Bizi Takip Edin

Lifestyle

Zam İstemenin İncelikleri

Yayınlandı

tarihinde

Zam istemenin incelikleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili beyaz yakalılar, bugünkü yazımda çok önemli bir konuya temas edeceğim. Asgari ücrete yapılan zamdan sonra çalışanlar arasında zam beklentisi arttı. 2020’nin bu ilk günlerinde maaşınıza yapılacak zam oranı henüz netleşmemiş olabilir. Bugünkü yazımda sizlere, istediğiniz zammı almanıza katkı sağlayacak bazı önerilerde bulunacağım. Zam istemenin incelikleri işte huzurlarınızda… 

Çalıştığınız sektörde maaş ortalamasının ne kadar olduğunu öğrenmelisiniz. 

Yıl boyunca çok çalışıp iyi bir zammı hak eden sevgili beyaz yakalılar, zam konusunda her şeyden önce, sizinle aynı işi yapan ve aynı konumda olanların aylık gelirlerinin ortalama ne kadar olduğunu öğrenmelisiniz. Böylelikle zam konusunda makul bir beklenti içine girebilir, gereksiz hayal kırıklıkları yaşamaktan kurtulabilirsiniz. Yurt dışında bu gibi bilgileri paylaşan Salary.com gibi bazı siteler mevcut. Türkiye’de bildiğim kadarıyla böyle bir bilgi kaynağı yok. Fakat meslektaşlarınızla yaptığınız görüşmelerde, bir kahve molası esnasında bıyık altından bu soruyu sormak gibi eski usullere başvurabilirsiniz.

Ne kadar ‘daha’ kazanabileceğinizi hesaplamalısınız. 

İlk olarak sizinle aynı işi yapan ve aynı konumda olanların ortalama gelirlerini öğrendiniz. Şimdi sıra sizin gelirinizi bu aralık içerisinde ne kadar arttırabileceğinizi hesap etmekte. Bu noktada, kaç yıldır bu işi yapıyor olduğunuz, aynı şirkette kaç yıldır çalışıyor olduğunuz gibi faktörler devreye giriyor. Uzun zamandır aynı işi yapıyorsanız, bu sizin hanenize yazılacak kocaman bir artı demektir. Uzun zamandır aynı şirkette çalışıyorsanız, ki bu tutarlılık ve bağlılık göstergesidir, işte kocaman bir artı daha. 

İşvereninizin finansal durumunu dikkate almalısınız.

Türkiye’de işverenlerin finansal durumları hep kötü, hep şikayet, hep olumsuzluk… Bunları ben de biliyorum sevgili beyaz yakalılar. Ama tam da zam istemeyi planladığınız zaman diliminde patronunuz büyük bir ekonomik krizin içerisindeyse, beklediğinizin altında bir zam almanız mümkündür. Bu durumda, patronunuzun elinin rahatlayacağı dönemi beklemeli ve zam talebinizi doğru zamanda ifade etmelisiniz. 

Argümanlarınızı hazırlamalısınız. 

İlk iki maddeyi sağlayıp üçüncü maddedeki doğru zamanı yakaladıktan sonrası tabii ki patronun karşısına çıkmak. Bu noktada kendinizi, işe yeni başvuran ve CV’sini işverenin masasına bırakan bir yeni mezun gibi hissedebilirsiniz. Böyle hissetmeniz doğru da olur. Patronunuzla görüşürken şu ana kadar şirket için neler yaptığınızı, ne kadar değerli olduğunuzu ifade etmeli, kendinizi “pazarladığınız” bir liste oluşturmalısınız. 

Patronunuzla yüz yüze görüşmelisiniz. 

Zam istemek ciddi bir iştir sevgili beyaz yakalılar. Zam görüşmenizi telefondan veya e-posta yoluyla yapmak bu ciddiyeti bozacaktır. Zam görüşmenizi patronunuzla mutlaka yüz yüze yapmalısınız. Hatta bu görüşmeyi patronunuza, şirketin halihazırda yürüyen işleriyle ilgili oldukça önemli bir toplantıymış gibi hissettirebilirsiniz. 

İstediğiniz zammı alamazsanız ne yapacaksınız? 

İstediğiniz zammı alamazsanız veya istediğinizden daha düşük bir miktarda zam teklif edilirse ne yapacaksınız, bunu önceden mutlaka düşünmelisiniz. Her zaman B ve C planlarını cepte tutmak gerek, bilirsiniz. İstifa edip daha yüksek maaşlı bir iş aramanız seçeneklerden biri, ama en zoru. Bunun yerine, istediğiniz zammı elde edememe sebeplerinizi işvereninize sormak ve fikrini değiştirmeye çalışmak daha güvenli bir yöntem. Fakat size vereceği cevaplardan şirketteki değerinizi bilmediği sonucuna ulaşıyorsanız, B planı olarak yeni bir iş aramayı değerlendirebilirsiniz. 

2020 yılının tüm okurlarıma bolluk ve bereket getirmesini diliyorum. 

Ofixboy…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler