Bizi Takip Edin

Lifestyle

Gıda harcamalarından tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Tüm harcamalarımız içinde malumunuz, gıda harcamaları geniş bir paya sahip. Hatta enflasyonun artışında en önemli neden gıda enflasyonu. Gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri ile bütçemizde ciddi bir tasarruf yapabiliriz. İster ev için olsun, isterse ofis için yaptığımız gıda alışverişlerimizle ilgili farkındalıklarımızı arttırırsak bu süreci daha iyi geçiririz. Bu hafta sizler için gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri hakkında faydalı bilgiler hazırladık. 

Alışveriş listesi yapmadan alışverişe başlamayın.

Söz konusu gıda alışverişleri olunca insan nerede duracağına kolay karar veremiyor. İster markette olsun, isterse online kanallarda gördüğümüz bir ürünü anlık olarak canımız çekiyorsa sepete ekleyebiliyoruz. Gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri içinde her şeyden önce alışveriş listesinin önemine dikkat çekmek istiyorum. Çünkü listeyi hazırlarken daha planlı hareket ediyor, akıl ve mantık ışığında kararlar alıyoruz. Elimizde liste olmadığında akıl ve mantık devre dışı kalıyor. Şunu da alayım, bunu da alayım, zaten zam gelecekmiş, hadi bunu da alayım diye diye bir de bakmışsınız ki sepet dolmuş. Oysa alışverişten önce liste hazırlamış olsaydınız bunların belki çoğunu almazdınız. Eğer bunlara gerçekten ihtiyacınız varsa bunları listenize zaten eklerdiniz. İşte arkadaşlar, bu nokta gıda harcamaları konusunda kritik bir öneme sahip. Harcamalardan en etkili tasarruf yöntemlerinin başında gereksiz harcamaları önlemek geliyor. Bunun da yolu alışverişe başlamadan önce liste hazırlamaktır. Bu alışkanlığı kazandıkça emin olun harcamalarınızda daha bilinçli hareket edeceksiniz. 

Bu noktada en sık yapılan hatalardan biri, “listeyi zihnimde yaptım” yaklaşımıdır. Eğer gerçekten de güçlü bir zihniniz varsa ve listenize sadık kalıyorsanız buna bir diyeceğim yok. Ama arkadaşlar, gördüğüm kadarıyla zihinde kalan listeler hakikaten zihinde kalıyor. Düşünülenler ile alınanlar arasında çok fark oluşuyor. Alışveriş sırasında listenizi elinizde tutmanız ve alacağınız ürünleri gözünüzle görmeniz gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunda daha faydalıdır. Bu konuda ofis alışverişleri biraz daha avantajlı. Çünkü ihtiyaçların karşılanması için liste hazırlamak ve listeyi onaylatmak gerekiyor. Ev için yapılan gıda alışverişlerinde ise “zihindeki listeler” nedeniyle ipin ucu kaçıyor. Bu konuda aile üyelerinin birbirlerini uyarmalarında yarar var. Hem üstelik elinizde bir alışveriş listesinin olması unutmayı da engeller. Sonra dönüp de herhangi bir ürünü tekrar almak zorunda kalmazsınız. Ayrıca listenizi hazırlamak için kağıt ve kalem kullanabileceğiniz gibi dijital araçları da kullanabilirsiniz. Yeter ki alışveriş sırasında listeniz gözünüzün önünde olsun. Ve otokontrol mekanizmalarınızı canlı tutsun. 

Önceliklerinizi doğru sıralayın.

Alışveriş listesi hazırlamak gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri içinde en önemlisidir. Ancak bu listeyi nasıl hazırlayacağınızı da bilmeniz gerekir. Aksi durumda tasarruf yöntemleri başarılı sonuçlar vermez. Çünkü kaçınmanız gereken durumlar listenizle birlikte tekrar karşınıza çıkar. Gıda alışverişleri için iyi bir liste hazırlamak istiyorsanız önceliklerinizi doğru sıralamanız gerekir. Gerçekten ihtiyaç duyduğunuz gıdalar birçoğunuzun düşündüğünün aksine, karbonhidrat ağırlıklı gıdalar değil, protein ağırlıklı gıdalardır. Çünkü karbonhidratlar şeker metabolizmasına zarar verir ve kan şekerinde ani dalgalanmalar meydana getirir. Şöyle sorayım; susadığınız zaman tuzlu su içer misiniz? Eğer tuzlu su içerseniz kısa süre sonra tekrar susarsınız. Karbonhidratlar da tam olarak böyledir. Dolayısıyla alışveriş sepetinize doldurduğunuz pirinç, makarna, şeker yerine süt, yoğurt, peynire yönelirseniz emin olun gıda masraflarınız düşer.  

Gıda alışveriş listenizde her zaman protein ağırlıklı besinler üst sıralarda olmalı. Duruma göre karbonhidratlara da yer verebilirsiniz elbette. Ancak fazla tüketimin zararlı ve masraflı olduğunu unutmamalısınız. Sebze ve meyveler konusunda da aynı durum söz konusu. Örneğin birkaç ay sonra daha ucuza alabileceğiniz dolmalık biberi yılın bu zaman diliminde 30 liradan almanız bilinçli bir alışveriş değildir. Biberdeki demiri, kalsiyumu, C vitaminini alabileceğiniz başka birçok besin var. Öncelikleri doğru belirlemek aynı zamanda gıda israfını önlemek için de çok faydalıdır. Çünkü öncelikleriniz arasında olmayan ürünler emin olun ki midenizden ziyade çöpe gidiyor. 

Karşılaştırma yapmayı ihmal etmeyin.

İyi bir alışveriş listesi hazırladınız diyelim. Listenizde gerçek ihtiyaçlarınızı üste, canınızın çektiği ürünleri alta koydunuz ve alışveriş aşamasına geldiniz. Peki ürünler, markalar, marketler ve online kanallar arasında hiç karşılaştırma yapıyor musunuz? Markete gittiğinizde örneğin çay alacaksanız reyonda gördüğünüz ilk çayı alır mısınız? Çayda damak zevkinize göre bir marka tercihiniz mutlaka vardır. Peki bu ürün başka marketlerde daha ucuzsa? Veya online kanallarda çay siparişi daha ekonomik hale geliyorsa önemli bir fırsatı kaçırmış olmaz mısınız? Bilinçli bir tüketici, gıda alışverişi yapmadan önce ürün, marka ve satış kanalları arasında mutlaka karşılaştırma yapar. Gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunda bu da etkin bir yöntemdir. Bu sayede aynı ürün veya markayı daha uygun fiyata alırsınız. Genel olarak baktığımızda, perakende satışa göre online kanallar hesaplı alışveriş için daha avantajlıdır. Dilediğiniz markanın çayını, kahvesini, şekerini online kanallardan daha ucuza alabilirsiniz. Üstelik siparişleriniz adresinize teslim edileceği için taşıma sıkıntısı da yok. 

Alışveriş bütçenizi önceden belirleyin.

Bu maddeyi uygulamada şu sıralar biraz güçlük çekebilirsiniz. Çünkü malumunuz, kur krizini henüz tam olarak atlatamadık. Ukrayna savaşının akıbeti de muamma. Şu sıralar tüm ürünlerin fiyatlarında hızlı değişimler söz konusu. Bu nedenle alışveriş bütçesi konusunda önceden tahmin yapmak biraz zor olabilir. Fakat yine de mümkün mertebe bir bütçe planlaması yapmanızda yarar var. Mesela haftalık mutfak masraflarınız için 300 lira ayırdıysanız bu limiti aşmamaya çalışın. Bu tutarın yeterli olmadığını gördüğünüzde limit artırımını gerçekten de objektif şekilde yapmaya çalışın. Ayrıca tüm tutarı kesinlikle harcamaya çalışmayın. Tasarruf konusunda da belli limitler koyun. Mesela her hafta gıda alışverişlerinizden 30-40 lira arttırıp hafta sonu bir kitap alabilirsiniz. Bütçe planlarınızı objektif yaparsanız fiyatlardaki dalgalanmalardan daha az etkilenirsiniz. Tasarruf için bir kenarda tuttuğunuz parayı da ilerde başka bir harcamanızda kaynak olarak kullanırsınız. Evde tasarruf yöntemleri içinde emin olun ki gıda harcamaları çok önemli bir paya sahip. 

Ürünlerin saklama koşullarına dikkat edin.

Alışveriş listenizi yaptınız, bütçenizi belirlediniz, alışveriş sırasında listenizin dışına çıkmadınız, hatta bir miktar tasarruf yapmayı da başardınız diyelim. Peki, ürünlerin saklama koşullarına dikkat etmezseniz bunların boşa gideceğinin farkında mısınız sevgili arkadaşlar? Mesela kahve saklama basit gibi görünen fakat özel titizlik isteyen bir iştir. Aynı şekilde şeker saklama için de bazı noktalara dikkat etmelisiniz. Her şeyden önce ürünleri nemden ve aşırı sıcaktan korumalısınız. Bu ürünleri ocak çevresinde tutarsanız kolayca bayatlamalarına yol açarsınız. Bu da ekstra maliyet yaratır. Gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri içinde olay sadece alışveriş öncesiyle ilgili değil. Alışveriş sonrası alışkanlıkları da gözden geçirmek gerekir. Tasarruf etmenin yolları konusunda daha önce birçok blog yazdım. Hep vurguladığım üzere tasarruf yöntemleri bir bütündür. Bu bütün içinde bir konuyu yapıp diğerlerini yapmadığınızda alacağınız sonuçlar sınırlı olacaktır. O yüzden sevgili arkadaşlar, satın aldığınız ürünleri doğru şekilde saklamaya da dikkat edin. Ki çöpe gitmek durumunda kalmasınlar. 

Alışverişlerinizi zamana yayın.

Gıda harcamalarından tasarruf yöntemleri içinde bahsetmek istediğim son konu alışveriş sıklığıdır. İster perakende satış olsun, isterse online satış, toplu siparişlerde bazı avantajlar elde ettiğimizi biliyoruz. Ancak tüm ihtiyaçları bir anda sipariş vermek bütçe kullanımı ve saklama koşulları bakımından iyi bir yöntem değildir. Bu konuda bireysel kullanıcılar ve kurumsal işletmelerin gözetmesi gereken bazı durumlar söz konusu. Eğer imkanınız varsa, taze sebze ve meyve alışverişlerinizi marketten günlük olarak yapmanız daha isabetli bir seçimdir. Pazarda ucuz diye çokça sebze ve meyve alır, bunları buzdolabında iyi saklayamazsanız maalesef israfın önüne geçemezsiniz. Benzer bir durum ofis alışverişleri için de geçerli. Birden fazla lokasyonda hizmet veren firmalar tüm ihtiyaçlarını tek seferde karşılama yoluna gidebiliyor. Ancak bu durumda ürünleri saklamak kolay olmuyor. Bunun yerine alışverişlerinizi uygun zaman dilimlerine yayarsanız bir taraftan tasarruf konusunda süreci daha iyi takip edersiniz. Bir taraftan da ürünleri saklama sorunuyla daha kolay baş edersiniz. 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Aylin

    13 Mart 2022 saat 16:49

    Teşekkürler, araştırdığım konuydu.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler