Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Frans van Houten’ın Başarı Hikayesi

Yayınlandı

tarihinde

Frans van Houten ve Philips hakkında merak ettikleriniz Ofix Blog'da...

1986 yılında Philips’e satış ve pazarlama elemanı olarak giriş yapan Frans van Houten, Philips‘te edindiği deneyimler sayesinde 2011 yılında şirketin CEO’luğuna atandı. Dünyanın en büyük elektronik şirketlerinden biri olan Philips’in 9 yıldır CEO’luğunu yapmakta olan Frans van Houten, şirketin 60’tan fazla ülkede faaliyetlerini başarıyla yöneterek küresel pazarda gücüne güç kattı. 2017 yılında Fortune dergisi tarafından En İyi 20 Küresel İş Lideri listesine giren Houten, Philips markasının 2030 yılına kadar sağlık teknolojisinde dünya lideri haline gelmesini ve günde 3 milyar insana sağlık teknolojisi hizmeti sunmasını hedefliyor. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Frans van Houten’ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Kısaca Frans van Houten

Frans van Houten, 26 Nisan 1960 tarihinde Hollanda’nın Eindhoven kentinde dünyaya geldi. Rotterdam’da bulunan Erasmus Üniversitesi’nde ekonomi okuduktan sonra, işletme yönetimi alanında yüksek lisans yaptı. 1986 yılında Philips’e satış ve pazarlama elemanı olarak girdi. Bu dönemde Philips, görüntü ve ses teknolojilerinde dijital verilerin işlenmesi, depolanması ve iletilmesini kolaylaştıran pek çok inovatif buluşla dünya pazarındaki gücünü pekiştirmekteydi. Kuruluşu 1891 yılına kadar uzanan Philips markası, Anton Frederik Philips yönetiminde Hollanda’nın en önemli teknoloji şirketlerinden biri haline gelmişti. 1980’li yıllarda optik telekomünikasyon sistemleri üzerinde yaptığı çalışmalar, kullanımı günümüzde de devam eden kompakt disk (CD) teknolojisini yaratmıştı. 

1980’li yıllarda Philips’in satışını yaptığı televizyon sayısı yıllık 100 milyonu aşmıştı. Bu dönemde Frans van Houten, şirketin satış ve pazarlama biriminde gösterdiği başarılarla üstlerinin dikkatini üzerine çekmekteydi. 1990’larda bir taraftan da sağlık sektörüne giren şirket, ürün tasarım süreçlerinde tümüyle insan odaklı bir yaklaşım benimsemişti. Houten’a göre sağlık teknolojisi pazarı, rekabetin çok olduğu televizyon ve elektronik ürünler pazarından farklı olarak henüz yeni gelişmekte olan bir pazardı. Philips markası bu alanda doğru yatırımlar yaparak planlı hareket edebilirse, ileride bir dünya lideri haline gelebilirdi.

Philips’in sağlık teknolojisi alanında büyüme kararı alması, Frans van Houten’ın kariyerinde yükselişini hızlandırdı. Erasmus Üniversitesi’nde aldığı ekonomi ve işletme yönetimi eğitimi sırasında Houten, pazar liderliği için yalnızca iyi bir ürün tasarlamanın yeterli olmadığını görmüştü. Philips’in geliştirdiği tıbbi cihazlar hem hastalar, hem de klinisyenler için kolay ve kullanışlıydı. Fakat, bu pazarda Philips’e liderliği getirecek esas unsurlar şirketin rekabet gücü, girişimcilik ruhu ve iş dönüşümüne sağlayacağı uyumdu.

Frans van Houten ve Philips

2002 yılında Frans van Houten, şirketin tüketici elektroniği bölümünün eş başkanlığını üstlendi. Bu dönemde Philips, teknolojik inovasyon konusunda çok önemli atılımlar yaptı. Sony firmasıyla kurulan ortaklık sayesinde geliştirilen DVD’ler, pazara yeni bir ürün sunmanın ötesinde, görüntü ve ses teknolojilerinde dijital verilerin işlenmesi, depolanması ve iletilmesinde yepyeni bir teknolojiyi ifade ediyordu. Frans van Houten’a göre daha önce kompakt disk teknolojisinde edindiği deneyimleri DVD’lerle birlikte bir üst noktaya taşıyan Philips, bu deneyimleri etkin bir şekilde kullanması halinde sağlık teknolojisi alanında liderliğe yükselebilirdi.

Tüketici elektroniği eş başkanlığı görevi sırasında Houten, Philips’in sağlık teknolojisine daha iyi odaklanmak için diğer pazarlardan çekilmesi için çok önemli çalışmalara öncülük yaptı. Bunların en önemlisi, Philips’in elektronik ürünler için ihtiyaç duyduğu yarı iletkenlerin üretim işlerini üstlenen Philips Semiconductors’un iş dönüşüm sürecinin tamamlanmasıydı. 2004 yılında şirketin yönetimini üstlenen Houten, 2006 yılında Philips Semiconductors’un NXP Semiconductors olarak yoluna devam etmesini sağladı. 

Bu dönemde Philips, sağlık teknolojisi alanına odaklanmak yönünde önemli bir dönüşüm gerçekleştirmekteydi. Bu dönüşümün tamamlanması için aynı zamanda da yeni satın almalar yapılmalı, iş geliştirme süreçleri buna uygun şekilde yapılandırılmalıydı. 2011 yılında şirketin CEO’luğuna Frans van Houten’ın getirilmesi, bu süreçlerde hızlı mesafe kat edilmesini sağladı. 2012 yılında Philips TV’nin yüzde 70’inin TPV’ye satılması, bu süreçte en önemli dönüm noktalarından biriydi. Bu satışın hemen ardından geri kalan hisseler de 10 yıllığına TPV’ye satıldı. Böylelikle Philips, televizyon pazarındaki faaliyetlerini TPV’ye bırakmış oldu.

Frans van Houten yönetiminde Philips, sağlık teknolojisi pazarında büyümek için diğer alanlardan çekilmeye devam ediyor. 2014 yılında Philips’in ses ve video teknolojisi pazarından çekilmesini sağlayan Houten, 2016 yılında Philips Lighting’in halka arzını gerçekleştirdi. Sağlık teknolojisi pazarında büyümek için ayrıca, tıbbi cihazlarda lider Volcano ve Spectranetics gibi şirketlerle iş ortaklıkları kurdu. Bu şirketlerin kurumsal müşteri portföyünü Philips’e kazandırdı. 2017 yılında Fortune dergisi tarafından En İyi 20 Küresel İş Lideri listesine giren Houten, Philips‘in 2030 yılına kadar sağlık teknolojisinde dünya lideri haline gelmesini ve günde 3 milyar insana sağlık teknolojisi hizmeti sunmasını hedefliyor.

Ofis dostu Philips ürünleri Ofix.com’da!

Ofix’te satışı devam eden diğer Philips ürünlerini inceleyebilirsiniz. OfixPlus kurumsal müşteri platformumuzda kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler