Bizi Takip Edin

Lifestyle

Buzdolabında tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Buzdolabında tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Nasılsınız, nasıl geçiyor Ramazan? Yağmur gibi yağan zamlarla baş edebiliyor musunuz? Umarım keyfiniz yerindedir. Bana soracak olursanız, zamlarla baş etmesi zor. Hayır, bırak kiloyu, üç tane domates alacaksın, 10 lira. Tasarruf konulu blog dizime bu hafta buzdolabında tasarruf yöntemleri ile devam edeceğim. Malumunuz, son zamlardan sonra buzdolabımıza artık pek fazla şey koyamıyoruz. Gıda fiyatları almış başını gidiyor. Bununla birlikte aldıklarımızı çok daha iyi saklamamız lazım. Buzdolabında tasarruf yöntemleri bir taraftan elektrik sarfiyatımızı azaltır. Bir taraftan da yiyeceklerimizi bozulmadan saklamamızı sağlar. Örneğin buzdolabına sıcak yemek koymak, buzdolabının daha fazla elektrik harcamasına yol açar. Aynı zamanda da yemeğin bozulmasına neden olur. Buzdolabının kapısını açık bırakmak, temizliğini ihmal etmek gibi konular da aynı sonuçları doğurur. Bu hafta böyle daha birçok konuya kısaca işaret edeceğim. Buzdolabının fazla elektrik harcamaması için yapacağım öneriler umarım çok işinize yarar. Buzdolabında tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

Buzdolabının kapısını açık bırakmayın.

Bu cümleyi çocukluk yıllarımızdan hatırlıyoruz, öyle değil mi sevgili arkadaşlar? Buzdolabının kapısını açık bıraktığımızda annemiz hemen bu cümleyi söylerdi. Haksız da değildi üstelik. Gerçekten de buzdolabının kapısını açık bırakmak enerji sarfiyatını ciddi ölçüde arttırıyor. Enerji tasarruflu buzdolabı kullansanız bile buna dikkat etmelisiniz. Çünkü aksi durumda tüm enerji tasarrufu heba olur gider. Bazen buzdolabının kapısı kapalı gibi görünse de aslında aralık kalabilir. Düşünsenize, kapattığınızı zannettiğiniz buzdolabı kapısı tüm gece boyunca açık kalmış. Bu durum sadece enerji maliyetine yansımaz. Aynı zamanda da motora zarar verir. Çünkü buzdolabındaki soğutucu gazlar mutfağa yayılır. Bu nedenle motor aşırı zorlanır. Buzdolabının kapısını her açtığımızda soğutucu gazlarda bir miktar kayıp oluşur. Açık bıraktığımızda ise motor ömrünü daha kısa sürede tamamlar. Dolayısıyla buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde bu konuya özellikle dikkat etmenizi tavsiye ederim. Lütfen anne sözü dinleyip buzdolabının kapısını açık bırakmayın sevgili arkadaşlar. 

Buzdolabından ne alacağınıza kapısını açmadan önce karar verin.

Eğer buzdolabının kapısını açıp içinde ne var ne yok diye seyretmek gibi bir alışkanlığınız varsa bu alışkanlıktan kurtulmanın şimdi tam zamanı sevgili arkadaşlar! Karnınız açken bu davranışı daha fazla yapıyor olabilirsiniz. Veya ne yemek istediğinize karar veremediğiniz zamanlarda. Oysa kapısı açık buzdolabı cüzdanınızdan yemeye başlar. Siz ne yiyeceğinize karar verene kadar buzdolabı paranızı yemeye çoktan başlamıştır. Bir de tabii ki yemek yaparken bu hatayı çok sık yapıyor olabilirsiniz. Beni soracak olursanız, ben yemek yapmadan önce gerekli malzemeleri buzdolabından çıkarıp masa veya tezgah üzerine alıyorum. İşimi tek seferde ve hızlıca hallediyorum. Böylece buzdolabının kapısı uzun süre açık kalmıyor. Buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde bu konuya da özellikle dikkat etmek lazım. Çünkü buzdolabının kapısı açıkken uzayan bekleme süresi enerji tasarrufu için kayıptır. Buzdolabında tasarruf için bu tür kayıpları önlemek şart. Gerçi bu sayede faturanız yarıya inmez. Ama olsun, bunların da elbet faturanıza katkısı olacaktır. 

Buzdolabının kapısını sık sık açmayın.

Hiç sevmediğim insan tiplerinden biri karar verme güçlüğüne sahip insan tipidir sevgili arkadaşlar. Birlikte yemeğe gidersin mesela, ne yiyeceğine karar veremez. Film izlemek istersin, filme karar veremez. Bu kişiler tasarruf konusunda da başarılı olamaz. Neyi nasıl yapacaklarına karar veremedikleri için birçok şeyi tekrar tekrar yapmak zorunda kalırlar. Bir komşumuzu hatırlıyorum mesela. Bir defasında çamaşır makinesine sıvı deterjan koymuş ama içi rahat etmemiş; ayrıca bir de toz deterjan koymuş. Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri konusunda bu kişi avantaj sağlayabilir mi? Buzdolabında tasarruf yöntemleri için de benzer durum geçerli. Sahanda yumurta yapacaksın mesela. Margarin mi yoksa tereyağı mı kullanacağına önceden karar vereceksin. Margarini alıp sonra tereyağına dönünce olmaz. Buzdolabının kapısını sık sık açmak gibi bir alışkanlığınız varsa tasarruf konusundan önce karar verme yetinizi gözden geçirmelisiniz. Bir konuda karar değiştirecekseniz bunun gerçekten haklı bir nedeni olmalı. Anlık duygu geçişleri kendinize de bütçenize de zarar verir sevgili arkadaşlar. 

Buzdolabına sıcak yemek koymayın.

Akşam yemek yaptınız ve biraz erken yatmak istediniz diyelim. Sabaha kadar tencere dışarıda kalmasın diye yemeği buzdolabına koyuyorsanız çok yanlış bir iş yapıyorsunuz demektir sevgili arkadaşlar. Sıcak yemeklerin adı üstünde, sıcaklığı yüksektir. Buzdolabına sıcak yemek koyduğunuzda buzdolabı ile yemek arasında ısı alışverişi gerçekleşir. Bunun sonucunda buzdolabındaki sıcaklık artar. Dolayısıyla buzdolabınız soğutma işlemi için daha fazla enerji harcar. Üstelik yemeğiniz buzdolabında hızlı bir ısı değişimine uğrar. Bu durum tencere üzerinde buhar oluşmasına neden olur. Tencereyi buzdolabından çıkardığınızda buharın suya dönüştüğünü görebilirsiniz. Bu durum yemeğin tadına zarar verir. Eğer tencere bu şekilde buzdolabında epeyce kalırsa yemeğiniz yenilemeyecek duruma gelir. Ki bu da oluşacak israfın artmasına yol açar. Bu durumu özellikle pilav ve benzeri yemeklerde daha sık görebilirsiniz. Buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde sıcak yemek konusuna da özellikle dikkat edin. Tencereniz bırakın mutfakta soğusun. Veya balkonda soğusun. Her iki durumda da buzdolabında soğumasından daha iyi sonuçlar alırsınız. 

Buzdolabı çevresinde ısı yayan araçlar kullanmayın.

Mutfakta sıcaklık derecesi genel olarak diğer odalara göre daha yüksektir sevgili arkadaşlar. Çünkü mutfakta ısı yayan birçok araç vardır. Yemek yaparken tencereden yükselen su buharı ortamın sıcaklığını yükseltir. Kettle kullanıyorsanız aynı durum onun için de geçerli. Fırın da yine sıcaklığı yükseltir. Buzdolabınız bu araçlara yakın olursa artan sıcaklıktan daha fazla etkilenir. Benden size bir tavsiye, yemek yaparken mutfağın penceresini veya balkon kapısını açın. Bu sayede sıcaklık dengeye oturur. Yoğun kokular için davlumbaz kullanıyorsanız peki ama davlumbazın sıcaklığa etkisi yok. Hele bir de buzdolabınız ocağınıza çok yakın bir noktadaysa belki pencere açmanız bile yetersiz kalabilir. Gerçi binaların tasarım aşamasında bu konulara dikkat edilir. Yeni yapılan binalarda buzdolabı ile ocak arasında epeyce mesafe var. Fakat eski tip binalarda aynı durum söz konusu olmayabiliyor. Bu gibi durumlarda ortamda sıcaklığın fazla yükselmemesine dikkat edin. Buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde ortam sıcaklığını düşük tutmak da etkili bir yöntemdir. 

Mevsim ayarı yapmayı ihmal etmeyin.

Ne tür bir buzdolabı kullanırsanız kullanın, buzdolabı sıcaklığının yılda iki kez mevsim şartlarına göre ayarlanması gerekir sevgili arkadaşlar. Kış döneminde malumunuz, havalar epeyce soğuyor. Bu nedenle buzdolabınızı fazla düşük sıcaklıkta çalıştırmanıza gerek yok. Yaz aylarında ise durum tersine dönüyor. Buzdolabında tasarruf adına kış ayarlarını yaz mevsiminde kullanmanızı tavsiye etmem. Kış aylarında düşen hava sıcaklıkları buzdolabı enerji tasarrufu için fırsat yaratır. Fakat yaz aylarında enerji tasarrufu buzdolabı için kritik bir konu haline gelir. Çünkü yaz aylarında buzdolabınızı kış ayarlarında çalıştırırsanız yemekleriniz ekşir. Bu nedenle mevsim ayarı yapmak buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde gerekli ve faydalı bir yöntemdir. Buzdolabınızı yaz aylarında 2 ile -20 arasında bir değerde tutabilirsiniz. Kış aylarında ise 4 ile -18 arasında tutabilirsiniz. Bu bakımdan buzdolabı tasarrufu enerji maliyetinin yanı sıra mevsim şartlarıyla da ilgili bir konudur. Eğer tasarruflu buzdolabı kullanırsanız, elektrik tüketiminiz yaz aylarında da düşük düzeyde seyreder. 

Buzdolabında kalın ambalajlı ürün bulundurmayın.

Bu maddeyi belki birçoğunuz ilk defa duyacak sevgili arkadaşlar. Hemen herkesin buzdolabında ambalajlı ürünler mutlaka vardır. Örneğin kutu süt çeşitleri bunlardan biridir. Hazır yemekler, salçalar derken bu liste epeyce uzar. Ne var ki bir ürünün ambalajı ne kadar kalın olursa buzdolabının harcayacağı enerji o kadar artar. Başka bir deyişle buzdolabınıza koyacağınız ürünlerin ambalajının ince olması enerji tasarrufunda avantaj sağlar. Aslında ambalajlı gıdaların hepsi buzdolabının enerji tüketimini arttırır. Bu nedenle bu ürünleri ambalajsız olarak saklamak daha iyi bir yöntemdir. Fakat bu her zaman mümkün olmuyor. Dahası, ambalajlı ürünlerin ağzı açık şekilde buzdolabına konması da içerdeki nemi arttırıyor. Bunun sonucunda buzdolabında bir taraftan kötü koku oluşuyor. Bir taraftan da enerji sarfiyatı artıyor. Buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde en iyisi, ambalajlı ürünleri buzdolabına ambalajsız şekilde koymaktır. Bunun için cam saklama kaplarından yararlanabilirsiniz. Ambalajlı koyacaksanız ağzını mutlaka kapatın ki kötü koku oluşmasın ve enerji sarfiyatı artmasın. 

Buzdolabınızı temiz tutun.

Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, kendi kendini temizleyen buzdolabı henüz icat edilmedi sevgili arkadaşlar. Aslında icat edilse ne güzel olur, öyle değil mi? Buzdolabını sık kullandığımız için çabuk kirlenmesine yol açıyoruz. Çoğu zaman da temizliği ihmal ediyoruz. Buzdolabı temizliği daha çok üzerine yemek veya içecek döküldüğünde hızlıca silmekten ibaret kalıyor. Dondurucu deseniz onu belki yılda bir kez bile temizlemiyoruz. Oysa başta dondurucu temizliği olmak üzere buzdolabı temizliği de tasarruf yöntemleri içinde önemli bir konudur. Ayrıca buzdolabının arkasında veya altındaki kondenser borularının temizliği de enerji sarfiyatınızı etkiler. Şimdi demeyin ki bu borular da neyin nesi? Sevgili arkadaşlar, buzdolabınızdaki kondenser boruları kirliyse ısı atımı yavaşlar. Bu nedenle motor daha fazla enerji harcar. Buzdolabı temizliği bu nedenlerle tasarrufa katkı sağlar. Enerji tasarruflu buzdolabı kullansanız bile temizliği ihmal etmemelisiniz. Çünkü az elektrik harcayan buzdolabı bile temiz değilse daha fazla enerji harcar. 

Temizlik yaparken fişi çekmelisiniz.

Diyelim ki buzdolabınızdaki kirler tahammül sınırlarınızı aştı ve buzdolabınızı temizlemeye karar verdiniz. Bu durumda öncelikle fişi çekmelisiniz sevgili arkadaşlar. Belki söylememe bile gerek yok ama yine de hatırlatmış olayım. Buzdolabınızı çalışır durumdayken temizlemeye kalkışırsanız ay sonunda epeyce kabarık bir elektrik faturasıyla karşılaşırsınız. Temizlik sırasında fişi çekmek de yetmez. Ardından buzdolabının içini boşaltmalısınız. Daha sonra bir bulaşık süngeri ve deterjanla birlikte yüzey temizliği yapabilirsiniz. Temizlik sırasında içeride köpük veya deterjan kalıntısı bırakmamaya dikkat edin. Silme işlemi bittikten sonra kuru bir bezle tüm yüzeylerin üzerinden geçerseniz kalıntı kalmaz. Aynı şekilde dondurucu temizliği için de fişi çekmek ve içindeki yiyecekleri güneş almayan bir yere taşımak gerekir. Tabii bu işlerin fazla uzamaması lazım. Yoksa yiyecekler çözünür ve bozulur. Bu da israfa neden olur. Buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde en azından aylık temizlik rutinleri oluşturabilirsiniz. Kondenser boruları için de yine fişi çekmeyi ihmal etmeyin. 

İhtiyaçlarınıza uygun bir buzdolabı kullanın.

Önceki haftalarda belirttiğim bir konuyu bu vesileyle bir kez daha hatırlatayım sevgili arkadaşlar. Evde tasarruf yöntemleri sadece ürünlerin kullanım şekilleriyle ilgili değildir. Aynı zamanda da doğru ürün seçimiyle ilgilidir. Hatta çoğu zaman doğru ürün seçimi, ürünün kullanım şeklinden daha önemli bir konu haline gelir. Bildiğiniz gibi buzdolapları arasında hacim ve kullanım şekilleri bakımından çeşitli farklar mevcut. Eğer ihtiyaçlarınızın üzerinde bir buzdolabı kullanırsanız evde enerji tasarrufu konusunda istediğiniz sonuçları alamazsınız. Bana sorarsanız, örneğin üç kişilik bir ailenin gardırop tipi buzdolabına ihtiyacı yoktur. Bununla birlikte, kalabalık bir aile ortamında tek kapılı ve küçük hacimli bir buzdolabı yetersiz kalır. Buzdolabında tasarruf yöntemleri içinde doğru ürün seçimine de dikkat etmelisiniz. Kullanacağınız buzdolabı ihtiyaçlarınıza gerçekten de uygun olmalı. Aksi durumda enerji sarfiyatı başınıza bela olur. Uygun ürünleri seçmek sadece buzdolabında enerji tasarrufuna katkı sağlamaz. Ev tasarruf yöntemleri içinde bütçenize önemli katkılar sağlar. 

A+++ sınıfı buzdolabı tercih edin.

Bu konuya da önceki haftalarda sıkça temas ettim sevgili arkadaşlar. Enerji sarfiyatı en düşük ürünler A+++ sınıfı ürünlerdir. Bu grupta yer alan az elektrik yakan buzdolabı çeşitleri, yüzde 30 ile 40 arasında bir enerji tasarrufu sağlar. Derin dondurucuda enerji tasarrufu için de yine A+++ sınıfı ürünleri tercih edebilirsiniz. Malumunuz önümüz yaz, havalar ısınacak. Yılın bu zaman diliminde iyi bir buzdolabı veya derin dondurucu almak isteyebilirsiniz. Fakat lütfen dikkat edin; A, A+ ve A++ ürünler artık cazibesini yitirdi. Şimdi bir kampanya çıkar karşınıza, enerji tasarruflu buzdolabı diye size A+ buzdolabı satmaya çalışırlar. Bunlar birer pazarlama hilesidir sevgili arkadaşlar. Enerji tasarruflu ürün arıyorsanız yöneleceğiniz ürünler A+++ sınıfı ürünlerdir. Hangi marka veya modeli seçeceğinizi paşa gönlünüz bilir. Ancak birkaç yüz lira ucuz diye diğer enerji sınıflarına yönelmeyin derim. Çünkü A+++ sınıfı ürünlerle orta ve uzun vadede önemli bir maliyet avantajı elde edersiniz. 

Buzdolabınız ile duvar arasında en az 10 cm mesafe olmalı.

Buzdolabınızı seçtiniz diyelim. Adresinize gelmiş ve yerleştirme başlamış olsun. Teknik servis yetkilileri buzdolabını nasıl yerleştireceklerini iyi bilirler. Bu konuda kritik eşik 10 cm’dir. Yani buzdolabınız duvardan en az 10 cm uzakta durmalı. Aksi takdirde buzdolabındaki hava döngüsü zorlaşır. Bu bir taraftan motorun daha fazla enerji harcamasına neden olur. Bir taraftan da yemeklerin ekşimesine yol açar. Örneğin aradaki mesafe 5 cm düzeyine indiğinde buzdolabınız içerideki ısıyı atmada ciddi bir zorluk yaşar. Bu noktada en yaygın hata, buzdolabının iyi soğutmadığını düşünüp sıcaklığı daha da düşürmektir. Oysa doğru mesafeyi ayarlarsanız buzdolabınız normal sıcaklıkta soğutma işlemini sorunsuz şekilde yapar. Dolayısıyla buzdolabı alırken ve yerleştirme aşamasında bu konuya da dikkat etmelisiniz. Yoksa buzdolabında tasarruf yöntemleri konusunda alacağınız diğer önlemler yetersiz kalır. En iyi elektrik tasarruflu buzdolabı bile 5 cm boşluk payıyla iyi bir tasarruf sağlamaz. Evde elektrik tasarrufu işte böyle geniş düşünmeyi gerektirir. 

İmkanınız varsa 3 zamanlı tarifeye geçin.

Bu konu da yine önceki haftalarda sıkça temas ettiğim bir konu sevgili arkadaşlar. Buzdolabını ekonomik çalıştırmanın yöntemlerinden biri de 3 zamanlı tarifeye geçmektir. Bu sayede buzdolabınız düşük enerji maliyeti yaratır. Ev tasarruf yöntemleri içinde 3 zamanlı tarifenin avantajları büyük. Çünkü saat 22:00’den sonra maliyet ciddi ölçüde düşüyor. Gerçi 17:00 ile 22:00 arasında maliyet artışı var. Ancak gün geneline baktığımızda 3 zamanlı tarife enerji sarfiyatında avantaj sağlamakta. Buzdolapları sürekli fişe takılı çalışan araçlardır. Eğer uzun süre evde olmayacaksanız elbette fişi çekebilirsiniz. Ancak fişte kaldığı sürece elektrik harcamaya devam eder. Burada önemli bir püf noktası olarak şuna dikkat etmelisiniz. Akşam saatlerinde birim fiyat artacağı için dolaba sıcak yemek koymayın. Bırakın yemekleriniz oda sıcaklığında veya balkonda soğusun. Yeterince soğuduktan sonra buzdolabına koyarsanız enerji sarfiyatı artmaz. Söz gelişi saat 21:00 civarında dolaba sıcak tencere koyup da faturayı coşturmanın anlamı yok. 

Ofixboy’un Tercihi: Koroplast Buzdolabı Poşeti Orta Boy 24 x 38 cm 20 Adet

Buzdolabında tasarruf yöntemleri ile bu haftanın da sonuna geldik sevgili arkadaşlar. Sizlere bu hafta önereceğim ürün, Koroplast Buzdolabı Poşeti Orta Boy 24 x 38 cm 20 Adet ürünümüzdür. Bu ürünler buzdolabı veya dondurucuda bir şey saklamak istediğim zaman benim tercih ettiğim ürünlerdir. Yukarıda kalın ambalajların yol açtığı sorunlardan kısaca bahsetmiştim. Burada bunları tekrar etmeyeceğim. Bence bu ürünler sebze ve meyve saklamak için iyi bir seçim. Ürün özelliklerini linkten öğrenebilirsiniz. Sipariş için de aynı linki kullanabilirsiniz. Tasarruf konulu blog dizim önümüzdeki haftalarda devam edecek. Beni izlemeye devam edin. Hepinize bir kez daha hayırlı Ramazanlar diliyorum. 

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler