Bizi Takip Edin

Lifestyle

Japon yapıştırıcısı nedir ve nasıl kullanılır?

Yayınlandı

tarihinde

Japon yapıştırıcısı nedir ve nasıl kullanılır diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz.

Ülkemizde Japon yapıştırıcısı olarak bilinen yapıştırıcı çeşidi birçok ülkede süper yapıştırıcı (super glue), turbo yapıştırıcı (turbo glue), hızlı yapıştırıcı (quick glue) gibi isimlerle anılmakta. Siyanoakrilat bazlı bu yapıştırıcı çeşidi ilk olarak 1980’li yıllarda ülkemize geldi. Üreticisi Alteco firması Japonya merkezli olduğu için ve ürünün üzerinde Japon harfleri yer aldığı için ürünün ismi kısa sürede Japon yapıştırıcısı olarak anılmaya başlandı. O dönemden beri Japon yapıştırıcısı olarak bilinen siyanoakrilat bazlı yapıştırıcılar pek çok yüzeyde yapıştırma ihtiyaçlarımızı hızlı, kolay, etkin ve ekonomik bir şekilde karşılamamızı sağlıyor. Sıvı, jel ve sprey olmak üzere başlıca üç çeşidi bulunan Japon yapıştırıcılarını ofiste veya ofis dışı ortamlarda sıkça kullanıyoruz. Evde veya diğer ortamlarda herhangi bir obje kırıldığında aklımıza ilk olarak Japon yapıştırıcısı geliyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Japon yapıştırıcısı hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Japon yapıştırıcısı nedir ve nasıl kullanılır diye merak ediyorsanız, ihtiyaç duyduğunuz tüm bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz. 

Japon yapıştırıcısı nedir?

Kısaca ifade etmek gerekirse Japon yapıştırıcısı, siyanoakrilat isimli bir kimyasal maddeden üretilen yapıştırıcı çeşididir. Uygulandığı yüzeylerde hızlı ve dayanıklı bir yapışma sağlayan siyanoakrilat maddesi, Japon yapıştırıcısını diğer yapıştırıcı çeşitlerinden ayırmakta. Bu yapıştırıcıya Japon yapıştırıcısı adının verilmesinin ilginç bir hikayesi mevcut. Siyanoakrilatlı yapıştırıcılar ülkemizde ilk olarak 1980’li yıllarda satışa çıktı. Bu ürünler Japonya merkezli Alteco firmasına aitti. 2 gramlık plastik tüplerle satışı gerçekleşen bu ürünlerin üzerinde Japonca yazılar vardı. Aynı zamanda da “Made in Japan” ifadesi yer alıyordu. Alteco ürünleri ülkemizde kısa sürede Japon yapıştırıcısı adıyla anılmaya başlandı. Siyanoakrilat bazlı yapıştırıcılar o yıllarda ülkemiz için yeni bir ürün tipi olduğu için, ürünün daha kolay tanınmasını sağlamak amacıyla Japon yapıştırıcısı ifadesi daha fazla ön plana çıktı. Ürünün tanınırlığını arttıran bu durum, aynı zamanda da ülkemizde Japon ürünlerine duyulan hayranlığı gözetmekteydi. Başka bir deyişle Japon yapıştırıcısı ifadesi, ürünün menşeini bildirmenin yanı sıra güçlü ve kaliteli bir yapıştırıcı anlamına geliyordu. 

1980’li yıllardan günümüze kadar Japon yapıştırıcısı hakkında farklı pek çok isim kullanıldı. Bunlar içinde örneğin çılgın yapıştırıcı, yıldırım yapıştırıcı gibi ifadeleri günümüzde artık pek duymuyoruz. Bunların yerine Batı dillerinde olduğu gibi ülkemizde de bu ürünlerin kimi zaman süper yapıştırıcı olarak adlandırıldığını görmekteyiz. Ayrıca bazen turbo yapıştırıcı, hızlı yapıştırıcı gibi ifadeleri de duymamız mümkün. Ne var ki bu adlandırmalar içinde hiçbirisi Japon yapıştırıcısı ifadesi kadar etkin olamadı. Bu bir bakıma, Türk halkının bu adlandırmadan duyduğu memnuniyeti ifade etmekte. Bir bakıma da Japon ürünlerine öteden beri duyulan güveni yansıtmakta. Nitekim ileri teknoloji, iş disiplini, özverili çalışma ortamı gibi konularda Japon firmalarının ülkemizde itibarı oldukça yüksek düzeyde. Bu durum menşei Japonya olan ürünlere karşı ilgiyi arttırıyor. Dahası, ülkemizde yerli üretim olan ve dolayısıyla Japonya’yla bağlantısı olmayan siyanoakrilat bazlı yapıştırıcılar için de Japon yapıştırıcısı ifadesinin kullanıldığını görüyoruz. Bu adlandırma satış ve pazarlama alanında ürünlerin başarısını olumlu yönde etkilemekte. 

Japon yapıştırıcısı neleri yapıştırır?

Japon yapıştırıcısının çok geniş bir kullanım alanı olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar içinde örneğin porselenler, seramik ve metal eşyalar akla ilk gelen eşyalar arasında sayılabilir. Ofiste veya evde seramik kupa veya porselen tabakta kırık oluştuğunda Japon yapıştırıcısıyla iyi bir yapıştırma sağlayabilirsiniz. Cam eşyalar ve mücevherlerde oluşan kırılma veya kopmalarda da Japon yapıştırıcı kullanmayı tercih edebilirsiniz. Nitekim bu eşyalarda Japon yapıştırıcısıyla mükemmel bir yapışma sağlayabilirsiniz. Aynı şekilde deri, lastik, PVC, kauçuk ve mantar yüzeylerde de Japon yapıştırıcısıyla mükemmel sonuçlar alabilirsiniz. Herhangi bir deri üründe, örneğin ayakkabımızda yırtılma meydana geldiğinde Japon yapıştırıcı yardımımıza yetişiyor. Ayrıca ahşap, ABS, polisitirol, karton gibi yüzeylerde de yapıştırma ihtiyaçlarınızı Japon yapıştırıcılarıyla mükemmel şekilde karşılayabilirsiniz. Aslında ahşap yüzeyler için daha uygun olan ahşap yapıştırıcı çeşitlerini piyasada bulmak mümkün. Ancak küçük parça kırıklarında Japon yapıştırıcı çeşitlerini kullanmak daha ekonomik olmakta. Diğer taraftan teflon, kumaş, polietilen, polipropilen ve silikon yüzeyler için Japon yapıştırıcıları uygun değildir. 

Bu bağlamda en merak edilen konulardan biri, Japon yapıştırıcısının demiri yapıştırıp yapıştırmadığıdır. Bu noktada internet kullanıcıları arama motorları üzerinden “Japon yapıştırıcısı demiri yapıştırır mı?” sorusuna cevap almak ister. Bu soruya cevap verirken demirin veya metal parçanın niteliği önem taşımakta. Örneğin metal bir aksesuar, bir oyuncak veya yerinden çıkan küçük bir parça söz konusu olduğunda evet cevabını verebiliriz. Japon yapıştırıcı çeşitleri bu gibi küçük ve sınırlı durumlarda etkin sonuçlar verir. Daha büyük ve hareketli parçalarda ise Japon yapıştırıcılarından etkin sonuçlar alamazsınız. Bu gibi durumlarda, metalleri yapıştırmak için özel olarak geliştirilmiş metal yapıştırıcıları kullanmanız gerekir. Örneğin kontakt yapıştırıcılar metalleri yapıştırmak konusunda Japon yapıştırıcılarına oranla daha başarılıdır. Bu grupta yer alan solvent bazlı yapıştırıcılar metallerin yanı sıra deri ve diğer yüzeylerde de Japon yapıştırıcılarına oranla daha başarılıdır. Özellikle hareketli objeler söz konusu olduğunda bunları tercih edebilirsiniz. Bu ürünlerin kuruma süreleri daha uzun, etkileri daha güçlüdür. 

Japon yapıştırıcısı çeşitleri nelerdir?

Japon yapıştırıcılarının en sık kullanılan çeşitlerinin sıvı, jel ve sprey Japon yapıştırıcıları olduğunu söyleyebilir. Bunlar içinde sıvı Japon yapıştırıcıları hemen herkesin iyi bildiği bir yapıştırıcı çeşididir. Japon yapıştırıcıları içinde en fazla kullanılanı da budur. Sıvı Japon yapıştırıcısını kullanmak için yapıştıracağınız yüzeylerden sadece birine sürme işlemi yapmalısınız. Aksi durumda ürün kenarlardan taşar. Bu nedenle yüzeyde kötü görüntüler oluşur. Ürünün yüzeyden taşmaması için ortasına uygulama yapmanız daha isabetlidir. Sürme işleminin ardından yüzeye 45-60 saniye arasında bir baskı uygulamalısınız. Böylelikle yapıştırma işlemi etkin şekilde gerçekleşir. Diğer taraftan jel Japon yapıştırıcıları, yoğun kıvamlı bir yapıştırıcı çeşididir. Bunlarda damlama oluşmaz. Bu ürünler özellikle esnek yüzeylerde daha başarılıdır. Sprey Japon yapıştırıcıları ise tıpkı sıvı Japon yapıştırıcıları gibi dayanıklı ve sert yüzeyler için kullanışlıdır. Bu ürünler sayesinde uygulama yaptığınız yüzeyde sert bir tabaka oluşturabilirsiniz. Bunların sprey şeklinde olması, yapıştırıcının yüzey tarafından emilmesini engeller ve yüzeyde ısı oluşturarak yapışmayı hızlandırır. 

Japon yapıştırıcısı nasıl kullanılır?

Ürün tipine göre Japon yapıştırıcısının kullanım şekli değişmekte. Sıvı Japon yapıştırıcısını kullanmak için ürünü yüzeye tek taraflı olarak ve ince bir tabaka şeklinde uygulamalısınız. Eğer ahşap, sunta vb. emici yüzeylere uygulama yapacaksanız normalin biraz üzerinde Japon yapıştırıcısı kullanmalısınız. Aksi durumda Japon yapıştırıcısı yüzeydeki emilim nedeniyle yetersiz kalabilir. Ancak uygulama sırasında yüzeyde taşma oluşmamasına dikkat etmelisiniz. Sıvı Japon yapıştırıcısını uyguladıktan sonra baskı süresi yaklaşık 45-60 saniye kadardır. Jel Japon yapıştırıcılarında uygulama için yine yüzeylerden birini kullanmalısınız. Yani her iki yüzeye uygulama yapmamalısınız. Aksi durumda taşma oluşur. Bu ürünlerde bastırma süresi için 30 saniye yeterlidir. Tam kurumanın oluşması ise 1 saati bulabilir. Sprey Japon yapıştırıcılarda ise emici yüzeye yaklaşık 20 cm mesafeden püskürtme yapmalısınız. Yapıştırıcıyı diğer tarafa sürdükten sonra 15 saniye kadar baskı uygulayabilirsiniz. Ürünün kuruma süresi yaklaşık yarım saattir. Ayrıca bu ürünlerin plastik eşyalarda yüzeyin beyazlaşmasına neden olması mümkündür. Bu nedenle püskürtme sırasında dikkatli olmalısınız. 

Japon yapıştırıcısı kullanmanın püf noktaları nelerdir?

Hangi tür Japon yapıştırıcısı kullanırsanız kullanın, her şeyden önce uygulama yapacağınız yüzeyin kuru ve pürüzsüz olması gerekir. Yüzeyde kalan az miktarda nem bile Japon yapıştırıcılarının etkin sonuç vermesini önleyebilir. Uygulama öncesinde yüzeyi iyice temizler ve nemden arındırırsanız uygulamadan daha başarılı sonuçlar alırsınız. Yüzeydeki nemi almak için dilerseniz peçete veya kağıt havlu kullanabilirsiniz. Pürüzleri de temizledikten sonra yapıştırma işlemine geçebilirsiniz. Unutmayın ki yüzey ne kadar kuru ve pürüzsüz olursa Japon yapıştırıcı o kadar başarılı olur. Sıvı ve jel Japon yapıştırıcılarını kullanırken ürünün kenarlardan taşmaması için uygulamayı yüzeyin ortasına yapmayı ihmal etmemelisiniz. Aksi durumda oluşacak taşma, yapıştırdığınız yüzeylerde görsel açıdan sorun oluşturur. Ayrıca her iki yüzeye uygulama yapmamalısınız. Çünkü iki yüzeye yapacağınız uygulama kenarlardan taşmaya neden olur. Eğer her iki yüzeye Japon yapıştırıcı uygularsanız ürün fazla geleceği için kenarlarda taşma yapacaktır. Yüzeyde çirkin bir görüntü oluşturan bu taşmayı temizlemek için zorluk çekebilirsiniz. 

Japon yapıştırıcısı kullanırken en sık gerçekleşen hatalardan biri, uygulamanın ardından kısa süreliğine veya hiç baskı uygulamamaktır. Oysa bu ürünlerin etkin sonuçlar verebilmesi için belli bir baskı süresine ihtiyaçları vardır. Sıvı Japon yapıştırıcılarında bu süre 45 ile 60 saniye arasındadır. Jel ürünlerde bu süre 30, spreylerde ise 15 saniyeye kadar iner. Japon yapıştırıcısı kullanmanın püf noktaları içinde bu sürelere dikkat etmezseniz uygulamalardan başarılı sonuçlar alamazsınız. Yapıştıracağınız yüzey esnek bir yüzeyse, bu durumda sıvı Japon yapıştırıcısının yerine jel Japon yapıştırıcıları tercih edebilirsiniz. Çünkü bu ürünler esnek yüzeyler için daha uygundur. Nitekim harekete karşı direnç sağlayan jel Japon yapıştırıcıları, yüzeyde sıvı Japon yapıştırıcılarına oranla dayanıklılığı yüksek bir direnç noktası oluşturur. Ayrıca bu ürünleri kullanırken tüpe veya şişeye birden baskı uygulamamalı, ürünü elinize veya çevreye bulaştırmaktan kaçınmalısınız. Ürünü kullandıktan sonra havayla temasını kesmeyi de ihmal etmemelisiniz. Böylelikle ürünün kurumasını önler, bir sonraki kullanıma kadar korunmasını sağlayabilirsiniz. 

Japon yapıştırıcısı nasıl çıkarılır?

Japon yapıştırıcılarıyla ilgili en merak edilen konulardan biri de Japon yapıştırıcısı nasıl temizlenir konusudur. Ayrıca bu ürünleri kullandıktan bir süre sonra donma olayıyla karşılaşan kullanıcılar, donan Japon yapıştırıcısı nasıl eritilir diye de merak eder. Japon yapıştırıcısı elinize bulaşmışsa, öncelikle elinize birkaç damla aseton damlatmanız ürünün çözünmesine katkı sağlayacaktır. Bu işlemin ardından elinizi hafifçe ovarak yüzeydeki tabakanın çıkmasını sağlayabilirsiniz. Japon yapıştırıcıları organik dokular üzerinde etkin değildir. Cildiniz üzerinde ekstra bir uygulama yapmasanız bile su ve sabunla yıkadıkça Japon yapıştırıcısının cildinizden kolayca çıkmasını sağlayabilirsiniz. Ancak ovma işlemi sırasında fazla kuvvet uygulamamalısınız. Aksi durumda cildinizde tahriş ve yanma gibi şikayetler oluşabilir. Bu gibi durumlarda cildinize besleyici ve yatıştırıcı bir el kremi uygulamanız faydalı olur. Donmuş Japon yapıştırıcısını çözmek için ise bir kase sıcak suyun içine 2 kaşık tuz koyarak karıştırabilirsiniz. Donmuş bölgede temiz bir bezle yapacağınız silme işlemi, Japon yapıştırıcısının çözünmesini sağlayacaktır. Bu karışıma dilerseniz biraz aseton da ekleyebilirsiniz. 

Japon yapıştırıcısı hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı küçük bir hatırlatmayla tamamlamak istiyoruz. Online ofis marketiniz Ofix, ofislerin en çok kullandığı Japon yapıştırıcılarına uygun fiyat avantajıyla erişim fırsatı sunuyor. Sitemizde satışı devam eden tüm Japon yapıştırıcıları çeşitlerini inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için de OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Astiras Tombili

    2 Ağustos 2023 saat 08:53

    Japon yapıştırıcı ile onarım sırasında Giysinize kazara damlattınız.O bölüm beton gibi sertleşti.Nasıl sökersiniz.Diş Hekimliğinde kullanılan ,Soğuk tamir likitini Pamuğa damlatın,Japon yapıştırıcı bakiyesinin üzerine Vazelin,Zeytinyağ sürün.Likitli Pamuğu bakiyenin üzerine basın .Siyano akrilatı eritecek pul pul parçalanacak. Tırnakla kazıyın. Sonuç Soğuk Akrilik Likitin şişesi şu sıralar 80₺ ve Giysinin O bölgede Renki soluklaşır.Tercih sizin.Maliyeti Kurtarırsa ve O vaziyette Giysiyi giyecekseniz sorun değil.Söktünüz.Soğuk Akrilik Ucucu sıvı.Sıcağa göre Kapağı sıkı kapalı olsada Yaz koşullarından Buharlaşarak şişenin boşaldığını fark edersin.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler