Bizi Takip Edin

Lifestyle

Araçlarda yakıt tasarrufu nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimde bu hafta hepinizi yakından ilgilendiren bir konuyu ele alacağım. Yazının başlığından da anladığınız üzere araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri şu sıralar çok önemli bir konu haline geldi. Aracımız olsun ya da olmasın, akaryakıta gelen zamlar hepimizin bütçesini etkiliyor. Çünkü maliyetler artıyor ve fiyatlar yükseliyor. Ama maaşlarımız aynı hızla artmıyor. Çevremde görüyorum, aracı olan birçok arkadaşım artık toplu taşımayı daha fazla kullanıyor. Aslına bakarsanız, toplu taşıma elbette akaryakıt zamlarıyla baş etmek için güzel bir yöntemdir. Ancak çoğu zaman işimiz gereği araç kullanmamız gerekiyor. Bu gibi durumlarda tasarruf yöntemlerini uygulamak maliyetlere az ya da çok katkı sağlar. Artık depoyu fullemek filmlerde gördüğümüz bir şey haline geldi. Aracımızın deposuna giren her damla benzin, mazot ya da LPG çok kıymetli. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki bölümü olan araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri işte huzurlarınızda… 

Aracınızı fazla yükle doldurmayın.

Bakın arkadaşlar, en zor olanını ilk sıraya koyuyorum. Akaryakıt zamları nedeniyle artık araçlardaki tüm kapasiteyi değerlendirmek lazım. Fakat bununla birlikte, aracınıza koyacağınız ekstra yük nedeniyle yakıt sarfiyatı artacak. Bu konuda bilinçli bir tutum izlemek lazım. Eğer araç yükleme ve kalkış saatleri konusunda doğru planlamalar yaparsanız araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri içinde avantaj sağlarsınız. Mesela nakliye işleriyle uğraşıyorsanız, uzun yolda yakıt tasarrufu maliyetlerinizi doğrudan etkiler. Ve maalesef, şehirler arası taşımacılık hizmeti veren pek çok firma kapasitelerinin üzerinde yük taşıması yapıyor. Bu gibi durumlarda matematiği iyi yapmak lazım. Aracınıza fazla yük bindiğinde sadece yakıt sarfiyatı artmaz. Aynı zamanda birçok parçası zarar görür. Ben diyeyim motor, siz deyin şasi, gövde, iklimlendirme sistemi, hepsi olumsuz etkilenir. Yakıt tasarruflu araçlar bile fazla yük nedeniyle yakıt sarfiyatı konusunda istediğiniz sonuçları vermez. Bu yüzden bu konuyu yakıt tasarrufu için yapılması gerekenler listemin ilk sırasına koyuyorum. 

Gaza basmadan önce tekrar düşünün.

“Bas gaza!” cümlesini filmlerde ve dizilerde ne çok duyuyoruz, değil mi arkadaşlar? Hatta bu isimde bir de şarkı var. Gel gör ki, bu cümleyi de artık hayatımızdan çıkarmanın tam zamanı. Ehliyeti olan herkes hız limitleri konusunda geçerli kuralları bilir. Fakat yine de trafiğin olmadığı yollarda gaza basmak birçok kişinin yaptığı bir şey. Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri içinde aracınızın hızına özellikle dikkat etmelisiniz. Benzinli araç yakıt tasarrufu hız ile ters orantılıdır. Yani hızınız arttıkça benzininiz çabuk biter. Aracınızdaki yakıt sarfiyatını minimum düzeye çekmek için hız limitlerine pek yaklaşmamanızda yarar var. Acil durumlar elbette istisna. Fakat otobandan giderken şeytana uyup gaza bastığınız anda cüzdanınız boşalmaya başlar. Araç kullanmak ciddi bir iştir sevgili arkadaşlar, bilgisayar oyunlarına benzemez. Araçların yüksek hızlara kaç saniyede çıktıkları aslında bence hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü bahsettikleri hızların gerçek hayatta karşılığı yok. Cüzdandan götürdükleri de çok. 

Hızlı gitmeniz gerekiyorsa camları kapatın.

Bu cümleyi sürücü kurslarında duymayanımız yoktur sanırım. Aracın hızı arttıkça yakıt tüketimi zaten artar. Buna bir de açık camlar eklenince sarfiyat daha da artıyor sevgili arkadaşlar. Eğer camı açmanız gerçekten de gerekliyse en fazla bir parmak kadar açabilirsiniz. Fakat tüm camlar açık olduğunda içeriye fazla miktarda hava dolar. Ki bu durum, aracınızın ileriye gitmesini zorlaştırır. Lisedeki fizik derslerimizden de hatırlayacağımız gibi, hızı etkileyen iki unsurdan biri itme kuvvetidir. Diğeri ise çekme kuvvetidir. Üstelik ön camları tümüyle açık bir araba hızlı gitmese bile yine de daha fazla yakıt tüketir. Bunun içindir ki sürücü kurslarında bu konunun üzerinde özellikle durulmakta. Camı açık araçta gerçekleşen çekim kuvveti araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri içinde ciddi bir sorun. Düşünsenize, aracınızın üzerinde bir de port bagaj var. Böyle bir durumda aracınız havanın çekim kuvvetinden çok daha fazla etkilenir ve yakıt sarfiyatı artar. Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri içinde rüzgar direncinden aracınızı mutlaka koruyun. 

Klimayı gereksiz yere açmayın.

Yukarıdaki maddeden sonra şimdi bu maddede bana biraz sitem edebilirsiniz. Evet, bir taraftan camı kapat diyorum. Bir taraftan da klimayı gereksiz yere açmayın. Peki içeride nasıl nefes alacağız? Hele ki sıcak yaz günlerinde ne yapacağız? Bu sorular doğru ve güzel sorulardır. Ve bunların kesin cevaplarını ancak uygulama sırasında kullanıcıların bulması gerekir. Bu noktada en yaygın yanlışlardan biri camlar açıkken klimayı çalıştırmaktır. Yazık günah arkadaşlar, kendinize bu kötülüğü yapmayın. Genel olarak baktığımızda klima kullanımı camı açmaktan daha hesaplı. Çünkü cam açınca yukarıdaki maddede anlattığım gibi yakıt sarfiyatı artıyor. Fakat bunun anlamı klimaya aşırı yüklenmek değil. Burada herkesin makul sınırları koruması gerek. Motorda yakıt tasarrufu ile klima kullanımı arasındaki ilişki yüzde 10 ile yüzde 20 arasında. Hiç de yabana atılamayacak bir oran bu. Eğer mevsim şartlarına uygun şekilde giyinir, gereksiz kullanımı önlerseniz araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri klima konusunda da başarılı sonuçlar verir. 

Ani kalkışlar yapmayın, aracınızı çok da yavaş kullanmayın.

Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri konusunda önemli noktalardan biri de aracın kalkış ve seyir hızıdır sevgili arkadaşlar. Benzinli arabada yakıt tasarrufu önerilerini merak eden kullanıcılar, aracın kalkış hızına nedense pek dikkat etmiyor. Hızlı gitmenin yakıt sarfiyatını arttırdığını bilenler de yavaş gitmenin her zaman işe yaradığına inanma eğiliminde. Hayır arkadaşlar, araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri bağlamında bunlar doğru değil. Acil bir işiniz varsa aracınızı hızlı şekilde kaldırmak isteyebilirsiniz. Ancak yapacağınız her ani hareket motora daha fazla yakıt pompalanmasına neden olur. Kaldı ki araç kullanıcılarının ani hareketlere karşı otokontrol mekanizmalarının çok güçlü olması lazım. Yanlış yerde ve zamanda yapacağınız her ani hareket hayati risk yaratır. Diğer taraftan, oto yakıt tasarruf cihazı kullananlar nedense yavaş gitmenin yakıt sarfiyatını azalttığını düşünür. Oysa arkadaşlar, aracınızı çok yavaş kullandığınızda da motorunuz daha fazla yakıt sarf eder. Bu sarfiyatı dengelemek için aracınızı uygun devir ve viteste kullanmanız gerekir. 

Hava filtrenizi en son ne zaman temizlediniz?

Ya da şöyle sorayım: Hava filtrenizi hiç temizliyor musunuz? Cevabınız hayırsa aracınız maalesef bu ihmaliniz yüzünden daha fazla yakıt tüketecektir sevgili arkadaşlar. Bu konuda uzmanların beyanlarına göre motor bakımı yapılmış ve hava filtreleri temizlenmiş araçlarda yakıt tasarrufu yüzde 5 düzeyinde. Hangi tür araç söz konusu olursa olsun hava filtreleri zamanla kirlenir. Araçların rutin bakım işlemleri sırasında bu temizliğin de yapılması gerekir. Ancak bu konu bazen gözden kaçar. Veya periyodik bakım süresinden önce hava filtresi kirlenmiş olabilir. Bu gibi durumlarda aracınızı ihmal etmemelisiniz. Tıpkı evde veya işyerinde kullandığınız klimalarda olduğu gibi filtre temizliği enerji sarfiyatını doğrudan etkiler. Aracınızın yazlık ve kışlık bakımı yapılırken bu temizlik sağlanacaktır. Ancak yine de dikkatli olun. Araç yakıt hidrojen sistemi kirli havadan olumsuz etkilenir. Aracınıza koyduğunuz yakıt çabuk bitmeye başlamışsa bunun bir nedeni kirli hava filtresi olabilir. Benzinli araba yakıt tasarrufu için temiz filtreler önemli avantaj sağlar. 

Rölanti ayarları ve bujilerdeki sorunlar yakıt sarfiyatını arttırır.

Şimdi arkadaşlar, bu konular çok teknik konular. Detaya girersem yüzde 90’ınız bana ne bunlardan deyip geçer. Yine de yüzde 10’unuz için çok kısaca belirteyim. Aracınızı rölantide çalıştırırsanız benzin tasarrufu yapamazsınız. Araç benzin yakmaz, ama motorun canına okursunuz. Araç çalışmaya başladığında motorunuzun yakıt sarfiyatı artar. Herhangi bir yerde bekleme yapmanız gerekiyorsa aracınızı rölantide tutmayın. Motoru kapatın ve öyle bekleyin. Böylelikle motor ömrü ve verimliliği artar. Rölantide motorunuz zarar gördükçe daha fazla yakıt tüketir. Aracın rölanti ayarı fazlaysa yakıt sarfiyatı artar. Rölanti devri ayarsızsa zaten motor stop eder. Buji ise içten yanmalı motorlarda ateşlemeyi sağlayan parçadır. Dolayısıyla bujiniz ömrünü tamamlamışsa ateşleme gerçekleşmez. Ancak bujideki sorunlar yakıt sarfiyatını arttırır. Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri içinde bunlara da dikkat edelim. Daha fazla detaya girmeyeceğim. Çünkü aranızda bujiyi ömründe bir kere bile görmemiş olanların sayısının fazla olduğunu tahmin ediyorum. Üstelik aracınıza iyi bir bakım yaptırırsanız görmenize gerek kalmaz. 

Periyodik bakım işlerini ihmal etmeyin.

Yukarıdaki iki maddeden çıkan doğal sonuç elbette budur sevgili arkadaşlar. Gerçi malum nedenlerden dolayı her şeyin fiyatı artıyor. Son zamlardan sonra periyodik bakım hizmetlerinin maliyetleri de epeyce arttı. Ancak bu işlerin ihmali durumunda daha büyük maliyetler oluşur. Örneğin motor yağının işlevini kaybetmesi bu bağlamda önemli bir sorundur. Kontrol paneline bakarsınız, yağ var görünür. Ama işlevini kaybetmişse yakıt sarfiyatı artar. Bu gibi durumlarda mesele araca motor yağı koymaktan ibaret değil. Koyduğumuz yağ acaba işlevini yerine getiriyor mu, önemli olan bu. Diğer taraftan fren ayarlarınız bozuksa bırakın tasarrufu, hayatınız tehdit altındadır. Lastik havalarınız normal seviyede değilse yine aynı durum söz konusu. Peki aranızda kaçınız eline bir kez debriyaj balatası alıp incelemiştir? Ben incelemedim mesela. Hiç de anlamam. Bunlar benim işim değil çünkü. Her işi uzmanına havale etmek lazım. Aracınızı götürün servise, tepeden tırnağa incelesinler. Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri işte o zaman en etkili sonuçları verir. 

Yakıt tüketiminizi hesaplayarak verimliliği takip edin.

Tasarruf konulu blog dizimi takip edenler tasarrufla ilgili bazı noktalara her hafta vurgu yaptığımı görüyordur sevgili arkadaşlar. Hayatımızın pek çok alanında yaptığımız israfı aslında bilgisizlikten dolayı değil, farkında olmadan yapıyoruz. En basitinden, buzdolabının kapısını sık sık açtığımızda buzdolabında tasarruf yöntemleri konusunda elde ettiğimiz kazanımlar uçup gidiyor. Araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri konusunda verimlilik takibi bu bağlamda önemli bir avantaj sağlar. Bu takibi yapmak için satın aldığınız yakıtı ve gittiğiniz mesafeyi hesaplama cihazınıza kaydedin. Böylelikle kilometre başına yaptığınız harcama tutarını görürsünüz. Yakıt tüketiminizi hesaplamanız, araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri konusunda farkındalıklarınızı arttırır. Maliyetin yükseldiğini görüyorsanız bir şeyler yanlış gidiyor demektir. O vakit sorunun kaynağını bulur ve çözümü sağlarsınız. Yakıt tüketiminizi hesaplamazsanız sürece erken aşamada müdahale şansınız olmaz. Oysa yakıt tüketimi hesaplaması, gideceğiniz mesafeler için yapacağınız harcamaları da öngörmenizi sağlar. Günümüz şartlarında bu tür öngörüler çok önemli. Yanlış hesaplar cüzdan boşaltıyor. 

Araç yakıt tasarruf cihazı kullanmada yarar var.

İnternette veya sosyal medyada belki görmüşsünüzdür, araç yakıt tasarruf cihazı başlığı altında satışı gerçekleşen bazı ürünler var. Bunların bir kısmı, yakıt hortumuna takılan 2 adet mıknatıstan ibaret. Bu cihazın işlevi, hortumdan geçen yakıtı ayrıştırarak sarfiyatı azaltmak. En iyi durumda tasarruf oranının yüzde 15 dolayında olduğunu söyleyen bazı uzmanlar var. Diğer taraftan hidrojen yakıt tasarruf cihazları ise özel bir hidrojen jeneratörüne sahip. İşlevi, suyun içindeki hidrojeni ayrıştırarak motora vermek. Bu da yaklaşık bu düzeyde tasarruf sağlayabilir. Peki diyeceksiniz ki, bu maddeyi niye sona koydun? Evet arkadaşlar, sona koydum, çünkü bu cihazlara güvenip diğer önlemleri ihmal etmemeniz gerekir. Aracınızda tasarruf cihazı olsa bile mesela camları açmamalısınız. Yani bir cihaz var, aracına takıyorsun, tasarruf yapıyor, yok böyle bir şey. Böyle anlamayın diye bu maddeyi özellikle sona bıraktım. Ayrıca tabii ki dizel araçlarda yakıt tasarrufu cihazı da önemli kazanımlar sağlar. Şu şartla ki, bu ürünleri doğru kullanmak lazım. 

Benzinli araç mı dizel araç mı tasarruf için daha avantajlı?

Vallaha arkadaşlar, burada esas nokta aracın türünden ziyade kullanım şekli. Yani aracınızı nasıl kullandığınız tasarruf konusunda elde edeceğiniz sonuçları doğrudan etkiler. Hatta biliyor musunuz, benzin almak için sabah saatlerini tercih etmek daha avantajlı. Çünkü hava soğukken benzin sıkışır. Bu yüzden aynı tutara daha fazla benzin almış olursunuz. Dizel araçta motorun ısınmasını beklemek gerekir. Isındıktan sonra daha az yakıt harcar. Fakat dizel araçlarda ani kalkışlar ve duruşlar yakıt sarfiyatını benzinli araçlara göre daha fazla arttırır. Benzer şekilde LPG’li araçlar ve ikinci el araçlarda da tasarruf yöntemlerine dikkat etmek lazım. Aslında doğru şekilde uygularsanız tüm araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri başarılı olur. Sırf lastik değişimi bile aracın türünden daha önemli hale gelebilir. Bu gibi konularda zihninizde herhangi bir önyargı olmasın. Alın bir kağıt ve kalem, aracın artılarını ve eksilerini yazın, maliyete bakın. Hangisi işinize geliyorsa onu seçin. Ve araçlarda yakıt tasarrufu yöntemleri konusunda farkındalıklarınızı hep yüksek tutun. 

“Bugün 23 Nisan, Hep Neşeyle Doluyor İnsan”

Hatırlıyorsunuz değil mi sevgili arkadaşlar, çocukken bu şarkıyı ne kadar da coşkulu bir şekilde söylerdik. Ben hiç unutmadım. Sınıfa astığımız bayrakları, balonları her 23 Nisan’da özlemle hatırlıyorum. Ülkemizin çocukların elinde yükseleceğine inanan ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nin kuruluş gününü ulusal birlik ve beraberliğimizin en büyük koruyucusu olan çocuklara armağan etmişti. Ofix.com ekibi olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘nızı en içten dileklerimizle kutluyor, tüm çocuklarımıza mutlu bir gelecek diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Büşra Hanım

    24 Nisan 2022 saat 19:22

    Teşekkürler, deneyeceğim.

  2. Adana Oto Kiralama

    29 Nisan 2022 saat 02:04

    Gayet güzel bilgilere değinilmiş Ancak bizlerinde kiralık araçlarda yaşadığı en büyük sorunlardan biri olan araç enjektör ayarlarının tam optimizasyon ayarlarının doğru yapılması çok önemli, aslında tüm araçlar fazla yakıyor rolanti bir performans için enjektör ayarları doğru yapılırsa ciddi bir yakıt tasarrufu sağlanmaktadır.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler