Bizi Takip Edin

Lifestyle

Göz yorgunluğundan kurtulmak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Göz yorgunluğundan kurtulma yolları Ofix Blog'da...

Göz yorgunluğu, ofis çalışanları arasında en yaygın sağlık sorunlarından biridir. Günün büyük bir bölümünü ofiste ve bilgisayar başında geçiren ofis çalışanları, gözlerini uzun süre ve yoğun bir şekilde kullandıkları için astenopi, yani göz yorgunluğu yaşayabilmekte. Aslında basit birtakım önlemlerle giderilebilecek bu şikayet, gereken önlemler alınmadığında daha büyük sorunlara yol açarak yaşam kalitemizi ve iş performansımızı olumsuz yönde etkilemekte. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, göz yorgunluğundan kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Göz yorgunluğu nedir?

Tıp literatüründe astenopi olarak bilinen göz yorgunluğu kısaca, gözlerin uzun süre ve yoğun bir şekilde kullanılması sonucu yorgun düşmesi olarak tanımlanabilir. Özellikle de gün içinde bilgisayar ekranına yakın mesafeden ve uzun süre bakan kişilerde sık rastlanan sağlık sorunlarından biri olan göz yorgunluğu, gözlerde huzursuzluk yaratmakta ve görüş kalitesini bozmakta. Göz yorgunluğu çoğu zaman yeterince önemsenmeyen belirtiler verse de ihmal edilmesi halinde baş ağrısı, bulanık veya çift görme, gözlerde yanma hissi oluşturabilmekte. Bu şikayetler nadiren başka sağlık sorunlarının belirtisi de olabilir. Fakat gün içinde yakın mesafeden ve uzun süre bilgisayar ekranına bakıyorsanız, göz yorgunluğu sorunuyla karşılaşmanız çok daha yüksek bir olasılıktır.

Bununla birlikte, göz yorgunluğu başka nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Herhangi bir objeye uzun süre sabit bir şekilde bakmak, yetersiz ışık altında bir şeyler okumak, uzun süre TV izlemek veya araç kullanmak ve çeşitli postür bozuklukları da göz yorgunluğuna yol açabilmekte. Bu gibi nedenlerle göz kaslarında oluşan hasar, gözün odaklanma güçlüğü yaşamasına ve görüş kalitesini yitirmesine neden olmakta. Gözünüzde eğer görme bozukluğu varsa ve gözlük kullanıyorsanız, göz yorgunluğu şikayetini daha sık yaşayabilirsiniz. Bu gibi durumlarda göz muayenesi yaptırmanız ve gözlük camlarınızın numarasını ayarlatmanız gerekebilir.

Göz yorgunluğu olan kişilerde dikkat kaybı ve odaklanma güçlüğü oldukça yüksek düzeydedir. Bilgisayar başında yapılan işlerin gerektirdiği süre boyunca ekrana bakmayı zorlaştıran göz yorgunluğu, işlerin kısa sürede tamamlanması için kişiyi acele ettirir ve hataya sürükler. Yüksek derecede göz yorgunluğu olan hastalar, hekime başvurup gerekli tedavi sürecini başlatmak yerine, işlerini ekrana bakmadan halletmeye çalışmak gibi yanlış bir tutum içine girebiliyor. Oysa, çoğu zaman basit önlemlerle çözülebilecek bu şikayetin ihmal nedeniyle büyümesi durumunda hem tıbbi tedavi zorlaşır, hem de işte oluşan hata ve eksikliklerin telafisi hasta ve iş veren için ek külfet yaratır. 

Göz yorgunluğundan kurtulma yolları nelerdir?

Göz yorgunluğu konusunu bu şekilde kısaca ele aldıktan sonra yazımızın bu kısmında, göz yorgunluğundan kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle belirtmek istiyoruz. Burada paylaşacağımız bilgiler, göz yorgunluğundan kurtulma konusunda yalnızca genel bilgilerden ibarettir ve hiçbir tedavi edici niteliği yoktur. 2 haftadan uzun süren göz yorgunlu şikayetiniz varsa, mutlaka hekiminize başvurmalı ve gerekli tedavi sürecini hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz.

20-20-20 kuralını uygulamalısınız.

Göz yorgunluğundan kurtulma yolları içinde en etkilisi 20-20-20 kuralıdır. Bu kural kısaca, 20 dakikada bir gözlerinizi 20 saniye kadar, 20 fit yani 6 metre uzaklıktaki bir objeye odaklamak şeklinde ifade edilebilir. Bu kuralı uyguladığınızda, uzun süre yakın mesafeye odaklanan göz kaslarınızın gevşemesini ve dinlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu sayede göz yorgunluğunuzu kontrol altına alabilirsiniz. Kendinizi işinize kaptırıp aralıksız çalışıyorsanız, bilgisayar ekranınıza 20-20-20 yazan küçük bir post-it yapıştırabilirsiniz.

Gözünüze gelen ışık miktarını sınırlamalısınız.

Sonbaharı geride bırakıp kış mevsimine hazırlandığımız şu günlerde ofislerde aydınlatma sistemleri daha fazla kullanılmaya başlandı. Göz yorgunluğuna yol açan en önemli faktörlerden biri bilgisayar ekranından göze direk gelen ışık olsa da ofiste parlak ışıklar ve tepe floresan lambalar da bu bağlamda önemli bir nedendir. Gözlerinizde eğer ışığa karşı hassasiyet varsa, iş vereninizle görüşüp ofiste aydınlatma sistemi konusunda gerekli iyileşmeyi yapmasını talep etmelisiniz. Çalışırken ayrıca, herhangi bir ışık kaynağına doğrudan bakmamaya dikkat etmeli ve gerekirse arkadaşlarınızla konuşup yer değişikliği talebinde bulunmalısınız.

Ekran parlaklığını doğru ayarlamalısınız.

Bilgisayar ekranınızda kontrast düzeyi yüksekse, göz yorgunluğu şikayetiyle daha sık karşılaşmanız mümkündür. Kısaca ifade etmek gerekirse kontrast, bir objenin parlaklığı ile etrafındaki objelerin parlaklığı arasındaki farktır. Göz yorgunluğundan kurtulma yolları içinde bilgisayar ekranınızda yüksek kontrast kullanmamaya dikkat etmelisiniz. Fakat bunun anlamı, ekran parlaklığını çok düşük düzeye indirmek değildir. Nitekim, gereğinden koyu ekran rengi de göz yorgunluğuna yol açabilmekte. Kendiniz için en doğru ayarları deneme yanılma yöntemiyle bulabilirsiniz.

Ekran mesafesini korumalısınız.

Bilgisayar ekranıyla aranızdaki mesafe 50 cm’in altına inmemeli. Yazıları okurken bu mesafenin altına iner veya üzerine fazla çıkarsanız, boyun kaslarınızla birlikte göz kaslarınız üzerinde daha fazla baskı oluşacaktır. Bilgisayar ekranınız göz hizasında olmalı, tercihen biraz altta kalabilir. Ofiste çalışırken mümkün olduğunca sırtınızı koltuğunuza yaslamalı ve dik tutmaya çalışmalısınız. Sırtınız dik durduğu sürece hem boyun, hem de göz kaslarınızın aşırı zorlanmasını önler ve hem eklem ağrılarından, hem de göz yorgunluğundan kurtulabilirsiniz.

Gözlerinizin kurumasını önlemelisiniz.

Göz yorgunluğu şikayetlerine eşlik eden konuların başında göz kuruluğu geliyor. Bazen göz yorgunluğu göz kuruluğuna yol açarken, bazen de göz kuruluğu göz yorgunluğuna yol açabiliyor. Ofiste çalışırken kendinizi işinize kaptırıp yeterince göz kırpmayı ihmal ederseniz, gözleriniz kuruyacak ve daha çabuk yorulacaktır. Göz yorgunluğundan kurtulma yolları içinde gözlerinizi yeterince kırpmayı ihmal etmemelisiniz.

Göz kuruluğu konusunda ayrıca, ofisinizin ısısına da dikkat etmelisiniz. Sonbahar ve kış döneminde gereğinden fazla kullanılan klima ve kombiler ortam sıcaklığının artmasına bağlı olarak göz kuruluğuna yol açabiliyor. Ofiste çalışırken sıcaklığın 20-26 derece arasında olmasına dikkat etmelisiniz. Sıcaklığın 26 dereceden fazla olması durumunda ofiste verimli çalışma şansınız çok düşüktür.

Göz yorgunluğundan kurtulma yolları içinde ayrıca, sağlıklı beslenmeli ve gün içinde yeterince su tüketmeye dikkat etmelisiniz. Sağlıklı beslenme programınız içinde A, C, D ve E vitaminleri ile omega-3, çinko ve selenyum bakımından zengin besinlere öncelik tanıyabilirsiniz. Ve tabii, belirli aralıklarla göz kontrolü yaptırmayı da ihmal etmemelisiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler