Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kombi basıncı neden yükselir?

Yayınlandı

tarihinde

Kombi basıncı yükselmesinin nedenleri ve çözüm yolları Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Hiç başınıza geldi mi, bilmiyorum. Doğal gaz kombilerde bazen su basıncı bir anda yükseliyor. Bahsettiğim bu yükseliş 1.5 ile 2 bar arasındaki yükseliş değil. Basınç bazen 1.5 bar düzeyinden 2.5 bar ve üzerine doğru birden yükselebiliyor. Bu gibi durumlarda kombinizin güvenlik ventilinin devreye girmesi ve su tahliyesi yaparak basıncı düşürmesi gerekir. Kombi bakımı konusuna gereken özeni gösterip yılda 1 defa bu bakımı gerçekleştirirseniz, kombi basıncı yüksekliği sorunuyla pek karşılaşmazsınız. Ne var ki kombi bakımınızı uzun süredir ihmal etmişseniz bu sorunla sık sık karşılaşabilirsiniz. Üstelik güvenlik ventiliyle ilgili bir sorun varsa kombinizin basıncı 3 bar ve üzerine çıkabilir. Ki bunun sonucu, Allah korusun, kombi patlamasına kadar gidebilir. Dolayısıyla sevgili arkadaşlar, kombide basınç yükselmesi sorunu ciddi bir sorundur. Hangi markanın hangi model kombisini kullanırsanız kullanın, bu sorunun nedenlerini ve çözüm yollarını öğrenmenizde fayda var. Yoksa Allah korusun, çok feci sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. 

İçinde bulunduğumuz kış döneminde malumunuz, evlerde ve ofislerde kombi kullanımı artıyor. Bilinçli bir kombi kullanıcısıysanız, kombi bakımınızı yaptırdığınız için yüksek basınç sorunuyla karşılaşmayabilirsiniz. Bu bağlamda eğer kombi basıncınız 1.5 bar ile 2 bar arasında hızlı iniş çıkış gösteriyorsa bundan endişe etmenize gerek yok. Bu doğal bir durumdur. Çünkü kombide su ısındıkça genleşir, artan hacimle birlikte kombi su basıncı artar. Bu konuda kritik eşik 2 bar düzeyidir. Kombi bar basıncı 2.5 barı geçtiğinde tehlike başlar. 3 bar ve üzerine çıktığında ise patlama riski artar. Bu durumun çeşitli nedenleri olabilir. Bu nedenlerin önemli bir bölümü doldurma musluğuyla ilgilidir. Diğer nedenleri ise kombinin iç üniteleri ve tesisatla ilgilidir. Kaynağı ne olursa olsun, böyle bir sorunla karşılaşmanız durumunda doldurma musluğu ve diğer ünitelere müdahale etmemelisiniz. Yetkili servisinizle iletişime geçerek bu soruna daha güvenli çözümler bulabilirsiniz. Peki kombi basıncı neden yükselir diye merak ediyorsanız, geliniz bu nedenleri hep birlikte inceleyelim. 

Kombi basıncı nedir?

Isınmak ve sıcak su ihtiyacımızı karşılamak için kullandığımız kombilerde suyun dolaşımı için gerekli basınca kombi basıncı denir sevgili arkadaşlar. Normal şartlar altında 1 ile 2 bar arasındaki basınç, kombinin verimli çalışması için yeterlidir. Kombi tesisatçıları ideal basınç değerinin 1.5 bar olduğunu söyler. Ancak kombiler her zaman 1.5 bar basınçla çalışmaz. Gün içinde farklı pek çok nedenden dolayı kombi basıncı değişebilir. Bu değişim küçük aralıklarla artı veya eksi yönde olabilir. Çünkü kombiye giren su miktarı, kombiyi kaç derecede çalıştırdığınız, kaç petek kullandığınız gibi nedenlerden dolayı kombi basıncı değişir. 1 ile 2 bar arasındaki değişimler nedeniyle herhangi bir endişe duymanıza gerek yok. Bununla birlikte kombi basıncının 1-2 bar aralığında olmaması, kombinizin enerji sarfiyatının ciddi ölçüde artmasına neden olur. Örneğin kombinizin basıncı 1 barın altındaysa, musluklara ve tesisata istediğiniz sıcaklıkta su gitmez. Yani kombiniz boşa enerji harcamış olur. Üzerine çıktığında ise aşırı sıcaklık nedeniyle iç üniteler zarar görür. 

Kombi basıncının yükselme nedenleri nelerdir?

Kombi basıncının bir anda 2 bar ve üzerine çıkmasının farklı nedenleri olabilir. Bu nedenler içinde bazıları kombi arızasına işaret edebilir. Kombi basıncının yükselmesi sorunu tüm doğal gaz kombi kullanıcılarının başına gelebilir. Bu nedenle arama motorları üzerinden “Kombi basıncı neden yükselir?” sorusuna cevap aranır. Aynı zamanda da kombi basıncını düşürmek için neler yapmak gerektiği araştırılır. Doğal gaz kombi kullanıcılarının en merak ettiği sorulardan biri de “Kombi su basıncı kaç olmalı?” sorusudur. Bu soruya genellikle 1.5 bar cevabı verilir. Ancak kombinizin basıncı 1-2 bar aralığında kaldığı sürece sorun yoktur sevgili arkadaşlar. Doğal gaz kombi çeşitlerinde su eksilmesine bağlı olarak her 2-3 ayda bir basınç düşer. Bu durumda kombiye su girişi sağlayarak basıncı yükseltmeniz gerekir. Fakat basınç sık sık 2 bar ve üzerine çıkıyorsa, kombinizde yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Nitekim bu gibi durumlarda kombi basıncı yükselmesinin nedenleri aşağıdakilerden biri veya birkaçı olabilir. 

Doldurma Musluğunun Açık Kalması

Hangi markanın hangi model doğal gaz kombisini kullanırsanız kullanın, kombide su eksilmesi durumuyla karşılaşabilirsiniz sevgili arkadaşlar. Bunun en önemli nedeni, kombi tesisatında devam eden devinimdir. Her devinim sırasında bir miktar su kaybı oluşur ve bu nedenle kombi basıncı bir süre sonra doğal olarak düşer. Bu durumda basıncı yükseltmek için doldurma musluğunu açabilirsiniz. Basınç 1.5 bar düzeyine geldiğinde musluğu kapatabilirsiniz. Ne var ki, doldurma musluğunun açık kalması basıncın artmasına yol açar. Bunu bazen fark etmeyebilirsiniz. Kapattığınızı zannettiğiniz doldurma musluğu açık kalmışsa, basınç kısa sürede 2.5 barın üzerine çıkar. Güvenlik ventilinin devreye girmesiyle kombinizin su sızdırdığını görebilirsiniz. Dolayısıyla, kombi basıncı yüksekliği konusunda dikkat etmeniz gereken ilk şey, doldurma musluğunu kullandıktan sonra tam olarak kapanmasını sağlamaktır. Bu konuda aile üyelerine veya ofis arkadaşlarınıza gerekli bilgiyi vermenizde de yarar var. Bazen sırf iyi niyetle kombi basıncını 1-2 bar düzeyine getirmek isteyen kullanıcılar, musluğu tam kapatmadıkları için bu soruna yol açabiliyor. 

Doldurma Musluğunun Tam Kapanmaması

Kombinizi ne kadar dikkatli kullanırsanız kullanın, zaman içinde bazı parçalarda yıpranma oluşur. Bu yıpranmanın en fazla oluştuğu kısımlardan biri doldurma musluğudur. Kombi kullanmaya alışkın olmayan kullanıcılar, basıncın dengelenmesinden sonra musluğa gereğinden fazla baskı uygulayarak bazı aşınmalara yol açabiliyorlar. Kombinizin doldurma musluğu yıpranmışsa ve tam kapanma oluşmuyorsa, bu da tıpkı musluğun açık kalması gibi kombi basıncının yükselmesine neden olabilir. Bazen doldurma musluğunun küçük bir kademe bile açık kalması bile kombinin basıncını yükseltebilir. Dolayısıyla sevgili arkadaşlar, kombi basıncını takip etme ve koruma işini bilen birinin yapmasında yarar var. Bu konularda ofis ortamı daha avantajlı oluyor. Çünkü ofislerde bu konuların takibi daha sağlıklı şekilde yapılıyor. Evlerde ise yanlış kullanım şekilleri nedeniyle bu sorunlar oluşabiliyor. Böyle bir durumla karşılaşmamak için özellikle ev halkının bilgilendirilmesi lazım. Doldurma musluğuna gereğinden fazla baskı uygulamamak, aşınmasına neden olmamak gerekir. Ve tabi, küçük bir kademe bile açık bırakmamak lazım. 

Doldurma Musluğunun Kırılması

Bu maddeyi doldurma musluğuna abanan kullanıcılar için yazıyorum sevgili arkadaşlar. Doldurma musluğu güç testi yapmak için bir araç değildir. Piyasada farklı kombi marka ve modellerinde farklı doldurma muslukları kullanılmakta. Bunlar arasında çeşitli farklılıklar mevcuttur. Ancak hiçbirisi aşırı abanmaya uzun süre dayanamaz. Belki görüp duymuşsunuzdur, bazı evlerde “çocuklar oynamasın” diye doldurma musluğu sıkı sıkı kapatılıyor. Oysa bu durum doldurma musluğunun kırılmasına zemin hazırlıyor. Eğer çocuğunuzun doldurma musluğuyla oynamasını engellemek istiyorsanız, bunun yolu onunda düzgün bir iletişim kurmaktır. Aksi durumda çocuğunuz bir tür davranış bozukluğuyla musluğu aşırı zorlayıp kırabilir. Ya da bazen siz de basıncı yükseltmek için aceleci davranıp musluğa abanıyor olabilirsiniz. Kombiye su basmak için böyle acele etmek maalesef kombinin zarar görmesine neden oluyor. Doldurma musluğunun özellikle iç kısımlarında oluşan kırılmayı fark etmek güçtür. Kırık parça nedeniyle kombinizin su basıncı yükseliyorsa, musluğu komple değiştirmek gerekir. Kombi bakımınızı düzenli olarak yaptırırsanız, bu gibi sorunları daha kolay görebilirsiniz. 

Eşanjör Arızası

Doldurma musluğunuzda herhangi bir sorun yoksa bu durumda kombi basıncı yüksekliğinin nedeninin eşanjör arızası olması mümkündür. Kısaca ifade etmek gerekirse eşanjör, kombide ısı transferinin gerçekleşmesini sağlayan araçtır. Bu araç, iki farklı madde arasında ısı transferi yaparken bunların birbirine karışmasını önler. Eşanjörlerde kullanılan plaka veya transfer yüzeyleri maddelerin birbirine karışmadan ısı transferinin gerçekleşmesini sağlar. Ne var ki bakımı uzun süre ihmal edilen kombilerde eşanjör arızası oluşabilir. Bunun sonucunda su basıncı sık sık 2 bar ve üzerine çıkabilir. Kombinizde eğer çift eşanjör varsa plaka kısmında, tek eşanjör varsa ana gövdede arıza oluşmuş olabilir. Bu gibi durumlarda yapabileceğiniz en iyi şey yetkili servisinizle iletişime geçmektir. Çünkü eşanjörlerde oluşan arızayı kendi başınıza çözmeniz mümkün değildir. Su basıncı yüksekliği konusunda sağlayabileceğiniz kontrol yalnızca doldurma musluğuyla sınırlıdır. Eşanjör arızası gibi teknik konulara ilişkin kontroller için yetkili servisinizle görüşmelisiniz. Bu gibi durumlarda en doğru bilgi ve yönlendirmeleri servis yetkililerinden alabilirsiniz. 

Genleşme Tankı Havası

Bu da yine önceki maddede olduğu gibi son derece teknik bir konudur sevgili arkadaşlar. Kısaca ifade etmek gerekirse kombilerde genleşme tankı, ısınan suyun hacminin genişlemesiyle oluşan fazla su nedeniyle diğer parçaların yüksek basınçtan zarar görmesini engellemeye yarar. Genleşme tankı, membran isimli bir izolasyon materyaliyle ikiye bölünmüştür. Tankın bir bölümünde hava, bir bölümünde su bulunur. Genleşme tankının içindeki havanın bitmesi, tankın suyla dolmasına yol açar. Bunun sonucunda kombi, genleşme tankı yokmuş gibi çalışmaya başlar. Ki bu da kombi basıncı yüksekliğine neden olur. Kombinizin bakımını düzenli olarak yaptırırsanız bu sorunla pek karşılaşmazsınız. Düzenli bakımı yapılmayan kombilerde ise genleşme tankı havası kontrol edilmediği için zamanla basınç yükselmesi oluşabiliyor. Bu sorunun çözümü için genleşme tankına hava basmak gerekir. Ve tabii ki bu da sizin yapabileceğiniz bir iş değildir. Kombinizin iç ünitelerini açıp da genleşme tankını bulmaya falan çalışmayın arkadaşlar. Bu işler sizi, beni aşan son derece teknik işler. 

Membran Delinmesi

Bu madde de yukarıdakiyle bağlantılı bir konu sevgili arkadaşlar. Kafanızı fazla karıştırmamak için kısaca temas edip geçeceğim, detaya girmeyeceğim. Kombinizin genleşme tankında membran isimli bir izolasyon materyali var. Kombinizi ne kadar düzgün kullanmaya çalışırsanız çalışın, zaman içinde membran kısmında aşınma ve delinme oluşabilir. Bu delinme sonucu genleşme tankının suyla dolması yüksek basınç sorununa yol açabilir. Kombinin yüksek sıcaklıkta ve aşırı kullanılması membran delinmesini hızlandırır. Bu bakımdan, kombide tasarruf yöntemleri konusuna gereken hassasiyeti gösterirseniz, membranın ömrü doğal olarak uzar. Membran delinmesi oluşan kombilerde ise gerekli değişimin yine yetkili servisler tarafından yapılması gerekir. Uzun süre bakımı yapılmayan kombilerde bu gibi sorunlarla sık karşılaşmak mümkün. Üstelik yüksek basınç diğer parçalara da zarar verdiği için hem hayati riskleri yükseltir, hem de maliyeti arttırır. Kış ortasında böyle bir sorun yaşayıp yetkili servisten randevu aldığınızda bir süre soğukta kalabilirsiniz. En iyisi her yıl kış öncesi kombi bakımınızı yaptırmak değildir de nedir sevgili arkadaşlar… 

Petek İçi Kirlilik

Kombi basıncındaki değişimleri etkileyen faktörlerden biri de petek içi kirliliktir. İç temizliği ihmal edilen petekler de yine kombide su basıncı değişimine yol açar. Kombinizin doldurma musluğu ve iç ünitelerinde bir sorun olmadığı halde basıncı sık sık değişmeye başlamışsa, petek içi kirlilik nedeniyle böyle bir sorunla karşılaşıyor olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda kombi bar ayarı yapmadan önce petek temizliği konusunda harekete geçmeniz gerekir. Tesisat temizleme kimyasalları petek içi çamurlaşmayı önleyeceği için su devinimini düzene sokar. Bu temizliği ihmal ederseniz kombiniz su dolaşımını sağlamak için basıncı yükseltmek durumunda kalır. Temizlik sırasında petek içine uygulanacak kombi temizleme sıvısı veya tesisat temizleme kimyasalı, peteklerinize su akışını kolaylaştıracaktır. Ki bu da kombi basıncı sürekli düşüyor gibi sorunlardan kurtulmanızı sağlar. Diğer taraftan, petek temizliği sırasında da kombinin basıncı düşer. Çünkü petek içi temizliği yapacaksanız petekteki suyu boşaltmaya başladığınızda kombi basıncı düşmeye başlar. Temizlik bittikten sonra su vanasını açtığınızda basınç tekrar yükselecektir. 

Kombi basıncı yükseldiğinde neler yapmak gerekir?

Kombinizde basıncın yükseldiğini gördüğünüzde ilk yapmanız gereken iş doldurma musluğunu kontrol etmektir. Doldurma musluğunun kapalı olduğundan emin olmadan diğer adımlara geçmemelisiniz. Bununla birlikte, doldurma musluğu hassas bir yapıya sahiptir. Gereğinden fazla baskı uygulamanız durumunda zarar görür. Bu nedenle, doldurma musluğunu kapatırken fazla baskı uygulamamalısınız. Doldurma musluğunuz eğer yıprandığı için tam kapanmıyorsa, bu durumda musluğu değiştirmek için yetkili servis desteği alabilirsiniz. Arızalı olan doldurma musluğunu değiştirmek için en doğru yöntem teknik servis desteği almaktır. Doldurma musluğuyla ilgili herhangi bir sorun göremediyseniz, diğer kontroller için de yine yetkili servisinizle iletişime geçmelisiniz. Eşanjör arızası, genleşme tankı havası, membran delinmesi ve petek içi kirlilik gibi konularda en doğru çözümleri yetkili servisiniz sağlayacaktır. Servis konusunda benim tavsiyem ise Servis365‘tir. 2012 yılında faaliyete başlayan Servis365 bu gibi konularda ihtiyaç duyduğunuz tüm çözümleri üstün hizmet kalitesiyle sağlamakta. Muslukmuş, tankmış, petekmiş, uğraşamam diyorsanız, Servis365‘le iletişime geçip istediğiniz hizmeti alabilirsiniz. 

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler