Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Stefan Leitz ve Faber-Castell

Yayınlandı

tarihinde

Stefan Leitz ve Faber-Castell hakkında merak ettikleriniz Ofix Blog'da...

2020 yılının Mart ayında koronavirüs salgını tüm dünyada hızla yayılırken, yazı araç ve gereçleri alanında lider oyunculardan biri olan Faber-Castell‘de çok önemli bir yönetim değişikliği gerçekleşti. Şirketin CEO’luğunu yapmakta olan Daniel Rogger‘ın yerine atanan Stefan Leitz, bu süreçte Faber-Castell için çok önemli kararlar aldı ve şirketin pandemi dönemini başarıyla atlatmasını sağladı. Teknolojinin giderek yaygınlaştığı ve yazı araç ve gereçlerine talebin azaldığı bir dönemde ortaya çıkan koronavirüs salgınını Faber-Castell için bir fırsata dönüştüren Stefan Leitz, şirketin pazarlama stratejilerini güncelledi ve satış başarılarını arttırmasını sağladı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Stefan Leitz‘ın son 1 yılda Faber-Castell‘e neler kazandırdığını, bu süreci nasıl yönettiğini okurlarımızla paylaşacağız. 

Stefan Leitz kimdir?

1964 yılında dünyaya gelen Stefan Leitz, lisans eğitimini işletme alanında tamamladıktan sonra 1990 yılında Procter & Gamble‘ın satış ekibinde iş hayatına atıldı. Merkezi ABD’nin Ohio eyaletine bağlı Cincinnati’de bulunan Procter & Gamble şirketi temizlik malzemeleri, kişisel bakım ve hijyen ürünleri konusunda uzmanlaşmıştı. Çok uluslu şirket yapısı içinde Procter & Gamble, kıtalar arası operasyon konusunda Stefan Leitz‘a çok önemli deneyimler kazandırdı. Başarılarla geçen 7 yıllık sürecin ardından yönetici pozisyonuna terfi etti. 2000’li yıllarda Unilever, Gillette, Wella gibi çok önemli şirketlerde üst düzey yöneticilik görevinde bulunan Stefan Leitz, Faber-Castell‘e katılmadan önce Avrupa’nın en önemli şarküteri ve sirke üreticilerinden biri olan Carl Kühne KG‘de yönetim kurulu başkanlığı yapıyordu. Aynı zamanda da Carl Kühne KG‘nin Fransa ve Türkiye birimlerinde denetim kurulu başkanlığını üstlenmişti. 

Faber-Castell’de Stefan Leitz Dönemi

2020 yılının Mart ayında Faber-Castell‘in yeni CEO’su olarak göreve başlayan Stefan Leitz, ne kadar zor bir göreve atandığını gayet iyi biliyordu. Yılda 2 milyardan fazla kalem ve renkli kurşun kalem üretimi yapan Faber-Castell, dünyanın en önemli ahşap kasalı kalem üreticilerinden biriydi. Faber-Castell bünyesinde dünyanın farklı bölgelerinde istihdam edilen yaklaşık 8 bin çalışanın gözü kulağı, Stefan Leitz‘a çevrilmiş durumdaydı. Koronavirüs salgını nedeniyle online eğitim programlarına ve uzaktan çalışma sistemine geçiş, yazı araç ve gereçlerine talebi ciddi ölçüde azaltmıştı. Faber-Castell gibi muazzam bir küresel gücün alacağı kararlar yalnızca kendi çalışanları için değil, aynı zamanda pazardaki etkileri bakımından da önemliydi. Bugüne kadar yazı araç ve gereçleri alanında pek çok yeniliğe öncülük yapan Faber-Castell, pandemi döneminde de pazar gücünü korumalı, yeniliklere öncülük yapmayı sürdürmeliydi.

Yeni görevi hakkında “Faber-Castell çocukluğumdan beri bana eşlik ediyordu. Eşsiz şirket tarihinden ve ürün yelpazesinden her zaman etkilendim. Her ikisi de markaya küresel cazibesini veriyor. Bunda elbette Anton-Wolfgang Graf von Faber-Castell, 40 yıllık şirket yönetimi boyunca belirleyici bir rol üstlendi. Bu arka plana karşı şirketi aile dışından yöneten ikinci CEO olmak büyük bir onurdur.” açıklamasını yapan Stefan Leitz, aslında hızlı tüketim ürünleri sektöründen geliyordu. Başka deyişle, yazı araç ve gereçleri ile ofis malzemeleri ve kırtasiye sektörüne yabancıydı. Üstelik, Faber-Castell içinde yetişmemiş, şirkete dışarıdan ve CEO olarak atanmıştı. Bu nedenlerden dolayı, Stefan Leitz‘ın atanma kararı Faber-Castell camiasında önce şaşkınlık yarattı. Fakat kısa süre içinde Stefan Leitz, vizyon sahibi bir yönetici olduğunu gösterdi ve Faber-Castell‘i bu zorlu süreçten yara almadan çıkarmayı başardı. 

Koronavirüs Salgınında Faber-Castell

1978 yılından 2016 yılına kadar Faber-Castell‘in CEO’luğunu üstlenen Anton-Wolfgang Graf von Faber-Castell döneminde Faber-Castell, küresel büyüme vizyonu çerçevesinde çok önemli projeleri hayata geçirmişti. Henüz 1980’lerin ikinci yarısından itibaren Faber-Castell‘in Orta ve Güney Amerika ile Asya Pasifik bölgelerinde büyümesini sağlayan yatırım kararlarına imza attı. 1990’lı yıllarda Anton-Wolfgang, teknolojinin hızla ilerlemesine ve dijital ürünlerin yaygınlaşmasına bizzat tanıklık etti. Fakat, dijital dönüşüm konusunda yaşanan gelişmeleri kalem pazarı için bir tehdit olarak algılamadı. Kalem pazarı için asıl tehlikenin dijitalleşme değil, ağaçların tükenmesi olduğuna inanıyordu. Bunun için, görev süresi boyunca doğanın korunmasına dönük sayısız projeyi hayata geçirdi.

Yazı araç ve gereçleri pazarında yaşanan değişimlere Stefan Leitz, Anton-Wolfgang Graf von Faber-Castell ile aynı perspektiften bakıyordu. Dijital dönüşüm kalem pazarında talep daralması yaratmaktan çok, eğitimin önem kazanmasını sağlıyor, yazı araç ve gereçlerine ilgiyi arttırıyordu. Aynı şekilde, Stefan Leitz‘a göre koronavirüs salgını kalem pazarı için tehdit oluşturmaktan çok yeni fırsatlar sunuyordu. Nitekim, çocukların zeka gelişiminde, yazılı ve sözel anlatım becerileri kazanmalarında, görsel algılarını güçlendirmede elle yapılan yazı, çizim ve boyama aktivitelerinin önemi büyüktü. Bu konudaki vizyonunu Anton-Wolfgang Graf von Faber-Castell‘in “Okullar var olduğu sürece kalem de olacak!” sözüyle ifade eden Stefan Leitz, pandemi süresince evlerden verilecek yazı, çizim ve boyama ürünü siparişlerinin pazarı canlı tutacağını görmüştü. 

Koronavirüs salgınının hızla yayılmaya başladığı dönemde Stefan Leitz, tüm Faber-Castell çalışanlarının sağlığının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını sağladı. Mart ayı itibariyle satışlar ciddi ölçüde düşmüştü. Devam eden 2 ay boyunca satışlar, Faber-Castell tarihi içinde en düşük noktasında seyretti. Kalem pazarında bu süreçte talep daralması yaşandığı gibi, Faber-Castell‘in farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren üretim tesislerinde uygulanan karantina önlemleri de üretimde daralma meydana getirdi. Okulların kapanması ve online eğitime geçişle birlikte Mart-Haziran arası dönemi Faber-Castell, oldukça zor bir mali bilançoyla geçirdi.

Stefan Leitz’ın Faber-Castell Yönetim Vizyonu

Stefan Leitz aslında hızlı tüketim ürünleri sektöründen geliyordu. İş hayatına atıldığı 1990 yılından bu yana bu sektörde kazandığı deneyimler, marka yönetimi konusunda tüketicinin görüşünü alma ve kullanıcılara ilham verme becerisinin önemini göstermişti. Marka yönetiminde iletişim ve yüksek düzeyde inovasyon da son derece önemliydi. Özellikle inovasyon, pazardaki büyümenin dinamik unsuruydu. Perakendeye oranla e-ticaret ise dağıtım kanalı bakımından yepyeni fırsatlar sunuyordu. Pandemiyle birlikte e-ticaret sektörünün öne çıkması, firmaların daha geniş kitlelere ulaşması için bir fırsat yaratmıştı. Fakat aynı zamanda da rekabeti arttırmıştı. Marka tercihleri arasında fiyat farkının yerine kalite farkı geçiyordu. Ürünlerin farklılaşması ve ihtiyaçları en iyi şekilde karşılaması, yeni dönemde rekabetin temel koşullarını oluşturacaktı. 

Stefan Leitz‘a göre koronavirüs salgını, Faber-Castell için yeni fırsatları beraberinde getirmişti. Her şeyden önce, markanın küresel cazibesi yüksekti ve bu durum, ürünlerine ilgiyi her daim canlı tutuyordu. Pandemi döneminde çocuklar ve yetişkinler için yaratıcı ürünlere artan talep ise Faber-Castell‘in bundan sonraki büyüme stratejileri için en önemli mihenk taşı haline gelecekti. 2020’nin ikinci yarısında Faber-Castell, bu gruptaki ürün çeşitliliğini hızla arttırmaya başladı. Ayrıca, pandemiye kadar Faber-Castell bünyesinde internet satışlarına sıcak bakılmıyordu. Pandemiyle birlikte e-ticaretin hızlı bir büyüme ivmesi yakalaması da Stefan Leitz ve Faber-Castell için yeni bir fırsat anlamına geliyordu. Stefan Leitz‘ın aldığı kararlar ve gerçekleştirdiği hamleler sayesinde Faber-Castell‘in internet satışları yüzde 300 oranında arttı.

Pandemi Sonrası Dönemde Faber-Castell

Stefan Leitz‘a göre koronavirüs salgınının etkileri önümüzdeki 10 yıl boyunca hissedilmeye devam edecek. Konuya ilişkin olarak, “Önümüzdeki on yıl için büyük bir potansiyel görüyorum. Temel işimiz olan ahşap kasalı kalemler konusunda dünya çapında güçlüyüz. Ancak tüketici ihtiyaçlarına daha da yakından odaklanırsak yetişebileceğimiz birçok iş alanı olduğundan eminim.” değerlendirmesini yapan Stefan Leitz, yaratıcı ürünler kategorisinde Faber-Castell‘in önümüzdeki süreçte çok yüksek bir büyüme ivmesi yakalayacağına inanmakta. Pandemi sürecinde bu alanda online kurslara artan ilgi de aslında bunun bir göstergesi. Örneğin Brezilya’da online kurslara ilgi yüzde 4.500 düzeyinde artarken Faber-Castell‘in yaratıcı ürünler kategorisindeki satışları da ciddi ölçüde arttı. Kalem kullanmaya pek hevesli olmayan Y ve Z kuşakları içinse yeni dönemde farklı yazı deneyimlerine imkan sunan grip dolma kalemler başta olmak üzere farklı ürün tipleri Faber-Castell‘in portföyünde yerini alacak. 

Ofis dostu Faber-Castell ürünleri Ofix.com’da!

Stefan Leitz‘ın son 1 yılda Faber-Castell‘e neler kazandırdığını, bu süreci nasıl yönettiğini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Faber-Castell ürünleri içinde ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Faber-Castell 1425 Tükenmez Kalem 0.7 mm 10 Adet – Mavi

Listemizin ilk sırasında, Faber-Castell 1425 tükenmez kalem 0.7 mm 10 adet – mavi var. Bir tükenmez kalem klasiği olan bu ürünleri hemen her ofiste görebilirsiniz. Nitekim bu ürünler, 250 yıldan uzun bir marka geçmişi olan Faber-Castell‘in dünya genelinde 23 ülkeye yayılan toplam 14 üretim tesisinde üretiliyor. Ülkemizde de büyük ilgi görüyor. “İğne uçlu tükenmez kalemler” olarak da bilinen bu ürünlerin mürekkebi de yine Faber-Castell kalitesine sahip. Faber-Castell 1425 tükenmez kalem 0.7 mm 10 adet – mavi ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz. 

Faber-Castell 1548 Fosforlu Kalem – Sarı

Listemizin ikinci sırasında, Faber-Castell 1548 fosforlu kalem – sarı var. 1, 2 ve 5 mm olmak üzere 3 farklı genişlikte yazı, çizim ve işaretleme olanağı sunan bu ürünlerin özel plastik gövdesi var. Bu sayede kullanım sırasında kolaylık sağlıyor. Bu ürünlerin yeniden doldurulabilme özelliğine sahip olması da önemli bir tercih nedeni. Yeniden doldurulabilen fosforlu kalemler hem ofis bütçesinde tasarruf imkanı sunuyor, hem de doğayı koruyor. Faber-Castell 1548 fosforlu kalem – sarı ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz. 

Faber-Castell 187170 Dust-Free Küçük Sınav Silgisi – Mavi

Listemizin üçüncü sırasında, Faber-Castell 187170 Dust-Free küçük sınav silgisi – mavi var. Kurşun kalem kullanımı yoğun olan muhasebe, mühendislik, mimarlık vb. ofislerde silgi ihtiyacı yüksek düzeyde seyretmekte. “Sınav silgisi” olarak ifade edilen silgiler, özel bileşimi sayesinde yüzeylerde iz bırakmaz ve silme işlemini kusursuz şekilde gerçekleştirir. Eğer iyi bir silgi arıyorsanız, bu ürünleri ilk sıralarda değerlendirebilirsiniz. Faber-Castell 187170 Dust-Free küçük sınav silgisi – mavi ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz. 

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer Faber-Castell ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.  

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

2025’te Beyan Edilen Gelir 2,3 Katrilyon TL’yi Aştı

Yayınlandı

tarihinde

2025 yılında 5 milyon 586 bin 760 mükellef yıllık gelir vergisi beyannamesi verdi. Beyan edilen toplam matrah 2 trilyon 394 milyar TL’ye ulaşırken, tahakkuk eden gelir vergisi tutarı 710 milyar TL’yi geçti.

Rakamlar büyük ama asıl dikkat çeken nokta, beyanname sürecinin artık yalnızca mali müşavirlerin takip ettiği teknik bir konu olmaktan çıkması. Serbest çalışanlardan şirket ortaklarına, kira geliri elde edenlerden birden fazla işverenden ücret alanlara kadar geniş bir kesim için gelir beyanı doğrudan gündemde.

İş dünyası tarafında bu tablo, kayıtlı gelirlerin ve vergi uyumunun ne kadar önemli hâle geldiğini gösteriyor. Özellikle büyüyen işletmelerde, gelir-gider takibinin düzenli yapılması; istisna, indirim ve belgelerin yıl içinde kontrol edilmesi son dakikadaki sürprizleri azaltıyor.

Kısacası beyanname dönemi geldiğinde hesap yapmak yerine, yıl boyunca düzenli takip yapmak gerekiyor. Çünkü finansal disiplin sadece vergi zamanında değil, işletmenin günlük kararlarında da fark yaratıyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Martı’dan Sürücüsüz Araç Hamlesi: Türkiye’de Yeni Dönem Başlayabilir

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin önde gelen mobilite platformlarından Martı, sürücüsüz ulaşım teknolojileri için önemli bir iş birliğine imza attı. Şirket, ABD merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiricisi Tensor ile yaptığı anlaşmayla gelecekte yapay zekâ destekli sürücüsüz araçları platformuna entegre etmeyi hedefliyor.

Bu iş birliğiyle birlikte Martı kullanıcıları, ilerleyen dönemde uygulama üzerinden sürücüsüz paylaşımlı araç çağırma imkanına kavuşabilir. Ancak bu sistemin hayata geçmesi için yalnızca teknik altyapının değil, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin de tamamlanması gerekiyor.

Seviye 4 Otonom Sürüş Teknolojisi Kullanılacak

Tensor’un geliştirdiği araçlar, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisine sahip. Bu teknoloji, belirli yol ve trafik koşullarında insan müdahalesine ihtiyaç duymadan aracın tamamen kendi kendine hareket edebilmesini sağlıyor.

Martı’nın planı, bu araçları kademeli olarak filosuna dahil ederek şehir içi ulaşımda yeni bir dönem başlatmak.

Türkiye, Otonom Ulaşım Sürecine Hazırlanıyor

Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde sürücüsüz araç testleri hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşüme hazırlanıyor. Martı ile Tensor arasındaki iş birliği, otonom ulaşım teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması adına atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Şirket yetkilileri, yapay zekâ destekli ulaşım çözümlerinin şehir içi mobilitenin geleceğinde önemli rol oynayacağını vurguluyor.

Ne Zaman Kullanıma Sunulacak?

Şimdilik sürücüsüz araçların Türkiye’de ne zaman hizmet vermeye başlayacağına ilişkin resmi bir tarih paylaşılmış değil. Sürecin; testler, yasal izinler ve teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerlemesi bekleniyor.

Yine de Martı’nın bu yatırımı, Türkiye’de sürücüsüz paylaşımlı ulaşımın artık uzak bir gelecek değil, üzerinde çalışılan somut bir hedef olduğunu gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Trendler