Bizi Takip Edin

Lifestyle

Telefonu şarj ederken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Telefonu şarj ederken nelere dikkat edilmesi gerektiğini Ofix Blog'da bulabilir, telefonunuzu güvenli şekilde şarj edebilirsiniz.

Telefonların akıllı hale gelmesiyle birlikte hayatımızdaki önemi her geçen gün artıyor. Günlük hayatımızda ve iş hayatımızda pek çok işimizi akıllı telefonlar üzerinden gerçekleştiriyoruz. Buna bağlı olarak telefonumuzun şarjı çabuk bitiyor. Telefonu şarj ederken yaptığımız hatalar ise batarya ömrünü azalttığı gibi, bazı hayati risklere de yol açabiliyor. Özellikle gece yatarken şarjda bırakılan telefonlar nedeniyle pek çok hayati risk oluşabiliyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, telefonu şarj ederken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Bu bilgileri zihninizin bir köşesinde bulundurursanız, telefonu şarj ederken oluşan sorunlardan kurtulabilir, telefonunuzu daha uzun süre ve güven içinde kullanabilirsiniz. 

Telefonunuzu gece yatarken şarjda bırakmamalısınız.

Telefonu şarj ederken yapılan en önemli hataların başında, gece yatarken şarjda bırakmak geliyor. Bataryanın aşırı yüklenmesine ve ömrünün kısalmasına yol açan bu durum, aynı zamanda elektrik tesisatında kısa devre ve yangın gibi risklere de zemin hazırlamakta. Telefonların şarj süresi, pil seviyesi ve cihazın markasına göre değişmekle birlikte ortalama 2 saat kadardır. Uyku süresinin ortalama 8 saat olduğunu düşünürsek, gece yatarken şarjda bırakılan telefonlar normalin 4 katı fazla şarjda kalmış oluyor. Cihazınızın markası ve modeli ne olursa olsun bataryanın bu kadar aşırı yüke uzun süre dayanabilmesi mümkün değildir. Gece yatarken telefonunuzu şarjda bırakmak gibi bir alışkanlığınız varsa, hem cihazınızın ömrünü uzatmak, hem de güvenliğini sağlamak için bundan vazgeçmeniz gerekir. Gün içinde telefonunuzu şarj etmek için uygun bir zaman dilimi belirlemeniz bu konuda karşılaşabileceğiniz pek çok riski ortadan kaldırır. 

Şarj cihazınızı prizde bırakmamalısınız.

Telefon şarjıyla ilgili doğru zannedilen en büyük yanlışlardan biri, cihaz tümüyle şarj olduktan sonra prizden güç almadığı şeklindedir. Bir diğeri ise şarj cihazını prizde bırakmanın sorun yaratmadığıdır. Bunların doğru olduğuna inanan kullanıcılar ne yazık ki, şarj cihazını prizde bırakmamak konusunda herhangi bir davranış tarzı değişikliği gerçekleştirmiyor. Oysa, bataryanız yüzde 100 dolu olsa bile şarjda kaldıkça prizden güç almaya devam eder. Ve bu durum hem bataryanın aşırı zorlanmasına, hem de ömrünün kısalmasına yol açar. Cihazınıza gelen bu aşırı güç, başta transformatörler olmak üzere tüm parçaların yavaş yavaş ısınmasına yol açar. Telefonunuzu şarj ettiğiniz ortam eğer nemli bir ortamsa, transformatörlerde oluşan aşırı ısınma kolayca kısa devreye neden olabilir. Ki bu durum, büyük bir yangının ilk kıvılcımı anlamına gelebilir. Özellikle gece şarjda bırakılan telefonlar nedeniyle çıkan yangınlara ilişkin haberlerden ders çıkarmak gerekir. Şarj olduktan sonra telefonunuzu şarj cihazından çıkarmalı, şarj cihazınızı da prizde bırakmamalısınız.  

Telefonunuzu yüzde 100 şarj etmemelisiniz.

Telefonu şarj ederken en sık yapılan hatalardan biri de telefonu yüzde 100 şarj etmektir. Cihazınızın markası ve modeli ne olursa olsun, yüzde 100 şarj ettiğiniz zaman bataryası yine aşırı zorlanmış olur. Bu durum, telefon bataryalarında kullanılan lityum-iyon pillerin yapısından kaynaklanır. Nitekim, lityum-iyon pilleri tümüyle şarj edildiğinde enerji depolama özellikleri zarar görmekte. Batarya ömrünü kısaltan bu durum, yüzde 100 şarjın daha uzun süre gideceğine yönelik yanlış bir algı nedeniyle telefon kullanıcıları arasında sıkça karşılaşılan bir durum haline geldi. Aslına bakarsanız, yüzde 98 ile yüzde 100 arasında sadece yüzde 2’lik bir fark vardır. Fakat bu fark, lityum-iyon pillerin çalışma şeklinden dolayı bataryanın ömrünü uzatır. Yüzde 2’lik farkın pil seviyesi üzerinde önemli bir etkisi olmasa da batarya ömrü üzerinde büyük etkisi vardır. 

Pil seviyesi yüzde 20 düzeyindeyken şarja koymalısınız.

Telefonu şarj ederken pil seviyesine dikkat etmek büyük önem taşır. Bataryanın yüzde 100 dolu olması ömrünü kısalttığı gibi, pil seviyesi yeterince düşmeden cihazın şarja takılması da batarya ömrünü kısaltır. Söz gelişi, pil seviyesi yüzde 60-70 düzeyindeyse bataryanın aslında şarja ihtiyacı yoktur. Gün içinde yapacağınız telefon görüşmeleri nedeniyle cihazınızı bu aralıkta şarja koyarsanız, batarya üzerinde gereksiz bir yük oluşur. Bir örnekle açıklamak gerekirse, karnınız acıkmadan yemek yerseniz mideniz daha çok yorulur. Yemek yemek için yeterince acıkmayı beklerseniz mideniz daha etkin şekilde çalışır ve formunuzu korursunuz. Telefon bataryaları da böyledir. Pil seviyesi yüzde 10 ile 20 düzeyindeyken telefonunuzu şarja koyarsanız batarya zorlanmaz. 

Telefonunuzun şarjını tümüyle bitirmemelisiniz.

Telefonunuzun markası ve modeli ne olursa olsun, pil seviyesiyle ilgili bir kritik eşik uyarısı mutlaka vardır. Bu uyarı ekranda belirdiğinde telefonunuzu ivedilikle şarj etmeniz gerekir. Şarj etmeden kullanmaya devam etmeniz durumunda batarya yine gereğinden fazla zorlanır. Pil seviyesi yüzde 10’un altına indiğinde lityum-iyon pillerin yapısı zarar görmeye başlar. Gün içinde pil seviyesini takip edip telefonunuzu yüzde 10 ile 20 düzeyindeyken şarj ederseniz lityum-iyon pilleri düzgün şekilde çalışır. Gün içinde telefonunuzu sıkça kullanıyor ve şarj sorunu yaşıyorsanız, batarya ömrü konusunda etkin önlemler almanız gerekir. Mobil bir işte çalışıyorsanız, yüksek batarya kapasitesine sahip bir powerbank kullanarak şarj sorunu konusunda etkin çözümler sağlayabilirsiniz. Taşınabilir şarj aletleri sayesinde telefonunuzu doğru zamanda ve doğru miktarda şarj edebilirsiniz. 

Telefonunuzu şarjdayken kullanmamalısınız.

Telefonu şarj ederken en sık karşılaşılan yanlışlardan biri de telefonu şarjdayken kullanmaktır. Bu durumda batarya, aynı anda iki işlem yapmak zorunda kalır. Bir taraftan lityum-iyon pillerin düşen enerji seviyesi yükselirken, bir taraftan da kullanım sırasında gerekli enerji sağlanmaya çalışılır. Telefonunuzun bataryasını uzun süre sorunsuz şekilde kullanmak istiyorsanız, şarj sırasında kullanmaktan kaçınmalısınız. Nasıl ki aynı anda iki iş yapmak sizi fazlasıyla yoruyorsa, batarya için de benzer bir durum söz konusudur. Cihazınız eğer eski bir cihazsa ve yanlış kullanım nedeniyle bataryanızın ömrü tükenmişse, telefonunuzu şarj sırasında kullanmanız durumunda bazı kaza ve yaralanma riskleri oluşabilir. Batarya üzerinde aşırı gerilmeye yol açan bu gibi durumlarda hayati kayıplar ve büyük maddi zararlar oluşabiliyor. 

Şarj için bilgisayarınızı kullanmamalısınız.

Telefonu şarj ederken pratik bir çözüm sağladığı düşünülen bilgisayar bağlantısı, aslında pratik bir çözüm değildir. Her şeyden önce bilgisayarlar, enerjiyi dışarıdan alır, kendi enerjilerini kendileri üretmez. Telefonu şarj ederken bilgisayar bağlantısı kullanıyorsanız, bu durumda bilgisayarınız enerjisini telefonla paylaşmak durumunda kalır. Bilgisayarınızı yüksek performans ayarında çalıştırsanız bile telefonu şarj ederken bilgisayar bağlantısı kullanırsanız hızı düşer, performansı zayıflar. Üstelik, adaptöre oranla bilgisayar bağlantısı ile telefonu şarj etmek daha uzun bir zaman alır. Ki bu durum, bataryanın daha fazla zorlanması anlamına gelir. Aynı anda telefonunuzdan kablo yoluyla internete giriyorsanız, bu durumda telefon bataryanız çok daha fazla zorlanacaktır. Bunu yapmak yerine telefonunuzu prize takarak şarj edebilir, şarjın ardından kablosuz bağlanma seçenekleri ile internete bağlanabilirsiniz. Bu sayede hem telefonunuz, hem de bilgisayarınız batarya, hız ve performans sorunları yaşamaz. 

Şarj sırasında telefon kılıfı cihazınızın fazla ısınmasına yol açmamalı.

Piyasada telefon kılıfları konusunda hemen her zevke hitap eden sayısız ürün çeşidi mevcut. Cihazınızın markası ve modeli ne olursa olsun kendi zevkinize uygun bir kılıf mutlaka bulabilirsiniz. Ancak ne var ki, kullanacağınız kılıfın koruyucu özelliğinin yanı sıra şarj sırasında aşırı ısınmaya yol açmadığından emin olmalısınız. Şarj halindeyken bütün telefonlarda bir miktar ısınma oluşur. Kullandığınız telefon kılıfı ısıyı dışarıya iletmede başarılı bir performans sergilerse, cihazınızın fazla ısınmasını önleyebilirsiniz. Aksi durumda kılıfı değiştirmeyi veya şarj sırasında telefon kılıfı kullanmamayı tercih edebilirsiniz. Bu bağlamda, telefon kılıfı alırken ürün seçimine dikkat etmelisiniz. Cihazınızın fazla ısınmasına yol açabilecek materyal ve tasarımları tercih etmemelisiniz. Ve tabii, şarj sırasında ortam sıcaklığına da dikkat etmeli, cihazınızı ısı kaynaklarından uzak tutmalısınız. 

Yan sanayi şarj cihazlarından uzak durmalısınız.

Telefonu şarj ederken kullanılan yan sanayi şarj cihazları maalesef, başta kaza ve yaralanmalar olmak üzere pek çok istenmeyen duruma yol açabiliyor. Satın aldığınız telefonla birlikte şarj için her zaman bir adaptör verilir. Normal şartlar altında tüm telefon kullanıcıları, ürüne ait orijinal adaptörü kullanmayı tercih eder. Fakat ne var ki, orijinal adaptörde bir arızalanma ortaya çıkınca, pek çok kullanıcı yan sanayi şarj cihazlarına yönelebiliyor. Oysa, her telefonun markası ve modeline göre ihtiyaç duyduğu enerji miktarı farklıdır. Ürünler için özel olarak tasarlanan adaptörlerde, ürünün ihtiyaç duyduğu enerji miktarı dikkate alınır. Yan sanayi şarj cihazlarında böyle bir durum söz konusu olmadığı gibi, bu ürünlerin kalite standartlarına uygun şekilde üretilmediği de görülmektedir. Kaldı ki, başka telefonlar için üretilen orijinal adaptörler bile cihazınızın batarya ve diğer bölümlerine zarar verebilir. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için cihazınızı yalnızca üretici firmanın adaptörüyle şarj etmeli, başka adaptörler veya yan sanayi şarj cihazları kullanmamalısınız. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler