Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Henri Nestle: Çikolatanın tarihini değiştiren adam…

Yayınlandı

tarihinde

Henri Nestle ve Nestle markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

16. yüzyılda Avrupa’ya gelen ve 19. yüzyılda dünyaya yayılan çikolatanın tarihinde Henri Nestle ismi çok önemli bir dönüm noktasını ifade eder. O güne kadar acı bir içecek olarak tüketilen çikolatanın içine süt ve şeker katarak tadını yumuşatan Henri Nestle, çikolatayı yenilebilir bir gıda maddesi haline getirdi. Nestle sütlü çikolataları, çikolata tüketim alışkanlıklarını değiştirdi ve çikolatanın fiyatını düşürerek geniş halk kitleleri tarafından tüketilmesini sağladı. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Henri Nestle‘nin hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız.

Kısaca Henri Nestle

Henri Nestle, 10 Ağustos 1814 tarihinde Almanya’nın Frankfurt şehrinde Johann Ulrich Matthias Nestle ile Anna-Maria Catharina Ehemant‘ın 11. çocuğu olarak dünyaya geldi. Nestle soyadının aile için özel bir anlamı vardı. Cam ustası olan büyük babaları Johann Ulrich‘in ataları 1755 yılına kadar Württemberg eyaletinde Neckar şehrinde yaşıyordu. Ailenin Frankfurt’a taşınması nedeniyle bölünmesi sonucu baba Johann, o güne kadar Nestlin şeklinde kullandığı aile soyadını “küçük yuva” anlamına gelen Nestle ile değiştirdi. Üstelik, Henri‘nin ismi Neckar’da yaygın olan Fransız aksanına uygun şekilde Heinrich olarak konulmuştu. Fakat kendisi, Alman aksanına uygun şekilde Henri ismini kullanmayı tercih etti.

Nestle ailesi Frankfurt’a yerleştikten sonra işleri büyüttü ve pencere camından şişelere ve çanak çömleklere kadar geniş bir yelpazede üretime devam etti. Başarılı bir girişimci olan Johann Ulrich Matthias Nestle, 19. yüzyılda Alman ekonomisinin girişimci ruhla büyüyeceğine inanıyor ve çocuklarını girişimcilik konusunda teşvik ediyordu. 11. çocuğu Henri, küçük yaşlardan itibaren eczacılık mesleğine ilgi duyuyor ve bu alanda kendini geliştirmek istiyordu. 18 yaşına geldiğinde, bir eczacının yanında çırak olarak işe başladı. Daha sonra, eczacılık konusunda bilgi ve deneyimlerini arttırmak için 1834 yılında İsviçre’nin Lozan şehrine yerleşti. 

1839 yılında Henri Nestle, Lozan’da lisanslı bir eczacı oldu ve ilaç satmanın yanı sıra kimyasal deneyler yapmak ve reçete yazmak konusunda da yetkilendirildi. 1843 yılında, yağlar üzerinde çalışmaya başladı. Üzerinde yoğunlaştığı konuların başında, kozla tohumları ve fındık yağı geliyordu. Tedavi edici etkisinin yanı sıra endüstride de kullanılan bu yağlar, yağ lambalarından likörlere kadar geniş bir kullanım alanına sahipti. Kozla tohumu üretiminde kullandığı teknikler sayesinde, 1840’lı yıllarda önemli bir maddi güce erişti. Daha sonra, karbonatlı maden suyu ve limonata işine girdi. 1857 yılında ise gaz aydınlatma işine yöneldi. Babası Johann Ulrich Matthias Nestle‘nin kazandırdığı girişimci ruhla bu dönemde pek çok alanda ticari başarılar elde eden Henri Nestle yalnızca Lozan’da değil, aynı zamanda tüm Avrupa’da dikkatleri üzerine çekmeye başladı.

Nestle Markasının Doğuşu

19. yüzyılın ikinci yarısında Kıta Avrupası’nda büyük dönüşümler yaşanmaktaydı. Sanayi devrimine öncülük eden İngiltere’de gelişen yeni teknolojiler Almanya ve komşu ülkelere gelmeye başlıyor, fabrikaların sayısı artıyor, şehirlere göçler hız kazanıyordu. Buhar gemileri ve trenlerde kullanılan yeni teknolojiler sayesinde uluslararası ticaret gelişirken pazar büyüyor, fakat şehirlerde sağlıklı beslenme ve yaşam koşulları her geçen gün zorlaşıyordu. Bu dönemde anne ve bebek ölüm oranları çok yüksek düzeydeydi ve en fazla eksikliği hissedilen ürünlerin başında bebek maması geliyordu.

Dönemin ünlü bilim insanlarından biri olan Justus von Liebig‘in öncülüğünde bir grup eczacı ve kimyager, sağlıksız beslenme nedeniyle bebek ölüm oranlarını azaltmak için bebek maması geliştirmek üzere çalışmalarını sürdürüyordu. Bu çalışmalar daha çok, anne sütünün içeriğini zenginleştirerek bebeklerin hayatlarını kurtarma üzerine odaklanmıştı. Fakat sütten kesilen annelerin bebekleri için henüz bir çözüm bulunamamıştı. Şehirlerde anne sütü bulmak da kolay değildi, inek sütü ise bebeklerin sindirim sistemi için uygun değildi.

Justus von Liebig ve ekibinin yaptığı çalışmalardan haberdar olan Henri Nestle, bu soruna bir çözüm bulmak için inek sütü üzerine çalışmaya başladı. Nestle‘nin üzerinde odaklandığı esas nokta, inek sütünü özel bir karışımla birleştirerek anne sütünün yerine geçebilecek bir bebek maması yaratmaktı. Bunu sağlamak için, inek sütünü çeşitli tahıllar ve şeker ile birleştirerek deneyler yapmaya başladı.

1867 yılında bu çalışmalar olumlu sonuç verdi ve Henri Nestle, dünyanın ilk süt bazlı bebek mamasını geliştirmeyi başardı. İsviçre’nin Vevey şehrinde kurduğu şirketiyle piyasaya sunduğu ilk ürününe “sütlü un” anlamına gelen Farine Lactee ismini verdi. Anne sütüyle beslenemeyen bebekler için geliştirilen bu ürün, kötü beslenme ve gastrointestinal enfeksiyonlar karşısında bebeklerin vücut direncini güçlendiriyordu. Ürünlerde kullanılan ve “kuş yuvası” anlamına gelen Nest logosu, hem Henri Nestle ve şirketini temsil ediyor, hem de bebeklerin hayatına verilen değeri yansıtıyordu.

Nestle Markasının Yükselişi

Henri Nestle‘nin geliştirdiği bebek mamaları, inek sütünü bebeklerin sindirimine uygun hale getirmişti. Farine Lactee‘nin ardından piyasaya sunulan Kindermehl ürünleri, bebek mamalarında çeşitliliği arttırdı. Bu ürünlerin besin değeri yüksek olduğu gibi, hazırlanması da oldukça kolaydı, tüketilmesi için yalnızca ısıtılması yeterliydi. 1870’li yıllarda bu ürünler yalnızca İsviçre’de değil, Avrupa’nın pek çok bölgesinde popüler hale geldi. Anne sütünden mahrum kalan bebekler için olduğu gibi, anne sütüyle beslenen bebekler için de önemli bir gıda takviyesi olarak kullanıldı. Üstelik, ABD’ye bile ihraç edildi. Nestle markalı bebek mamalarının ABD’deki satışı 50 sentlik şişelerle yapılmaktaydı.

Bununla birlikte, Nestle markasının esas yükselişi 1870’lerin ikinci yarısında başladı. İsviçre’nin Vevey şehrinde konsantre sütlerle ilgili çalışmalar yapan çikolatacı Daniel Peter, sütlü çikolata üzerine çalışmalarını yoğunlaştırmıştı. 1875 yılında Peter, geliştirdiği sütlü çikolata formülünden Henri Nestle‘ye bahsetti. Formülü ilgiyle karşılayan ve çikolatanın tarihini değiştirebileceğini düşünen Henri Nestle, Daniel Peter‘e birlikte çalışmayı teklif etti. Teklife olumlu karşılık veren Daniel Peter ile Henri Nestle, sütlü çikolatanın formülünü mükemmelleştirmeyi başardılar ve 1879 yılında yeni bir ortaklık kurdular.

Çikolata Tarihinde Büyük Dönüşüm

Nestle sütlü çikolataları, 16. yüzyılda Avrupa’ya gelen çikolatanın tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. İspanyol kaşifler Kristof Kolomb ve Hernan Cortes, Orta Amerika’dan dönüşlerinde yanlarında bir içecek getirmişlerdi. Mayalar ve Azteklerin öğütülmüş kakao çekirdeklerini suyla karıştırarak elde ettikleri bu içeceğin adı Aztek dilinde “ekşi” anlamına gelen “chikolatl”dı. Üstelik bu içeceği, biber ve başka baharatlarla karıştırarak ve soğuk olarak tüketiyorlardı. Bu içeceğin tadını beğenmeyen fakat yarattığı güzel etkilerden memnun kalan İspanyollar, içine bir miktar şeker katarak tüketmeyi tercih etmişlerdi.

17. yüzyılda Avrupa’ya yayılan çikolata, genellikle acı bir içecek olarak tüketilmekteydi. Üstelik, kakao çekirdekleri Amerika’dan getirildiği için çikolatanın fiyatı oldukça yüksekti ve kullanımı henüz kitleselleşmemişti. 19. yüzyıla kadar yalnızca elit kesim tarafından tüketilen çikolatayı İngilizler, içine bir miktar süt katarak tüketmeyi tercih ediyordu. Çikolatanın bir içecek olmaktan çıkıp yenilebilir bir gıda haline gelmesi, Henri Nestle‘nin Daniel Peter‘la yaptığı çalışmalar sonucunda mümkün oldu. Nestle sütlü çikolataları kakaonun tadını koruduğu gibi hem tatlı, hem de oldukça yumuşaktı. Üstelik, satış fiyatı bakımından halkın alım gücüne uygundu.

Hayatının son dönemlerini Montreux ve Glion’da ailesiyle birlikte geçiren Henri Nestle, emeklilik döneminde yardım işleriyle ilgilendi ve kişisel servetini yoksullara destek olmak için harcadı. Her iki şehirde de altyapı yatırımlarının gelişmesi için kaynak sağladı, küçük esnafa sermaye desteğinde bulundu. 7 Temmuz 1890 tarihinde kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti ve Montreux’da defnedildi. 

Dünya Pazarında Nestle

1905 yılında şirket, Avrupa’nın ilk konsantre süt şirketi olan Anglo-Swiss Condensed Milk Company‘le birleşti ve bugünkü Nestle şirketine dönüştü. Nestle ürünlerinin piyasada gördüğü ilgi, sektöre yeni oyuncuların girmesini sağladı ve rekabeti arttırdı. Bu dönemde Nestle, üretim ve satışları arttırmak için yeni kimyagerler ve kalifiye elemanlar istihdam etmeye öncelik verdi. I. Dünya Savaşı döneminde orduların konserve ve süt ihtiyacını karşılayarak büyük bir güce ulaştı. Fakat, 1929 Bunalımı sırasında mali bakımdan büyük sorunlarla karşılaştı ve bu sorunların üstesinden gelmek için hazır kahve piyasasına yöneldi. Nestle bünyesinde görev yapan Max Morgenthaler, hazır kahve tarihinde çığır açan bir buluşa imza attı ve nescafeyi yaratmayı başardı.

1939 yılında Brezilya hükümeti, elindeki kahve stoğunu azaltmak için Nestle‘ye başvurdu. Ki bu durum, nescafenin toplu üretimi için büyük bir fırsattı. Hem bu sayede Nestle, kuru süt ürünlerinde ve çikolata pazarında kriz nedeniyle oluşan daralmayı kolayca atlatabilirdi. Nescafenin toplu üretimi, kahve fiyatlarının düşmesini ve pazarın büyümesini sağlayabilirdi. Fakat, bu değişimin sağlanması için yalnızca toplu üretim değil, aynı zamanda reklam ve pazarlama faaliyetleri de gerekliydi. 1940’lı yıllarda Nestle, çok sayıda gazete ilanı ve reklamlar sayesinde ürünlerini geniş halk kitlelerine tanıttı. Nescafe‘nin esas yükselişi ise II. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleşti.

Ofis dostu Nestle ürünleri Ofix.com’da!

Henri Nestle‘nin hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine ofislerin en sık sipariş verdiği Nestle ürünlerinden ilk 3’te yer alanları kısaca tanıtacağız. Kurumsal müşterilerimize sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Nestle Coffee-Mate Kahve Kreması 500 Gram

Listemizin ilk sırasında, Nestle Coffee-Mate kahve kreması 500 gram var. Bu ürünler, kahvenin tadı ve kokusunu bozmadan yumuşamasını sağlıyor. Yenilenen ambalajı sayesinde raf ömrü uzayan bu ürünleri uzun süre tadı bozulmadan saklayabilirsiniz. Sipariş için ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Nestle Sıcak Çikolata 1 Kg

Listemizin ikinci sırasında, Nestle sıcak çikolata 1 kg var. Bu ürünleri soğuk havalarda içinizi ısıtmak ve lezzetli bir şeyler içmek için tüketebilirsiniz. Sipariş için ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Nestle Coffee-Mate Kahve Kreması 5 Gram

Listemizin üçüncü sırasında, Nestle Coffee-Mate kahve kreması 5 gram var. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünler bitkisel içerikli olup kahvenin doğal kokusunu kaybetmeden tadını yumuşatarak içimini keyifli hale getirmekte. Sipariş için ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer Nestle ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Mehmet

    21 Eylül 2019 saat 15:12

    nestle 1946 lezzet olarak inanılmaz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler