Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Sabri Pehlivan: İşverenlerimizle güven ve şeffaflık temelinde ilişki kuruyoruz!

Yayınlandı

tarihinde

Sabri Pehlivan ile Tasarım Proje ve Markas'ın başarı hikayesini konuştuk...

Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, çok değerli bir ismi konuk ettik. Markas Mühendislik kurucu ortaklarından sayın Sabri Pehlivan ile hem şahsının, hem de şirketinin başarı hikayesini konuştuk, elektrik proje ve taahhüt sektöründe yakaladıkları hızlı büyümenin nedenlerini anlamaya çalıştık. Sorularımıza içtenlikle cevap veren ve başarı hikayesini bizimle paylaşan Sabri Pehlivan‘a tüm Ofix.com ekibi olarak teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Markas Mühendislik Kurucu Ortaklarından Sabri Pehlivan Röportajı

Merhabalar, öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, 1980 Mersin doğumluyum. İlk ve orta öğretimimi Adana’da tamamladım. 1997 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi ikinci öğretim Elektrik Mühendisliği bölümünü kazanarak İstanbul’a geldim. 2001 yılında mezun oldum. 2002-2005 yılları arasında Bilgi Üniversitesi‘nde e-MBA yapmaya çalıştım, ama yurt içi ve yurt dışı işlerimin yoğunluğundan dolayı bitiremedim.

1999-2002 yılları arasında, Siteco Aydınlatma firmasında aydınlatma proje tasarımcısı olarak çalışma hayatına başladım. 2002-2007 yılları arasında, Net Mühendislik elektrik taahhüt firmasında proje mühendisi olarak işe başladım. Sonra sırasıyla şantiye şefliği ve uygulamalar müdürlüğü görevlerini üstlendim. 2007-2012 yılları arasında, Net Mühendislik’te şirket ortağı olarak görev aldım. 2007 yılında, Net Mühendislik kurucu ortağı sayın Nihat Yangır ile birlikte Tasarım Proje firmasını kurduk. 2012 yılında kendisiyle ortaklıklarımız bittikten sonra, Markas Mühendislik elektrik taahhüt şirketini sayın Tamer Benli ve sayın Tanyel Güner ile birlikte kurduk.

“Proje ve taahhüt, bir elmanın ayrılmaz iki yarısı gibidir.”

Elektrik proje ve taahhüt sektöründe 20 yıla yakın bir deneyim sahibisiniz. Bu alana ilginiz nasıl başladı?

Baba mesleğinin karoser imalatı, torna tezgahı üretimi ve ziraat üzerine olmasından dolayı, çocukluğumdan beri mühendisliğe ilgi duyuyordum. Elektrik mühendisi olduktan sonra, bu dalda yapabileceğimi gördüğüm 5 ana kariyer planlaması vardı; akademik kariyer, işletme mühendisi, satış pazarlama, proje ve taahhüt. Okurken çalışıyor olmanın avantajıyla, kendime uygun bulduğum ve yapmaktan büyük zevk aldığım iki konu olan proje ve taahhüt, hem kişisel kariyerimde, hem de ortağı olduğum şirketlerde bir elmanın ayrılmaz iki yarısı gibi gördüğüm konulardı.

2007 yılında Tasarım Proje’yle kendi şirketinizi kurdunuz ve kısa sürede sektörde öne çıkmayı başardınız. Tasarım Proje’nin doğuşunu ve gelişim sürecini bizimle paylaşabilir misiniz?

2007 yılında elektrik taahhüt şirketi bünyesinde bulunan 5 kişilik proje departmanını Tasarım Proje adı altında şirketleştirerek taahhüt sektöründe elde ettiğimiz bilgi birikimini, uygulamasını yapmadığımız işlerde de sektörün hizmetine sunmak istedik. Proje ve taahhüt sektöründe uluslararası bilgi birikimimiz olması ve piyasa koşullarını yakından takip etmemizden dolayı, yaptığımız projelerde teknik, maddi ve zamansal bakımdan önemli kazanımlar elde ettik. Güven ve şeffaflık üzerine geliştirdiğimiz iç ve dış müşteri ilişkilerimiz sayesinde, 3. yılın sonunda ciromuzun yaklaşık %10’unu grup şirketimiz olan Net Mühendislik’ten, geri kalan %90’ını sektördeki diğer müşterilerimizden elde etmeyi başardık.

Son 3 yılda işimizin rutinlerini azaltmak, insan hata faktörünü minimize etmek adına yaptığımız yazılım ve ekibimize yaptığımız kişisel gelişim yatırımlarıyla güzel sonuçlar elde ettik. Her geçen gün farklı coğrafyalarda farklı standart ve yönetmeliklere uygun farklı türde projelerde ve farklı insanlarla çalışmanın getirdiği muazzam bir bakış açısı ve çözüm üretme yetisine sahip olduk. Tasarım yapmaktan en çok keyif aldığım nokta, bu çeşitlilik ve yeniliklerin içinde olmaktır.

“23 ülkede 950’nin üzerinde projeye imza atmayı başardık.”

2012 yılında Markas’ın kurucu ortaklarından biri olarak yeni bir oluşum içinde yer aldınız. Markas’ın kuruluş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Daha önce bahsettiğim gibi, yapmaktan büyük zevk aldığım iki konu olan proje ve taahhüt, hem kişisel kariyerimde, hem de ortağı olduğum şirketlerde bir elmanın ayrılmaz iki yarısıdır. 2012 yılında Net Mühendislik‘te bulunan ortaklığımı sonlandırdıktan sonra elmanın diğer yarısını yeniden oluşturmamız gerekiyordu. Oluşumun adı Markas Mühendislik oldu. 🙂 Ekibimizle birlikte bugüne kadar 23 ülkede 950’nin üzerinde projeye imza atmayı başardık. Şu an 17 kişilik mühendislik kadromuzla Türkiye, Rusya, Suudi Arabistan, Mısır, Sırbistan ve Gine’de devam eden projelerimiz bulunmaktadır.

“İşverenlerimizle güven ve şeffaflık temelinde ilişki kuruyoruz!”

Sektörde 6. yılını geride bırakan Markas’ın tasarım ve projeleri sektörde büyük ilgi görüyor. Sizce bu başarının nedenleri nelerdir?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, 2002 yılında projesini çizip uygulama sürecinde şantiye şefi olarak görev aldığım ilk işi bitirdikten sonra bir uygulama projesinin başarısının, son durum projesine (as-built) ne kadar yakın olduğuyla değerlendirilebileceğini anlamıştım. Bunun sağlanabilmesi için de tasarımı yapan kişilerin uygulamayı iyi bilmesinin, uygulamayı yapanların da tasarım ve mühendisliği iyi bilmesinin zorunlu olduğunu anlamıştım. Ayrıca, bir projede görev alan tüm tasarımcı ve uygulayıcı disiplinlerin de (mimar, inşaat, mekanik, proses vb.) benzer tecrübe ve kalite hedefine sahip olmaları durumunda kaliteli tasarımın ve uygulamanın yapılabileceğine kanaat getirmiştim. Bu sebepten dolayı, bugüne kadar elde ettiğimiz başarılarda bizimle birlikte çalışan diğer disiplinlerin ve bizi tercih eden kurumların alt yapı ve kalitesinin büyük payı olduğunu söyleyebilirim. Yaptığımız iş ekip işi, ekip içindeki bir kişi bile tüm işin olumsuz sonuçlanmasına sebep olabilir.

Tasarım Proje ve Markas Mühendislik grup şirket sinerjisi bize, proje sektöründe olan teknik yeniliklerin taahhüt sektörüne aktarılması ve mühendislik alt yapısı ile taahhüt iş yapmayı, taahhüt sektöründe ve/veya piyasa koşullarında olan yeniliklerin ve/veya değişikliklerin proje sektörüne aktarılmasında çok büyük bir alt yapı sağlamaktadır. Şirketlerin birbirine yapıcı geri bildirim veren alt yapıda iş süreçlerini planlamış olmamız en büyük kazancımız. Devamlı gelişmekte ve yenilenmekteyiz. Bu süreçte öğrendiklerimizi de tüm işlerimizde, işin türüne ve boyutuna bakmadan aktarmaktan ayrıca büyük bir keyif alıyoruz.

İşin fizibilite çalışmalarından operasyona başlama zamanına kadar tüm süreçleri hakkında eksiksiz bilgimiz bulunmaktadır. Hatta birçok işverenimizle tesisin işletme sürecinde de görüştüğümüz için, operasyonda yaşadıkları olumlu/olumsuz geri bildirimleri alabiliyoruz. Bu durum bize, yaptığımız işi 360° değerlendirme fırsatı sağlamaktadır. Bilgi paylaşıldıkça artar ilkesi ile bildiğimiz ne varsa ekibimizle, işimizle ve işverenlerimizle paylaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz tüm işleri kendi işimizmiş gibi sahipleniyoruz. Bazen işverenimizle kendi yatırımı üzerine tartıştığımız, bütçesine ve/veya çözümüne +/- itiraz ettiğimiz zamanlar bile oluyor. 🙂 İşverenlerimizle güven ve şeffaflık temelinde oluşturduğumuz ilişkinin kalitesinden ve teknik alt yapımızdan dolayı, Markas’ın yaptığı işlerin %70’inden fazlasına design/build olarak hizmet vermekteyiz.

“Önce işlevsellik ve verimlilik, sonra dekoratif tercihler…”

Peki, aydınlatma sistemleri konusunda müşterilerinizin tercihlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İşyerlerinde daha çok işlevsel özellikler mi öne çıkıyor, yoksa dekoratif tercihler mi?

Endüstriyel tesis tasarımı yaparken verimlilik, dekoratif alan tasarımları yapılırken de görsellik ön planda oluyor. İşyerlerinde en kritik konu kamaşma problemidir. Kamaşma problemi yaşanan alanlarda kullanıcıların, aydınlatma armatürlerini kapatarak az aydınlık seviyesine sahip alanlarda çalıştıklarına şahitlik ettim. Bu hem iş güvenliği, hem de çalışan sağlığı için uygun bir durum değildir. Bu sebepten dolayı, önce işlevsellik ve verimlilik, sonra dekoratif tercihlerin çalışma alanlarında sağlanmasını daha sağlıklı bulmaktayım. Aksi halde, sağlanan dekoratif çözümler kullanılamamaktadır.

Hem Tasarım Proje, hem de Markas olarak ekolojik çevre politikalarına karşı büyük bir duyarlılığınız var. Her geçen gün artan enerji ihtiyaçları karşısında doğanın korunması için hangi konulara öncelik veriyorsunuz?

Enerji maliyetlerinin ciddi olarak arttığı ve artacağı bir dönemde verimli değil, ULTRA VERİMLİ yapı tasarımları yapmak için hem tercih edeceğimiz ekipmanların seçimi, hem de bunların kontrol ve izlemeleri için otomasyon sistemleriyle çözüm sunmaktayız. Bunun için her işin başında güncel teknoloji, performans değerleri ve enerji maliyetleriyle fizibilite yapıp işverenlerimize sunarak onlara yatırım için yatırım yaparak para kazanabileceklerini gösteriyoruz.

İşverenlerimize ÖLÇMEDEN YÖNETMEZSİNİZ bilincini aşılıyoruz. Kritik tüm noktalardaki enerji kaynaklarının sarfiyatlarını ölçüp bu verilere göre işletmesinin verimliliğini ve performansını yönetmesi gerektiğini somut örneklerle anlatıyoruz. Bununla ilgili tesislerde aydınlatma, priz, ups, asansör, yürüyen merdiven, havalandırma, ısıtma, soğutma, basınçlı hava, su, doğal gaz vb. birçok sistemin ve tesisatın bölüm bölüm ölçülerek trend analizlerinin takip edilmesini sağlıyoruz. Düzenli raporlama ve kestirimci bakım yaparak enerji verimlilik performansını yönetebileceklerini anlatıyoruz.

“İşverenlerimizi alternatif enerji kaynaklarına yönlendiriyoruz.”

Bu konudaki prensibimiz, tasarımını ve/veya uygulamasını yaptığımız proje bizim kendi yatırımımız olsa ve teknik birikimimizle fizibiliteyi değerlendirdiğimizde yatırımı olumlu görüyorsak, bu konuda işverenlerimize ısrarcı olmaktır. Yatırım kararı verdiremediğimiz projelerimizde, en azından ileriye dönük rezerv alt yapıların planlanması konusunda işverenlerimizle ortak noktada uzlaşabiliyoruz. Bu da ilerde zorunlu kalacağı durumda yapısı içinde çok revizyon yapmadan yeni sistemleri mevcut sisteme en ekonomik şekilde akuple edebilmesini sağlamaktadır.

Fiziki imkanı olan tüm projelerimizin tasarım aşamasında, alternatif enerji kaynaklarına, özellikle de güneş enerjisine yatırım konusunda fizibilite hazırlayıp işverenlerimizin bilinçlenmesini ve bu konuyu değerlendirmelerini sağlıyoruz. Elektrikli araçlar ve şarj istasyonu ihtiyaçları hakkında ortak değerlendirmeler yapıyoruz.

Kış döneminde malumunuz, elektrik tüketimi artmakta. Ofis aydınlatma sistemlerinde tasarruf konusunda okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Askeri düzen; GEREKSİZSE IŞIĞI KAPAT! 🙂 

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Sevgiyle…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler