Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kahvenizi nasıl seversiniz?

Yayınlandı

tarihinde

Kahvenizi daha lezzetli hale getirecek ipuçları Ofix Blog'da...

Gün içinde en çok tükettiğimiz içecekler arasında kahve üst sıralarda yer alıyor. Türk kahvesinden nescafeye, filtre kahveden espressoya kadar birçok çeşidiyle kahveyi çok seviyoruz. Damak zevkine göre kahve tüketim şekilleri değişebiliyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, kahve tüketim şekilleri hakkında faydalı bilgiler ve kahvenizi daha lezzetli hale getirecek ipuçları paylaşacağız.

Türk Kahvesi

Online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en fazla tükettiği kahve çeşitleri arasında Türk kahvesi ilk sırada yer alıyor. Türk kahvesini pişirirken, fincan başına iki çay kaşığı veya bir tatlı kaşığı kahve kullanmalısınız. Sade Türk kahvesi seviyorsanız, cezveye hiç şeker koymamalısınız. Az şekerli Türk kahvesi için yarım küp kesme şeker, orta şekerli Türk kahvesi için 1 küp kesme şeker, şekerli Türk kahvesi içinse iki küp kesme şeker kullanabilirsiniz.

İyi bir Türk kahvesinin olmazsa olmazlarından biri köpükleridir. Köpüklü Türk kahvesi için, cezvenizi ocağın üzerine aldıktan sonra kabarıncaya kadar mümkünse hiç karıştırmamanız. Kahve yapımı sırasında eğer cezvede çökme oluşuyorsa, kahvenizi çok az karıştırmanız gerekebilir. Fakat fazla karıştırdıkça köpüğü kaçabilir. Kahvenizin köpüğünün kaçmaması için soğuk su kullanmalı, ateşin üzerine almadan önce iyi karıştırmalı ve kahvenizi kısık ateşte pişirmelisiniz.

Nescafe

Ofislerde en fazla tüketilen kahve çeşitleri arasında nescafe ikinci sırada yer alıyor. İyi bir nescafe hazırlamak için her şeyden önce, bardağa ilk olarak su değil, nescafe koymalısınız. Bir bardak nescafe için 2 çay kaşığı veya 1 tatlı kaşığı nescafe yeterli. Nescafede musluk suyu değil, içme suyu kullanmalısınız. Klorlu ve kireçli musluk suları nescafenin lezzerinin bozulmasına yol açar. Nescafede kullanılacak suyun sıcaklığı 80-90 derece aralığında olmalı. Suyu bu sıcaklığa getirmek için kaynadıktan sonra 1 dakika bekletmeniz yeterli. Bu sıcaklık aralığının altında veya üzerindeki sularda kahve parçacıkları iyi çözünmez ve nescafede acımsı bir tat oluşur.

Nescafenizi sütlü içmeyi tercih ediyorsanız, ölçünüz yarım bardak su ile yarım bardak süt şeklinde olmalı. Sütlü nescafe hazırlarken süt miktarını fazla tutarsanız, nescafe tadını bastırır. Sütlü nescafe konusunda ayrıca, sütün sıcaklığına dikkat etmeli, süt ve nescafenin aynı sıcaklıkta olmasını sağlamalısınız. Sütünüz eğer soğuk, nescafeniz sıcak olursa lezzetli bir nescafe elde edemezsiniz. Fakat önce sütü mü yoksa suyu mu koyacağınızın önemi yok. Önemli olan, lezzetli bir karışım elde edebilmek için her şeyi ölçüsünde ve doğru şekilde kullanabilmek.

Sütlü nescafe konusunda karıştırılan en önemli konulardan bir diğeri de Coffee-Mate kullanımıdır. Kahvesini sütlü olarak içmeyi tercih edenlerin aynı tadı yakalamak adına kullandığı Coffee-Mate, sanılanın aksine, bir tür süt tozu değil, bitkisel içerikli bir kremadır. Nescafe hazırlarken Coffee-Mate miktarını abartırsanız, sütlü nescafe tadı almaktan çok kremalı çikolata tadı alırsınız. Coffee-Mate için ideal ölçü, 1 tatlı kaşığı nescafeye karşı 2 tatlı kaşığı Coffee-Mate şeklindedir. Nescafenizi eğer tatlandırmak istiyorsanız, Coffee-Mate miktarını arttırmak yerine şeker kullanabilirsiniz. Fakat şeker miktarı için de abartıya kaçmamanızı tavsiye ederiz. Dilerseniz kahve, şeker ve yumuşak krema tadını birleştiren Nescafe 3’ü 1 Arada ürünlerini de tercih edebilirsiniz.

Filtre Kahve

Ofislerin en fazla sipariş verdiği kahve türleri arasında üçüncü sırada yer alan filtre kahveler, öğütülmüş kahve çekirdeklerinin bir filtreden süzülen su yardımıyla demlenmesiyle elde ediliyor. Filtre kahvenin yapımında kullanılan filtre kahve makinesi, kahvenin lezzetini doğrudan etkilemekte. Kahve makinelerinde sürahi çeşitleri, cam veya paslanmaz çelik olmak üzere iki türlüdür. Cam sürahiler daha sağlıklı olduğu için ve kahvenin tadını bozmadığı için daha fazla tercih edilmekte. Paslanmaz çelik sürahiler ise kahvenin sıcaklığını saatlerce koruyabilir. Ancak, fazla beklemeleri halinde kahvenin tadında bozulma oluşabilir.

Ofiste lezzetli bir filtre kahve keyfi yaşamak istiyorsanız, öğütücü haznesinin 250 gramdan az olmamasına dikkat etmelisiniz. Filtre kahve makinenizde öğüteceğiniz kahve çekirdeklerinin etrafa yayacağı kokuyla ofiste kahve keyfi yaşamak isteyecek arkadaşlarınız her an etrafta belirebilir. Ölçü olarak, 180 ml sıcak su için 4 yemek kaşığı filtre kahve kullanabilirsiniz. Filtre kahvenizi kahve presinde pişirecekseniz, 5-6 saniye öğütmeniz yeterli. Düz zeminli filtre kahve makinesi kullanıyorsanız, kahvenizi öğütme süreniz 8-10 saniye olabilir. Koni biçimli filtresi olan kahve makinesi kullanıyorsanız, kahvenizi 15 saniye öğütebilirsiniz.

Espresso

Espressolar yoğun bir kahve lezzeti sunduğu gibi, yapımı bilgi ve beceri gerektiren farklı bir demleme şekline sahiptir. Öyle ki, ofisinizde eğer deneyimli bir barista varsa, espressonuzu ona yaptırmayı tercih edebilirsiniz. Fakat böyle bir şansınız yoksa, iyi bir espresso makinesi almalısınız. Espresso makineleri, tam otomatik ve yarı otomatik olmak üzere iki türlüdür. Tam otomatik espresso makineleri, kahve çekirdeklerini kendi içinde öğütür ve çekilmiş kahveyi yüksek basınçlı suda çözerek fincanınıza kahve özünü bırakır. Su miktarını siz ayarlayacağınız için, az su koyarsanız yoğun, çok su koyarsanız düşük yoğunlukta bir espresso hazırlayabilirsiniz.

Yarı otomatik espresso makinelerinde ise kahve çekirdekleri farklı bir yerde öğütülür ve daha yüksek bir fiziksel efor gerekir. Bu ürünleri kullanmak için, espresso konusunda deneyiminizin olması gerekir. Espresso makinesini eğer sade espresso için kullanacaksanız, kapsülünün dayanıklı ve istediğiniz hacme uygun olması yeterlidir. Fakat, latte veya cappuccino gibi sütlü içecekler için kullanacaksanız, makinenizin tek elektrik girişi olmasını tercih edebilirsiniz. Köpürtücü ve demleyici için farklı elektrik girişlerine sahip ürünler için ofisinizdeki bağlantı noktalarını kontrol etmelisiniz.

Cappuccino

Üzerindeki bol süt kremasıyla kahve konusunda farklı bir lezzet sunan cappuccinolar, diğer kahve türlerine oranla daha yumuşak bir içime sahiptir. İyi bir cappucino hazırlamak için, espresso makinenizin ısı dalgalanması özelliğinin iyi olması gerekir. Espresso üzerine süt ve süt kreması eklenerek yapılan cappuccinonun önce bazını hazırlamalısınız. Taze öğüttüğünüz kahveyi düzleştirdikten sonra suyla buluşturmalı, hazırladığınız espressonun ardından sütü köpürtmelisiniz. Ölçü olarak, 30 ml’lik espresso için 120 ml süt kullanabilirsiniz. Sütün iyi köpürmesi için yaklaşık 70 derecede olması gerekir. Bu şekilde hazırlayacağınız süt kremasını espressonun üzerine ekleyerek lezzetli bir cappucino keyfi yaşayabilirsiniz.

Latte

Yapımında kullanılan yoğun sütten dolayı kahve keyfine farklı bir boyut kazandıran latte, espresso bazlı içeceklerden biri olup cappuccinoya oranla daha fazla miktarda süt barındırır. Fakat süt 70 dereceye kadar ısıtıldıktan sonra köpürtülmeden kullanılır. Cappuccinoya oranla daha yumuşak bir içime sahip olan lattenizi daha lezzetli hale getirmek için isterseniz üzerine ince bir köpük tabakası ilave edebilirsiniz.

Ofix’te satışı devam eden tüm kahve çeşitlerini kahveler kategorisinde inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
3 Yorum

1 Yorum

  1. Aycup

    25 Mayıs 2021 saat 09:59

    Köpüklü ve espresso olarak severiz. Ayrıca Türk kahvesi baştacımızdır.

  2. Ali BEY

    27 Şubat 2022 saat 00:02

    Harika bir liste olmuş.

  3. Angun

    27 Şubat 2022 saat 07:22

    Harika bayıldım. Bilmediğim kahveler varmış.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler