Bizi Takip Edin

Lifestyle

Migren nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Migren hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Günlük hayatta sıkça karşılaşılan baş ağrısı şikayetlerinin önemli bir bölümü migrenle ilgilidir. Bu konuda kadınlar daha dezavantajlı konumda. Sıradan baş ağrılarına oranla çok daha şiddetli olan migren ağrıları nedeniyle hastanın yaşam kalitesi ve iş performansı ciddi ölçüde düşmekte. Yaz sıcaklarının dayanılmaz hale geldiği bu zaman diliminde oluşan çevresel faktörler migren ağrılarını kolaylıkla tetikleyebilir. Eğer migreniniz varsa bu zaman dilimini sağlıklı geçirmek için bazı konulara mutlaka dikkat etmeniz gerekmekte. Migrenle baş etmenin en sağlıklı yolu migreni iyi tanımaktan geçer. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, migren hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. “Migren nedir?”, “Migren çeşitleri nelerdir?”, “Migren belirtileri nelerdir?” gibi soruların cevaplarını merak ediyorsanız, bu yazımızda çok şey bulabilirsiniz. 

Kısaca Migren

Migreni kısaca, şiddetli bir baş ağrısı olarak tanımlayabiliriz. Tıp literatüründe bugüne kadar tanımlanabilmiş pek çok baş ağrısı çeşidinden bahsetmek mümkün. Bunların sayısı 160’ın üzerindedir. Tüm bu baş ağrıları esasen iki temel kategoride incelenir; fonksiyonel baş ağrıları ve patolojik baş ağrıları. Bunlardan fonksiyonel baş ağrıları, herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ortaya çıkan baş ağrılarıdır. Bu ağrılar daha çok sinirsel, damarsal ya da hormonal etkenler tarafından tetiklenir. Ve nedenin ortadan kalmasıyla birlikte genellikle sona erer. Günlük hayatta karşılaşılan baş ağrılarının büyük bir bölümü bu ağrılardan oluşur. Fonksiyonel baş ağrıları için kimi zaman gerilim türü baş ağrıları ifadesi de kullanılabilir. Günlük hayatta örneğin susuzluk, aşırı çay veya kahve tüketmek ve benzeri nedenlerden dolayı gerilim türü baş ağrılarına sıkça rastlanır. Patolojik baş ağrıları ise genetik faktörler, travmalar veya nörolojik nedenlerle oluşabilir. Fonksiyonel baş ağrılarına oranla patolojik baş ağrıları çok daha şiddetlidir. 

Baş ağrısıyla ilgili sınıflandırmalarda migren primer baş ağrısı grubunda değerlendirilmekte. Bu grupta yer alan baş ağrısı çeşitleri, başka bir hastalığa bağlı olmaksızın gelişen baş ağrılarından oluşur. Migren atakları kimi zaman fonksiyonel baş ağrısı çeşitlerinde olduğu gibi daha az etki gösterirken, çoğu zaman patolojik baş ağrılarında olduğu gibi şiddetli hale gelir. Başka deyişle, herhangi bir hastalığa bağlı olarak baş ağrısı şikayeti yaşıyorsanız, bu şikayetiniz migren kapsamında değerlendirilmez. Migren ağrıları daha çok şakak bölgesinde gelişen, zonklayıcı türde ve dayanılması çok güç ağrılardır. Migrenin görülme sıklığı kadınlarda yaklaşık yüzde 20 düzeyindeyken, erkeklerde bu oran yüzde 8 civarındadır. Genç yaşlarda migrenin görülme sıklığı ise orta yaş ve üzerine göre 3 kat daha fazla olabilir. Migrene bağlı olarak hastanın günlük hayatı ve iş performansı ciddi ölçüde etkilenir. Migreni tetikleyen herhangi bir nedenden dolayı hasta, şiddetli bir baş ağrısına maruz kalarak günlük işlerini bile yapmakta ciddi zorluk yaşayabilir. 

Migren çeşitleri nelerdir?

Migrenle ilgili olarak literatürde farklı sınıflandırma şekillerine rastlamak mümkün. Bunlar içinde en yaygın olanının aurasız migren, auralı migren ve kronik migren şeklinde üçlü bir sınıflandırma olduğunu söyleyebiliriz. Aurasız migren, 4 ile 72 saat arasında tekrarlayan şiddetli baş ağrılarıyla karakterize edilir. Migrenin en sık görülen türü budur. Aurasız migrende hasta, baş ağrısını sınırlı bir bölgede hisseder. Ağrıların şiddeti orta ile ciddi arasında değişebilir. Bu hastalarda ışığa, sese ve fiziksel aktivitelere duyarlılık yüksektir. Bu konularda oluşabilecek herhangi bir ani değişim, migrenin tetiklenmesine yol açabilir. Auralı migrende ise belirtiler, genellikle baş ağrısının gelişimi sırasında ortaya çıkar ve 1 saat içinde son bulur. Auralı migrende hasta, çeşitli görsel bozukluklar ve konuşma güçlüğü yaşar. Baktığı yerlerde renkli lekeler ve yıldızımsı şekiller görür. Görüş alanında bazı kör bölgeler oluşur. Kronik migren ise en az 3 ay boyunca her ayın en az 15 gününü şiddetli baş ağrısı şikayetleriyle geçiren hastalar için söz konusudur. 

Migren belirtileri nelerdir?

Migrenin en önemli belirtisi şiddetli baş ağrısıdır. Migren ağrısı o kadar şiddetli bir ağrıdır ki, kişinin herhangi bir iş yapmasını ciddi ölçüde zorlaştırır, istirahat etmesini zorunlu kılar. Migren ağrıları genellikle tek taraflıdır. Beynin belli bir bölgesinde hissedilen ağrı, daha çok o bölgede tekrarlama eğilimi gösterir. Nadiren diğer tarafta da hissedilebilir. Ağrıların en çok hissedildiği yer ise şakaklar ve çevresidir. Kimi zaman göz çevresinde, başın arka tarafında ve kulakların arkasında da migren ağrıları oluşabilir. Migrenin diğer belirtileri arasında aşırı duyarlılık ve tepkisellik, duygu durum bozukluğu, aşırı ve gereksiz neşelenme, dikkat eksikliği gibi şikayetlere de rastlanabilir. Migreni olan hastanın düşünce kontrolü ve muhakeme yeteneği zayıflar. Konuşurken sözcük bulmakta güçlük çeker ve yavaş konuşur, dili dolanır. Hastada sürekli uyku isteği, esneme, aşırı iştah ve karbonhidrat krizi görülebilir. 

Migrenin hangi türü olursa olsun hastanın ışığa, sese ve kokuya karşı aşırı bir duyarlılığı vardır. Bu konularda en küçük bir değişim bile hastanın şiddetli bir baş ağrısı duymasına yol açabilir. Hastanın maruz kaldığı değişimin miktarı arttığında, hissedeceği ağrıların şiddeti de artabilir. Migrene iyi gelen şeyler veya migren için ağrı kesici kullanmak, bu gibi durumlarda yetersiz kalabilir. Migrene bağlı olarak gelişen aşırı su içme ihtiyacı nedeniyle karında şişlik oluşabilir. Kabızlık ve ishal de migrenin belirtileri arasında değerlendirilebilir. Bu bağlamda en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan biri de kokuya karşı artan duyarlılıktır. Öyle ki, parfüm ve deodorant bile migrenin tetiklenmesine yol açabilir. Auralı migrende hasta, görsel aurasında titrek parıldayan ışıklar tarif edebilir. Duyusal aurada ise belirtiler el, ağız ve dilde uyuşma ya da karıncalanma şeklindedir. 

Migren nedenleri nelerdir?

Migrenin nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemekte. Fakat genetik faktörler, hormonal değişimler ve çevresel faktörler nedeniyle migrenin daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Migren nedenleri arasında genetik faktörlerin diğerlerinden daha etkili olduğu bilinmekte. Ailede migren hastası varsa migrene yakalanma olasılığı yüzde 40 düzeyindedir. Eğer anne ve babada migren varsa, bu durumda migrene yakalanma olasılığı yüzde 80 düzeyine kadar çıkabilir. Genetik faktörlerin ardından en etkili faktörler hormonal değişimlerdir. Bu konuda kadınlar daha dezavantajlı olduğu için migrene yakalanma oranı kadınlar arasında daha yüksektir. Genç kadınlarda bu oran 3 kata kadar artabilir. Özellikle regl döneminde yaşanan hormonal değişimler nedeniyle migrenin şiddeti artabilir. Regl döneminde artan ağrıların nedeni de migren olabilir. Çevresel faktörlere bağlı olarak metabolizmada meydana gelen değişimler de migrenin ortaya çıkmasına neden olabilir. 

Migren ataklarını hızlandıran faktörler nelerdir?

Migren ataklarını etkileyen faktörler arasında atakları hızlandıran faktörlere karşı hastanın farkındalıklarını yüksek tutması gerekmekte. Aksi durumda migrene bağlı şikayetlerde ciddi bir artış oluşabilir. Bu faktörler kişiden kişiye değişse de genel olarak uzun süreli açlık, öğün atlama, stres, uyku bozukluğu gibi nedenlerden dolayı migrenin daha şiddetli hale geldiğini söyleyebiliriz. Migreni olan kişilerin bir anda ve yüksek miktarda gerçekleşen ışık, ses ve koku değişimlerinden aşırı derecede etkilendiğini biliyoruz. Güçlü bir ışığa maruz kalmak, aşırı parfüm kokusu ve bunlar gibi pek çok çevresel etken nedeniyle migren atakları hızlanabilir. Bunların yanı sıra hava değişimi ve kirlilik, yükseklik değişimi, sert esen lodos, hatta sigara dumanı bile migrenin hızlanmasına neden olabilir. Kişi eğer alkol ve sigara kullanıyorsa, atakların hızı daha da artabilir. Bu gibi faktörlere sıkça maruz kalan hastaların vakit geçirmeden tedavi süreçlerini başlatmaları gerekir. 

Migren teşhisi nasıl konur?

Yaşanan her şiddetli baş ağrısı migren olarak değerlendirilemez. Bir kimseye migren teşhisinin konulabilmesi için uzun bir süreç ve hekim kontrolü gerekmekte. Migrenle ilgili yapılan araştırmalara göre toplumumuzda migren teşhisi konulmamış kişilerin oranı, teşhis konulanlara göre çok daha yüksek düzeyde. Konulan teşhislere göre migrenle ilgili ilk bulgular, çocukluktan ergenliğe geçiş döneminde ortaya çıkıyor. İlk atakların ise yaklaşık yüzde 80’i 30 yaşından önce gerçekleşmekte. 30 yaşından sonra oluşan migren şikayetlerinin çok küçük bir bölümü hekimlere bildiriliyor. Kendinizde veya çocuğunuzda migrenle ilgili olduğunu düşündüğünüz herhangi bir şikayet gözlemlerseniz, vakit geçirmeden hekime başvurmanızı tavsiye ederiz. Aksi durumda şikayetleriniz giderek artar ve yaşamınızı ciddi ölçüde etkiler. Dahası, yaşadığınız şiddetli baş ağrısı şikayeti başka bir hastalığın da habercisi olabilir. Bu değerlendirmeyi ancak hekiminiz yapabilir. 

Migren tedavi edilebilir mi?

Migren tedavisi oldukça zor ve hastanın tüm yaşam şeklini etkileyen bir tedavi sürecini ifade etmekte. Süreç ilk olarak hekim tarafından hastaya migren teşhisinin konulmasıyla başlar. Bu teşhisi koyabilmek için hastanın baş ve boyun bölgesi ile kas yapısı incelenir, ağrıların esas nedeni tespit edilmeye çalışılır. Vücutta şiddetli baş ağrısına yol açabilecek pek çok nedenle karşılaşılabilir. Migren tedavisi için öncelikle ağrıların esas nedenlerinin tespit edilmesi gerekir. Tedavi sürecinde hastanın günlük su tüketimi, beslenme ve uyku düzeni, stres derecesi, mide ve bağırsak sistemi gibi pek çok konuda incelemeler yapılır. Hastanın herhangi bir fizyolojik bozukluğu varsa, bu bozuklukları gidermek üzere gerekli önlemler alınır. Örneğin duruş bozukluğu nedeniyle kişi boyun ve sırt ağrıları yaşıyor, baş ağrısı şikayetleri bundan kaynaklanıyor olabilir. Böyle bir durumda hastanın duruş bozukluğu konusunda bilinçlendirilmesi, ağrılardan kurtulmak için yeterli olabilir. Bununla birlikte, migrenin tedavisinde çoğu zaman beyin cerrahisi, nöroloji, psikiyatri ve fizyoterapi birimlerinin ortak çalışması gerekebilir.

Migren ataklarını hafifletmek mümkün müdür?

Migren ataklarını hafifletmek için hastanın öncelikle tedavi sürecine başlamış olması gerekir. Hangi türde olursa olsun, migrenin ciddi bir hastalık olduğunu unutmamalısınız. Migrene iyi gelen şeyler atakların bir miktar hafiflemesine yardımcı olabilir. Ancak kesin sonucu hiçbir zaman vermez. Bu konuda özellikle kronik migren hastalarının dikkatli olması gerekir. Kaldı ki, kronik migren ataklarını bitki çayları ve diğer bazı besinlerle hafifletmek de mümkün olmayabilir. Genel olarak baktığımızda, hasta üzerinde sakinleşme sağlayan, stresi azaltan, kas ve eklem ağrılarına iyi gelen bitki çayları ve besinlerin atakları hafiflettiğini söyleyebiliriz. Bazı durumlarda ise bitki çayları atakların artmasına yol açabilir. Bitki çaylarındaki etken maddelerin hastanın kullandığı ilaçlardaki etken maddelerle nasıl bir etkileşim göstereceğini tahmin etmek güçtür. Bu konuda en doğru bilgileri hekiminizden alabilirsiniz. 

Migren depresyona neden olur mu?

Migren ve depresyon birbirini besleyen iki büyük sağlık sorunudur. Kişinin yaşadığı ağır bir depresyon, migrenin tetikleyicisi olabilir. Migrene bağlı olarak da hasta, büyük bir depresyon yaşayabilir. Bu konuda kronik migreni olanlar daha dezavantajlı konumdadır. Kronik migrene bağlı olarak hastada kronik depresyon gelişebilir. Bu süreçte hastanın mutlaka hekime konuyla ilgili bilgi vermesi gerekir. Migrenin tedavisinde ilerleme gösterebilmesi için hastanın depresyonla ilgili sorunlarının çözülmesi gerekir. Depresyona ek olarak hastada anksiyete bozukluğu varsa bunun da yine tedavi edilmesi gerekir. Ne zaman nerede geleceği belli olmayan migren atakları nedeniyle hasta, panik atak krizleri yaşayabilir ve şikayetleri daha da dayanılmaz hale gelebilir. Baş ağrısı şikayetinden kurtulmak adına hastanın yanlış antidepresan kullanması sonucu migren atakları sıklaşabilir. 

Migren hastaları kafein ve yeşil çay tüketebilir mi?

Migren hastalarının tüketmemesi gereken bazı içecekler vardır. Bunların başında kafeinli içecekler ve yeşil çay gelir. Her ikisi de metabolizmanın hızlanmasına yol açar ve atakların artmasına zemin hazırlar. Bu konuda en önemli yanlışlardan biri, kafeinin migrene iyi geldiğini düşünmektir. Bu düşüncenin temelindeki dayanak, bazı migren ilaçlarında kafeinin de kullanılmasıdır. Oysa migren ilaçlarında kullanılan kafein, ilaçtaki etken maddelerin vücut tarafından hızlıca emilmesini kolaylaştırmak için kullanılır. Bu kullanım şeklini günlük çay ve kahve gibi içeceklerde tüketilen kafeinle karıştırmamak gerekir. Bu içeceklerde tüketilen kafein hem miktar olarak fazladır, hem de metabolizmayı hızlandırıcı etkisi yüksektir. Migreniniz başladığında size lazım olan şey metabolizmanızı hızlandırmak değil, sakinleştirmektir. Yeşil çay için de yine aynı şey söylenebilir. Metabolizmayı hızlandırıcı etkisi yüksek olan yeşil çay, atakların şiddetlenmesine yol açabilir. Migren hastalarının kafein ve yeşil çaydan uzak durmaları, bunların yerine su tüketmeleri atakların kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler