Bizi Takip Edin

Lifestyle

Maske Kullanımında Doğru Zannedilen Yanlışlar

Yayınlandı

tarihinde

Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Korona döneminde hayatımızın merkezine yerleşen maskeler, salgına karşı alınabilecek önlemlerin başında geliyor. Doğru maske kullanımı koronavirüsün bulaşma riskini yüzde 80’e kadar azaltırken yanlış maske kullanımı nedeniyle salgından korunmak mümkün olmuyor. Yanlış maske kullanımı çeşitli nedenlere dayanmakla birlikte, bu nedenler arasında doğru zannedilen yanlışların payı büyük. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Doğru maske kullanımı nasıl olmalı, diye merak ediyorsanız, bu yazımızda çok şey bulabilirsiniz. 

Çene veya Burun Altında Maske Kullanımı

Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında çene veya burun altında maske kullanımı oldukça yaygın. Özellikle sıcak yaz aylarında daha iyi nefes almak adına gerçekleştirilen bu kullanım şekli, koronavirüsün solunum yoluyla bulaşmasına davetiye çıkarıyor. Koronavirüsten korunma yolları içinde maskenin ağzı kapatmasının yeterli olduğu düşüncesi, solunum yollarını virüse karşı savunmasız bırakmakta. Kapalı mekanlara girişte rastladığımız maskesiz girilmez uyarı etiketleri, maskeyi sırf takmış olmak için takanların farkındalıklarını arttırmaya yetmeyebiliyor. Maske takmama cezası yememek adına maske takmış olmanın koronavirüsten korunma yolları içinde önemli bir etkisi yok.

Doğru maske kullanımında maskenin ağız ve burun bölgesini kaplaması gerekmekte. Ayrıca, yüz ve maske arasında boşluk bulunmamalı. Yanlış maske takma şekilleri solunum yolları için risk oluşmakta. Bu yönüyle telli maskeler, diğer maskelere oranla daha faydalıdır. Ağız ve burun bölgenizi korumak için telli maskeleri tercih edebilirsiniz. Maske fiyatı bakımından da telli maskeler bütçe dostudur. Maske ücretsiz dağıtıldığı dönemlerde çok daha yanlış şekillerde kullanılmaktaydı. Basında ve sosyal medyada maske haberleri arttıkça yanlış kullanım şekilleri azalmaya başladı. Fakat yine de doğru maske kullanımının yaygınlaşmasında henüz istenilen noktada değiliz.

Maskenin Uzun Süre Kullanımı

Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maskenin uzun süre kullanımı da maalesef oldukça yaygın. Maske derken kastettiğimiz cerrahi maskeler, tek kullanımlık ürünler arasında yer alır. Bu ürünlerin üretiminde kullanılan materyaller ve üretim teknikleri, uzun süre kullanılmaları durumunda özelliklerini kaybetmesine yol açmakta. Cerrahi maskelerin ideal kullanım süresi 4 saattir. Bu süre dolduktan sonra, maske kirli görünmese bile etkinliğini kaybeder. Cerrahi maskenin görüntüsü ile etkinliği arasında zorunlu bir ilişki yoktur. Maskenizin temiz görünmesi, etkinliğini koruduğu anlamına gelmez.

Gün içinde aşırı terlemeye bağlı olarak maske yüzeyinde nem birikmişse, 4 saatin dolmasını beklemeden maskenizi değiştirmelisiniz. Çünkü maskeler, su ve neme dayanıklı ürünler değildir. Bu gibi durumlarda koruyucu özelliklerini yitirirler. Bez maske tercih ediyorsanız, terlemeye bağlı olarak yüzeyde nem birikimi daha fazla olacaktır. Maske bezi olarak kullanılan kumaşların pek çoğu maalesef terletici özelliklere sahip. Üstelik, maske boyama son zamanlarda oldukça popüler bir aktivite haline geldi. Fakat ne var ki, boyanmış maskeler daha fazla terletir ve boya maddelerinin ciltle teması bazı sağlık risklerine zemin hazırlar.

Maskenin Yıkanarak Defalarca Kullanılması

Maskelerin yıkanarak defalarca kullanılması son derece yanlış bir kullanım şeklidir. Tek kullanımlık ürünler arasında yer alan maskelerin sahip olduğu özellikler, yıkandığında geri gelebilen özellikler değildir. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında cerrahi maskelere alternatif olarak kullanılan kumaş maskeler ise koronavirüse karşı etkin bir araç değildir. Cerrahi maskelere oranla bez maske, baskılı maske ve desenli maske çeşitleri daha zayıf bir koruma sağlar. Evde maske yapımı kolay ve eğlenceli bir iş haline gelmiş olsa da sağlık açısından bu maskeler güvenilir değildir. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında bu maskelerin yüzeyine dezenfektan veya kolonya uygulamak da yeterli değildir.

Bez maske çeşitleri eğer yıkanacaksa, en az 60 derecede ve deterjanla yıkanmalı. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında cerrahi maskeleri yıkamak yerine yüzeyine dezenfektan veya kolonya uygulamak da yine, koronavirüse karşı etkin bir koruma sağlamaz. Üstelik, dezenfektanlardaki etken maddelerin solunum yoluyla vücuda alınması çeşitli sağlık risklerine zemin hazırlar. Ülkemizde bez maske kullanımı, evde maske üretimi ile maalesef özendirilmekte. Evde maske üretim makinesi kullanılarak yapılan bez maskeler yerine cerrahi maskeleri tercih edebilir, koronavirüse karşı daha güçlü bir koruma sağlayabilirsiniz.

Maskenin Defalarca Çıkarılıp Takılması

Koronavirüsten maskeyle korunmak için maskenizi bir kez taktıktan sonra yemek yemek veya su içmek gibi zorunlu haller dışında 4 saat boyunca hiç çıkarmamalısınız. Maskenin defalarca çıkarılıp takılması, koronavirüsün temas yoluyla bulaşma riskini yükseltiyor. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maske takmış olmakla yetinmemelisiniz. Kullanım süresi dolmadan maskenizi gereksiz yere çıkarıp takmamalısınız. Maskeyi yanlış takanlar bu konuda çok daha dikkatli olmalı. Maskenizi bir kez çıkarmışsanız, tekrar takmadan önce ellerinizi iyice yıkamalı veya dezenfektanla temizlemelisiniz.

Maskenizi taktıktan sonra bir kez ve iyice ağız ve burun bölgenize yerleştirmeli, önemli bir kayma veya açılma oluşmadıkça maskenize temastan kaçınmalısınız. Bunun için uygun bir maske aparatı kullanabilirsiniz.

Çıkarılan Maskenin Cepte veya Çantada Taşınması

Maskenizi herhangi bir nedenle çıkarmışsanız, yeniden kullanıncaya kadar cebinizde veya çantanızda taşımamalısınız. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında kullanılmış maskeyi cepte veya çantada taşımak çok sakıncalı. Maskenizi çıkardıktan sonra cebinize veya çantanıza koymadan önce mutlaka bir poşetin içine koymalısınız. Üstelik poşetin ağzını sıkıca kapatmalı ve işi bittikten sonra çöpe atmalısınız. Çıkardığınız maskeyi poşet olmaksızın cebinize veya çantanıza koyarsanız, maske kullanarak aldığınız önlemler maalesef boşa gider. Ve tabii, maskenizi çıkarmak istediğinizde maske ipi veya maske aparatı ya da maske tutucu kısmını kullanmanız gerekir.

Maskenin Çöpe Atılması

Cerrahi maskeler tıbbi atık kapsamında değerlendirilen ürünlerdir. Bu ürünleri kullandıktan sonra herhangi bir evsel atık gibi çöpe atmamalısınız. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maskenin çöpe atılması, çöp toplama işleri sırasında koronavirüsün bulaşma riskinin artmasına yol açıyor. Bulunduğunuz ortamda kullanılmış maskeleri atmanız için özel olarak ayrılmış bir maske eldiven atık kutusu veya maske kutusu varsa bu kutuları kullanmalısınız. Maske kutusu eğer yoksa, maskenizi iç yüzeyi içeride kalacak şekilde ağzı kapalı bir poşetin içinde çöp torbasına atmalısınız. Maskenizi çıkarırken ön yüzeyine kesinlikle dokunmamalı, maskenizi kulak arkasındaki iplerden tutarak çıkarmalısınız. Maskenizi maske kutusu veya çöpe attıktan sonra, ellerinizi yıkamayı veya dezenfekte etmeyi ihmal etmemelisiniz.

Maske Takmanın Yeterli Olduğu Düşüncesi

Koronavirüsten korunma yolları içinde en etkili araçlardan birinin maske olması, maske takmanın yeterli olduğu yönünde bir düşüncenin doğmasına yol açtı. Oysa yalnızca maske kullanmak, koronavirüsten korunmak için yeterli değildir. Maskenin yanı sıra sosyal mesafe ve kişisel hijyen önlemlerine de dikkat etmek gerekir. Üstelik, gün içinde fazla sayıda kişiyle bir araya gelmeniz gereken bir iş yapıyorsanız, maskeye ek olarak siperlik kullanmanızda da yarar var. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maske takmanın yeterli olduğu düşüncesine kapılmamalı, diğer önlemleri de etkin şekilde uygulamalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Fulden Küçük

    29 Eylül 2020 saat 11:56

    Daha maske bile taktiramadigimiz insanlarimiza bu kurallari ogretmek ve uygulatmak epey zor olacak. Ama yazı muhteşem, elinize sağlık.

  2. Akçayel Özel Dedektif Bürosu

    9 Kasım 2020 saat 14:27

    İnsanları anlamak mümkün değil büro çıkışında gözümün önünde yerdeki maskeyi alıp cebine atan adam gördük. Amca napıyorsun diye soruyorum çamaşır suyu ile yıkıyorum mikrop kalmaz bunda boşuna para vermeyeyim diyor. Bu kişiye kızamıyorsun adam üç kuruşun hesabını yapıyor, Kızmak istiyorsun bu tür kişiler yüzünden bitme şansı minimumda kalıyor. Tabi o maskeyi yere atan da ayrı konu.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler