Bizi Takip Edin

Lifestyle

Güne iyi başlamak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Korona dönemini evden çalışarak geçiren beyaz yakalıların çalışma şekilleri ve saatleri epeyce değişti. Güne daha geç başlayan, uyku süreleri artan, daha fazla gıda ve kafeinli içecek tüketen beyaz yakalılar, güne başlarken çeşitli sorunlarla karşılaşabiliyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, güne iyi başlamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Uyku düzeninizi korumalısınız.

Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler listemizin ilk sırasında, uyku düzenini korumak var. Korona döneminde değişen yatış ve kalkış saatleri, beyaz yakalıların çalışmalarını olumsuz etkileyen faktörlerin başında geliyor. Ofiste çalışmaya oranla evde çalışma daha “rahat” gibi görünse de evde iş yapmak konusunda sizi motive eden daha az unsur var. Bunlara bir de uykusuzluk eklenince, yaptığınız işlerden istediğiniz ölçüde verim alma şansınız azalır. Korona öncesinde veya sonrasında uyku sersemliği şikayeti yaşıyorsanız, uyku düzeni konusuna azami özen göstermelisiniz. Uyku ritminizi sabit tutmak için, eğer çok haklı bir nedeniniz yoksa, her gün aynı saatlerde yatıp kalkmalısınız.

Gündüz uykusundan kaçınmalısınız.

Uyku düzeninizi korur ve geceleri yeterince uyursanız, gündüz uykusuna ihtiyaç duymazsınız. Başka deyişle gündüz uykusu aslında, gece uykusu konusunda bir şeylerin kötü gittiğine dair bir işarettir. Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler arasında gece uykusuna öncelik verir, gündüz uykusundan uzak durursanız uyku sağlığı konusunda daha olumlu sonuçlar elde edebilirsiniz. Fakat bununla birlikte, uykusuzluk nedeniyle dikkat ve odaklanma güçlüğü yaşıyor ve işlerinizi yapmakta güçlük çekiyorsanız, alışkanlık haline getirmemek şartıyla ve 15 dakikayı geçmeyecek şekilde gündüz uykusu uyuyabilirsiniz.

Gıda ve içecek tüketiminizi sınırlandırmalısınız.

Korona döneminde home ofis çalışan beyaz yakalıların gıda ve içecek tüketimi ciddi ölçüde arttı. Zamanının büyük bir bölümünü bilgisayar karşısında geçiren beyaz yakalılar, yaptıkları işlere motive olmak adına yanlarında bisküvi, kuruyemiş, çay veya kahve gibi gıda ve içecekler bulundurmayı tercih edebiliyor. Oysa, paket miktarı küçük bile olsa bisküvi, kıraker, gofret gibi atıştırmalıklardaki şeker ve türevleri fazla tüketim durumunda metabolizmaya ciddi zararlar verebiliyor. Yemek düzeni bozulunca metabolizmanın işleyişi de bozuluyor. Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler arasında gıda ve içecek tüketiminizi sınırlandırırsanız home ofis çalışma düzeninizden azami ölçüde verim alabilirsiniz.

Ara öğünleri abartmamalısınız.

Beslenme alışkanlıkları hakkında en yaygın yanlışlardan biri az ve sık yemek yemenin daha sağlıklı olduğu söylemidir. Gün içinde ara öğünlerin sayısının bazen üçe, dörde, hatta altıya, yediye çıkmasına yol açan bu yanlış söylem, kişide kötü beslenme alışkanlıklarının gelişmesine yol açabiliyor. Eğer herhangi bir kronik hastalığınız varsa ve ara öğünler konusunda hekiminiz bir tavsiyede bulunmuşsa, bu tavsiyenin gereğini mutlaka yerine getirmelisiniz. Fakat kulaktan dolma bilgilerle ara öğünlerin sayısını arttırmamalısınız. Nitekim, ara öğünlerin sayısı arttığında kan şekeri daha fazla yükselir ve pankreasın salgıladığı insülin miktarı artar. Az bile olsa mideye kısa aralıklarla yiyecek gelmesi pankreası yorduğu gibi, hazmı da zorlaştırıyor. Bu konuda özellikle meyve tüketimi konusuna çok dikkat etmelisiniz. Ara öğünlerde 1 porsiyondan fazla meyve tüketince insülin direncinden diyabete kadar çeşitli sağlık sorunlarına kapı aralanıyor.

Ağır yiyecekler tüketmemelisiniz.

Evde uzun süre kapalı kalmak hem fiziksel, hem de psikolojik açıdan bazı olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Her ne kadar teknolojik ürünlerle sosyal ilişkilerimizi sürdürmeye çalışsak da evde uzun süre kapalı kalmak vücudun karbonhidrat isteğini arttırıyor. Ne var ki, tüketilen ağır yiyecekler nedeniyle metabolizma aşırı zorlanıyor ve yorgunluk hissi artıyor. Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler arasında ağır yiyecekler tüketmemeye dikkat etmelisiniz. Ağır yiyecekler tüketirseniz hem daha sık acıkır, hem kendinizi daha yorgun hisseder, hem de gece uykunuzu yeterince alamazsınız.

Yatmadan önce spor veya egzersiz yapmamalısınız.

Gününüz yoğun geçtiği için spor veya egzersiz için zaman bulamıyorsanız, akşam saatlerinin bu işler için doğru bir seçim olmadığını belirtelim. Yatmadan önce yapılan spor veya egzersizler, metabolizmanın hızlanmasına yol açar ve bu da uykuya dalmayı zorlaştırır. Home ofis çalışma düzeni içinde tüm günü bilgisayar karşısında geçirmek yerine ara sıra ayağa kalkıp ev içinde dolaşabilir, basit birtakım egzersizler yapabilirsiniz. Hem bu sayede, bilgisayar karşısında oturmaktan dolayı yavaşlayan kan dolaşımınız hızlanır, doku ve hücrelerinize daha fazla oksijen ulaşır. Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler arasında spor ve egzersiz saat ve sürelerini doğu ayarlarsanız kendinizi daha iyi hissedersiniz. Gün içinde yapacağınız spor ve egzersizler doğru planlandığında, masa başında biriken yorgunluğunuzu üzerinizden daha kolay atabilir ve gece uykusuna daha kolay dalabilirsiniz. 

Yeterince su içmelisiniz.

Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları nedeniyle günlük su kaybı artıyor. Gün içinde yeterince su tüketmezseniz halsizlik, kas ve baş ağrısı, motivasyon düşüklüğü vb. sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler arasında metabolizmanızın sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için, günlük ortalama 2000 kalorilik bir beslenme programınız varsa tüketeceğiniz su miktarı kesinlikle 2 litrenin altına inmemeli. Hamilelerde ise bu miktar 2.5 litrenin altında olmamalı. Ve tabii, bu miktarı çay, kahve veya bitki çaylarıyla değil, doğrudan içme suyuyla karşılamalısınız. Gün içinde tüketeceğiniz bu gibi içecekler su ihtiyacınızı karşılamak bir tarafa, su kaybınızı arttırır.

Editörün Tavsiyesi: Erikli Pet Su 5 L

Güne iyi başlamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, Erikli pet su 5 L ürünümüzü kısaca tanıtmak istiyoruz. Türkiye’nin lider su markalarından biri olan Erikli, Uludağ’ın benzersiz lezzetteki suyunu tüketicilerle buluşturuyor. Büyük şehirlerimizde 1990’lı yıllarda yaşanan su kesintileri sırasında yaptığı yatırımlar ve hizmete açtığı dolum tesisleri sayesinde su piyasasında güçlü bir konum elde eden Erikli suları, içerdiği doğal minerallerle vücudu beslemekte, hastalıklara karşı direnci yükseltmekte. Uygun pH değerine sahip, doğal mineraller bakımından kaliteli, içimi lezzetli Erikli pet su 5 L ürünümüzü Ofix.com üzerinden sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. kaan

    28 Haziran 2020 saat 12:55

    gece çalışması yapanların en buyuk handikapları bol kahve tuketımı .. bol cafein uykusuzlukla birlikte sabah yorgun uyanmamızda ki sebeblerden biri …değerlli açıklamalarınız için teşekkurler

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler