Bizi Takip Edin

Kitap

Fethiye Çolak: Kitap okumak bir kültür işidir!

Yayınlandı

tarihinde

Fethiye Çolak: Kitap okumak bir kültür işidir!

Ofix.com sitesinin online bilgi, kültür ve eğlence platformu Ofix Blog’da bugün, kitap ve yayıncılık dünyasından çok değerli bir ismi misafir ediyoruz. Eflatun Basım Dağıtım bünyesinde yer alan Efil Yayınevi, İktisat ve Toplum Dergisi, Efil Journal ve Kitapsaati Yayınları’nda bugüne kadar birbirinden önemli çalışmaları okurlarla buluşturan sayın Fethiye Çolak ile çok keyifli bir blog röportajı gerçekleştirdik. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan, kitap ve yayıncılık dünyasındaki deneyimlerini bizlerle paylaşan Fethiye Çolak’a Ofix.com ekibi olarak teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz. 

Merhaba Fethiye Hanım, öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Röportajımıza başlarken Ofix Blog okurları için bize kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

Hacettepe Üniversitesi Felsefe bölümü mezunuyum. 2005 yılından beri yayıncılık yapmaktayım. 2008 yılından itibaren Eflatun Bas. Dağ. Yay. Dan. Yat. Tic. Ltd. Şti’nde şirket Genel Müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışıyorum. Çok kısa zamanda önemli birer marka haline gelen Efil Yayınevi, İktisat ve Toplum Dergisi, Efil Journal ve Kitapsaati Yayınları olarak akademik, kültür kitapları ve dergi yayıncılığı yapmaktayız.

Koronavirüs salgını nedeniyle oldukça sıkıntılı bir dönemden geçtik. Bu süreçte evde geçirilen sürenin artmasına bağlı olarak kitaba ilginin arttığı söyleniyor. Bir yayıncı olarak bu konuda ne gibi gözlemleriniz var?

Koronavirüs salgınının olumsuz etkileri buzdağı gibi; görünmeyen kısmı görünenden daha büyük ve önümüzdeki aylar bu görünmeyen kısmı görünür hale getirecek. Bu dönemde kitaba ilginin arttığı, internet satış sitelerindeki rakamlara bakılarak söylenmekte. Ancak bana çok da doğru gelmiyor. Ya da kısmen doğru diyebilirim. Bu dönemde kitap ve dergi satışlarımızda ciddi düşüş yaşadık. Belki popüler kültür yayınları için kitap satışları arttı denebilir ama zincir kitabevleri de dâhil olmak üzere kitap ve dergi satış noktaları kapanınca internet satış sitelerindeki satış rakamlarına bakarak kitaplara ilgi arttı demek çok doğru gelmiyor bana.

“Kitap okumak bir kültür işidir!”

Sektörde kitap basım rakamları ile kitap satış rakamları arasındaki makas bir hayli geniş. Türkiye’de çok fazla kitap basılıyor, ama çok az kitap satılıyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Türkiye Yayıncılar Birliği, aylık ve yıllık bazda kitap basımına ilişkin istatistikler yayımlamaktadır. Bunlara baktığımızda kültür, çocuk ve akademik gibi alanlar dışında kalan sınava hazırlık kitaplarının basımı nedeniyle dönemsel olarak kitap basımının arttığını söylemek mümkün. Ancak ülkenin içinde bulunduğu koşullardan en çok etkilenen kitap yayıncılığı ve satışıdır. Kitap okumak bir kültür işi; bizim toplumumuzda kitap okuyarak değil de sosyal medya ya da televizyondan bilgi sahibi olmak genel geçer bir hal aldı. Y kuşağı, Z kuşağı olarak adlandırılan genç kuşaklar ise kitap okuma kültürünü tanıma imkânı bulamadıkları için onlardan kitaba ilgi duymalarını beklemek de çok hayalci bir tutum olur sanırım.

Geçtiğimiz yıllarda dövize bağlı kâğıt fiyatlarının artması kitap maliyetlerinin yükselmesine yol açtı. Bu gelişme Efil Yayınevi’ni nasıl etkiledi?

Döviz fiyatlarının artışı sadece kâğıt fiyatlarının artmasına sebep olmadı. Matbaa, kargo vs gibi aldığımız tüm hizmetlerin fiyatlarını arttırdı. Bunun sonunda bizim gibi banka, holding, siyasi parti, kurum, kuruluş, cemaat vs gibi finans desteği olmayan yayınevlerini olumsuz olarak etkiledi. Kitap satış fiyatlarında zorunlu artışlara gidildi. Bir önceki soruda sizin de bahsettiğiniz gibi kitaba ilginin az olduğu bir ülkede bu durum, kitap satışlarını olumsuz olarak etkiledi.

Efil Yayınevi ve diğer markalarınızdan yayınladığınız kitap ve dergilerin satış ve dağıtımını nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Belli başlı dağıtım şirketleri ve internet satış siteleri üzerinden yine dağıtım şirketleri aracılığı ile satış yapmaktayız. Bizim doğrudan satış yaptığımız iki yöntem bulunuyor; https://www.n11.com/magaza/efil sitesi üzerinden ve banka hesaplarımıza ödeme yapılarak satın alma. Ancak şu sıralar devam eden çalışmalar tamamlandığında web sitelerimiz üzerinden tüm ürünlerimiz banka kartı ya da kredi kartı ile satın alınabilecektir.

“Yayımlamış olduğumuz her yayın alanında çok önemli boşlukları dolduruyor.”

Yayınevlerinin varlığını sürdürebilmesi için popüler olana yönelmek gibi bir eğilimleri var. Örneğin geçtiğimiz yıl telif engelinin kalkmasıyla birlikte Sabahattin Ali’nin kitaplarını basmayan yayınevi pek kalmadı gibi. Efil Yayınevi olarak kendi çizginizi korumak için hangi konulara öncelik veriyorsunuz?

Kitapsaati Yayınları markamız altında kültür yayınlarının basımı yapılmakta olsa da; Efil Yayınevi, akademik yayınlar yapan bir yayınevidir. Bu nedenle bu marka altında popüler yayınlar yapmak gibi bir şansımız da yok isteğimiz de. Ancak Efil Yayınevi markası altında yayımlamış olduğumuz her yayın alanında çok önemli boşlukları dolduracak telif ya da çeviri yayınlardan oluşmaktadır. Bizi saygın bir yayınevi yapan da bu olsa gerek.

Günümüzde hızla ilerleyen teknoloji, kitapla kurduğumuz ilişkide bizi bazı değişimlere zorluyor. E-kitaplar ve aplikasyonlar kitap yayıncılığını sizce nasıl etkiliyor?

E-kitap uygulaması dünyada ve Türkiye’de beklendiği gibi bir gelişme göstermedi. Basılı kitap ve dergi yayıncılığı hâlâ önemini ve geçerliliğini korumaktadır. Ancak dünyada ve Türkiye’de önceden öngörülemeyen gelişmeler olmakta. Pandemi sonrası birçok alışkanlık değişecek gibi görünüyor. Bunun kitap ve dergi yayıncılığına yansıması da mutlaka olacaktır diye düşünüyorum.

“Gençlere yazmaya başlamadan önce çok okumalarını öneririm.”

Koronavirüs salgını geçinceye kadar evde vakit geçirmek isteyen beyaz yakalılar için Efil Yayınevi’nden bir okuma listesi rica etsek nasıl bir liste önerirsiniz?

Ofix Blog okurlarına özel olarak beyaz yakalılar için hazırladığımız okuma listesine buradan erişim sağlayabilirsiniz.

Son olarak, editörlük mesleğine uzun yıllarını vermiş bir meslek büyüğümüz olarak kendi kitaplarını bastırmak isteyen genç yazarlara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Roman, öykü, şiir, deneme, gezi vs gibi alanlarda kitap yayımlamak için çok sayıda başvuru almaktayız. Ancak bunların çoğu çok amatörce, yazma istek ve heyecanıyla yazılmış oluyorlar ki değerlendirmeye almak bile mümkün olmuyor. Gençlere yazmaya başlamadan önce çok okumalarını öneririm. Ve tabii ki yazdıklarını yayımlatmak için doğru yayıneviyle buluşmalılar.

Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Sevgiyle…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Kitap

Tolstoy’u Anlama Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Tolstoy okumak biraz garip bir deneyimdir.
Kitap okuyorum dersin ama bir süre sonra kendini birinin hayatına karışmış gibi hissedersin.
Sanki uzaktan izlemiyorsundur da, içindesindir.

Ama dürüst olalım:
Tolstoy herkesin eline alıp akıp gideceği bir yazar değil.
Karakter çok, detay çok, hayat fazla gerçek.

O yüzden Tolstoy’u “bitirmek” için değil, “anlamak” için okumak lazım.

Hikâyeden çok insanı anlamaya çalışmak gerekiyor

Tolstoy’un kitaplarında olaylar elbette var ama asıl mesele olaylar değil. Bir şeyin ne olduğu kadar neden olduğu daha önemli. Karakterlerin verdiği kararlar, yaşadığı çelişkiler, kendi içlerinde yaşadıkları o gelgitler… Aslında Tolstoy’un asıl anlattığı yer tam olarak burası.

Mesela Anna Karenina’yı sadece bir aşk hikâyesi gibi okumak mümkün. Ama biraz dikkatli okuyunca şunu fark ediyorsun: Bu hikâye, bir insanın kendi hayatıyla, yaptığı seçimlerle ve toplumla kurduğu ilişkiyle baş etmeye çalışmasının hikâyesi. Yani yüzeyde gördüğün şey ile altındaki şey çoğu zaman aynı değil.

Tolstoy’un gücü de burada zaten. Karakter yaratmıyor, insanı olduğu gibi koyuyor önüne.

Yavaş okumak bu işin bir parçası

Tolstoy okurken en sık yapılan hata, tempoyu başka kitaplara göre ayarlamak. Oysa burada biraz yavaşlamak gerekiyor. Çünkü bazı bölümler ilk bakışta gereksiz gibi gelebiliyor. Uzun betimlemeler, detaylı anlatımlar, bitmek bilmeyen iç konuşmalar…

Ama işin ilginç tarafı şu: O detaylar aslında boş değil. Tam tersine, karakterin ruh halini, o anki duygusunu ve bakış açısını kuran şeyler. Yani hızlı geçince olayları takip edersin ama hissi kaçırırsın.

Bu yüzden Tolstoy okurken bazen durmak, bir paragrafı tekrar okumak ya da sadece düşünmek gayet normal. Hatta çoğu zaman en doğru okuma biçimi bu.

Karakterlere kızmak yerine anlamaya çalışmak

Tolstoy’un dünyasında “tam kötü” ya da “tam iyi” diye bir şey pek yok. Karakterler hata yapıyor, yanlış kararlar veriyor, bazen seni sinirlendiriyor. Ama bir süre sonra şunu fark ediyorsun: Onların yaptıkları şeyler tamamen yabancı değil.

Bir karaktere kızdığın yerde durup düşününce, “Ben olsam ne yapardım?” sorusu geliyor. Ve çoğu zaman bu sorunun net bir cevabı olmuyor. İşte o noktada Tolstoy’un yazdığı şey daha gerçek bir hâl alıyor.

Çünkü hayat da zaten böyle. Net cevaplar yok, sadece seçimler var.

Dönemin içinde kaybolmak yerine duyguyu yakalama

Tolstoy’un anlattığı dünya bugünden çok farklı. Başka bir ülke, başka bir dönem, başka kurallar… İlk başta bu mesafe biraz zorlayıcı olabiliyor. Ama bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Değişmeyen şeyler var.

İnsanların hissettikleri değişmiyor. Aşk, pişmanlık, yalnızlık, kararsızlık, arayış… Bunlar bugün de aynı, o zaman da aynıydı.

Bu yüzden Tolstoy okurken tarihi detaylara fazla takılmak yerine o duyguyu yakalamaya çalışmak çok daha anlamlı oluyor. Çünkü yazarın asıl kurduğu bağ orada.

Okudukça kendine dönmeye başlıyorsun

Tolstoy’un belki de en etkili tarafı bu. Okurken bir noktada hikâyeden çıkıp kendine dönüyorsun. Okuduğun şey sadece bir karakterin yaşadıkları olmaktan çıkıyor, senin hayatına değmeye başlıyor.

“Ben olsam ne yapardım?”
“Bu doğru mu?”
“Mutluluk dediğimiz şey gerçekten neye bağlı?”

Bu sorular kitap bittikten sonra bile kalıyor. Ve çoğu zaman cevabı da net olmuyor. Ama zaten Tolstoy’un amacı cevap vermek değil, seni o sorularla baş başa bırakmak.

Her şeyin net bir sonucu olmayabilir

Bazı kitaplar vardır, bittiğinde her şey yerine oturur. Tolstoy’da ise genelde böyle bir netlik yok. Hikâye biter ama düşünce devam eder. Okudukların bir süre daha seninle kalır.

Başta bu durum biraz eksik gibi hissettirebilir ama aslında Tolstoy’un gücü tam olarak burada. Hayat gibi yazıyor. Hayatta da her şey net bir şekilde kapanmaz zaten.

Sonuç olarak

Tolstoy’u anlamanın tek bir doğru yolu yok. Ama belki şöyle bakmak daha doğru olur:

Onu çözmeye çalışma, onunla birlikte düşün.

Çünkü Tolstoy’un anlattığı şeyler ilk bakışta uzak gibi görünse de, biraz dikkatli bakınca oldukça tanıdık geliyor. Okudukça fark ediyorsun ki aslında mesele Rusya değil, dönem değil… insan.

Ve o insan, sandığından çok daha yakın.

Okumaya Devam Et

Kitap

Liderlik Sadece Yönetmek Değil, Kendini İnşa Etmektir

Yayınlandı

tarihinde

Cem Kozlu’nun Liderin Kitaplığı kitabı, klasik anlamda “liderlik nasıl yapılır” anlatan bir kitap değil. Daha çok, iyi bir liderin nasıl düşündüğünü ve bu düşünce yapısının nasıl oluştuğunu gösteren bir rehber gibi ilerliyor. Kitabı okurken bir yönetim kılavuzu değil, yıllar içinde oluşmuş bir birikimin izlerini görüyorsun.

Kozlu’nun en çok üzerinde durduğu nokta, liderliğin sadece iş bilgisiyle sınırlı olmadığı. Aksine, farklı alanlardan beslenmeyen bir liderin bakış açısının dar kalacağını açıkça hissettiriyor. Bu yüzden kitapta sadece iş dünyasına değil; tarihe, felsefeye, ekonomiye ve hatta edebiyata kadar uzanan geniş bir okuma dünyası var. Çünkü ona göre doğru kararlar verebilmek, ancak farklı perspektifleri tanımakla mümkün.

Kitap boyunca önerilen eserler ve düşünceler aslında tek bir noktaya bağlanıyor: Bir liderin en büyük gücü, nasıl düşündüğüdür. Bu düşünce yapısı da tesadüfen oluşmuyor; okudukların, öğrendiklerin ve kendine kattıklarınla şekilleniyor. Kozlu burada okumanın altını özellikle çiziyor ama bunu bir alışkanlık gibi değil, neredeyse bir zorunluluk gibi ele alıyor.

Aynı zamanda kitapta sert kurallar ya da “doğru lider böyle olur” gibi kesin yargılar yok. Daha çok, okuyucunun kendi yolunu bulmasına yardımcı olacak bir çerçeve çiziliyor. Hangi kitap neden önemli, hangi düşünce neyi değiştirir gibi sorular üzerinden ilerleyerek, seni de kendi okuma listeni ve bakış açını sorgulamaya itiyor.

Okurken fark ediyorsun ki mesele sadece daha fazla bilgi sahibi olmak değil; o bilgiyi nasıl yorumladığın. Çünkü aynı şeyi okuyan iki insan, bambaşka sonuçlara varabiliyor. Kozlu da tam olarak bu noktada, zihinsel esnekliğin ve çok yönlü düşünmenin önemini hatırlatıyor.

Kitap bittiğinde geriye şu düşünce kalıyor:
Liderlik, sadece bir unvan değil…
okuduklarınla, düşündüklerinle ve kendine kattıklarınla sürekli inşa edilen bir süreç.

Kitap satış linki : Liderin Kitaplığı

Okumaya Devam Et

Kitap

Doris Lessing’i Okuma Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

En güzel 5 Doris Lessing kitabı hakkında önemli bilgiler Ofix Blog'da...

2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz yazar Doris Lessing, 50’den fazla roman, yüzlerce öykü ve şiir, sayısız makale ve denemeleriyle dünya edebiyatında önemli bir yere sahip. 2013 yılında hayata veda eden Doris Lessing en çok romanlarıyla anılsa da anı, bilimkurgu, libretto, hatta çizgi romanlarıyla çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Zimbabwe’de yaşadıklarının etkisiyle eserlerinde en çok eşitsizliğe, ırkçılığa, erkek egemenliğine meydan okudu. Samimiyet ve masumiyete duyduğu derin hayranlıkla yazdığı bu eserlerinde karakterlerini tüm boyutlarıyla yansıttı. Böylelikle okurların empati yeteneklerini geliştirmelerini sağladı. Başta Altın Defter olmak üzere Şikeste, Büyükanneler, Beşinci Çocuk gibi birbirinden önemli eserlerinde sadeliğin görkemiyle ışıldayan anlatılarda bulundu. Edebiyata yüklediği anlam, insani sorumluluk duygusuyla iç içeydi. Okurlarını hayatın en naif gerçekleriyle karşı karşıya getirirken kendileri hakkında düşünmelerini sağladı. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Doris Lessing‘i kısaca tanıtmak ve en güzel 5 Doris Lessing kitabı hakkında bazı bilgiler paylaşmak istiyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler