Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Fatma Girik: Yeşilçam’ın mağrur bakışlı starı…

Yayınlandı

tarihinde

Fatma Girik'in başarı hikayesini Ofix Blog'da bulabilir, Fatma Girik ve filmleri hakkında merak ettiklerinizi öğrenebilirsiniz.

24 Ocak Pazartesi günü Türk sinemasından bir yıldız kaydı. 1960’lı yıllardan itibaren Yeşilçam’ın popüler isimlerinden biri haline gelen Fatma Girik, hayatı boyunca oynadığı 200’den fazla sinema filmi ve televizyon dizileriyle arkasında unutulmaz izler bıraktı. Kendisi Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte Yeşilçam’ın dört yapraklı yoncasından biriydi. Filmlerinde en çok mağrur bakışlarıyla dikkat çekti. Haksızlıklara seyirci kalmayan, zulme boyun eğmeyen rolleriyle Türk halkının gönlünde taht kurdu. Oyunculuğunun yanı sıra senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği filmlerle de adından çok söz ettirdi. 1989-1994 yılları arasında Şişli Belediye Başkanı olarak görev yaptı. 1990’lara damgasını vuran Söz Fato’da programı Türk televizyonlarının ilk reality showlarından biriydi. Geçtiğimiz hafta Covid-19’a bağlı organ yetmezliği nedeniyle İstanbul’da hayatını kaybeden Fatma Girik, sanat camiasını ve tüm sevenlerini derin bir üzüntüye boğdu. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Fatma Girik‘in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Fatma Girik kimdir?

Fatma Girik, 12 Aralık 1942 tarihinde İstanbul’un Sultanahmet semtinde dar gelirli bir ailede dünyaya geldi. Babası Hayri Girik dalgıç, annesi Münevver Girik ise ev hanımıydı. Müesser ve Günay isimli iki kardeşi olan küçük Fatma‘nın çocukluğu Sultanahmet’te geçti. Cağaloğlu Ortaokulu‘na devam ederken ailesine maddi destek sağlamak için okulu bıraktı. Bu dönemde annesiyle birlikte filmlerde figüranlık yapmaya başladı. İlk olarak küçük rollerle seyircinin karşısına çıkan Fatma, oyunculuk konusunda doğuştan yetenekliydi. Nitekim kamera karşısına ilk kez 12 yaşındayken çıktı. Beyaz perdede göründüğü ilk film, 1954 yılında vizyona giren İstiklal Uğrunda filmiydi. Rahmi Kafadar‘ın yönettiği bu filmin başrollerinde Ali Ekdal ve Atıf Kaptan vardı. 2 yıl sonra Yetimler Ahı filminde tekrar seyirciyle buluştu. Turan Seyfioğlu ve Muhterem Nur‘un başrollerini paylaştığı bu filmde kendisini daha iyi gösterdi. Fakat 1957 yılında vizyona giren Leke filmi sinema kariyerinde büyük bir dönüm noktasıydı. Başrolde oynadığı bu film Yeşilçam’da isminin öne çıkmasını sağladı. 

Başlangıçta Fatma Girik‘in oyuncu olmak, sinemada kariyer yapmak gibi bir amacı, hatta düşüncesi bile yoktu. Çünkü tek istediği ailesine maddi destek sağlamaktı. Bu nedenle bir aile dostları, annesiyle birlikte Fatma Girik‘i figüranlık yapmaları için film setine götürmüştü. Oynadığı ilk filmden kazandığı para ise sadece 2.5 liraydı. Oysa Leke filmi, Fatma Girik için birçok şeyi değiştirdi. Filmden kazandığı 1000 lira sadece iyi bir gelir değildi. Aynı zamanda da Fatma Girik‘i oyunculuk konusunda cesaretlendirdi. O yıllarla ilgili röportajlarında Fatma Girik, hayatında örneğin muzu ilk defa bu dönemde yediğini ifade etti. Üstelik oyuncu olmaya da bu dönemde karar verdi. Böylelikle 1958 yılında üç filmde yer aldı. İlk olarak Murada Ereceğiz filminde Nazlı karakterini canlandırdı. Memiş Gangsterler Arasında ve Gönülden Ağlayanlar filmleri de önemli birer deneyimdi. Artık peş peşe film teklifleri almaya başladı. Buna ek olarak yönetmenlerin de dikkatini çekti. Ünlü futbolcu, oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı Memduh Ün bunlardan biriydi. 

Fatma Girik’in Sinema Serüveni

1960 yılında vizyona giren Ölüm Peşimizde filmi, Memduh Ün ile Fatma Girik‘in uzun soluklu birlikteliğinin başlangıç noktasıydı. Oyunculuk konusunda Fatma Girik‘in yeteneğini fark eden Memduh Ün, film şirketleriyle yakın ilişki içindeydi. Fatma Girik‘e yeni roller verilmesi için ona destek oldu. Fakat dönemin ünlü film şirketlerinden Kemal Film‘in sahibi Osman Seden, başlangıçta bu genç yeteneği fark edememişti. Ancak aldığı film teklifleri Fatma Girik‘in ileride bir yıldız olacağını gösterdi. Ölüm Peşimizde‘nin Zehra‘sı, ilk önce Civanmert‘te Nuran, Cici Kâtibem‘de Ruhsar rolleriyle seyirciyle buluştu. Ardından Aliii filminde Fatma rolünü oynadı. Oyunculuk yeteneğinin yanı sıra fiziğiyle de dikkatleri çeken Fatma Girik, bu dönemde özellikle kendisine yakın rolleri tercih ediyordu. Bu sayede seyirciyi rolüne inandırıyor, beğenilerini kazanmayı başarıyordu. En büyük destekçisi de ileride hayat arkadaşı olacak Memduh Ün‘dü. Aralarında yaş farkına rağmen güçlü bir bağ vardı. Üstelik yer aldıkları prodüksiyonlar önemli gişe başarıları elde ediyordu. 

1960’ların ikinci yarısı Fatma Girik için birbirinden önemli başarıları beraberinde getirdi. Nitekim 1965 yılında Keşanlı Ali Destanı filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali‘nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı. 1967 yılında Sürtüğün Kızı filmiyle bu ödülü ikinci kez kazandı. Ardından 1969 yılında Ezo Gelin filmi bu ödülü üçüncü kez kazandırdı. 1970 yılında Boş Beşik filmiyle aynı ödülü tekrar kazandı. Bir yıl sonra Acı filmi, Fatma Girik‘e bu ödülü beşinci kez kazandırdı. Bu ödüllerin hepsi Fatma Girik isminin Yeşilçam’daki konumunu güçlendirdi. Memduh Ün ile Fatma Girik, filmlerin senaryosundan kurgusuna kadar tüm süreçleri üzerinde titizlikle çalışıyorlardı. Başka bir deyişle bu filmlerin arka planında çok önemli hazırlık çalışmaları vardı. Özellikle rol seçimi konusunda Fatma Girik bazı ilkeler belirlemişti. Oynadığı tüm rollerin dürüst, samimi, fedakar bir Anadolu kadını olmasını istiyordu. Aşka ve gurura önem veren bu kadın tipi böylelikle Fatma Girik‘in Yeşilçam’daki konumunu güçlendirdi. 

Yeşilçam’da Fatma Girik

Fatma Girik‘i Yeşilçam filmlerinde en çok sert, mağrur, haksızlıklara karşı çıkan kadın rollerinde izledik. Örneğin 1971 yılında vizyona giren Solan Bir Yaprak Gibi filmi bu bağlamda en unutulmaz filmlerden biriydi. Şarkıcı Şermin ile besteci Murat‘ın dramatik aşkını konu edinen bu film, aynı zamanda da Yeşilçam’a Tarık Akan ismini kazandırdı. Nitekim ilk kez bu filmle kamera karşısına geçen Tarık Akan, oyunculuk yeteneğini bu filmle ispatladı. Aynı yıl Kerem ile Aslı filmiyle Fatma Girik‘in Yeşilçam serüveni devam etti. Acı filmi ise Yılmaz Güney‘le başrollerini paylaştığı ilk film oldu. 1972 yılında Namus, 1973 yılında Toprak Ana ve Ezo Gelin filmleri Fatma Girik‘in unutulmaz filmleri arasında yer aldı. 1975 yılında Ağrı Dağı Efsanesi filmiyle Yaşar Kemal‘in aynı isimli romanını beyaz perdeye taşıdı. 1977 yılında ise Hatasız Kul Olmaz filminde Orhan Gencebay‘la birlikte başrolleri paylaştı. Osman Seden‘in yönettiği bu film, özellikle müziğiyle 1970’lerin kült filmlerinden biri oldu. 

Bu filmlerin hepsi de yüksek gişe başarıları elde etti. Ancak Memduh Ün ve Fatma Girik‘e önemli bir kazanç getirmedi. Nitekim yapımcılık alanında teknik yetersizliklerden kaynaklı pek çok sorunla karşılaşıyorlardı. 1970’li yıllarda ülkemizde film çekmek için imkanlar kısıtlıydı. Bu nedenle bir film şirketi için yılda örneğin üç film çekmek büyük bir maliyet gerektiriyordu. Bu süreçte Fatma Girik sinemadan ün, sahnelerden para kazanmaya başladı. Gişeye dönük filmlerinde ise en çok çalıştığı isimlerden biri Kemal Sunal idi. 1978 yılında birlikte kurdukları Can Film şirketinin ilk filmi Yüz Numaralı Adam filmiydi. Filmin senaryosunu yazan ve yönetmenliğini yapan isim ise Osman Seden‘di. Reklamların yanıltıcı yönünü ele alan bu film, özellikle verdiği toplumsal mesajlarla dikkat çekti. Ayrıca Dokunmayın Şabanıma ve Bekçiler Kralı gibi Kemal Sunal‘ın kült filmlerinin yapımcılığını da Fatma Girik üstlendi. Diğer taraftan 1986 yılında vizyona giren Garip filminin senaryosunu da Memduh Ün ve Bülent Oran‘la birlikte yazdı. 

1980’lerden Günümüze Fatma Girik

1980’li yıllarda Yeşilçam, pek çok bakımdan sıkıntılı süreçler yaşadı. 12 Eylül rejimi toplumsal içerikli filmleri engellerken bu süreçte özellikle cinsel içerikli filmler öne çıktı. 1970’lerde yoğun bir kariyere imza atan Fatma Girik, bu süreçte çizgisini yine de bozmadı. Fakat çok az filmde oynadı. Bunlardan özellikle Kanlı Nigar, Yılanların Öcü, Japon İşi filmleri çok beğenildi. Diğer taraftan TRT‘nin ulusal düzeyde yayına başlaması da Yeşilçam’ı olumsuz etkiledi. Fakat TRT bünyesinde çekilen Gönül Dostları dizisiyle televizyon seyircileriyle buluşmayı başardı. Fatma Girik ayrıca 1988 yılında siyasete atıldı. 1989-1994 yılları arasında SHP‘den Şişli Belediye Başkanı olarak görev yaptı. Buna ek olarak 1990’ların adalet mücadelesini yansıtan Söz Fato’da programı ülkemizin ilk reality showlarından biriydi. Ne var ki 1995 yılında bir dizi çekimi sırasında ikinci kattan düşerek omurgasını kırması tüm sevenlerini üzdü. Son yıllarını annesi Münevver Girik‘le birlikte Bodrum’da geçirdi. 24 Ocak Pazartesi günü Covid-19’a bağlı organ yetmezliği nedeniyle İstanbul’da hayatını kaybetti. 

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler