Bizi Takip Edin

Lifestyle

Karbonhidrat krizlerinden kurtulmak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Kış aylarının gelişiyle birlikte vücudumuzun karbonhidrat isteği artıyor. Ne var ki aşırı karbonhidrat tüketimi, beraberinde birçok sağlık sorununu getiriyor. Vücudumuzda bozulan kan şekeri dengesi, karbonhidrat krizlerine yol açarak insülin direncinden diyabete kadar birçok hastalığa zemin hazırlıyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Karbonhidrat krizi nedir?

Önce biraz karbonhidrat krizinden bahsedelim. Kısaca ifade etmek gerekirse karbonhidrat krizi, vücudun bir anda ve aşırı derecede karbonhidrat tüketme isteği duymasıdır. Sağlıksız beslenme ve kan şekeri dengesindeki bozulma nedeniyle oluşan karbonhidrat krizleri, kişinin bol karbonhidratlı veya tatlı bir şeyler yemekten kendini alıkoyamamasına yol açar. Karbonhidrat krizleri sırasında vücuda alınan yüksek kaloriler hem sindirim güçlüğü ve hazımsızlığa, hem de kilo artışına neden olur. Karbonhidrat krizlerinin en bilinen örneklerinden biri olan gece gelen açlık krizleri sırasında kişinin tükettiği aşırı karbonhidrat, büyük bir suçluluk duygusu hissetmesine yol açar ve yaşam kalitesi ile iş performansını olumsuz yönde etkiler.

Günlük enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılayan karbonhidratlar, bilinçsiz tüketildiğinde pek çok sağlık sorununa zemin hazırlıyor. Şeker metabolizmasını bozan aşırı karbonhidrat tüketimi, karbonhidrat krizlerinin en önemli nedenlerinden biri. Gün içinde maruz kalınan aşırı stres veya depresyon, uykusuzluk, melatonin eksikliği gibi nedenlerle de karbonhidrat krizleri oluşabiliyor. Ayrıca akşam yemeği yememek veya yemeği abur cubur diye tabir ettiğimiz yiyeceklerle geçiştirmek, yemeğin hemen ardından ve fazla meyve tüketmek gibi nedenlerden dolayı da karbonhidrat krizleri oluşabiliyor. Kişide eğer hipoglisemi, yani kronik kan şekeri düşüklüğü varsa, karbonhidrat krizlerine yakalanma sıklığı çok daha yüksek olabiliyor. Üstelik, hipoglisemi hastalarının karbonhidrat krizleri çok daha şiddetli olabiliyor.

Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları nelerdir?

Karbonhidrat krizlerini kısaca bu şekilde ele aldıktan sonra yazımızın bu kısmında, karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle vurgulayalım. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri bağlamında olup tedavi edici hiçbir niteliğe sahip değildir. Karbonhidrat krizleri konusunda kritik sınır 2 aydır. 2 aydan uzun süredir gün içinde yüksek karbonhidratlı veya tatlı bir şeyler tüketmek konusunda aşırı bir istek duyuyorsanız mutlaka hekiminize başvurmalısınız. Açlık kan şekeri, insülin direnci ve diyabet testleri yaptırdıktan sonra hekiminiz gerekli yönlendirmeleri yapacaktır.

Uzun süre aç kalmamalısınız.

Uzun süre aç kalmak, karbonhidrat krizlerinin en önemli tetikleyicilerinden biridir. Kan şekeri dengesini bozan bu durum, krizlerin şiddetinin de yüksek olmasına yol açmakta. Güne eğer kahvaltı yapmadan başlıyor ve öğle yemeğini geçiştiriyorsanız, kan şekeri dengeniz bir hayli bozuluyor demektir. Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları listemizde ilk sıraya koyduğumuz uzun süre aç kalmama konusuna yeterince dikkat gösterirseniz, krizlerin görülme sıklığı da şiddeti de önemli ölçüde azalacaktır. Kan şekeriniz gün boyunca ne kadar dengeli seyrederse, açlık hissini o kadar az duyar, şeker metabolizmanızı o kadar iyi koruyabilirsiniz.

Şekerden uzak durmalısınız.

Amerikan Kalp Vakfı, günlük şeker tüketiminin 6 adet küp şeker ile sınırlı kalması gerektiğini ifade etmekte. Eğer herhangi bir kronik hastalığınız veya kilo sorununuz yoksa, tükettiğiniz gıda ve içeçeklerde bu miktara kadar şeker tüketebilirsiniz. Fakat karbonhidrat krizi gibi şikayetleriniz varsa, şekerden kesinlikle uzak durmanızı tavsiye ederiz. Çünkü şeker, kan şekerinde ani değişikliklere yol açar ve karbonhidrat krizlerinden kurtulmayı zorlaştırır. Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları içinde şekerden uzak durmaya çalışmalısınız. Bunun için içeceklerinizi şekersiz tüketmeye kendinizi alıştırabilir, yemeklerde ise basit şekerli gıdalar yerine tam tahıllı ekmekler gibi kompleks karbonhidratlar tercih edebilirsiniz. Glisemik indeksi düşük besinler, kan şekerinin dengede seyretmesine büyük katkı sağlamakta. Aynı şekilde, yüksek fruktozlu meyve sularının yerine lifli ve posalı meyve tüketimini ve kabuklarıyla yenilebilen meyveleri tercih edebilirsiniz.

Ara öğünlere dikkat etmelisiniz.

Az ve sık yemek yemek şeklinde bir beslenme programınız varsa, karbonhidrat krizlerinden kurtulma şansınız azalacaktır. Çünkü bu tür bir beslenme programı, şeker metabolizmasına büyük zarar vermekte. Bu alışkanlık nedeniyle kan şekeri daha fazla yükseliyor ve pankreasın salgıladığı insülin miktarı artıyor. Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları içinde ara öğün sayınızı mümkünse günde 1 ya da en fazla 2 ile sınırlamalısınız. Ara öğününüzde tercihen mevsim meyvelerine ve posalı meyvelere öncelik verebilirsiniz. Fakat tüketim miktarınızı 1 porsiyonla sınırlı tutmalısınız. Ara öğünlerde 1 porsiyondan fazla meyve tüketimi yapılınca şeker metabolizması olumsuz etkileniyor. Aynı şekilde, akşam yemeğinden sonra fazla meyve tüketmemeye de dikkat etmelisiniz.

Atıştırmalık tüketiminizi sınırlamalısınız.

Masa başı işlerde çalışan beyaz yakalılar arasında atıştırmalık tüketimi oldukça yaygın. Eğer kronik bir hastalığınız ya da kilo sorununuz yoksa ve gün içinde yeterince hareket ediyorsanız, bu ürünleri az miktarda tüketmenizde bir sakınca yok. Fakat, karbonhidrat krizleri yaşamaktaysanız, atıştırmalık ürünlerle bu krizleri önlemek bir tarafa, daha fazla karbonhidrat krizi yaşayabilirsiniz. Çünkü bisküvi, kraker, gofret gibi atıştırmalık ürünlerde şeker ve türevleri kullanılmakta. Bu ürünlerdeki yoğun miktarda şeker ve türevleri, kan şekeri dengenizi bozacağı için karbonhidrat krizlerine davetiye çıkartacaktır. Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları içinde atıştırmalık tüketiminizi mutlaka sınırlamalısınız.

Sebze ve salata tüketiminizi arttırmalısınız.

Sebze ve salata tüketimi, sağlıklı beslenme için en önemli konuların başında geliyor. Nitekim sebzeler ve salatalar kan şekerini yükseltmediği gibi, dengede seyretmesine büyük katkı sağlıyor. Ayrıca, tokluk hissini arttırıyor ve kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Hem lezzetli, hem de besin değeri yüksek sebze ve salatalarla karbonhidrat krizleriyle etkin bir şekilde mücadele edebilirsiniz. İçinde bulunduğumuz döneme özgü kış sebzeleri ve kış salataları protein, vitamin ve antioksidan bakımından oldukça faydalıdır. Karbonhidrat krizlerinden kurtulma yolları içinde sebze ve salata tüketiminizi arttırırsanız şeker metabolizmanız düzene girer ve krizlerden kurtulabilirsiniz.

Editörün Tavsiyesi: Tadım Karışık Çiğ Kuruyemiş

Karbonhidrat krizi yaşayanlarda görülen en yaygın davranış şekli, yanlarında sürekli şeker veya şekerli gıdalar bulundurmak oluyor. Oysa, karbonhidrat krizlerinden kurtulmak adına şeker tüketimi arttırıldığında, yeni ve daha şiddetli krizlere zemin hazırlanıyor. Burada en önemli nokta, kan şekerinizin düzenli seyretmesini sağlamak ve düşüş hissettiğiniz anda kan şekerinizi fazla yükseltmeyen besinlerle dengeyi tekrar sağlamaktır. Bu konuda kuruyemişler en doğru tercihlerden biri olacaktır. Kan şekerinizin düştüğünü hissetmeye başladığınız anda tüketeceğiniz birkaç adet fındık, ceviz veya bademle insülin miktarınızı arttırmadan kan şekerinizi dengeleyebilirsiniz. Bu bağlamda örneğin, çanta veya çekmecenizde bir paket Tadım karışık çiğ kuruyemiş bulundurabilir, ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler