Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Kintaro Hattori: Saat pazarını değiştiren adam…

Yayınlandı

tarihinde

Kintaro Hattori ve Seiko hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Dünyaca ünlü Japon saat firması Seiko‘nun kurucusu Kintaro Hattori, küçük yaşlardan itibaren saatlere ilgi duyuyordu. 13 yaşında saatçi olmak için Kameda Clock Shop’ta işe başlayan küçük Kintaro, saat tamirciliğini öğrendi ve 4 yıl sonra kendi tamirhanesini kurdu. Daha sonra işleri büyüttü ve Japonya’ya ithal saatler getirdi. 32 yaşına geldiğinde, Tokyo’da Seikosha fabrikasını kurdu ve duvar saati ile cep saati üretmeye başladı. 1924 yılında piyasaya sunulan Seiko kol saatleri, önce Japon saat pazarında, ardından dünya saat pazarında çok önemli değişimleri beraberinde getirdi. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Kintaro Hattori‘nin hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Kısaca Kintaro Hattori

Kintaro Hattori, 9 Ekim 1860 tarihinde Japonya’nın Osaka şehrine bağlı Kyobashi kasabasında dünyaya geldi. Bu dönemde Japonya, Batılılaşma çabasında önemli bir ivme yakalamıştı. Pek çok alanda geleneksel yaşam şeklini korumaya çalışırken aynı zamanda da Batılılaşmaya çalışıyor, yeni yaşam tarzını yansıtan araç ve gereçlere yöneliyordu. O güne kadar Japonya’da hüküm sürmekte olan Shogun hanedanı yabancılarla teması yasakladığı için yeni pazarların oluşması epeyce gecikmişti. 19. yüzyılın sonlarında bu süreç ivme kazandı, Batı’dan gelen modern yazı araç ve gereçleri ile saatler Japonlar tarafından ilgiyle karşılandı.

1872 yılında ilk demiryolunun kurulmasıyla birlikte Japonya’da Batılı zaman sistemi kabul edildi. 1875 yılında ise Japonya’nın ilk saat fabrikası kuruldu. Çok geçmeden, sektöre yeni oyuncular girmeye başladı ve ürün çeşitliliği arttı. Saatlere öteden beri büyük ilgi duyan küçük Kintaro, 13 yaşına geldiğinde saatçi olmak için Kameda Clock Shop’a başvurdu. 4 yıl içinde saatçilik mesleğinin inceliklerini öğrenen Kintaro Hattori, 1877 yılında evinin önünde Hattori Saat Tamirhanesi’ni kurdu ve saat tamirciliğine başladı. Günün birinde kendi saat mağazasını açmayı çok isteyen Hattori, gerekli sermayeyi saat tamirciliğinden biriktirmeye başladı.

1881 yılında Kintaro Hattori, ilk şirketi olan K. Hattori & Co‘yu kurdu. Elindeki kısıtlı sermayeyle toptan ve perakende saat satışı yapan şirket, 4 yıl içinde büyüdü ve ithalata başladı. 1885 yılında Hattori, kurduğu iş bağlantıları sayesinde Japonya’ya uygun fiyatla saat getirmeyi başardı. 1892 yılına gelindiğinde, kariyerinde çok önemli bir başarıya imza attı ve Tokyo’da kullanılmayan bir fabrikayı satın alarak Seikosha’yı kurdu. Seikosha’da üretilen duvar saatleri, hem benzerlerine oranla daha ekonomik, hem de daha kaliteliydi. Yalnızca 12 işçiyle faaliyete başlayan Seikosha’daki işçi sayısı, 18 ay içinde 90’ı buldu. Duvar saatlerinin gördüğü ilgi sonucunda 1900’lerin başlarında yeni fabrikalar kuran Hattori’nin istihdam ettiği işçi sayısı 400’ü aştı.

Seikosha Saatleri

Japoncada Seikosha sözcüğü “hassas”, “dakika” ve “başarı” anlamlarına gelen seiko sözcüğü ile “ev” anlamına gelen sha sözcüğünün birleştirilmesiyle oluşturulmuştu. Seikosha markalı duvar saatleri 7 yıl öncesine kadar Batıdan ithal ettiği duvar saatleri kadar hassas ve kaliteliydi. 1890’ların ikinci yarısında Batıdan gelen saatlerle rekabette öne çıkmayı başaran Seikosha saatleri, Japonya’da saat pazarının büyümesi için temel lokomotiflerden biri haline gelmekteydi. Bu durumu çok önceden gören Kintaro Hattori, Seikosha’nın Ar-Ge ve Ür-Ge süreçlerine paralel bir şekilde insan kaynaklarını yetiştirmeye de özen gösteriyordu. Japonya’da yeni teknolojileri öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye istekli gençler ve yetenekli teknisyenler için kurduğu Kintaro fabrikasının içinde bir yurt inşa etti. Yurtta kalan öğrencilerin Japonca, matematik ve kaligrafi dersleri alması zorunluydu.

Ür-Ge alanında yaptığı yatırımların sonuçlarını kısa sürede almaya başlayan Kintaro Hattori, 1895 yılında Japonya’nın ilk cep saati olan Timekeeper’ın üretilmesini sağladı. Bu saatler yalnızca Kintaro Hattori için değil, aynı zamanda Japon saat pazarı için de çok önemli bir adımdı. Çünkü bu saatler, Seiko’nun ileride geliştireceği kol saatlerine giden yolun temellerini atmıştı. İlk kol saatinin piyasaya sunulması ise 1913 yılında gerçekleşti. Laurel ismiyle lansmanı yapılan bu ürünler, cep saatlerine oranla çok önemli bir yenilikti. Üstelik, seri üretim için gerekli altyapı bulunmadığı için bu saatler, günde yalnızca 30-50 adet üretilmekteydi.

Kintaro Hattori ve Seiko

1920’lerin başlarında Seikosha saatleri, Japon saat pazarında çok önemli bir güce ulaşmıştı. Ne var ki, 1923 yılında meydana gelen Büyük Kanto Depremi, Seikosha’nın sonunu getirdi. Deprem sırasında tümüyle yıkılan fabrika, Kintaro Hattori’nin 30 yıllık emeğinin yerle bir olmasına yol açtı. Fakat Hattori’nin vazgeçmeye niyeti yoktu. Depremin hemen ardından yeni fabrika kurma çalışmalarına başladı. Üstelik bu fabrika, duvar ve cep saatleri gibi farklı türlerde saat üretmeyecek, kol saatlerine odaklanacaktı. Marka ismi içinse Seiko adını tercih etti. İlk Seiko markalı kol saatleri 1924 yılında piyasaya sunuldu.

Japonya’nın endüstriyel anlamda Batı’dan geri kaldığının farkında olan Kintaro Hattori, gerekli ilerlemeyi sağlamak için insan kaynaklarının çok önemli olduğuna inanıyordu. 1924 yılında faaliyete başlayan Hattori Ticaret Okulu, Japonya’da eski makine ekipmanlarının yenilenmesi ve makinelerle ilgili bilgi eksikliğinin giderilmesinde çok önemli roller üstlendi. Dahası, Batı’yla rekabet için bunların yeterli olmadığını düşünen Kintaro Hattori, markalaşma ve pazarlama süreçlerine çok önem verdi. Öyle ki, Seiko saatlerinin lansmanları Japonya’da hep büyük ilgiyle karşılandı. Japonya’nın ilk radyo ve televizyon reklamları, Hattori’nin bu ileri görüşlülüğü sayesinde Seiko tarafından gerçekleştirildi.

1929 yılında Seiko saatleri, Japonya Devlet Demiryolları tarafından “resmi demiryolu saati” olarak kabul edildi. Bu gelişmeyle birlikte Seiko, Japon saat pazarında “resmi tedarikçi” haline geldi. Demiryolu ağının genişlemesi Seiko saatlerine yönelik talebi arttırdığı gibi, Japon saat pazarında Seiko’ya çok büyük bir üstünlük kazandırdı. Bu dönemde makinistler, kontrol paneline Seiko saatlerinin yerleştirilebileceği ahşap aparatlar koyuyor ve trenlerin kalkış saatlerini Seiko saatleriyle kontrol ediyordu. Seiko saatleri aynı zamanda da yurt dışına ihraç ediliyor, dünya saat pazarında Seiko giderek güçleniyordu. 1934 yılında hayatını kaybeden Kintaro Hattori, Seiko saatleriyle Japonları dünya saat pazarında zirveye taşıdığı gibi, saat sektöründe temel standartların oluşmasını sağladı ve sektörde büyük izler bıraktı.

Ofis dostu duvar saatleri Ofix.com’da!

Kintaro Hattori‘nin hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği duvar saatlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. OfixPlus kurumsal müşteri platformumuzda kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanabilirsiniz.

Galaxy Premium M-212-3 Kingson Duvar Saati

Listemizin ilk sırasında, Galaxy Premium M-212-3 Kingson duvar saati var. Alüminyum çerçeveli metalik gri renkli bu ürünlerde mineral cam ve sessiz akar makine kullanılmakta. PVC kadranlı bu ürünlerin saat ölçüsü Ø 250 mm, kadran ölçüsü Ø 223 mm, kadran baskı alanı ise Ø 130 mm. 

Galaxy Premium 1964-G Duvar Saati

Listemizin ikinci sırasında, Galaxy Premium 1964-G duvar saati var. ABS çerçeveli gri renkli bu ürünlerde de mineral cam ve sessiz akar makine kullanılmakta. PVC kadranlı bu ürünlerin saat ölçüsü Ø 355 mm, kadran ölçüsü Ø 311 mm, kadran baskı alanı ise Ø 200 mm. 

Galaxy Premium M 212-1 Duvar Saati

Listemizin üçüncü sırasında, Galaxy Premium M 212-1 duvar saati var. Alüminyum çerçeveli metalik gri renkli bu ürünlerde de mineral cam ve sessiz akar makine kullanılmakta. PVC kadranlı bu ürünlerin saat ölçüsü Ø 250 mm, kadran ölçüsü Ø 223 mm, kadran baskı alanı ise Ø 130 mm. 

Ofix’te satışı devam eden diğer duvar saatleri kategorisini inceleyebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler