Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Murat Ülker’in Başarı Hikayesi

Yayınlandı

tarihinde

Murat Ülker hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Yerli bisküvi ve çikolata pazarının en önemli oyuncularından biri olan Ülker markasının sahibi Yıldız Holding‘in yönetim kurulu başkanlığını sürdürmekte olan Murat Ülker, 1984 yılında giriş yaptığı Ülker’in gücüne güç kattı, babası Sabri Ülker’den teslim aldığı bayrağı daha da yukarılara taşıdı. Ülker’in büyümesi için tüketiciye yakın olmak, tüketici alışkanlıklarını bilmek, raflara ve tedarik zincirine hakim olmak, rakip analizi yapmak ve doğru fiyat stratejisi izlemek gerektiğine inandı, bunları başarılı bir şekilde hayata geçirdi. Türkiye’nin en zengin iş adamları listesinde uzun yıllardır üst sıralarda yer alan Murat Ülker döneminde Ülker, dünyanın üçüncü bisküvi, yedinci çikolata üreticisi haline geldi. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Murat Ülker’in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Kısaca Murat Ülker

Murat Ülker, 21 Mart 1959 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Sabri Ülker, 1944 yılında kardeşi Asım Ülker ve üç arkadaşıyla birlikte dönemin en önemli ticaret merkezi Eminönü’nde Nohutçu Han’da 100 metrekarelik bir alanda bisküvi üretimine başlamıştı. Bakır kazan, kepçe, bisküvi kalıpları ve fırından başka hiçbir şeyin olmadığı bu imalathanede ürettikleri pötibör bisküviler, Türkiye’de bir ilkti. Eminönü ve çevre semtlerde çok beğenilen bu bisküvilerin sağladığı gelirle Sabri ve Asım Ülker, yurt dışından modern makine ve ekipman getirmek için gerekli kaynağı buldular. Artan üretime bağlı olarak biriktirdikleri sermayeyle 1948 yılında Topkapı Takkeci’de ilk bisküvi fabrikalarını kurdular.

Murat Ülker‘in çocukluk dönemine isabet eden 1960’lı yıllar, Ülker bisküvilerinin hızlı bir yükseliş ivmesi yakaladığı yıllardı. Artan talebi karşılamak için Sabri Ülker, ikinci fabrikanın Topkapı Davutpaşa’da kurulmasını sağladı. İlk fabrikadan farklı olarak dönemin en ileri makineleriyle donatılan bu fabrika, Ülker’in piyasa gücünü arttırmasına büyük katkı sağladı. Ülker’in markalaşma sürecinde radyo ve gazete reklamlarının önemi ise çok büyüktü. Nitekim, reklamlar için kullanılan “Ülkersiz çay saati düşünülemez” sloganı, bugün bile ilgi gören büyük bir reklam fenomeni olmayı başardı. Bu sloganla birlikte Sabri Ülker, Ülker bisküvilerini Türk halkının geleneksel çay keyfiyle birleştirmeyi başarmıştı.

Liseyi İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Murat Ülker, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde tamamladı. Ardından, gıda alanında bilgi ve deneyimlerini arttırmak için Amerika’da bulunan American Institute of Baking’de eğitimine devam etti. Amerika’da bulunduğu dönemde, Continental Baking şirketlerinde staj yaptı ve gıda pazarına yönelik çok önemli deneyimler kazandı. Şekerleme konusunda uzmanlaşmak için de Almanya’da bulunan Zentralfachschule der Deutschen Süßwarenwirtschaft’ta eğitimini sürdürdü. Amerika ve Almanya’da geçirdiği süre zarfında, 60’a yakın fabrikada incelemeler yaptı, bisküvi ve çikolata pazarında ortaya çıkan en son gelişmeleri yakından takip etti.

Ülker Markası ve Murat Ülker

1984 yılında Murat Ülker, Ülker’e kontrol koordinatörü olarak giriş yaptı. Amerika ve Almanya’da gıda ve şekerleme grubunda edindiği bilgi ve deneyimler, Ülker’in bisküvi ve çikolata pazarında yeni ürün grupları yaratmasında büyük bir rol üstlendi. Bu dönemde Ülker markası, ülkemizde 7’den 70’e herkesin tanıdığı ve sevdiği bir marka haline gelmişti. Fakat Sabri Ülker, yerli pazarda sınırlı kalmak istemiyor, Ülker’in dış pazarlara açılarak bir dünya markası haline gelmesini istiyordu.

Bu amaç doğrultusunda Sabri Ülker, başta Ortadoğu ve Avrupa olmak üzere farklı coğrafyalardan pek çok şirketle ortaklık kurdu ve onların pazar gücünü kullanarak Ülker’i yabancı pazarlara sokmaya çalıştı. Ankara Esenboğa’da temellerini attığı un fabrikası, ürünlerinin temel ham maddesi olan unun kalitesini garanti altına almıştı. Fakat yeni ürün tiplerinin geliştirilmesi ve yabancı ortaklarla ilişkilerin geliştirilmesi konularında yetersiz kalıyordu. Bu konularda Sabri Ülker’in en büyük yardımcısı Murat Ülker’di. Kontrol koordinatörü olarak giriş yaptığı Ülker’de işletmelerden sorumlu genel müdür yardımcısı olan Murat Ülker, kısa sürede genel müdürlüğe yükseldi. Ve Ülker’in yabancı ortaklarıyla ilişkilerinin koodinasyonunu üstlendi.

Bu dönemde Ülker, bağlı şirketlerini Yıldız Holding bünyesi altında tek çatı altında toplamaya başlamıştı. Ülker’in genel müdürlüğünün yanı sıra Yıldız Holding’de yönetim kurulu üyeliği yapan Murat Ülker, aldığı işletme eğitimi sayesinde Ülker’in farklı yatırım modelleri geliştirmesini sağladı. 1991 yılında lansmanı yapılan Biskrem, yerli bisküvi ve çikolata pazarında bir ilki gerçekleştirerek dolgulu bisküvi konseptini hayata geçirmiş, ürünlerin gördüğü yoğun ilgi Ülker markasına yeni bir yükseliş ivmesi kazandırmıştı. Sabri ve Murat Ülker, markanın bundan sonraki büyümesinde motor gücün bisküvi ve çikolata çeşitlerini bir araya getiren ürünler olacağını görmüşlerdi.

Murat Ülker’in Büyüme Vizyonu

Ülker’in bisküvi ve çikolata pazarında emin adımlarla büyüyebilmesi için tüketiciye yakın olmak, tüketici alışkanlıklarını bilmek, raflara ve tedarik zincirine hakim olmak, rakip analizi yapmak ve doğru fiyat stratejisi izlemek gerekiyordu. Bu konularda elde ettiği başarılar sayesinde Ülker’in gücüne güç katan Murat Ülker, 2000 yılında Yıldız Holding’in CEO’luğuna getirildi. Ülker bünyesine alınan Godiva ile McVitie’s markalarıyla Ülker, Murat Ülker döneminde dünyanın üçüncü bisküvi, yedinci çikolata üreticisi haline geldi.

2008 yılında Yıldız Holding’in yönetim kurulu başkanlığını üstlenen Murat Ülker, 2011 yılında Şok Marketler’in satın alınmasını sağladı. Bu sayede Ülker’in büyüme ivmesini daha da arttırdı. 1995 yılında Migros Ticaret A.Ş. tarafından kurulan Şok Marketler, 13 mağazayla başladığı ticari faaliyetlerini 2010 yılında 1254 mağazada sürdürmekteydi. Yıldız Holding bünyesinde yer alan Gözde Girişim liderliğinde bir konsorsiyum tarafından satın alındıktan sonra, Şok Marketler’in konsepti tümüyle yenilendi. Günümüzde 4 binden fazla şubesi bulunan Şok Marketler, Ülker’in gıda pazarında sahip olduğu deneyimleri Amigo, Bizim Vatan, Crown, Deren, Dinçol, Evin, Hanımdan, Karmen, Lio, Mis, Peki, Piyale, Tempo gibi markalarla tüketicilerin beğenisine sunuyor. Ülker’in uygun fiyat politikasına uygun şekilde tüketiciye sunulan bu ürünler, tüketici ihtiyaçlarına ekonomik çözümler sunuyor. Aynı zamanda da rakip firmaların pazar gücünü zayıflatıyor.

Murat Ülker günümüzde, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren 50 şirket, 300’den fazla marka ve 20 bin çalışanıyla Türkiye’nin en önemli iş adamlarından biri. İngilizce kursunda tanıştığı Fatma Betül Ataseven ile evlenen Murat Ülker’in Yahya adını verdiği ilk çocuğu 1993 yılında dünyaya geldi. 2000 yılında dünyaya gelen Fatih ve Mustafa ikiz kardeşlerle bir kez daha babalık sevincini yaşayan Murat Ülker, basketbola olan ilgisinden dolayı Ülkerspor Basketbol Kulübü’nün kurulmasını sağladı ve gençlerin eğitimine büyük kaynaklar ayırdı.

Ofis dostu Ülker ürünleri Ofix’te!

Murat Ülker’in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Ülker ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. OfixPlus kurumsal müşteri platformumuzda kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanabilirsiniz.

Ülker Albeni Atıştırmalık Bisküvi

Listemizin ilk sırasında, Ülker Albeni atıştırmalık bisküvi var. Paket ağırlığı 72 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, ofiste kan şekeriniz düştüğünde kolay ve etkin sonuçlar verebilir. Çay ve kahve molalarınızın keyfine keyif katacak bu ürünler, sütlü çikolata kaplı karamel ve bisküviden oluşmakta. Isı, koku, nem ve güneş ışığından uzak şekilde muhafaza edildiğinde 1 yıllık raf ömrüne sahiptir.

Ülker Altınbaşak Light Kepekli Bisküvi

Listemizin ikinci sırasında, Ülker Altınbaşak Light kepekli bisküvi var. Paket ağırlığı 46 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, diyet yapan veya kilosuna dikkat edenler için en uygun seçeneklerden biri. Özel lifli yapısı sayesinde hazmı kolaylaştıran bu ürünler, doğanın enerjisini ve buğday tarlalarının sağlığını sofranıza getiriyor. 

Ülker Biskrem Bisküvi

Listemizin üçüncü sırasında, Ülker Biskrem bisküvi var. Paket ağırlığı 100 gram, koli içi miktarı 18 adet olan bu ürünler, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Türkiye’nin ilk dolgulu bisküvileri. Kakaolu kreması ve lezzetli bisküvisi sayesinde uzun yıllardır ülkemizde en beğenilen atıştırmalıklardan biri olmayı başarmıştır.

Ofix’te satışı devam eden diğer Ülker ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler