Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Gigaset: İletişimde bir dünya markası…

Yayınlandı

tarihinde

Gigaset markasının tarihçesi ve başarı hikayesi Ofix Blog'da...

Siemens bünyesinde 1941 yılında faaliyete başlayan Gigaset, ilk telefonunu 1948 yılında piyasaya sürdü. Uzun yıllar Siemens bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Gigaset, 1980’li yıllarda kablosuz iletişim teknolojilerine yönelerek önemli bir atılım yaptı. 2008 yılında Gigaset’i satın alan Arques Industries, telsiz telefon ve IP telefon grubunda Gigaset’in büyümesini sağlayan çok önemli yatırımları hayata geçirdi. 2013 yılında Çinli yatırımcı Pan Sutong’un sağladığı kaynaklarla yeni nesil telsiz telefon üretim hattını hizmete açan Gigaset, 2014 yılında piyasaya sürdüğü Maxwell 10 ile küresel pazardaki konumunu güçlendirdi. Günümüzde sabit telefonlara yönelik ilgi azalsa da Gigaset’in ofis iletişimine yönelik geliştirdiği yaratıcı çözümlere ilgi artıyor. Ofis kullanımı için uygun özelliklere sahip bu ürünler, kalitesinin yanı sıra uygun fiyat avantajı nedeniyle de ülkemizde büyük ilgi görüyor. Gigaset’in ayrıca akıllı telefon pazarında da önemli bir gücü var. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Gigaset markasının başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Siemens’ten Arques Industries’e

Gigaset markasının tarihçesi 1941 yılına kadar uzanıyor. Avrupa’nın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Siemens bünyesinde faaliyete başlayan Gigaset, başlangıçta Siemens’in ev ve ofis iletişim cihazları markasıydı. Almanya’nın Bocholt şehrinde iletişim aracı üreten Gigaset’in 2008 yılında Arques Industries’e satılmasıyla birlikte Gigaset tarihçesinde yeni bir sayfa açıldı. Arques Industries’in gerçekleştirdiği yatırımlar sayesinde Gigaset, küresel pazarda lider konuma yükseldi. Arques Industries’in öncüsü olan AG Bad Salzschlirf, 1900 yılında Almanya’nın Hessen şehrine bağlı Bad Salzschlirf bölgesinde Hermann Vollrath tarafından kurulmuştu. 1840 yılında Heusweiler’de dünyaya gelen Hermann Vollrath, kaplıcalarıyla meşhur bu bölgede sağlık hizmetleri alanında faaliyet gösteriyordu. Doğal maden suyu satışı yapmak için gerekli yetki belgelerini aldıktan sonra maden suyu ve limonata satışına başlayan Hermann Vollrath, zaman içinde ticari faaliyetlerini büyüttü. 1912 yılında Düsseldorf’ta hayatını kaybettiğinde, AG Bad Salzschlirf bünyesinde faaliyet gösteren üç kaplıca sadece bölgenin değil, aynı zamanda tüm Almanya’nın en önemli kaplıcaları haline gelmişti. 

AG Bad Salzschlirf’in büyümesi, II. Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar yüksek bir ivmeyle devam etti. Savaşın başlamasıyla birlikte AG Bad Salzschlirf bünyesinde hizmet veren kaplıcalar yönetim tarafından el konularak askeri hastaneye dönüştürüldü. 1949 yılına kadar kaplıcalar aynı zamanda da birer askeri karargah olarak kullanıldı. Savaş koşullarında şirketin bozulan mali yapısı, tüm Almanlar için olduğu gibi AG Bad Salzschlirf için de zorlu bir süreci beraberinde getirdi. Ekonomik nedenlerle faaliyetlerini sürdüremeyen şirket, zaman içinde yeni bir yapılanmaya giderek Arques Industries’le yoluna devam etti. Siemens bünyesinde faaliyet gösteren Gigaset’in 2008 yılında Arques Industries tarafından satın alınması, her ikisi için de pek çok başarıyla dolu yeni bir süreci beraberinde getirdi. 1941 yılında Siemens’in alt markası olarak kurulan ve Siemens için ev ve ofis iletişim cihazları üretimi gerçekleştiren Gigaset, Arques Industries bünyesine geçtikten sonra hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı. Gerçekleştirdiği yeni yatırımlar sayesinde küresel pazarda lider oyunculardan biri haline geldi. 

Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektöründe Gigaset

İlk olarak 1948 yılında telefon üretimine başlayan Gigaset, uzun yıllar boyunca Siemens bünyesinde kaldı ve pazarda öne çıkma fırsatı bulamadı. Almanya-Hollanda sınırına yakın Aşağı Ren bölgesindeki Bocholt’taki fabrikasında 1941 yılında faaliyete başlayan Gigaset, II. Dünya Savaşı koşulları altında Almanların özellikle iletişim alanında ihtiyaç duyduğu ürünlere yönelmişti. Savaşın ardından ürün portföyünü genişletti ve yeni ürün gruplarına yöneldi. Bunlar içinde en önemli başarıyı telefonlar yakaladı. Ev ve ofis iletişimine farklı bir boyut kazandıran Gigaset telefonları, estetik tasarımının yanı sıra teknik özellikleriyle de dikkat çekti. 1959 yılında şanzıman ekipmanı üretimine başlaması, Gigaset tarihçesinde yeni bir dönüm noktası oldu. Ancak yine de 1980’lere kadar Gigaset telefonları Almanya’nın dışında pek tanınmıyor, küresel pazarda ilgi görmüyordu. Almanya’daki talepler de azdı. 1982 yılında Bocholt’ta kurulan Ar-Ge merkezi, ileride Gigaset’in lider oyuncu haline gelmesini sağlayacak gelişmelerin odak noktası oldu. Bu merkez sayesinde Gigaset, kablosuz iletişim teknolojileri alanında önemli projeleri hayata geçirmeye başladı. 

İletişim alanında 1970’lere kadar telefon kablolarından kurtulmaya dönük önemli bir çalışmaya imza atılmamıştı. Telefon cihazları ile bakır kablolar adeta özdeşleştirilmiş, biri olmadan diğerinin olması mümkün görülmemişti. 1940’lı yıllarda radyo dalgalarının iletişimde kullanılması için bazı çalışmalar yapılmış olsa da mobil iletişim için geniş bir frekans ağının gerekli olduğu anlaşılmıştı. Bu nedenle kablosuz iletişim alanında 1970’lere kadar önemli bir gelişme sağlanamadı. 1973 yılında Martin Cooper ve cep telefonunun icadı, bu alanda yaşanan en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Günümüzde kullandığımız cep telefonlarının atası unvanına sahip DynaTAC telefonları, 1980’li yıllarda kablosuz iletişim teknolojileri alanında önemli yatırım kararlarının alınmasını sağladı. Bu süreçte Gigaset, Bocholt’ta kurduğu Ar-Ge merkezinde kablosuz iletişim teknolojilerini ev ve ofis iletişimine yönelik olarak geliştirmeye odaklandı. 1990’larda Gigaset, evlerde ve ofislerde en fazla kullanılan kablosuz telefon markalarından biri haline gelmeye başladı. Gigaset’in bu başarısında, özellikle ofis kullanımı için geliştirdiği yaratıcı çözümlerin payı büyüktü. 

Kablosuz İletişim Pazarında Gigaset

1993 yılında Gigaset, telsiz telefon üretimine başladı. Cep telefonlarından farklı olarak Gigaset ürünleri, özellikle ofis kullanımı için uygun çözümler içeriyordu. Ses kontrol özelliği ve arayan kimliğinin yanı sıra bu ürünlerde yer alan isim tuşları, tekrar arama özelliği, geniş rehber hafızası, ofislerde iletişimi kolaylaştırdı. 1997 yılında Gigaset’in 10 bin metrekarelik yeni üretim tesisi hizmete başladı. Bu tesis sayesinde yıllık üretim kapasitesi artarken yeni ürün gruplarına yönelmesi de başladı. 2000’li yıllarda kullanımı artan GSM ürünlerini bir fırsat olarak gören şirket yönetimi, GSM ürünleri pazarına girme kararı aldı. Böylelikle Gigaset’in kablosuz iletişimde kazandığı deneyimler GSM kullanıcılarının iletişim deneyimlerini güçlendirmelerine katkı sağladı. 2001 yılında ses cihazları pazarına girişle birlikte Gigaset’in ürün çeşitliliği daha da arttı. 2005 yılında WiMAZ ile birlikte IP telefon pazarına giriş yapması ise şirket tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu. IP telefon pazarında Gigaset, sağladığı müşteri memnuniyeti sayesinde kısa sürede büyük aşamalar katetti. 

2007 yılında Gigaset, 100 milyonuncu telefonunu üretti. Bir yıl sonra şirketin Arques Industries tarafından satın alınması, yapılan yeni yatırımlar sayesinde Gigaset’i telsiz telefon ve IP telefon pazarında lider oyunculardan biri haline getirecekti. Sadece 3 yıl içinde 50 milyon telefon üretimi gerçekleştiren Gigaset’in ürettiği toplam telefon sayısı 150 milyonu geçti. Gigaset’le birlikte Arques Industries, kablosuz iletişim alanında büyük bir başarı elde etti. Bu gelişme üzerine şirket yönetimi, 2010 yılında Arques Industries adını Gigaset olarak değiştirme kararı aldı. Arques Industries bünyesinde faaliyet gösteren Gigaset Communications ve SM Electronic dışındaki tüm şirketlerin satılmasına karar verildi. 2013 yılında şirket, sermaye arttırımı yoluna gitti ve Çinli ortakları sayesinde alt yapı yatırımlarını güçlendirdi. Çinli yatırımcı Pan Sutong’un sağladığı kaynaklarla yeni nesil telsiz telefon üretim hattını hizmete açtı. 2014 yılında piyasaya sürdüğü Maxwell 10 ile küresel pazardaki konumunu güçlendirdi. Kullanımı günümüzde de devam eden bu ürünler, görüntülü iletişimde yeni bir sayfa açtı. 

Günümüzde Gigaset

2014 yılında şirket yönetimi, SM Electronic’in satışını gerçekleştirdi. Uydu sistemleri alanında faaliyet gösteren bu şirketin de satılmasıyla birlikte Gigaset, tümüyle bilgi ve iletişim teknolojilerine yöneldi. 2016 yılında üretim tesislerinde modernizasyona gitti ve montaj aşamalarında robot teknolojilerinden yararlanmaya başladı. 2017 yılında Gigaset’in ürettiği toplam telefon sayısı 200 milyona ulaştı. 2019 yılında kazandığı Geleneksel Alman Markası ödülü, Gigaset’in başarı hikayesi içinde kazandığı en önemli ödüllerden biriydi. 2020 yılında şirket yönetimi, koronavirüs salgınına rağmen üretime devam etme kararı aldı. Böylelikle üretilen toplam telefon sayısı 220 milyonu aştı. Gigaset’in çoğunluk hissesi halihazırda, 2013’te şirkete ortak olan Pan Sutong’un elinde. Şirketin CEO’luğunu üstlenen Klaus Wessing’in 2022 ortalarına kadar yönetimde kalması planlanıyor. Sabit telefonların giderek önemini kaybettiği günümüz koşullarında Gigaset, ofis iletişimine yönelik geliştirdiği yaratıcı çözümlerle büyümeye devam ediyor. Kablosuz telefonların yanı sıra akıllı telefonlar ve akıllı ev aletleriyle de Gigaset’in küresel pazardaki konumu her geçen gün güçleniyor. 

Ofis dostu Gigaset ürünleri Ofix.com’da!

Ofix’te satışı devam eden diğer Gigaset ürünlerini inceleyebilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler