Bizi Takip Edin

Lifestyle

Klima kullanırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Sıcak yaz günlerinde en sık kullandığımız araçların başında klimalar geliyor. Doğru kullanıldığı zaman çalışma konforumuzu arttıran klimalar, yanlış kullanıldığı zaman çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Tüm elektronik cihazlarda olduğu gibi klima kullanımı sırasında da dikkat edilmesi gereken bazı konular bulunmakta. Bu konulara dikkat edersek klimamızı hem sağlıklı bir şekilde kullanabilir, hem de tasarruf yapabiliriz. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, klima kullanımından kaynaklanan sağlık sorunlarını önlemek için neler yapılabileceği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Sıcaklık Değeri

Klima kullanımı ile ilgili hataların başında, klima sıcaklığını yanlış ayarlamak geliyor. Sanılanın aksine, klimayı yüksek sıcaklıkta çalıştırmak ortamın daha kısa sürede ısınmasını sağlamadığı gibi, çok soğuk ayarda çalıştırmak da soğutma süresini kısaltmıyor. Klimanızı çok sıcak veya çok soğuk ayarda çalıştırırsanız, birçok sağlık sorununa zemin hazırlayabilirsiniz. İdeal sıcaklık değeri olarak 20-26 derece aralığını kullanabilirsiniz. Fakat klima kullandığınız ortamlar ile klima kullanmadığınız ortamlar arasındaki sıcaklık farkının 7 dereceden fazla olmamasına dikkat etmelisiniz. Aksi durumda, gün içinde yaşayacağınız ani sıcaklık değişimleri nedeniyle vücut direnciniz düşer, enfeksiyonlara yakalanma riskiniz artar, kas ve iskelet sisteminizde çeşitli ağrılar oluşur. Ayrıca, klimanızı serinlemek için kullanıyorsanız ortamda ısıyı yükselten cihazlar çalıştırmamalı, ısınmak için kullanıyorsanız ısı kaybını önlemelisiniz.

İdeal sıcaklık değeri olarak 20-26 derece aralığını kullanabilirsiniz.

Fan Hızı

Sıcak havalarda daha hızlı serinlemek, soğuk havalarda daha hızlı ısınmak için klimanın fan hızını değiştirebiliyoruz. Ne var ki, klimayı yüksek fan hızında çalıştırdığımızda cihaz daha fazla zorlanıyor ve ömrü kısalıyor. Fan hızını arttırdığımızda vücudumuz bu duruma uyum sağlamak için daha fazla efor sarf ediyor ve doğal savunma mekanizmalarını devreye sokuyor. Bir anda ve hızlı bir şekilde ortamın ısısı düştüğünde vücudumuz ilk önce ateşi yükseltiyor. Ateşin ardından halsizlik, isteksizlik, baş ağrısı gibi şikayetler oluşabiliyor, kas ve iskelet sistemimizde çeşitli ağrılar meydana gelebiliyor. Bu gibi durumların önüne geçmek için, klimanızın fan hızını arttırırken dikkatli olmalı, ortamın ısısı stabil hale geldiğinde fan hızını düşürmelisiniz. Fanlar yüksek hızda çalışırken klimanın hava akış yönünde kesinlikle bulunmamalısınız.

Klimalarda yüksek fan hızı, omuz ağrısı gibi şikayetlere yol açabiliyor.

Hava Sirkülasyonu

Klimalar kapalı ortamlarda yapay hava sirkülasyonu yaratarak çalıştığı için klima kullanımı sırasında ortama hava giriş çıkışını önlemek gerekir. Aynı şekilde, ortamda havalandırma yaparken klimayı kapatmalı ve dinlendirmelisiniz. Klima çalışırken pencere veya kapıyı açarak ortama hava girişi sağladığınızda klimanızın yarattığı hava sirkülasyonu bozulacak ve bu durum, klimanızın daha yüksek kapasitede çalışmasına yol açacaktır. İster evde, isterseniz ofiste olsun, bulunduğunuz ortamı gün içinde birkaç kez havalandırmaya ve bu süre zarfında klimanızı dinlendirmeye dikkat etmelisiniz. Klimanız gün boyunca aynı havayı üflerse, ortamda üst solunum yolu enfeksiyonları kolayca yayılabilir. Ortama temiz hava girişini sağlayarak bu risklerin önüne geçebilirsiniz. Ayrıca, klimanızın önünde perde veya herhangi bir mobilya bulundurmamalı, hava üflemesini engellememelisiniz.

Ortama temiz hava girişi sağlamazsanız, enfeksiyonlar kolayca yayılabilir.

Nem Oranı

Klimaları uzun süre çalıştırmak havanın kurumasına ve nem dengesinin bozulmasına yol açabiliyor. Kapalı ortamlarda azalan nem oranı nedeniyle boğaz kuruluğu, gözlerde yanma, cilt kızarıklığı gibi şikayetler oluşabiliyor. Bu gibi sorunların önüne geçmek için klima kullandığınız ortamda nem oranının yüzde 40-50 arasında olmasına dikkat etmelisiniz. Bu oranın altına inildiğinde virüs ve bakteriler kolayca çoğalabildiği gibi, üzerine çıkıldığında da akar ve mantar gibi hastalıklar kolayca yayılabiliyor.

Klimanızın nem oranı yüzde 40-50 arasında olmalı.

Filtre ve Fan Temizliği

Klima kullanımı nedeniyle oluşan sağlık sorunlarının önemli bir kısmı da filtre ve fan temizliğine yeterince özen göstermemekten kaynaklanıyor. Oysa klimalar yüksek debide hava çekip üfleyerek ortamda sıcak veya soğuk hava sirkülasyonu sağlar. Yani klimalar, filtreler sayesinde ortamda temiz havanın dolaşmasını sağlar. Uzun süre değiştirilmeden kullanılan filtrelerde biriken partiküller, solunan havanın kalitesini düşürür ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. Temizlik sırasında deterjan veya sabun kullanmamalı, klima temizleyici sprey veya soğuk suyu tercih etmelisiniz. Kurulama için de temizlik kağıtları yerine oda sıcaklığında veya güneşte kurutmayı tercih edebilirsiniz.

Filtrenizi en fazla 2 haftada bir temizlemelisiniz.

Fanı temizlemek için de klima temizleyici sprey kullanabilirsiniz. Temizlik sırasında yavaş ve yumuşak hareketler yapmalı, herhangi bir hasara yol açmamaya dikkat etmelisiniz. Temizliğin ardından klimanızın kapağını takmalı, termostatı düşük bir değere ayarlayıp klimanızı çalıştırmalısınız. Herhangi bir ses gelip gelmediğini kontrol etmelisiniz. Klimanızın filtre ve fan temizliğini iyi bir şekilde yaparsanız, başta lejyoner hastalığı olmak üzere üst solunum yollarını tehdit eden birçok hastalıktan korunabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler