Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste yalanı önlemek için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste yalanı önlemek konusunda faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yalan söylemek hem günlük hayatımızda, hem de iş hayatımızda bir şeylerin yolunda gitmediğinin en açık ifadesi aslında. Tüm işler olması gerektiği gibi gitse, kimse zaten yalan söylemez. Yalan söylemek hele bir de günlük rutinlerden biri haline gelmişse, bir yerlerde bir şeyler uzun süredir yanlış gidiyor demektir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, yalan konusunu ele alacağız ve ofiste yalanı önlemek için neler yapılabileceği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Yalan nedir?

Önce biraz yalandan bahsedelim efendim. En kısa tanımıyla yalan, doğru olmadığı bilindiği halde belirli birtakım amaçlara ulaşmak için söylenen yanlış sözlerdir. Bununla birlikte, her yanlış sözün yalan olduğunu söyleyemeyiz. Yalan olarak tanımladığımız yanlış sözler, herhangi bir hatadan bağımsız olarak kandırma, aldatma veya yanıltma amacı taşıyan sözlerdir. Yalan söylemek, aynı zamanda da bir savunma mekanizmasıdır. Kişide kızgınlık, üzüntü, rahatsızlık, suçluluk, vb. duyguların oluşmasını engelleyen bu mekanizma, belirli sınırların dışına çıkıldığında patolojik bir hal alır ve hem kişiye, hem de topluma zarar verir.

Yalanın birçok nedeni olabilir, fakat en temelde, yalan söyleyen kişinin hayatında yanlış giden bir şeylerin olduğunu görmemiz gerekir. Yalanla mücadelede davranış tarzı değişikliğini sağlamak çok önemli. Konunun bu tarafı, kişinin kendisi hakkındaki farkındalıklarıyla doğrudan ilgili. Fakat diğer taraftan, kişiyi yalan söylemeye iten nedenlerin ortadan kaldırılmaması, yalanla mücadelenin etkin sonuçlar doğurmasını engelleyecektir. Ofisinizde yalanla sıkça karşılaşmaya başladıysanız, hangi konularda ne gibi yanlışların devam ettiğini tespit edip bunları düzeltmeden yalanla mücadelede başarı sağlayamazsınız.

Peki, ofiste yalanı önlemek için neler yapmak gerekir? Yazımızın bu kısmında, ofiste yalanı önlemek için neler yapılabileceği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Asla “yalancı” sıfatını kullanmamalısınız.

İnsanlar arasında en bozuk iletişim şekillerinden biri lakap takmaktır efendim. Lakap takmak için kullanılan sıfatlar, belki çoğu zaman haklı bir gerekçeye dayanıldığı düşünülse de aslında iletişim çatışmalarını körüklemekten başka bir sonuç doğurmuyor. Bu çatışmaların doğal sonuçlarından biri olan inatlaşmalar, ofis ortamında iş huzuru ve iş barışına büyük zarar veriyor. Yalan söyleyen bir ofis arkadaşınız veya personeliniz varsa, ona lakap takmak yerine, yalana gerek olmadığına onu inandırmalısınız. Yalan söyleyerek hiçbir sorunu çözemeyeceğini, üstelik sorunların daha da büyümesine yol açacağını anladığında, istenilen davranış tarzı değişikliğinin sağlanmasında önemli bir aşama geride bırakılmış olacaktır.

Baskıcı ve otoriter davranmamalısınız.

Yalanla ilgili yapılan bilimsel araştırmalara göre, baskıcı ve otoriter davranışlar yalanla mücadelede en önemli engeller arasında. Bu tür davranışlar, ceza korkusunu arttırıyor ve kendini korumak konusunda kişinin savunma mekanizmalarını harekete geçiriyor, yalanlara zemin hazırlıyor. Tarih boyunca hiçbir baskıcı ve otoriter anlayış, uzun süre egemen olma fırsatı bulamamıştır. Ofis yönetimi için de benzer bir durum geçerli.

Eğer iyi bir ekibiniz varsa ve işlerinde uzmansalar, kendilerini geliştirmeye açık, iletişim yetenekleri güçlüyse, baskıcı ve otoriter davranışlara hiç gerek yok. Böyle bir ekibiniz yoksa, bu davranışlarla ofis yönetimini sağlamaya çalışmak yerine, ekibinizin kendini geliştirmesini sağlamalısınız. Profesyonelleşme arttıkça, iş huzuru ve iş barışı daha kolay tesis edilecektir. Siz her zaman açık fikirli olun, tüm çalışma arkadaşlarınız sizinle her konuda rahatça konuşabilsin. Bu şekilde sorunların daha kolay çözüleceğini göreceksiniz. 

Aşırı mükemmeliyetçi olmamalısınız.

Her konuda her zaman daha iyisini yapmak mümkündür efendim. İçinde yaşadığımız teknoloji çağı, küçük birtakım dokunuşlarla her işin niteliğini büyük ölçüde değiştirme imkanını bize sunuyor. Fakat, bunun bir sonu ve sınırı yok. Çalışma arkadaşlarınızın yaptığı hiçbir işi beğenmiyorsanız, her konuda sınırları hep en yüksekte tutuyorsanız, doğal bir savunma mekanizması olarak yalanla mutlaka karşılaşırsınız.

Ofiste yalanı önlemek için, yapılan işlerde büyük ve orta dereceli hatalar ile küçük kusurlar arasında ayrım yapmalı, kişisel tercihlerin ön planda olduğu işlere ise mümkünse hiç müdahale etmemelisiniz. Çalışma arkadaşlarınız bırakın, yaptıkları işleri zevkle ve büyük bir keyifle yerine getirsinler. Önemli olmayan konularda yapacağınız her müdahale, onların işten soğumasına yol açacaktır. İstediğiniz değişiklikleri yerine getirmemek ve başarısızlığı örtmek içinse yalan söylemeyi tercih edeceklerdir.

Kendini kabullendirme ihtiyacı yaratmamalısınız.

Özellikle de işe yeni başlayanlarda ve yeni bir göreve terfi edenlerde, kendini kabullendirme ihtiyacı ortaya çıkabiliyor. Bu ihtiyaç, belirli ölçülerde kaldığı sürece belki motive edici bir durum olarak görülebilir. Fakat, zaman içinde bu ihtiyaç azalmak yerine artıyorsa, artık patolojik bir nitelik almaya başlayabilir. Kendini kabullendirme ihtiyacı yüksek kişiler itibar, başarı, yetenek ve maddi konularda sürekli yalan söyleme yoluna gidecektir. Yalanların içeriği ve sınırları genişledikçe, ofis çalışanlarının yanı sıra şirket yönetimi de bu durumdan zarar görecektir. 

Ofiste yalanı önlemek için bu bağlamda, tüm çalışma arkadaşlarınızın bulundukları görev ve makamlarla ilgili hiçbir zaman kırıcı ve olumsuz değerlendirmeler yapmamalı, herkese saygı ve anlayışla yaklaşmalısınız. Bu tür değerlendirmeler yaparsanız, onları yalana ve hataya daha fazla sürükler, ilişkilerinize olduğu kadar şirketinize de büyük zarar verirsiniz. Tüm çalışma arkadaşlarınızı bulundukları görev ve makamlara layık olarak görürseniz, kimse kendini kabullendirme ihtiyacı hissetmez ve bu konuda yalana başvurmaz.

Personelinizi iyi tanımalı, yapamayacağı işleri ondan istememelisiniz.

İş başvurusu için kullanılan CV’lerde bazen pek çok abartma yapılabilmekte. İş arayan, uzun süredir geçim sıkıntısı çeken, iş değiştirmek isteyen, vb. kişiler, iş başvurularında niteliklerini biraz abartabilirler. Eğer ne istediğinizi iyi bilir ve başarılı bir iş görüşmesi yaparsanız, CV’lerdeki abartmaları kolayca fark edebilirsiniz. Fakat yeterli özeni göstermediyseniz veya bazı konular gözünüzden kaçtıysa, personelinizin kendisini geliştirmesini sağlamalı, kendi beyanına rağmen yapamadığı veya yapmaktan keyif almadığı işleri ona zorla yaptırmaya çalışmamalısınız. Personelinizde o işe karşı doğal bir yatkınlık hissetmişseniz, ona biraz zaman tanımalı ve işi onun için de keyifli hale getirmelisiniz. Aksi durumda, işi üzerinden atmak için yalana başvurmasını engelleyemezsiniz.

Kimseyi bir başkasıyla kıyaslamamalısınız.

Motivasyon ve iş verimliliğini arttırma konusunda en yaygın yanlışlardan biri, çalışanlar arasında farklı zaman ve gerekçelerle yapılan kıyaslamalardır. Oysa, bu tür kıyaslamalar çalışanlar arasında çeşitli kötücül duyguların oluşmasına yol açıyor. Bu kıyaslamalarda doğal yollarla öne çıkamayanlar, yalana başvurarak öne çıkmaya çalışabiliyor. Bu tür kıyaslamalar yapmak yerine, şirketinizde ekip dayanışmasını öne çıkartabilir ve rekabeti kişiler arasında değil, ekipler arasında sağlayabilirsiniz. Övgü ve takdir cümleleri kullanırken de yine ölçüyü kaçırmamalı, farkında olmadan hiçbir çalışanınızı diğerleri arasında hedef haline getirmemelisiniz. Bu cümleleri kişilere yöneltmekten çok ekiplere yöneltirseniz, şirket içi rekabetin artmasına katkı yapabilir, şirketinizin genel başarı seviyesini yükseltebilirsiniz.

Önce siz örnek olursanız, başkaları da sizi örnek alır.

Yalan söylemek konusunda ne kadar şikayet ederseniz edin, eğer yalan söylüyorsanız ve sizi yalana ittiğini düşündüğünüz sorunların çözümü için çaba sarf etmiyorsanız, yalanı önlemek konusunda önemli bir başarı elde edemezsiniz. İnsanın sosyal bir varlık olması, kurduğu ilişkiler ve etkileşimler içinde hayatını ve kararlarını şekillendirmesini sağlıyor. Eğer yönetici pozisyonundaysanız ve kendinizce haklı birtakım gerekçelerle çalışanlarınıza yalan söylemeyi adeta alışkanlık haline getirmişseniz, onların size karşı dürüst olmasını bekleyemezsiniz. Kişilik gelişiminde en önemli konuların başında gelen rol modeli, ofis ortamında sorumluluklarınızı daha da arttıracaktır. Çalışanlarınıza sürekli yalan söyleyip ve hatta onları da zaman zaman bu yalanlara ortak ederseniz, ofiste yalanı önlemek olanaksızlaşır.

Ofiste yalanı önlemek konusunda faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofix’li olmanın şimdi tam zamanı!

Yalan söylemek konusunu ele aldığımız ve ofiste yalanı önlemek için faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da Nisan ayı boyunca geçerli olan Tanışma Paketi Kampanyamızı hatırlatmak istiyoruz. Ofis sarf malzemelerinde kurumsal müşteri pazarında çok önemli bir konumda bulunan sitemizde, yeni kurumsal müşterilerimizin ilk alışveriş deneyimlerini desteklemek için, 200 TL ve üzeri ilk alışverişlerinde 75 TL değerindeki tanışma paketimizi hediye ediyoruz. Paketimizin içinde Eczacıbaşı, Focus, GP Batteries, Bigpoint, Le Color, Tesa gibi markaların birbirinden güzel ürünleri yer almakta. Ofix Kurumsal için henüz üyelik kaydı oluşturmadıysanız, gerekli işlemleri buradan kolayca yapabilir, tanışma paketi fırsatlarımızdan yararlanabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler