Bizi Takip Edin

Kitap

İş’te Retorik

Yayınlandı

tarihinde

Aristoteles'in Retorik isimli eserini Ofix Blog'da sizin için inceledik...

Yaptığımız iş ne olursa olsun, retoriğe ihtiyaç duyduğumuz zamanlar olabiliyor. Retorik sözcüğü bazı olumsuz çağrışımlara sahip olsa da aslında güzel söz söyleme sanatı anlamına gelmekte. Antik Yunan felsefesinde Platon bu sözcüğe olumsuz bir anlam yükledi. Fakat Aristoteles’le birlikte retorik, felsefenin en önemli alanlarından biri haline geldi. Retorik sözcüğüne Platon’un kazandırdığı “kandırmaca”, “aldatma”, “yanıltma şekli” gibi anlamların etkileri günümüzde de hissedilse bile, Aristoteles’in retorik sanatıyla ilgili yaptığı çözümlemeler, işi gereği güzel söz söylemek durumunda olan kişilerin yoluna ışık tutmayı sürdürüyor. Aristoteles’in günümüzden yüzlerce yıl önce yazdığı Retorik kitabı, bugüne kadar sayısız dile çevrildi, binlerce kez basıldı, milyonlarca kullanıcı tarafından dikkatle incelendi. Yaptığınız işin gereği olarak retoriğe ihtiyaç duyuyorsanız, bu kitap sayesinde güzel söz söyleme yeteneğinizi geliştirebilir, işlerinizde daha başarılı olabilirsiniz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, okurlarımız için Aristoteles’in Retorik kitabını kısaca tanıtacağız. 

Retorik nedir?

Sözlük anlamıyla ifade edecek olursak retorik, güzel söz söyleme sanatıdır. Güzel söz söylemenin yöntemlerini ve kurallarını araştıran bilim dalı da yine retorik sözcüğüyle ifade edilir. Bu sözcük ilk olarak Antik Yunan felsefesinde ikna sanatı anlamında kullanıldı. Sofistler olarak bilinen eğitmenlerin verdiği hizmetler arasında retorik yöntemleri de vardı. Sofistlerin verdiği eğitim hizmetlerini toplumsal düzen için zararlı gören Platon, retoriğin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine inanıyordu. Özellikle devler işleri için gerekli doğru bilgilerle yetişmek yerine retorikte uzmanlaşarak yönetimi ele geçirenlerin vereceği yanlış kararların toplumu felakete sürükleyeceğini düşünüyordu. Bu düşüncesindeki en önemli gerekçelerden biri, Sokrates’i idama mahkum edenlerin retoriği kullanmış olmasıydı. Platon’un ideal devletinde yönetici sınıfının retorik kullanması yasaktı. Aristoteles ise Platon’un aksine, retoriği büsbütün yasaklamak yerine bundan nasıl yararlanılabileceğini araştırdı. Aristoteles’e göre retorik, felsefede karşıt düşüncelerin tartışılmasında kullanılan diyalektiğin eşdeşiydi. Retoriği kullanacak kişilerin kanıtlarla inandırma tarzları hakkında bilgi sahibi olması gerekiyordu.

Retoriği belli bir durumda elde var olan inandırma yollarını kullanma yetisi olarak tanımlayan Aristoteles‘e göre kanıtlarla inandırma bir tür gösteridir. Gösterinin retoriksel biçimi ise örtük tasımdır. Retorik türleri üçe ayrılır; politik retorik, adli retorik ve törensel retorik. Bu üç türüyle retoriğin olası kötü kullanımları, asıl kullanımı aleyhine kanıt olarak değerlendirilemez. Retorikçinin dürüst olanı da vardır, dürüst olmayanı da. Retoriğin doğası ve kullanım şekilleri hakkında bilgi sahibi olanlar, yanlış retorik kullanımına karşı daha dikkatlidir. Retoriği yeterince tanımayanlar ise yanlış retorik kullanımları nedeniyle yanlış eylemlere sürüklenebilirler. İnandırma tarzlarından bazıları retorik kapsamına girer. Bazıları ise bu kapsamda değerlendirilemez. Retoriği kullanan kişiler, retoriğin özünün kanıtlara dayalı inandırma olduğunu bildikleri için tanıklar, sözleşmeler ve benzeri araçları ellerinin altında bulundururlar. Retorik sanatında konuşmacının bir kişisel karakteri açığa vurma gücü, dinleyenlerin coşkularını uyandırma gücü ve bir hakikati inandırıcı kanıtlar yoluyla tanıtlama gücü incelenir. Bu incelemeler diyalektik ve etik alanında da faydalıdır. (1354a-1354b)

Politik retorik nedir?

Aristoteles‘e göre politik retorik, politika alanında kullanılan retorik çeşididir. Hatta politik iletişimin politik retorikten ibaret olduğunu düşünmek yönünde genel bir eğilim vardır. Daha teknik olarak bakıldığında politik retorik, konuşmacının bir eylem şeklinin uygun olup olmadığını tanıtlamak için kullandığı retoriktir. Politik retorikle konuşmacı, dinleyicileri bir şey yapmak ya da yapmamak yönünde harekete geçirmeye çalışır. Bunu üç araçla gerçekleştirir; cesaretlendirme ve umut kırma, geleceği öngörme, sonuçlarda uygunluk ve uygunsuzluğu belirleme. Politik retoriğin beş ana konusu vardır; yollar ve araçlar, savaş ve barış, ulusal savunma, dış alım ve dış satım, yasama. Bu konuların her biri politik retorikte ayrı bir bölümdür. Politik retoriği kullanan konuşmacı, savunduğu görüşlerin dinleyicilerin mutluluğunu gözettiğini göstermek durumundadır. Bunun için dinleyicilerin ilgisini çekmeli, nelerin iyi ve güzel olduğunu bilmeli, bu konularda ortaya atılan farklı görüşlerin dayanaklarını incelemelidir. Zaman bakımından ise politik retoriğin zamanı gelecekle ilgilidir. Lehinde veya aleyhinde konuştuğu konular geleceğe göndermede bulunur. (1358b-20) 

Adli retorik nedir?

Aristoteles‘e göre adli retorik, mahkemelerde kullanılan retorik çeşididir. Adli retoriğin beş farklı unsuru vardır; yasalar, tanıklar, sözleşmeler, işkenceler ve yeminler. Adli retoriği kullanacak konuşmacı, karşı tarafı ikna etmek için yasalara başvurmalıdır. Yasanın haksızlık içerdiğini düşünüyorsa, tüm insanların kabul edebileceği evrensel yasalara başvurmalıdır. Adli retorikte başarılı olabilmek için konuşmacının etik alanında donanım sahibi olması gerekir. Kötü davranışın ne demek olduğunu incelemesi retorikte ona fayda sağlar. Adli retorikte aynı zamanda iyi ve övgüye değer davranışları da bilmek gerekir. Adli retoriğin unsurlarından biri olan tanıklar, konuşmacının lehine veya aleyhine olabilir. Sözleşmeler için konuşmacının aleyhine bir husus varsa bunun yasaya uygun olup olmadığına bakmak gerekir. Yasaya uygun olmayan sözleşme maddelerinin geçersiz olduğu savunulabilir. İşkenceler güvenilir bir araç değildir. Zorlama altında verilen ifadeler üzerinden söylem geliştirmek sakıncalıdır. Yeminler de yine güvenilir bir araç değildir. Zaman bakımından ise adli retoriğin zamanı geçmişle ilgilidir. Lehinde veya aleyhinde konuşulan konular geçmişe göndermede bulunur. (1375b-1377b)

Törensel retorik nedir?

Aristoteles’e göre törensel gösterilerde kullanılan retorik çeşidi törensel retoriktir. Bu retorik çeşidinde konuşmacı, erdem ve kusurlarla ilgilenir. Bir kimseyi överken, başka birini eleştirir. Törensel retorik için konuşmacının erdem biçimlerini bilmesi, hangi erdemlerin diğerlerinden daha üstün olduğunu öğrenmiş olması gerekir. Törensel retorik için konuşmacının elinde üç araç vardır; övme ve eleştirme, şimdiki zaman, onur ve onursuzluk. Törensel retorikte konuşmacının bu üç aracı lehine kullanması gerekir. Övdüğü kişinin erdemlerinin yüksek olduğunu göstermesi, konuşmasını şimdiki zamanla ilişkilendirmesi, övülen kişinin sahip olduğu onurun yüceltilmesi, törensel retorikte başarı sağlar. Kişinin aile geçmişinde onurlu insanlar varsa, onu övmek için bundan yararlanılabilir. Örneğin savaş kazanan başarılı bir komutan varsa ve daha önce babası da başarılı bir komutanlık yapmışsa, oğlu övmek için babasından bahsedilebilir. Törensel retorikte dili olabildiğince estetik şekilde kullanmak gerekir. Zaman bakımından ise törensel retoriğin zamanı şimdiyle ilgilidir. Lehinde veya aleyhinde konuşulan konular şimdiki zamana göndermede bulunur. (1367a-1369b) 

Retoriğin temel unsurları nelerdir?

Aristoteles’e göre retoriğin üç temel unsuru vardır; logos, ethos ve pathos. Bunlardan logos, mantığa dayalı akıl yürütmeyi ifade eder. Retorik sırasında konuşmacının akıl yürütmesi mantıki temellere dayanmalıdır. Retorikte logos, anlatılan konuların biçim ve içerik yönünden akla uygun olmasını sağlar. Logos sayesinde konuşmacı, karşı tarafa görüşlerini akıl yoluyla kabul ettirmeye çalışır. Verdiği örnekler, yaptığı analizler, dayandığı temeller akla uygunsa, retorikte logos unsuru sağlanmış olur. Retorikte ethos, konuşmanın değerlerle ilişkisini anlatır. Konuşmanın yalnızca akla uygun olması yetmez, aynı zamanda da ahlaki bakımdan doğru temellere dayanması gerekir. Ahlaken uygun olmayan bir fikri sırf akıl yürütme yoluyla kabul ettirmeye çalışmak yanlış bir retorik şeklidir. Pathos ise retoriğin duygu boyutunu anlatır. Retorik kullanan konuşmacı, akıl ve değerlere uygun şekilde hazırladığı konuşmasında heyecan yaratamıyorsa retorikte başarılı olduğu söylenemez. Retorikte logos mesaja, ethos kaynağa, pathos ise dinleyiciye yöneliktir. Başarılı bir retorikte bu üç unsurdan etkin şekilde yararlanılır. (1356a-1357b)

İş hayatı için Retorik’ten alınabilecek dersler nelerdir?

Yaptığınız iş ne olursa olsun, birlikte çalıştığınız kişileri veya yöneticileri çeşitli konularda bazı şeylere ikna etmeniz gerekir. Düşünce veya inancınızı retorik yöntemlerine uygun şekilde savunmak, istediğiniz sonuçları elde etmenize yardımcı olabilir. İş hayatında politik retorik, adli retorik ve törensel retorik yöntemlerini kullanmanız gereken farklı durumlarla karşılaşabilirsiniz. Kullanacağınız retorik türü ne olursa olsun, daima kanıtlarla hareket etmeyi unutmamalısınız. İş hayatında bu kanıtlar, herhangi bir yazışma, bir sözleşme maddesi veya herhangi bir dijital veri olabilir. Elinizde hiçbir kanıt olmadan hiçbir konu hakkında düşünce geliştirmemeli, karşı tarafı ikna etmeye kalkışmamalısınız. İş arkadaşlarınızdan veya yöneticilerinizden gelen bir düşünce, teklif veya proje karşısında ilk etapta olumlu veya olumsuz yönde hiçbir düşünce beyan etmemelisiniz. Önce karşı tarafın düşünce veya inancını hangi gerekçelere dayandırdığını görmeye çalışmalısınız. Bu düşünce veya inanca eğer olumlu bir karşılık verecekseniz, zaten ikna etmeniz gereken bir durum yoktur. Ancak karşı çıkacaksanız, karşı çıkma gerekçenizin kesinlikle kanıtlara dayanması gerekir. 

Herhangi bir konu hakkında elinizde eğer sağlam kanıtlar varsa, savunduğunuz düşünceyi kabul ettirmekte önemli bir güçlük yaşamazsınız. Bununla birlikte, iş hayatında bazen tümüyle haklı olsanız bile istediğiniz sonuçları alamayabilirsiniz. Bu durumda karşı tarafa uygulayacağınız herhangi bir zorlayıcı tutum, ilişkilerin kopmasına yol açabilir. Böyle yapmak yerine, savunduğunuz görüşleri farklı retoriklerle savunmayı sürdürebilirsiniz. Eğer gerçekten haklıysanız, gerekli şartlar oluştuğunda görüşleriniz ilgili kişilerden onay görecektir. Bu konuda sabırlı olmalı, farklı retorik çeşitlerini denemekten vazgeçmemelisiniz. Retorik çeşitleri konusunda Aristoteles’e göre elinizde üç farklı seçenek var; politik retorik, adli retorik ve törensel retorik. Bunlardan her birini iş hayatında yerine göre kullanabilirsiniz. Bunlardan biriyle elde edemeyeceğiniz sonucu diğeriyle elde edebilirsiniz. Unutmayın ki Aristoteles‘in Retorik kitabı günümüze kadar milyonlarca kişinin konuşmalarına yön verdi, istedikleri sonuçları almalarına katkı sağladı. Bu kişilerden biri de siz olabilirsiniz. Şu şartla ki, retorik çeşitlerini ve kurallarını iyi öğrenmeli, kendinizi retorikte geliştirmelisiniz.

İş hayatında politik retorik ne zaman ve nasıl kullanılabilir?

Politik retorik ifadesinde geçen politik sözcüğü sizi yanıltmasın. Bu sözcük günümüzde siyaset alanıyla ilişkilendirilse de Aristoteles için politik sözcüğü kamu hayatıyla ilgili her şeyi kapsamakta. Konuşmacının bir eylem şeklinin uygun olup olmadığını tanıtlamak için kullandığı retoriği politik retorik olarak adlandırmış olmasının nedeni, bu retoriğin daha çok kamusal alanda kullanılıyor olmasıdır. Ancak iş hayatında da bir eylem şeklinin uygun olup olmadığını tanıtlamak için politik retoriği kullanabilirsiniz. Yaptığınız işle ilgili daha önce yapılmış çalışmaların, devam eden işlerin veya ortaya atılan projelerin uygun olup olmadığını tanıtlamak için politik retoriği kullanabilirsiniz. Bu konuda Aristoteles’e göre elinizde üç araç var; cesaretlendirme ve umut kırma, geleceği öngörme, sonuçlarda uygunluk ve uygunsuzluğu belirleme. Savunduğunuz görüşün karşı taraftan kabul görmesi için onu cesaretlendirmeli, farklı görüşlere yönelik beklentilerinin boş olduğunu göstermelisiniz. Yapacağınız gelecek projeksiyonları bu konuda size çok yardımcı olacaktır. Yapılan işlerin amaçları ve sonuçları arasındaki uygunluk ve uygunsuzluğu gösterirseniz, savunduğunuz görüşleri daha kolay kabul ettirebilirsiniz. 

İş hayatında adli retorik ne zaman ve nasıl kullanılabilir?

İş hayatında adli retoriği kullanmak için avukat veya savcı olmanıza gerek yok. İşle ilgili herhangi bir konuda kimin haklı kimin haksız olduğunu ortaya koymak için adli retorikten yararlanabilirsiniz. Bunun için elinizde yasalar, tanıklar ve sözleşmelerden oluşan üç etkili araç var. Savunduğunuz görüşler veya ortaya attığınız iddialar hiçbir zaman yasalara aykırı olmamalı. Karşı taraf böyle bir görüş ortaya attığında, bunun yasaya uygun olmadığını göstermelisiniz. Bunun için de tabii ki, başta anayasa olmak üzere yaptığınız işle ilgili temel kanunları öğrenmelisiniz. Örneğin yaratıcılık gerektiren bir iş yapıyorsanız, telif haklarını düzenleyen 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘nu çok iyi bilmelisiniz. Bu kanuna aykırı hiçbir söylem geliştirmemelisiniz. Yapılan işlerle ilgili tanıklar zaman içinde olayları farklı değerlendirebilir. Yaptığınız yazışmaları dosya veya kayıt altında tutarak adli retorik bağlamında başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. İşinizle ilgili düzenlenen sözleşmeleri de çok iyi incelemeli, gereken hususların yerine getirilip getirilmediğini takip etmelisiniz.

İş hayatında törensel retorik ne zaman ve nasıl kullanılabilir?

İş hayatında törensel retoriği şirketiniz ve çalışanlarınız için anlamlı günleri veya başarıları kutlamak için kullanabilirsiniz. Bu bir çalışanın doğum günü kutlaması da olabilir, şirketinizin kuruluş yıl dönümünü kutlama etkinliği de olabilir. İş hayatında törensel retoriği kullanırken çalışanları ve şirketinizi övebilir, rakip firmalardan ve çalışanlarından üstün yönlerinizi ön plana çıkarabilirsiniz. Çalışanların ve şirketinizin hangi yönlerden üstün olduğunun altını çizerek ekibinizde ortak bağları ve aidiyet duygusunu güçlendirebilirsiniz. Şirketinizde satış başarılarını kutlamak için etkinlikler düzenleyebilir, bu başarılarda emeği bulunanları öven kısa konuşmalar yapabilirsiniz. İnsanları onurlandırmak hem aidiyet bağlarını güçlendirir, hem de yeni başarılar için doğal bir istek yaratır. Bu tür konuşmaların her birine önceden çok iyi hazırlanmalı, her seferinde aynı ve klişe ifadeler kullanmamalısınız. Ekip önünde ne kadar güzel ve etkili konuşursanız, ekibin size duyduğu saygı ve sevgiyi o kadar güçlendirebilirsiniz. Bu konuda başarılı sonuçlar alabilmeniz için çalışanları iyi tanımanız, hangi konularda yüksek değerlere sahip olduklarını bilmeniz gerekir. 

İş hayatında retorikte logos, ethos ve pathos nasıl kullanılabilir?

İş hayatında retoriği kullanırken geliştireceğiniz tüm argümanların biçim ve içerik yönünden akla uygun olmasına dikkat etmelisiniz. Akla uygun olmayan bir argüman ürettiğinizde karşı taraf bunu kolaylıkla çürütebilir. Ethos konusunda hem insanlığın ortak değerlerini, hem de şirketinizin sahip olduğu değerleri akılda tutmalısınız. Şirketiniz hangi değerleri üstün tutuyorsa, kullanacağınız retorik şekillerinde bu değerleri gözetmelisiniz. Pathos konusunda ise aile duygusuna öncelik verebilirsiniz. İş hayatıyla ilgili yapılan pek çok çalışma, personel sayısı 150’yi aşan şirketlerin diğer şirketlerden çok daha zor yönetildiğini göstermekte. Çalışanlar arasında ortak bağları güçlü tutamayan şirketler istedikleri başarıya ulaşamamakta. İş hayatınızda retorik kullanırken pathos unsuru bağlamında aile duygusuna öncelik verirseniz ilişkileriniz güçlenir, hedeflerinize ulaşma şansınız artar. Bu konuda özellikle törensel retorik çok faydalı olabilir. Halihazırda devam eden koronavirüs salgını ve uzaktan çalışma sistemi nedeniyle şirketinizde ortak bağların zayıfladığını gözlemliyorsanız, online etkinlikler ya da söyleşiler düzenleyerek bu bağları güçlendirebilirsiniz. Bu tür etkinlikler törensel retorik için iyi bir fırsattır.

Aristoteles’in Retorik eserini henüz okumadınız mı?

Aristoteles’in Retorik eserinde yaptığı çözümlemeleri kısa bir blog yazısına sığdırmamız mümkün değil. Retorikte sahip olduğunuz doğal yetenekleri geliştirmek, farkındalıklarınızı arttırmak ve iş hayatında başarılı olmak için bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederiz. Retorikte bilgi ve farkındalıklarınızı arttırarak iş hayatında karşılaştığınız engellerle daha kolay başa çıkabilirsiniz. Günümüzden yüzlerce yıl önce yazılan bu kitapta Aristoteles, retoriği tüm yönleriyle inceliyor, artılarını ve eksilerini gösteriyor. Hocası Platon’dan farklı olarak, retoriğin tümüyle zararlı olduğuna inanmıyor, retorikten nasıl yararlanılabileceğini somut örneklerle detaylı şekilde açıklıyor. Yaptığı çözümlemelerin kusursuzluğu, Retorik’in yüzlerce yıldır bir başyapıt olarak değerlendirilmesini sağladı. Bu güzel kitabı henüz okumadıysanız, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlanan Ari Çokona çevirisi iyi bir seçim olabilir. Piyasada Retorik’in farklı kişiler tarafından yapılan pek çok çevirisi mevcut. Ari Çokona çevirisinin özelliği, metnin Yunanca aslından çevrilmiş olmasıdır. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Kitap

Tolstoy’u Anlama Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Tolstoy okumak biraz garip bir deneyimdir.
Kitap okuyorum dersin ama bir süre sonra kendini birinin hayatına karışmış gibi hissedersin.
Sanki uzaktan izlemiyorsundur da, içindesindir.

Ama dürüst olalım:
Tolstoy herkesin eline alıp akıp gideceği bir yazar değil.
Karakter çok, detay çok, hayat fazla gerçek.

O yüzden Tolstoy’u “bitirmek” için değil, “anlamak” için okumak lazım.

Hikâyeden çok insanı anlamaya çalışmak gerekiyor

Tolstoy’un kitaplarında olaylar elbette var ama asıl mesele olaylar değil. Bir şeyin ne olduğu kadar neden olduğu daha önemli. Karakterlerin verdiği kararlar, yaşadığı çelişkiler, kendi içlerinde yaşadıkları o gelgitler… Aslında Tolstoy’un asıl anlattığı yer tam olarak burası.

Mesela Anna Karenina’yı sadece bir aşk hikâyesi gibi okumak mümkün. Ama biraz dikkatli okuyunca şunu fark ediyorsun: Bu hikâye, bir insanın kendi hayatıyla, yaptığı seçimlerle ve toplumla kurduğu ilişkiyle baş etmeye çalışmasının hikâyesi. Yani yüzeyde gördüğün şey ile altındaki şey çoğu zaman aynı değil.

Tolstoy’un gücü de burada zaten. Karakter yaratmıyor, insanı olduğu gibi koyuyor önüne.

Yavaş okumak bu işin bir parçası

Tolstoy okurken en sık yapılan hata, tempoyu başka kitaplara göre ayarlamak. Oysa burada biraz yavaşlamak gerekiyor. Çünkü bazı bölümler ilk bakışta gereksiz gibi gelebiliyor. Uzun betimlemeler, detaylı anlatımlar, bitmek bilmeyen iç konuşmalar…

Ama işin ilginç tarafı şu: O detaylar aslında boş değil. Tam tersine, karakterin ruh halini, o anki duygusunu ve bakış açısını kuran şeyler. Yani hızlı geçince olayları takip edersin ama hissi kaçırırsın.

Bu yüzden Tolstoy okurken bazen durmak, bir paragrafı tekrar okumak ya da sadece düşünmek gayet normal. Hatta çoğu zaman en doğru okuma biçimi bu.

Karakterlere kızmak yerine anlamaya çalışmak

Tolstoy’un dünyasında “tam kötü” ya da “tam iyi” diye bir şey pek yok. Karakterler hata yapıyor, yanlış kararlar veriyor, bazen seni sinirlendiriyor. Ama bir süre sonra şunu fark ediyorsun: Onların yaptıkları şeyler tamamen yabancı değil.

Bir karaktere kızdığın yerde durup düşününce, “Ben olsam ne yapardım?” sorusu geliyor. Ve çoğu zaman bu sorunun net bir cevabı olmuyor. İşte o noktada Tolstoy’un yazdığı şey daha gerçek bir hâl alıyor.

Çünkü hayat da zaten böyle. Net cevaplar yok, sadece seçimler var.

Dönemin içinde kaybolmak yerine duyguyu yakalama

Tolstoy’un anlattığı dünya bugünden çok farklı. Başka bir ülke, başka bir dönem, başka kurallar… İlk başta bu mesafe biraz zorlayıcı olabiliyor. Ama bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Değişmeyen şeyler var.

İnsanların hissettikleri değişmiyor. Aşk, pişmanlık, yalnızlık, kararsızlık, arayış… Bunlar bugün de aynı, o zaman da aynıydı.

Bu yüzden Tolstoy okurken tarihi detaylara fazla takılmak yerine o duyguyu yakalamaya çalışmak çok daha anlamlı oluyor. Çünkü yazarın asıl kurduğu bağ orada.

Okudukça kendine dönmeye başlıyorsun

Tolstoy’un belki de en etkili tarafı bu. Okurken bir noktada hikâyeden çıkıp kendine dönüyorsun. Okuduğun şey sadece bir karakterin yaşadıkları olmaktan çıkıyor, senin hayatına değmeye başlıyor.

“Ben olsam ne yapardım?”
“Bu doğru mu?”
“Mutluluk dediğimiz şey gerçekten neye bağlı?”

Bu sorular kitap bittikten sonra bile kalıyor. Ve çoğu zaman cevabı da net olmuyor. Ama zaten Tolstoy’un amacı cevap vermek değil, seni o sorularla baş başa bırakmak.

Her şeyin net bir sonucu olmayabilir

Bazı kitaplar vardır, bittiğinde her şey yerine oturur. Tolstoy’da ise genelde böyle bir netlik yok. Hikâye biter ama düşünce devam eder. Okudukların bir süre daha seninle kalır.

Başta bu durum biraz eksik gibi hissettirebilir ama aslında Tolstoy’un gücü tam olarak burada. Hayat gibi yazıyor. Hayatta da her şey net bir şekilde kapanmaz zaten.

Sonuç olarak

Tolstoy’u anlamanın tek bir doğru yolu yok. Ama belki şöyle bakmak daha doğru olur:

Onu çözmeye çalışma, onunla birlikte düşün.

Çünkü Tolstoy’un anlattığı şeyler ilk bakışta uzak gibi görünse de, biraz dikkatli bakınca oldukça tanıdık geliyor. Okudukça fark ediyorsun ki aslında mesele Rusya değil, dönem değil… insan.

Ve o insan, sandığından çok daha yakın.

Okumaya Devam Et

Kitap

Liderlik Sadece Yönetmek Değil, Kendini İnşa Etmektir

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cem Kozlu’nun Liderin Kitaplığı kitabı, klasik anlamda “liderlik nasıl yapılır” anlatan bir kitap değil. Daha çok, iyi bir liderin nasıl düşündüğünü ve bu düşünce yapısının nasıl oluştuğunu gösteren bir rehber gibi ilerliyor. Kitabı okurken bir yönetim kılavuzu değil, yıllar içinde oluşmuş bir birikimin izlerini görüyorsun.

Kozlu’nun en çok üzerinde durduğu nokta, liderliğin sadece iş bilgisiyle sınırlı olmadığı. Aksine, farklı alanlardan beslenmeyen bir liderin bakış açısının dar kalacağını açıkça hissettiriyor. Bu yüzden kitapta sadece iş dünyasına değil; tarihe, felsefeye, ekonomiye ve hatta edebiyata kadar uzanan geniş bir okuma dünyası var. Çünkü ona göre doğru kararlar verebilmek, ancak farklı perspektifleri tanımakla mümkün.

Kitap boyunca önerilen eserler ve düşünceler aslında tek bir noktaya bağlanıyor: Bir liderin en büyük gücü, nasıl düşündüğüdür. Bu düşünce yapısı da tesadüfen oluşmuyor; okudukların, öğrendiklerin ve kendine kattıklarınla şekilleniyor. Kozlu burada okumanın altını özellikle çiziyor ama bunu bir alışkanlık gibi değil, neredeyse bir zorunluluk gibi ele alıyor.

Aynı zamanda kitapta sert kurallar ya da “doğru lider böyle olur” gibi kesin yargılar yok. Daha çok, okuyucunun kendi yolunu bulmasına yardımcı olacak bir çerçeve çiziliyor. Hangi kitap neden önemli, hangi düşünce neyi değiştirir gibi sorular üzerinden ilerleyerek, seni de kendi okuma listeni ve bakış açını sorgulamaya itiyor.

Okurken fark ediyorsun ki mesele sadece daha fazla bilgi sahibi olmak değil; o bilgiyi nasıl yorumladığın. Çünkü aynı şeyi okuyan iki insan, bambaşka sonuçlara varabiliyor. Kozlu da tam olarak bu noktada, zihinsel esnekliğin ve çok yönlü düşünmenin önemini hatırlatıyor.

Kitap bittiğinde geriye şu düşünce kalıyor:
Liderlik, sadece bir unvan değil…
okuduklarınla, düşündüklerinle ve kendine kattıklarınla sürekli inşa edilen bir süreç.

Kitap satış linki : Liderin Kitaplığı

Okumaya Devam Et

Kitap

Doris Lessing’i Okuma Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

En güzel 5 Doris Lessing kitabı hakkında önemli bilgiler Ofix Blog'da...

2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz yazar Doris Lessing, 50’den fazla roman, yüzlerce öykü ve şiir, sayısız makale ve denemeleriyle dünya edebiyatında önemli bir yere sahip. 2013 yılında hayata veda eden Doris Lessing en çok romanlarıyla anılsa da anı, bilimkurgu, libretto, hatta çizgi romanlarıyla çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Zimbabwe’de yaşadıklarının etkisiyle eserlerinde en çok eşitsizliğe, ırkçılığa, erkek egemenliğine meydan okudu. Samimiyet ve masumiyete duyduğu derin hayranlıkla yazdığı bu eserlerinde karakterlerini tüm boyutlarıyla yansıttı. Böylelikle okurların empati yeteneklerini geliştirmelerini sağladı. Başta Altın Defter olmak üzere Şikeste, Büyükanneler, Beşinci Çocuk gibi birbirinden önemli eserlerinde sadeliğin görkemiyle ışıldayan anlatılarda bulundu. Edebiyata yüklediği anlam, insani sorumluluk duygusuyla iç içeydi. Okurlarını hayatın en naif gerçekleriyle karşı karşıya getirirken kendileri hakkında düşünmelerini sağladı. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Doris Lessing‘i kısaca tanıtmak ve en güzel 5 Doris Lessing kitabı hakkında bazı bilgiler paylaşmak istiyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler