Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofislerde İletişimi Kolaylaştırıyoruz

Yayınlandı

tarihinde

Ofislerde iletişimi kolaylaştırmak için faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili beyaz yakalılar! Telekomünikasyon sistemlerindeki ilerlemeler sonucunda ofislerde telsiz telefon ve IP telefon kullanımı her geçen gün artıyor. Şimdi cep telefonu ve dijital uygulamalar varken bunlara ne gerek var, demeyin. Hepsinin yeri ayrı çünkü. Özellikle fabrika, depo, hastane, otel, AVM gibi sürekli hareket halinde olan çalışanların bulunduğu ofislerde iletişimi sağlamak için telsiz telefon kullanımı daha fazla tercih ediliyor. Bu haftaki blogumda, Ofix.com kullanıcılarının ofis telefonu alışverişlerine ilişkin bazı veriler paylaşmak istiyorum. 

IP telefonlar ofislerde iletişimi daha ekonomik hale getiriyor.

İnternet hattı üzerinden bağlantı sağlayan IP telefonlar, günümüzde işletmelerin iletişim maliyetlerini düşüren en önemli araçlardan biri haline geldi. Analog santrallerin aksine IP santraller, aboneler arası kablolama gereksinimini ortadan kaldırıyor ve kurulum maliyetini ciddi ölçüde düşürüyor. Ofisinizde IP telefon kullanarak analog santrallerden daha yüksek kalitede iletişim gerçekleştirebilir, aynı zamanda da iletişim bütçenizden tasarruf sağlayabilirsiniz. IP santrale dahil aboneler kendi aralarında ücretsiz konuşabildiği için ofislerde iletişimi sağlamak için IP telefonlar daha ekonomik çözümler sunuyor. Telsiz telefonlar da yine, kablosuz iletişim sistemleri arasında ofislerde iletişimi sağlamak için sunduğu kullanım kolaylığı nedeniyle büyük ilgi görüyor.

Online ofis marketiniz Ofix.com üzerinden verilen ofis telefonu siparişlerini incelediğimizde, bu kategoride %62.5’lik satışla ilk sırayı telsiz telefonların aldığını görüyoruz. Başka deyişle, ofislerde iletişimi sağlamak için kullanıcılarımız daha çok telsiz telefon tercih ediyor. Satışlarımızın %25.2’sinin IP telefonlar oluştururken, %12.3’ünün ise masaüstü telefonlar oluşturuyor. Son 1 yıl içinde ofis telefonu satışlarında en yüksek rakamlara Eylül ayında ulaştık. Ofis telefonları en çok Başakşehir, Arnavutköy, Kadıköy, Şişli ve Küçükçekmece’den sipariş verildi.

Kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği ofis telefonları hangileridir?

Son 1 yıl içinde kullanıcılarımız, telsiz telefon kategorisinde en çok Gigaset A120 Dect Telefon – Siyah ürünümüzü sipariş verdiler. Açık alanda 300, kapalı alanda 50 metre kapsama alanına sahip bu ürünlerde ses kontrolü, arayan kimliği, hansdfree arama kilidi, isim tuşu, flaş tuşları ve tekrar arama özellikleri mevcut. 151 x 47 x 31 mm ebadındaki bu ürünlerin konuşma süresi 18, bekleme süresi ise 200 saati buluyor. Hassas basınç noktalarıyla kullanıcı dostu tuşlara sahip bu ürünlerin aydınlatmalı grafiksel ekranı 1.4 inç genişliğinde.

IP telefon kategorisinde en çok sattığımız ürünümüz Yealink SIP-T21P E2 Masaüstü IP Telefon – Siyah. Ethernet bağlantı türüne sahip bu ürünlerin LCD ekran çözünürlüğü 132 x 64 piksel. 10/100 x2 ağ bağlantısıyla kullanılabilen bu ürünler SIP protokolüyle çalışmakta olup ahizesiz konuşma ve duvara montaj gibi seçenekler sunmakta. Programlanabilir tuş sayısı 2 olan bu ürünlerin telefon rehberi 100 adet.

Masaüstü telefon kategorimizde ise kullanıcılarımız en çok Karel TM142 Masaüstü Telefon – Siyah ürünümüzü tercih ediyor. Her tip telefon santraliyle uyumlu bu ürünler PSTN telefon şebekesiyle bağlanabilir. 10 adet hızlı arama tuşu, handsfree arama kilidi, bekletme, aktarma, tekrar arama, sessize alma özellikleri bulunan bu ürünler DTMF ton veya pulse seçeneği sunuyor.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer ofis telefonlarını buradan inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler