Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Kavgaları Önlemenin Yolları

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste kavgaları önlemenin yolları Ofix Blog'da...

Haftada ortalama 40 saatten fazlasını ofiste mi geçiriyorsunuz sevgili beyaz yakalılar? Yani hepimiz iş arkadaşlarımızı aile ve yakın dostlarımızdan daha çok görüyoruz. Dolayısıyla, iş arkadaşlarımızla olan ilişkimiz sandığımızdan daha önemli. Ve tabii, ofiste iş uyumunu bozan kavgaların etkileri sandığımızdan daha büyük olabiliyor. Bugünkü yazımda, ofiste kavgaları önlemenin yolları hakkında birkaç öneride bulunacağım. Bu öneriler sayesinde, ofiste görmek zorunda olmasanız asla yüzüne bakmayacağınız, tahammül etmekte zorluk çektiğiniz iş arkadaşlarınızla başa çıkabilir, ofiste kavgasız bir çalışma ortamı yaratabilirsiniz. Hemen başlıyoruz…

Sizi rahatsız eden davranışları belirlemelisiniz.

Öncelikle iş arkadaşlarınızın sizi neden rahatsız ettiğini bulmalısınız. Bunu yaparken, olayları objektif bir şekilde değerlendirmeli, “Onun varlığı bile sinirimi bozuyor!” türünden yaklaşımlardan uzak durmalısınız. Sorunların esas kaynağını bulabilirseniz, çözüm yolları geliştirmek için planlama yapabilirsiniz. Kimseye “Kaşının üstünde gözü var!” gibi bir bahaneyle sinir olamazsınız. O kişinin hangi hareketleri sinirinizi bozuyor ve bu durumun esas kaynağı ne? Ofiste kavgaları önlemenin yolları için kilit soru işte budur arkadaşlar.

Ani tepkiler vermekten kaçınmalısınız.

Biliyorum, bazı durumlarda bunu yapmak çok zor olabiliyor. Ne var ki, ani verilen tepkiler sorunların çözümüne katkı sağlamadığı gibi, çözümü daha da zorlaştırabiliyor. Ofiste iş arkadaşınız canınızı sıkan bir şey yaptığında, ani tepki vermek yerine sakin olmalı, eğer sizi kızdıracak bir şey yapmışsa sinirinizin yatışması için bir süre beklemelisiniz. Siniriniz yatıştıktan sonra onunla baş başa görüşmeyi deneyebilirsiniz. Bu da işe yaramıyorsa, sorunu yöneticinizle veya iş vereninizle paylaşabilirsiniz. 

Ortak noktalar bulmalısınız. 

Ofiste iş arkadaşınızla didişmenizin nedeni, belki de hiçbir ortak noktanızın olmamasıdır. Hal böyle olunca, onu gördüğünüzde konuşacak hiçbir şey bulamayabilirsiniz. Ve aklınıza yalnızca, sinirinizi bozan hareketleri gelebilir. Oysa ofiste mola anlarınızda birlikte biraz vakit geçirseniz, ortak konular bulup sosyal ilişkilerinizi geliştirseniz, ofiste kavgaları önleme konusunda her ikiniz de çok daha başarılı olabilirsiniz. Ortak noktalar üzerinden ilişkilerinizi geliştirip daha uyumlu davrandıkça, diğer arkadaşlarınıza örnek olabilirsiniz. 

Basit hataları görmezden gelmelisiniz.

Şarkıda üstat ne güzel demiş; “Hatasız kul olmaz,” diye! Aynen öyle, sevgili beyaz yakalılar. İş arkadaşlarınızın kusurlarını bulmaya çalışmak yerine başarılı oldukları konularda kendilerini geliştirmelerine katkı sağlayabilirsiniz. Basit hatalar üzerine konuşur, yorum yapar, hatta işi sataşma noktasına taşırsanız, ofiste kavgaların çıkmasına sebebiyet verebilirsiniz. Ortada büyük bir hata varsa ve bunu yalnızca siz fark etmişseniz, konuyu yöneticinizle konuşup çözüm geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Basit hataların ise üzerinde durmayın, hiç kimseye hiçbir konuda herhangi bir ima veya sataşma yapmayın. 

Olaylara olumlu tarafından yaklaşmalısınız. 

Bazen olaylara yaklaşım şekliniz, sonucun seyrini büyük ölçüde değiştirebilir. Ofiste çalışırken tüm dünya sanki size karşıymış gibi bir anlayış içinde olmamalısınız. Olaylara olumlu tarafından yaklaşırsanız, sorunları çözme şansınız artar. Olumsuz tarafından yaklaşmanız ise kavgaların büyümesine yol açar. Ofiste kavgaları önlemek için iletişim kanallarını kapatmamalı, sağlıklı iletişim konusunda kendinizi geliştirmelisiniz. Davranışlarından rahatsız olduğunuz iş arkadaşlarınız belki de sizi rahatsız ettiklerinin farkında bile değildir. Çözüm konusunda umudunuzu yitirmeden, olaylara olumlu tarafından yaklaşıp sağlıklı iletişim kurarsanız ofisinizde güzel bir çalışma ortamına sahip olabilirsiniz. 

Adını hatırlayamadım şimdi ama, Ofix atalarından birinin çok önemli bir sözü vardır: “İyi bir iş arkadaşı en kötü işi bile çekilir kılar, kötü bir iş arkadaşı ise en güzel işten bile istifa etmenize neden olabilir.” 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

Mustafa Kemal Atatürk‘ün bizlere en büyük hediyesi olan Cumhuriyet’imiz bu yıl 96 yaşına basıyor. Ofix.com ekibi olarak tüm okurlarımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını en içten dileklerimizle kutluyoruz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler