Bizi Takip Edin

Lifestyle

İş Toplantılarında Yüksek Performans İçin İpuçları

Yayınlandı

tarihinde

İş toplantılarında yüksek performans için ipuçları Ofix Blog'da...

Biten enerjiniz ve sabrınıza rağmen asla ama asla bitmeyen iş toplantılarını çok iyi biliriz sevgili okurlarım! Hele kış aylarının gelip çattığı, havanın erken karardığı şu günlerle böyle toplantılar hiç çekilmiyor. Toplantıya aşırı yüksek bir modla başlamış olsak bile, bir süre sonra üzerimize rehavet çöküyor, konsantrasyonumuz dağılıyor, performansımız düşüyor. Aslında, ideal iş hayatında gereksiz uzunluktaki toplantılara yer yok. Ne var ki, beyaz yakalılar gerçek iş hayatında maalesef bunlarla baş etmek zorunda. Bugünkü yazımda, iş toplantılarında yüksek performans için ipuçları vereceğim. Bu ipuçları sayesinde toplantı sırasında zinde kalacak, konsantrasyonunuzu koruyacak ve enerjiniz düştüğü için maruz kaldığınız kötü bakışlardan kurtulacaksınız. 

Güne kahvaltı yaparak başlamalısınız. 

Güne kahvaltı yaparak başlamıyorsanız, dikkat eksikliğine bağlı olarak gün içinde birçok sorun yaşayabilirsiniz. Toplantıya kahvaltı yapmadan girerseniz, toplantı uzadıkça konsantrasyonunuz tümüyle kaybolur. Aslında her gün hafif ve kaliteli bir kahvaltıya ihtiyacımız var. Fakat özellikle de sabah saatlerinde toplantıya girecekseniz, mutlaka kahvaltı yapmalısınız. Protein ve lifli karbonhidrat içeren ortalama 300 kalorilik bir kahvaltı, sizi güne ve toplantınıza çok iyi hazırlayacaktır. Lif için sıkı dokulu ve yoğun lifli sade diyet bisküviler iyi bir kaynaktır. Yüksek lifli karbonhidratlar kan şekerinizi yavaş yükseltir, yavaş düşürür. 

İçecek seçiminize dikkat etmelisiniz.

Beyaz yakalıların en çok tükettiği içeceklerin başında çay ve kahve geliyor. Güne eğer gergin başlamışsanız ve zor geçeceğini tahmin ettiğiniz bir toplantıya girecekseniz, kahveden uzak durmanızı tavsiye ederim. Sinir sisteminiz yeterince uyarılmışsa, kahve içmeniz durumunda odaklanma güçlüğü yaşayabilirsiniz. Fakat, kendinizi yorgun hissediyor ve enerjinizi yükseltmek istiyorsanız, sütlü kahve iyi bir seçim olabilir. Süt, kahvedeki kafeinin performans yükseltici etkisinin daha uzun zamana yayılmasını sağlar. Ancak saatler ilerledikçe yorgunluğa yenik düşmeye başlamışsanız, sade kahve veya iyi bir nescafe alabilirsiniz. 

Bitki çaylarını abartmamalısınız.

Toplantı öncesinde bitki çayı tüketmek, beyaz yakalılar arasında oldukça yaygın. Eğer zor bir toplantıya girecekseniz, özellikle de papatya ve melisa çayı veya yeşil çay, gerginliğinizi atmanıza katkı sağlayabilir. Ne var ki, bitki çayları yanlış kullanıldığı zaman pek çok istenmeyen duruma yol açabilir. Unutmayın ki çay ve kahve gibi uyarıcı etkisi olan bitki çayları sık idrara çıkarır. Toplantınızın bölünmesini ve dikkatinizin dağılmasını istemiyorsanız, bitki çaylarını kararında tüketmelisiniz. Ayrıca, su ihtiyacınızı çay ve kahveler ile bitki çaylarından karşılamaya çalışmamalısınız. Suyun yerini tutabilecek hiçbir içecek yok.

Şeker tüketiminizi sınırlandırmalısınız. 

Geleneksel toplantı ikramı olan kuru pastalara elinizin takılıp durması, aç kalmaya devam etmenizden daha kötü olabilir. Fazla yoğun yağ ve karbonhidrat içeren bu ikramlıklar, kan şekerinizi fazla yükselterek zihinsel bulanıklık ve bedensel uyuşukluklara yol açabilir. Oysa, toplantı uzunluğuna göre yanınızda 10-15 adet fındık, fıstık, badem gibi kuruyemişler bulundurabilirsiniz. Her 5 adede karşılık 1 bütün ceviz de tüketebilirsiniz. Ceviz çiğ olduğunda ve şekersiz sıcak içeceklerle tüketildiğinde çok iyi bir ara öğündür.

Vitaminlerinizi almayı unutmamalısınız. 

Toplantı öncesinde yeterince C vitamini alırsanız, toplantı sırasında daha iyi bir performans sergileyebilirsiniz. C vitamini için portakal, mandalina ve greyfurt en iyi kaynaklardır. Fakat bu meyvelerin suyunu sıkmak yerine lifleriyle birlikte tüketmeniz daha faydalıdır. C vitamininin yanı sıra E ve D vitaminleri de iş toplantılarında yüksek performans için ipuçları arasında değerlendirilebilir. Bu vitaminleri en iyi kuruyemişlerden ve tereyağından alabilirsiniz. 

Tüm okurlarıma başarılarla dolu ve keyifli bir iş hayatı diliyorum.

Ofixboy…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler