Bizi Takip Edin

Lifestyle

Koronavirüsten Korunma Yolları

Yayınlandı

tarihinde

Koronavirüsten korunma yolları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Tüm dünyada korku ve paniğe yol açan koronavirüs Türkiye’de de ortaya çıktı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından dün gece yapılan açıklamayla duyurulan ilk vakıa, virüsün ülkemizde yayılmasıyla ilgili endişeleri arttırdı. Koronavirüs salgınının ülkemizde yayılmaması için yetkililer gerekli önlemleri alıyor olsa da bizlerin de bazı konulara dikkat etmesi gerekiyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, koronavirüsü kısaca anlatıp koronavirüsten korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Koronavirüs nedir?

Koronavirüs kısaca, soğuk algınlığından ağır akut solunum sendromuna kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir. Koronavirüsler hayvanlardan bulaşarak insanlarda hastalık yapabilir. Konuyla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda koronavirüsün ilk olarak misk kedilerinden ve tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı anlaşılmıştır. Henüz insanlara bulaşmamış olan ancak hayvanlarda saptanan birçok koronavirüs türü de saptanmıştır.

Koronavirüsler başlıca dört türde sınıflandırılmaka: Alfa, Beta, Gama ve Delta. Bu virüsler insanlarda bulunabileceği gibi yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgenler ve kanatlılarda da bulunabilir. Koronavirüs salgınında yayılan türleri çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan türleridir. Bu nedenle, salgına yakalanan kişiler şikayetlerini basit bir soğuk algınlığı zannedip koronavirüsü uzun süre fark etmeyebilir. Bu süre içinde hastanın solunum yollarında ve tüm metabolizmasında hayati riskler oluşabilir.

Koronavirüsün belirtileri nelerdir?

Koronavirüsün ilk ve en önemli belirtilerinin yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı ve solunum sıkıntısı olduğunu söyleyebiliriz. Bu belirtilere kimi zaman kas ve eklem ağrıları, halsizlik, baş dönmesi gibi şikayetler de eklenebilir. İleri vakıalarda ise hastada ağır solunum yetmezliği, zatürre ve böbrek yetmezliği görülebilir. Bu şikayetler hastanın yaşı ve vücut direncine bağlı olarak hafif, orta veya yüksek derecede seyredebilir.

Koronavirüs nasıl bulaşır?

Koronavirüs en çok damlacık, solunum ve temas yoluyla bulaşmakta. Hastalığa yakalanmış bir kişi, öksürük veya hapşırma yoluyla vücut sıvıları üzerinden virüsün başkalarına yayılmasına yol açabilmekte. Kuluçka süresi 2 ile 14 gün arasında değişen koronavirüs, hastanın göz, ağız veya burun mukozasına temasla da bulaşabilmekte.

Koronavirüs salgınında ilk kaynağın Çin’in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde Huanan deniz ürünleri toptan satış pazarında yasa dışı satılan vahşi hayvanlar olduğu düşünülmekte. Salgın Çin’den sonra Singapur, İran, Tayland, Japonya, Hong Kong, Güney Kore ve İtalya’da ortaya çıktı. Ülkemizde görülen ilk vakıanın ardından ilgili birimler, koronavirüsten korunma yolları konusunda halkı bilinçlendirmeye devam ediyor.

Koronavirüsten korunmak için neler yapmak gerekir?

Koronavirüs hakkında kısaca bunları paylaştıktan sonra yazımızın bu kısmında, koronavirüsten korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle belirtmek istiyoruz. Koronavirüs belirtilerinden birine sahipseniz veya şüpheli grupta yer alıyorsanız, vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Şikayetlerinizi ciddiye almaz ve vakit geçirirseniz hayati risklere maruz kalabilirsiniz.

Maske kullanmayı ihmal etmemelisiniz.

Koronavirüsten korunma yolları listemizin ilk sırasında, maske kullanmak var. Maske kullanmak, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak için oldukça etkili bir yöntemdir. Mevsim geçişlerinde ve kış döneminde ciddi bir artış ivmesi yakalayan solunum yolu enfeksiyonları, toplu mekanlarda ve özellikle enfekte olmuş kişilerin arasındayken maske kullanıldığında büyük ölçüde önlenebilecek vakıalardır. Bununla birlikte, maske kullanmanın tek başına çözüm olmadığının da altını çizmekte yarar var. Koronavirüs ve tüm enfeksiyon hastalıklarından korunmak için maske taksanız bile hapşıran veya öksüren kişilerden en az 1.5-2 metre uzakta durmalısınız.

Ellerinizi sık sık yıkamalısınız.

Koronavirüsten korunma yolları listemizin ikinci sırasında, elleri sık sık yıkamak var. Enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmalar, sabit objelerin üzerinde saatlerce yaşayabilir. Tüm gününüzü ofiste geçiriyorsanız, başkalarıyla birlikte kullandığınız ofis araç ve gereçlerine temastan sonra ellerinizi yıkamanızda yarar var. Nitekim masaüstü gereçler, kapı kolları, ofis telefonları, kumandalar ve elektrik düğmeleri, enfeksiyonların bulaşması için elverişli yüzeylerdir. Bu yüzeyler günlük olarak temizlense bile yine de enfeksiyonların yayılmasına yol açabilir. Ve tabii, koronavirüsten korunmak için ellerinizi yıkarken antibakteriyel sıvı sabunlar ilk tercihiniz olmalı.

Bulunduğunuz ortamı havalandırmalısınız.

Koronavirüsten korunma yolları listemizin üçüncü sırasında, bulunduğunuz ortamı havalandırmak var. Enfeksiyonlara yol açan virüs ve bakteriler, havasız ortamlarda çok daha hızlı şekilde çoğalır ve daha kolay bulaşır. Ofisinizi ısıtmak için klima kullanıyorsanız, gün içinde ortama temiz hava girişini mutlaka sağlamalısınız. Soğuk kış günlerinin hızla uzaklaşıp baharın kapımızı çaldığı bu zaman diliminde klimalarınızı gereksiz çalıştırmaktan kaçınmalı, klima bakımı konusunu da ihmal etmemelisiniz. Bakımı yapılmayan klimalar da yine, ortamda virüs ve bakterilerin hızla yayılmasına yol açabilir.

Özel eşyalarınızı kimseyle paylaşmamalısınız.

Koronavirüsten korunma yolları listemizin dördüncü sırasında, özel eşyaları kimseyle paylaşmamak var. Ofiste kullandığınız bardak, kupa ve kişisel bakım ürünlerinizi hiçbir zaman hiç kimseyle paylaşmamalısınız. Özellikle de havlular, mendiller ve makyaj malzemeleri, ofiste enfeksiyonların hızlıca yayılmasına yol açabilir. Kişisel bakım konusunda ayrıca, cilt bakımınızı ihmal etmemelisiniz. Mevsim geçişlerinde cilt yüzeyinde oluşan nem kaybı nedeniyle ortaya çıkan cilt çatlakları, virüs ve bakterilerin vücuda girmesi için uygun birer zemindir.

Sağlıklı beslenmeli ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmelisiniz.

Koronavirüsten korunma yolları listemizin beşinci sırasında, sağlıklı beslenme ve bağışıklık sistemini güçlendirme var. Sağlıklı beslenmek yalnızca enfeksiyonlardan korunmak için değil, aynı zamanda sağlıklı ve iyi bir hayat sürdürmek için de temel kuraldır. Sağlıklı beslenirseniz, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri ölçülü ve dengeli bir şekilde alabilirsiniz. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek içinse proteinler, probiyotikler ve prebiyotikler, yeşil sebzeler, D vitamini, kabuklu deniz ürünleri ve ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler çok faydalı olacaktır.

Editörün Tavsiyesi: Activex Antibakteriyel Sıvı Sabun Doğal Koruma – 1.5 L

Koronavirüsten korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, antibakteriyel sabunlar içinde Ofix.com kullanıcılarının en fazla tercih ettiği Activex antibakteriyel sıvı sabun doğal koruma – 1.5 l ürünümüzü kısaca tanıtmak istiyoruz. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan 7 etkili özel formülü sayesinde bu ürünler, test edilen zararlı bakterilerin yüzde 99.9’unu 10 saniye gibi kısa bir sürede öldürmekte. Toplu yaşam ve çalışma alanlarında el temizliği konusunda ilk tercihinizi her zaman için antibakteriyel sıvı sabunlardan yana kullanmanızda yarar var. Katı sabunları bu gibi ortamlarda kuru tutmak çok zor olduğu için sabun bile olsa nemli yüzeylerden mikroorganizmalar kolayca yayılabiliyor. Activex antibakteriyel sıvı sabun doğal koruma – 1.5 l ürünüyle el hijyeni konusunda etkin koruma sağlayabilirsiniz. Sipariş için burayı tıklayabilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için gerekli işlemleri buradan yapabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler