Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Jacobs: Aromasıyla fark yaratan marka…

Yayınlandı

tarihinde

Jacobs markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

Kahveyi yalnızca tadıyla değil, aynı zamanda kokusuyla da çok seviyoruz, öyle değil mi efendim!?… Fakat bazı aromalar, kendini hemen belli ediyor. 120 yıldan uzun bir süredir Jacobs markası, kahve üretiminde kullandığı özel teknikler sayesinde benzersiz bir aromaya sahip ürünleriyle kahve severlerin damaklarında kalıcı izler bırakmayı başardı. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, Jacobs markasıyla devam ediyoruz.

Jacobs Markasının Doğuşu

Jacobs markasının doğuşu, 1895 yılına kadar uzanıyor. Çiftçi bir ailenin ikinci çocuğu olarak Borgfeld’de doğan Johann Jacobs, 14 yaşına geldiğinde bir bakkalın yanında çırak olarak çalışmaya başladı. Kahve kavurmak ve çeşnisine bakmak konusundaki başarısı, henüz bu dönemde fark edildi. 1887 yılında, bir toptancının bürosunda çalışmaya başladı. Bu dönemde bakkal dükkanlarında taze kavrulmuş kahve satışı oldukça itibar gören bir işti. 1895 yılında, çalıştığı yerden istifa etti ve Bremen’de kahve, kakao, çikolata, bisküvi satışı yapmak üzere kendi dükkanını açtı. 

Ne var ki işler, umduğu gibi gitmedi ve 1900’lerin başlarında iflasın eşiğine geldi. Bunun üzerine, dükkanın yerini taşıdı ve cadde üzerinde güzel bir dükkan kiraladı. Üstelik, bununla da yetinmedi ve o dönemlerde yeni yeni gelişmeye başlayan reklamcılık faaliyetlerine büyük önem verdi. Şehrin en önemli caddelerinde pano ve el ilanlarıyla dükkanının reklamını yaptı. 1907 yılına gelindiğinde, dükkanın cirosu misliyle artmıştı ve kazandığı paralarla kahveyi bizzat kavuracağı bir kahve kavurma tesisi kurdu. Johann Jacobs’un başarı hikayesi artık yeni bir aşamaya geldi. 

Bu tarihlerde kahve kavurma işlemleri, kahve çekirdekleri arasındaki farklılıklara dikkat edilmeksizin gerçekleştirilmekteydi. Jacobs‘un kahve kavurma tesisinde ise kahve çekirdekleri, köken ve sertlik derecesine göre 11 farklı tür içinde sınıflandırılmış ve her birinin kendine özgü aromasını koruması sağlanmıştı. Bu durum, kahvelerin benzerlerinden ayrışmasını sağladı ve marka tanınırlığını güçlendirdi. Farklılaşma ve reklamcılık faaliyetlerinin yanı sıra dükkanında işe aldığı gençlerle Bremen sınırları içinde taze kahve servisini organize etmesi, önemli ticari başarılar getirdi.

Jacobs Markasının Yükselişi

Johann Jacobs’un kahve dükkanı, Bremenler arasında kısa sürede büyük ilgi gördü ve ürünlerinin şöhreti hızla yayıldı. Ne var ki, Birinci Dünya Savaşı, tüm akışı değiştirdi. Uygulanan savaş ekonomisi içinde, kahve stoklarına el konuldu ve üretim yapması zorlaştı. Bunun üzerine, 1916 yılında iflas etti ve pirinç, yulaf ezmesi, irmik gibi diğer gıda maddeleri üzerinde yoğunlaştı. 1920’de kahve ithalatı yeniden serbest hale geldiyse de kârlılık düzeyi çok düşük olduğu için eksi gücüne ulaşamadı. Büyük Bunalım yıllarında ortaya çıkan kötü ekonomik gidişat nedeniyle mücadele gücünü kaybetti ve yönetimi yeğeni Walther Jacobs’a devretti. 

İki dünya savaşı arasındaki dönem, Avrupa ekonomisinin o güne kadar yaşadığı en zor dönemdi. Bir taraftan koşulsuz piyasa ekonomisine geçiş denemeleri, bir taraftan da düşen talep, pek çok işletmenin iflas etmesine yol açmıştı. Bu dönemde Walther Jacobs, çok önemli bir karar aldı ve perakende mağazalarına doğrudan taze kavrulmuş kahve satışını başlattı. O güne kadar Bremen’in ve yakın çevresinin dışına çıkamayan kahveler, artık Bremen dışında da pek çok satış noktasında tüketiciyle buluşacaktı. Bu sayede, marka tanınırlık oranı büyük bir ivmeyle yükselişe geçti. 

Ürünlerin dünya pazarına çıkışı, ailenin üçüncü kuşak üyeleri tarafından gerçekleştirildi. 1961 yılında Klaus J. Jacobs liderliğinde Viyana’da kurulan yeni şirket, II. Dünya Savaşı’nın izlerini silme çabasındaki Avrupa’da hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı. Bir yıl sonra Berlin’de açılan yeni fabrika, şirketin üretim kapasitesini büyük oranda arttırdı ve tüm Avrupa’ya satışlar başladı. Bu dönemde şirketin ürün çeşitliliğinde de hızlı bir artış başladı ve Krönung alt markasının ardından Tradition, Privat, Edel-Mocca gibi alt markalar piyasaya sunuldu.

Dünya Pazarında Jacobs

1970’li yıllar, şirketin dünya pazarında hızlı bir yükseliş ivmesi yakaladığı yıllardı. Büyüme ilk olarak Almanca konuşan ülkelerde başladı. 1973 yılında Zürih’te açılan ofis başta İsviçre, Danimarka ve Fransa olmak üzere şirketin Avrupa’da üretim ve satış organizasyonlarını başarıyla yönetti. Bu ülkelerde yerli kahve üreticisi şirketleri satın alma yoluyla bünyesine katan şirket, Jacques Vabre ve Cafe Grand Mere’yi satın alarak pazardaki gücünü pekiştirdi.

1982 yılında şirket, çok önemli bir dönüşüm geçirdi ve Lozan Interfood SA’yla birleşti. Her iki şirket de kahve ve çikolata ürünlerinde büyük hedefler peşindeydi. Bu birleşmeyle kurulan Jacobs Suchard AG, büyümek için gerekli kaynakları sağlamak için orta yönetim pozisyonlarının kaldırılması başta olmak üzere çok sayıda tasarruf önlemini başarıyla uyguladı.

1986 yılında satın alınan Monheim Grubu, şirketin kahve ve çikolatanın yanı sıra endüstriyel kakao yağı ve kakao tozu alanlarında da önemli başarılar elde etmesini sağladı. Bu satın almanın ardından, büyüme hızla devam etti. 1980’lerin sonlarına doğru şirket, tümüyle profesyonel bir yönetim sistemine sahip oldu. Bu profesyonelleşme, üretim ve pazarlama faaliyetlerinde de uzmanlaşmayı beraberinde getirdi.

Ne var ki, 1990 yılında şirket, daha önce Kraft’ı satın alan Philip Morris’e satıldı ve iki şirket birleşti. Kraft Jacobs Suchard, Avrupa’da çeşitli satın almalarla büyümesini sürdürdü. Günümüzde bu büyüme, Ortadoğu ve Afrika merkezli olarak devam ediyor. Ürünleri, dünya genelinde 150’den fazla ülkede satışa sunuluyor. Bu ürünler, en çok da özel aromaları nedeniyle tercih ediliyor.

Türkiye pazarına ise ilk olarak 1995 yılında, hazır kahve ve filtre kahve çeşitleriyle girdi. Hemen ardından, cappuccino çeşitlerini Türk kahve severlerin beğenisine sundu. Kısa bir süre sonra, 2’si 1 arada ve 3’ü 1 arada çeşitleri geldi. Günümüzde tüm kahve çeşitlerinin satışı ülkemizde yapılmakta. Ürün grupları içinde en çok filtre kahveler ilgi görüyor.

Ofis dostu Jacobs ürünleri Ofix’te!

Jacobs markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Jacobs ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Jacobs Monarch Filtre Kahve 500 g

Listemizin ilk sırasında, Jacobs Monarch filtre kahve 500 g var. Filtre kahve kategorisinde en fazla ilgi gören ürünlerden biri olan bu ürünler, Jacobs markasının en çok satan ürünler listesindeki yerini uzun yıllardır koruyor. 1 fincan kahvede ortalama 0.18 gram protein, 0.06 gram yağ ve 3 gram sodyum bulunuyor. Şekersiz ve sütsüz kullanılması durumunda kalori değeri yalnızca 1-2 kalori kadar. 

Jacobs 2’si 1 Arada Hazır Kahve 14 g x 40 Adet

Listemizin ikinci sırasında, Jacobs 2’si 1 arada hazır kahve 14 g x 40 adet var. Şeker içermeyen bu ürünlerde kahve kreması ve kahve oranı özel bir denge içinde. Ofiste çalışırken veya mola anlarınızda kolayca hazırlayabileceğiniz bu ürünleri dilerseniz misafirlerinize de ikram edebilirsiniz. 

Jacobs 3’ü 1 Arada Hazır Kahve 12 g x 40 Adet

Listemizin üçüncü sırasında, Jacobs 3’ü 1 arada hazır kahve 12 g x 40 adet var. Bu ürünlerde suda kolayca çözülebilen kahve çekirdeklerine, özel şeker ve beyazlatıcı ekleniyor. İşlenmiş kahve çekirdeklerinden elde edilen bu ürünün tadını çıkarmak için bir bardak ve sıcak su yeterli. 

Ofix’te satışını yaptığımız diğer Jacobs ürünlerine ulaşabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler