oksitleri temizleyebilir, sindirim sisteminizi rahatlatabilirsiniz. Hazımsızlık sorunlarınızı azaltabilir, bağırsaklarınızın çalışmasını hızlandırabilir, bağırsak floranızı güçlendirecek faydalı minerallerin emilimini arttırabilirsiniz. Bal ve limonla birleştiğinde zencefilin faydaları, sade tüketim şekline oranla ciddi ölçüde artmakta. 

Kokusu ve Lezzetiyle İz Bırakan Tarçın

Türk mutfağında tarçın, sütlü tatlıların olmazsa olmazlarından biri olarak değerlendirilmekte. Örneğin muhallebi, sütlaç, tavuk göğsü, irmik tatlısı vb. tatlıların üzerine serpilen tarçın, kokusu ve lezzetiyle damaklarda iz bırakmakta. Tarçın ayrıca, meyve tüketimi sırasında da tercih edilmekte. Özellikle elmanın üzerine tarçın serpildiğinde, hem daha fazla tokluk hissi alınır, hem de sindirim sistemi üzerinde rahatlama sağlanır. A, B kompleks, C ve D vitamini ile kalsiyum, demir, magnezyum ve kobalamin bakımından zengin bir baharat olan tarçın, vücudun enfeksiyonlarla mücadelesi için de çok faydalı bir baharat.

Bitki Çayları ve Tarçın

Bitki çaylarının etkisini arttıran baharatlar arasında tarçının özel bir yeri var. En çok elma çayıyla birlikte tüketilen tarçını yeşil çay, kuşburnu çayı veya zencefil çayıyla birlikte de tüketebilirsiniz. B kompleks, C ve D vitamini bakımından zengin bir kaynak olan elma çayına tarçın kattığınızda antioksidan özelliği artar. Bu yönüyle tarçınlı elma çayı, kansere karşı daha etkin bir koruma sağlar, cilt sağlığını güçlendirir, vücut direncini yükseltir. Aynı şekilde, tarçınlı yeşil çay ve diğer meyve çayları da iyi birer antioksidandır. Bağırsaklarda yaşayan faydalı bakterilerin çoğalmasına katkı sağladığı için iyi bir probiyotik olan tarçın, bitki çaylarıyla birleştiğinde vücudun antikor üretmesi için ihtiyaç duyduğu maddelerin emilimini arttırır.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. kaan yurdagel

    25 Haziran 2020 saat 21:12

    tarçın her derde deva.. sık sık kullanıyorum ,ayrıca su lmion maydonoz tarcın 4 lüsü de bağışıklık sistemi için çok iyi tavsiye de ederim

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler