Bizi Takip Edin

Lifestyle

Uyku sersemliğinden kurtulmak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Uyku sersemliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Mevsim geçişlerinde vücudumuzda ortaya çıkan değişimler uyku sağlığı konusunda çeşitli sorunları beraberinde getirebiliyor. Hem baharın, hem de Ramazan’ın gelişiyle birlikte bugünlerde sabahları uyanmakta güçlük çekiyor olabilirsiniz. Uyandıktan sonra yataktan kalkmakta zorlanıyor, işe gelene kadar uykunuzu açamıyor olabilirsiniz. Uyku sersemliği olarak bilinen bu durum, iş performansınızı ve verimliliğinizi olumsuz etkileyebilir. Ofix Blog‘da haftaki sağlık köşemizde, uyku sersemliği konusunu ele alacağız ve uyku sersemliğinden kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Uyku sersemliği nedir?

Tıp literatüründe aşırı uyuma veya uyku ataleti olarak ifade edilen uyku sersemliği kısaca, kişinin gereğinden fazla uyuması, uyanmakta zorlanması ve uyandıktan sonra bilişsel ve bedensel fonksiyonlarını yerine getirmekte güçlük çekmesiyle ifade edilen önemli bir sağlık sorunudur. Günlük uyku süresi kişiden kişiye değişse de sağlıklı bir yetişkinde bu sürenin 6-8 saat arasında olduğu kabul edilir. Bu sürenin üzerine çıkan uyku süreleri, özellikle de ilerleyen yaşla birlikte uyku sersemliğine yol açabilmekte.

Uyku sersemliği yaşayan kişilerde çeşitli bilişsel ve bedensel fonksiyonlar zayıflar, baş ağrısı, yorgunluk, dikkat eksikliği gibi sorunlar görülür. Fazla uyuduğu halde uykusunu alamayan, uyandığında kendisini yorgun hisseden bu kişiler, ayılmakta güçlük çektikleri gibi, gün içinde ayakta durmakta bile güçlük çekebilirler. Ki bunun anlamı, iş kazası ve iş gücü kayıplarının artması demektir. Uyku sağlığı konusunda yapılan araştırmalara göre, yetişkinlerin yüzde 40’ında ara sıra da olsa bir uyku sorunu görülmekte. Yaş ilerledikçe, uyku sorunlarında da artış ortaya çıkıyor ve uyku sersemliği görülme sıklığı artıyor. Uzun süre devam eden uyku sorunları kalp krizinden beyin felcine, insülin direncinden diyabet ve obeziteye kadar pek çok sağlık sorununu tetikleyebiliyor.

Uyku sersemliği başlı başına önemli bir sağlık sorunu olduğu gibi, bazı hastalıkların belirtisi de olabilir. Bu hastalıklar arasında en yaygın olanlarının narkolepsi, uyku apnesi, sirkadyen ritim bozukluğu ve huzursuz bacak sendromu olduğunu söyleyebiliriz. Bu hastalıklar nedeniyle uyku sersemliği yaşayan kişiler, kısa ve uzun süreli hafızalarını iyi kullanamaz, basit matematiksel işlemleri bile yapmakta güçlük çekerler. Duygusal zeka, öfke ve stres yönetimi, yaratıcı düşünme gibi konularda çeşitli sorunlar yaşarlar.

Uyku sersemliğinden kurtulma yolları nelerdir?

Uyku sersemliği konusunu kısaca bu şekilde ele aldıktan sonra yazımızın bu kısmında, uyku sersemliğinden kurtulma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şunu özellikle vurgulamak istiyoruz. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri kapsamında olup tedavi edici hiçbir niteliğe sahip değildir. Eğer uyku sersemliği şikayetiniz varsa, vakit geçirmeden hekiminize başvurmalı ve gerekli tedavi sürecini hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz.

Uyku saatlerinize dikkat etmelisiniz.

Uyku sersemliğinden kurtulma yolları listemizin ilk sırasında, uyku saatlerine dikkat etme var. Yatış ve kalkış saatlerinizi olabildiğince sabit tutmaya çalışmalısınız. Bu sayede uyku ritminizi korumakta güçlük çekmezsiniz. Uyku saatiniz geldiğinde uykunuz gelmese bile yatakta olursanız uyumanız kolaylaşır. Fakat en fazla yarım saat içinde uykuya dalamamışsanız, yatakta dönüp durmak yerine uykunuzu getirecek bir şey yapabilirsiniz. Örneğin, dinlendirici bir müzik dinleyerek uykuya daha kolay dalabilirsiniz.

Uyku sersemliği şikayetinizden kurtulmak adına hafta sonları uzun süreler uyumaktan kaçınmalısınız. Hafta sonları da uyku düzeninizi korursanız, hafta içi uyku yorgunluğu hissetmezsiniz. Tıpkı vücuda gerekli besinlerin günlük düzenli olarak alınmasıyla sağlıklı beslenilebileceği gibi, sağlıklı uykunun da ancak günlük düzenli bir şekilde alınması gerekiyor.

Kötü beslenme alışkanlıklarından kurtulmalısınız.

Sonbaharın gelişiyle birlikte vücudun artan enerji ihtiyacını karşılamak adına bol karbonhidratlı yiyeceklere ilgi artıyor. Ne var ki, özellikle yatmadan önce tüketilen ağır yemekler, uyku sağlığına ciddi zararlar verebiliyor. Ülkemizde yaygın olan karbonhidrat ağırlıklı beslenme kültürü, sık acıkma ve kilo almanın yanı sıra uyku sağlığı üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurmakta. Uyku sersemliğinden kurtulma yolları içinde yatmadan en az 4 saat önce hiçbir şey yememeye dikkat etmelisiniz. Kan şekerinizi hızlı yükseltip düşüren bol karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durmalı, gün içinde ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sebze, kuruyemiş, süt ve süt ürünleri gibi gıdalardan temin etmeye çalışmalısınız.

Yatmadan önce spor veya egzersiz yapmamalısınız.

Akşam saatlerinde spor veya egzersiz yapmayı tercih ediyorsanız, yatmadan en az 4 saat önce bunları yapmamaya dikkat etmelisiniz. Metabolizmanızı hızlandıracak hareketler uyku durumuna geçmenizi engeller. Fakat, gün içinde kas gevşetici basit birtakım egzersizler yapabilirsiniz. Bu tür egzersizler, biriken yorgunluğunuzu üzerinizden daha kolay atmanıza yardımcı olur ve gece uykusuna dalmanızı kolaylaştırır.

Gündüz uykusundan uzak durmalısınız.

Uyku sersemliği şikayetiniz varsa, gündüz kısa aralıklarla şekerleme yapmamalısınız. Gün içinde kısa aralıklarla uyumak, gece uykusunun yerini tutmadığı gibi, gece uykusunu zorlaştırıcı etkiler gösterebiliyor. Fakat uykusuzluk nedeniyle dikkat ve odaklanma güçlüğü yaşıyorsanız, alışkanlık haline getirmemek şartıyla ve 15 dakikayı geçmeyecek şekilde gündüz uykusu uyuyabilirsiniz.

Kafeinli ve gazlı içecekleri azaltmalısınız.

Beyaz yakalılar arasında çay ve kahve tüketimi oldukça yüksek düzeyde. Masa başı işlerde çalışırken yanımızda enerji veren içecekler olmasını isteyebiliyoruz. Yemeklerin yanında tükettiğimiz gazlı içecekler, yemekten aldığımız keyfi arttırabiliyor. Ne var ki, vücutta biriken kafein nedeniyle bu içecekler, başta uykusuzluk olmak üzere bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Akşam saatlerinde tükettiğimiz çay ve kahveler ile gazlı içecekler ise uyku düzenimizi bozuyor. Nitekim bu içecekler, uyku düzenimizi sağlayan melatoninin etkisini azaltıyor. Uyku sersemliğinden kurtulma yolları içinde kafeinli ve gazlı içecekleri azaltmaya dikkat etmelisiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler