Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Rod Stewart Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Rod Stewart şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

60 yıla yakın bir süredir pop rock ve blues rock türlerinde birbirinden güzel çalışmalara imza atan Rod Stewart, “yaşayan efsane” tanımlamasını hak eden çok az isimden biri. Dünya çapında 150 milyondan fazla plak satmayı başaran, şarkılarıyla milyonlarca kişinin hayatına dokunan Rod Stewart, tüm zamanların en beğenilen pop rock ve blues rock sanatçılarından biri olmayı günümüzde de sürdürüyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken Rod Stewart dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Rod Stewart şarkısı önereceğiz. 

Kısaca Rod Stewart

Asıl adı Roderick David Stewart olan Rod Stewart, 10 Ocak 1945 tarihinde Londra’da İskoç kökenli bir işçi ailesinde dünyaya geldi. İlk gençlik yıllarında futbola tutkuyla bağlı olan Rod Stewart, bir süre Brentfort Kulübü’nde forma giydikten sonra, folk müzik sanatçısı Wizz Jones‘tan etkilenerek müziğe yöneldi. Daha sonra Wizz Jones ile Avrupa’yı gezdi. 1963 yılında ilk müzik grubu Jimmy Powell and The Five Dimensions topluluğuna katıldı. 1960’lı yıllarda Steampacket, Shotgun Express ve The Jeff Beck Group isimli gruplarda yer aldı. Özellikle de The Jeff Beck Group, Rod Stewart isminin geniş kitleler tarafından duyulmasını sağladı.

Rod Stewart solo kariyerine 1969 yılında çıkarttığı An Old Raincoat Won’t Ever Let You Down albümüyle adım attı. Bu dönemde dünya müzik piyasalarında R&B rüzgarı esiyordu. Rod Stewart henüz ilk albümünde R&B’den farklı olarak pop rock ve blues rock rifflerine ağırlık vermişti. R&B’deki temalar 1970’lere doğru giderek birbirine benzemeye başlarken Rod Stewart‘ın kullandığı riffler dinleyicilere daha özgün ve yaratıcı geliyordu. Rifflerin yanı sıra vokallerde de Rod Stewart‘ın farkı ve etkileyiciliği açıkça görülüyordu. Daha önceki müzik çalışmalarında da kullandığı şarkı söyleme stilini The Jeff Beck Group döneminde daha da geliştiren Stewart, müzikal yönden Rolling Stones çizgisine daha yakın duruyordu. Bununla birlikte, Stewart‘ın özellikle 1970’lerdeki müzik serüveninde Rolling Stones‘tan farklı olarak folk müzik riffleri özel bir yer tutuyordu. Sound anlamında ise akustik sesler daha ön plandaydı.

Rod Stewart’ın Müzik Serüveni

Rod Stewart‘ın müzik serüveni, 1970 yılında çıkarttığı In a Broken Dream albümüyle devam etti. Albüme ismini veren şarkının yanı sıra Second Time Around The Wheel, Boogie Woogie Joe ve The Blues şarkıları müzik severler tarafından yakın ilgiyle karşılandı. Bir yıl sonra çıkarttığı Every Picture Tells a Story albümündeki Maggie May ve That’s All Right şarkıları, Rod Stewart‘ın bugün bile beğeniyle dinlenen şarkıları arasında yer aldı. 1972 yılında çıkarttığı Never a Dull Moment albümünün hit şarkısı You Wear It Well ise pop rock ile blues rock türlerinin mükemmel bir sentezini yansıtmaktaydı.

1970’lerin ilk yarısında Rod Stewart, hemen her yaptığıyla gündem olmayı başarıyor, yaptığı açıklamalardan verdiği pozlara kadar medyada günlerce konuşuluyordu. Stewart‘ın albüm kapakları bu yönüyle, popüler kültürün ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilebilir. Kapakların gördüğü ilgi, aynı zamanda albümlerin de tanıtımına büyük katkı sağlıyordu. Şarkılarında en fazla işlediği temalardan olan şanssızlık, sevgisizlik, yalnızlık gibi temalar, 1970’lerin kültürel atmosferiyle tümüyle örtüşmekteydi. İngiltere ve Kıta Avrupa’da Rod Stewart, popüler kültürde yükselişi oranında popüler kültürün bir aynası haline geliyordu.

Ne var ki, 1970’lerin ikinci yarısında Rod Stewart, müziğinden çok demeçleriyle gündeme gelmeye başladı ve müzik serüveninde büyük bir durgunluk yaşadı. Dünya kamuoyunda Vietnam Savaşı’nın en sert şekilde sorgulandığı bu dönemde efsanevi müzik grubu The Beatles‘ın eski üyelerinden John Lennon, şarkılarında savaş karşıtı bir duruş sergilemiş, hümanist dünya görüşünü savunmuştu. John Lennon örneğinde olduğu gibi Rod Stewart, hümanist dünya görüşünü anlatan şarkılar yaptı. Fakat şarkıları geri planda kaldı, özellikle aşkla ilgili söylemleri günlerce konuşuldu. Bu dönemde İngiliz hükümetiyle vergi konusunda yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle ABD’ye yerleşmişti. Böylelikle Amerikan medyasının John Lennon‘dan sonra odağında yer alan ikinci İngiliz şarkıcı oldu.

1980’lerden Günümüze Rod Stewart

Rod Stewart‘ın müzik kariyerinde yeniden yükselişi, 1980’lerin ikinci yarısında ivme kazandı. Yalnızca kendi şarkılarıyla değil, aynı zamanda Bob Dylan‘dan Creedence Clearwater Revival‘a kadar pop rock ve blues rock türlerinde eser vermiş birçok ismin şarkılarına yaptığı coverlarla da büyük beğeni topladı. Bob Dylan‘ın kült şarkıları Only A Hobo ve Forever Young‘a yaptığı coverda folk müzik rifflerinden farklı olarak country riffleri ön plana geçti. ABD’de 1960 ve 1970’lere damgasını vuran kült müzik gruplarından Creedence Clearwater Revival‘ın şarkılarına yaptığı coverlarda da contry rifflerini öne çıkarttı. 1986’dan itibaren neredeyse birer yıl arayla çıkarttığı Another Heartache, Twistin The Night Away, Lost in You ve Crazy About Her albümleri, Rod Stewart‘a eski şöhretini yeniden kazandırdı.

1991 yılında Rod Stewart, It Takes Two albümüyle müzik listelerinde uzun süreler üst sıralarda yer aldı. Pop müziğin efsane ismi Tina Turner‘la yaptığı düet, müzik çevrelerinde uzun süre konuşuldu. 1993 yılında çıkarttığı Lead Vocalist albümünde, hit şarkılarından bir derleme yaptı. Bu albümden sonra Shotgun Wedding, You’re The Star, Lady Luck, Purple Heather ve So Far Away şarkıları 1990’larda en fazla dinlenen şarkılar arasında yer aldı. 1994 yılında Bryan Adams ve Sting‘le birlikte seslendirdiği All For Love şarkısı, bu üç değerli müzik insanının birlikte ne güzel işler yapabileceklerini gösterdi. 2000’li yıllarda Rod Stewart, Run Back Into Your Arms, I can’t Deny It ve Everybody Hurts albümleriyle müzik listelerinde uzun süreler üst sıralarda yer aldı.

En Güzel 10 Rod Stewart Şarkısı

Rod Stewart‘ın müzik serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, ofiste çalışırken Rod Stewart dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Rod Stewart şarkısı önereceğiz. Aynı zamanda da pop rock ve blues rock türlerinin en güzel şarkıları içinde yer alan bu şarkılarla ofiste Rod Stewart modu yaşayabilirsiniz.

I Don’t Want to Talk About It

Listemizin ilk sırasında, I Don’t Want to Talk About It var. Rod Stewart denildiğinde akla ilk gelen şarkı olan bu kült şarkıyı Stewart, ilk olarak 1977 yılında seslendirmişti. Şarkının hit haline gelmesi ise 1990’ları buldu. Şarkının 1989 yılında yapılan ve Rod Stewart‘la özdeşleştirilen yorumunu buradan dinleyebilirsiniz.

Have You Ever Seen The Rain

En güzel 10 Rod Stewart şarkısı listemizin ikinci sırasında, Creedence Clearwater Revival‘ın kült şarkısı Have You Ever Seen The Rain‘e yaptığı cover var. 1960 ve 1970’lerde country müziğe damgasını vuran bu şarkıya 2006 yılında yaptığı coverda Rod Stewart, pop rock rifflerini ön plana çıkartmış. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Maggie May

Listemizin üçüncü sırasında, Maggie May var. 1971 yılında çıkarttığı Every Picture Tells a Story albümünün hit şarkısı olan Maggie May‘i Rod Stewart, Martin Quittenton‘la birlikte yaptı. Hayatın tekdüzeliği içinde yaşamı değerli kılan gerçek aşkı yücelten bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

When I Need You

En güzel 10 Rod Stewart şarkısı listemizin dördüncü sırasında, When I Need You var. 1996 yılında çıkarttığı If We Fall in Love Tonight albümünün hit şarkısı olan When I Need You‘da 1990’ların romantizmini iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. 1990’lara kadar koruduğu sert vokal tarzından farklı olarak bu şarkıyı Rod Stewart, adeta Bryan Adams lirizmiyle seslendiriyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

All For Love

Listemizin beşinci sırasında, All For Love var. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, 1994 yılında Bryan Adams ve Sting‘le birlikte seslendirdiği All For Love şarkısı, bu üç değerli müzik insanının birlikte ne güzel işler yapabileceklerini gösterdi. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Reason to Believe

En güzel 10 Rod Stewart şarkısı listemizin altıncı sırasında, Reason to Believe var. Every Picture Tells a Story albümünün bir diğer hit şarkısı olan bu şarkıda Rod Stewart, 1970’lerin romantizmini günümüze taşıyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Some Guys Have All the Luck

Listemizin yedinci sırasında, Some Guys Have All the Luck var. 1984 yılında çıkarttığı Camouflage albümünün hit şarkısı olan bu şarkı diskoteklerde sıkça çalınırdı. Pop rock türünde bugün bile keyifle dinlenen bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Sailing

En güzel 10 Rod Stewart şarkısı listemizin sekizinci sırasında, Sailing var. İlk olarak 1975 yılında çıkarttığı Atlantic Crossing albümünde seslendirdiği bu şarkıyı daha sonra farklı yorumlarla birçok kez seslendirdi. 45 yaşında olan bu şarkı, başka birçok isim tarafından da coverlandı. Bu güzel şarkının Rod Stewart yorumunu buradan dinleyebilirsiniz.

Baby Jane

Listemizin dokuzuncu sırasında, Baby Jane var. 1983 yılında çıkarttığı Body Wishes albümünün hit şarkısı olan Baby Jane şarkısı da yine, hayatın tekdüzeliğine bir isyan niteliğinde. Şarkıda bolca tekrar edilen “I know it’s gotta last forever” (Sonsuza dek sürmesi gerektiğini biliyorum) sözü, bu durumun bir ironisi niteliğinde. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Rhythm of My Heart

En güzel 10 Rod Stewart şarkısı listemizin onuncu sırasında, Rhythm of My Heart var. 1991 yılında çıkarttığı Vagabond Heart albümünün hit şarkısı olan bu şarkıda da 1990’ların romantizmini hissedebilirsiniz. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler