Bizi Takip Edin

Lifestyle

Brita akıllı sürahileri hiç denediniz mi?

Yayınlandı

tarihinde

Brita akıllı sürahiler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ev tipi su filtresini icat eden Alman markası Brita, 50 yıldan uzun bir süredir su filtre sistemleriyle yiyecek ve içecek sektöründe kurumsal ve bireysel müşterilerine hizmet sunmakta. Su arıtma ve filtreleme teknolojilerine öncülük yapan Brita su arıtıcıları, suyun sertliğini düşürerek içerisindeki klor, koku ve tat bozucu maddeleri filtrelemekte, suyu daha taze ve keyif verici hale getirmekte. Online ofis marketiniz Ofix.com‘da devam eden Brita Ürünlerinde Kaçırılmayacak Fırsatlar! kampanyamız vesilesiyle Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Brita akıllı sürahiler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Brita Akıllı Sürahiler

İşlem görmüş şehir musluk suları için özel olarak tasarlanmış Brita akıllı sürahiler modern bir görünüme sahip ve son derece kullanışlı. Bu ürünlerdeki maxtra filtreleri, hızlı ve kolay bir kuruluma imkan verecek şekilde tasarlanmış. Özel flip-top entegre kapak sistemi, sürahinin içindeki suyu kirlenmeye karşı korumakta. Tutma sapı, sürahiyi tek elle ve pratik bir şekilde kullanım imkanı sunmakta. Sürahideki memo özelliği, filtrenin ne zaman değiştirilmesi gerektiğini hatırlatmakta.

Bu özellikleri sayesinde Brita akıllı sürahiler ofisinizde günlük su tüketimi kalitesini yükseltecektir. Bu ürünleri buzdolabında veya güneş ışığı almayan serin bir yerde saklayabilir, içerisindeki suyu gün içinde tüketebilirsiniz. Hem mutfağınızda, hem de yemek masanızda çok hoş bir görüntü yaratacak Brita akıllı sürahiler ile sofranızın estetik görüntüsüne renk katabilirsiniz. Üstelik, bu ürünlerle ofisinizde pet şişe tüketiminizi sınırlandırabilir, ofisinizin yeşil ofis haline gelmesinde büyük bir aşama kat edebilirsiniz.

Maxtra Filtreleme Teknolojisi

Brita akıllı sürahiler için özel olarak geliştirilen maxtra filtreleme teknolojisi, suyun tadı ve kokusunu bozan klor ve kireci filtreleyerek lezzetli içme suyunu saniyeler içinde hazırlamakta. Maxtra filtrelerindeki iyon değiştirici reçine, hem karbonat sertliğini yani kireci, hem de bakır ve kurşun gibi metalleri filtrelemekte. Yüksek filtreleme performansına sahip maxtra filtreleri, yaklaşık 4 hafta veya 100 litreye kadar taze ve filtrelenmiş içme suyu sağlamakta. İçme suyunun yanı sıra bu filtreler, ofiste sıkça tükettiğimiz çay ve kahvemizin aromasını da musluk suyuna oranla çok daha lezzetli hale getirmekte. 

Maxtra filtrelerini kullanmak ve saklamak oldukça kolay. Filtreyi kullanıma hazır hale getirmek için, önce bir sürahi veya kaseyi soğuk suyla doldurmak gerekiyor. Filtreyi soğuk suya batırıp hava kabarcıklarının çıkması için suyun içinde yavaşça sallamalısınız. Kabarcıklar çıktıktan sonra, filtreyi sürahinin huni kısmına yerleştirebilirsiniz. Kullanıma başlamadan önce, sürahinin huni kısmı 2 kez tamamen doldurularak filtreden su geçirilmesi gerekiyor. Ardından, sürahinizi kullanmaya başlayabilirsiniz. Filtreleri uygun şekilde saklarsanız, 4 yıl boyunca bozulmadan muhafaza edebilirsiniz. Uygun saklama için ortamdaki sıcaklık değeri 1 derece ile 50 derece arasında olmalı ve filtreler kapalı paketinde saklanmalı.

Brita Ürünlerinde Kaçırılmayacak Fırsatlar!

Online ofis marketiniz Ofix.com‘da devam etmekte olan Brita Ürünlerinde Kaçırılmayacak Fırsatlar! kampanyamız kapsamında, Brita akıllı sürahiler içinde en fazla tercih edilen Marella XL sürahi alanlara Maxtra 2’li filtre hediye ediyoruz. Kampanya fırsatımızdan yararlanarak sipariş verebileceğiniz bu ürünlerle ofisinizde hem sağlığınızı koruyabilir, hem de lezzetli ve kaliteli su keyfini yaşayabilirsiniz. Ofisinizde pet şişe kullanımını azaltabilir, doğanın korunmasına katkı sağlayabilirsiniz. Su tüketim maliyetinizi azaltıp bütçenizde tasarruf yapabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler