Bizi Takip Edin

Lifestyle

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Hem günlük hayatımızda, hem de iş hayatımızda zaman zaman korku, endişe ve kaygıya kapılabiliyoruz. Bu duygularla nasıl baş edebileceğimizi biliyorsak, sorunların üstünden gelebiliyoruz. Fakat bu duygular gerçek bir nedene değil de belirli birtakım obsesyonlara yani takıntılara dayanıyorsa, o zaman durum değişiyor. Takıntılardan kurtulmak adına kural, düzen ve kontrol konusunda sergilenen aşırılıklar, obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun gelişmesine yol açıyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu konusunu ele alacağız.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu nedir?

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu kısaca kurallar, düzen ve kontrol konusunda kişinin saplantı ölçüsünde aşırı bir duyarlılık geliştirmesi ve bunu bir kişilik özelliği haline getirmesi şeklinde tanımlanabilir. Genel olarak takıntı diyebileceğimiz obsesyonlara örnek olarak, hiçbir makul neden yokken her şeyden mikrop bulaşacağını düşünmek, hata yapmaktan ve başkalarına zarar vermekten aşırı derecede korkmak, her şeyi milimetrik bir düzende simetrik olarak sabit tutmaya çalışmak; uğursuz sayı, renk veya günler hakkında boş inançlar geliştirmek gösterilebilir.

Obsesyonun nedeni günümüzde tam olarak bilinmese de genetik faktörler, çeşitli travmalar ve çevresel etkenlerin bu soruna yol açtığını söyleyebiliriz. Konuyla ilgili yapılan bilimsel incelemelere göre obsesyon, baskıcı ve otoriter davranışların yaygın olduğu ortamlarda daha kolay gelişmekte. Obsesyonun kaynağı, herhangi bir düşünce, fikir veya dürtü olabilir. Ne kadar saçma bile olsa kişi bunları zihninden atamayınca, bunlar karşısında hissettiği korku, endişe ve kaygı düzeyi artıyor. Bu duygularla baş edebilmek için yapması gerektiğini düşündüğü işleri belirli sıklıkla tekrar ettikçe, kompulsif davranışlar geliştirmeye başlıyor. 

Kompulsif davranışlara örnek olarak, nedensiz yere sıkça el yıkamak ve duş almak, el sıkışmayı reddetmek, kapı kolunu tutamamak; kilit, ocak, buzdolabı kapısı gibi şeyleri sürekli kontrol etmek, belirli sözcük veya deyimleri sık tekrar etmek, tüm işleri belirli birtakım sayı dizileri içinde yapmaya çalışmak gösterilebilir. Obsesif kompulsif bozukluklar, bir dereceye kadar kontrol altında tutulabilir. Daha ileriki aşamalarda ise kişilik bozukluğu haline gelir ve kişinin yaşam kalitesine zarar verir.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olanlar, obsesyon haline getirdikleri konular karşısında aşırı inatçı, hassas ve kırılgan olurlar. Kompulsif davranışlarını gerçekleştirmelerine katkı sağlayan kişilerle araları iyidir, onları işlerinden alıkoyanlara karşı ise öfke ve kızgınlık düzeyleri aşırı yüksektir. İşlerinde karşılaştıkları en basit kusurları bile affetmezler, çoğu zaman açıklama veya özür bile kabul etmezler. Kendilerine bile tahammülleri yokken, başkalarına karşı hiçbir şekilde tahammül gösteremezler. Belirsizlikler, keyiflerini fena halde kaçırır. Zamanında bitmeyen bir iş veya geciken bir e-posta, tüm günü üzgün ve mutsuz bir şekilde geçirmelerine yol açar.

Yanlış yapma korkusu, bu kişilerin yaptıkları tüm iyi ve güzel işlere gölge düşürür. Bu korkunun ileriki aşamalarında, karar alma süreçleri oldukça uzar, risk almaları ise neredeyse imkansız hale gelir. Yeniliklere çoğu zaman karşı çıkarlar, yaratıcı düşünceyi kompulsif davranışların önünde bir engel olarak görürler. Aşırı mükemmeliyetçi oldukları için, tüm enerjilerini işleri için harcamak ister, işleri dışında hiçbir şeyden keyif almazlar. Eğlenceli ortamlar, parti ve kutlamalar, arkadaş sohbetleri, vb. bu kişiler için pek bir şey ifade etmez. Kompulsif davranışlarının gereğini yerine getirmek onlar için çok daha önemlidir.

Bununla birlikte, gerek özel hayatlarında, gerekse iş hayatlarında duygularını yansıtmaktan çok, mantıklarını ön planda tutarlar. Öyle ki, dışarıdan bakıldığında birer akıl ve mantık abidesi gibi görünebilirler. Oysa, mantıklı görünmeleri aslında kompulsif davranışlarını gizlemeye hizmet eder. Bu davranışları hakkında her zaman herkese söyleyebilecek mantıklı bir açıklamaları vardır. Bu tür açıklamalar karşı taraftan ilgi gördükçe kompulsif davranışları pekiştirir.

İş hayatında obsesif kompulsif kişilik bozukluğu nelere yol açar?

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun iş hayatında çoğu zaman emek, zaman ve enerji israfına yol açtığını söyleyebiliriz. Nitekim, yapılan işin esas amacının unutularak ayrıntıların peşinden koşmak, en küçük detaylara gereğinden fazla zaman harcamak, hiçbir önemi ve önceliği bulunmayan konularda birtakım kurallar geliştirmek, vb. davranışlar, kompulsif davranışların güçlenmesine yol açıyor. İş ortamında kurulan bozuk iletişim şekilleri, herkesin keyfini fena halde kaçırıyor.

Obsesyon hali, kişinin hem iç dünyasını, hem de ilişkilerini siyah-beyaz, doğru-yanlış, güzel-çirkin şeklinde zıt kutuplar içinde belirlenmesine yol açmakta. Kompulsif davranışlar pekiştikçe, zıt kutuplar arasındaki makas da genişliyor ve kişinin yaşam kalitesini düşürüyor. Üstelik, yaptıkları işlerde kurallara uymanın ötesinde, kendilerince birtakım kurallar koyup başkalarının da bu kurallara uymalarını bekliyorlar. Kendi kurallarına uymak konusunda gösterdikleri titizliği başkalarından göremediklerinde, duygusal yönden içine düştükleri mutsuzluk hali artıyor. Daha ileriki vakıalarda ise öfke patlamaları ortaya çıkabiliyor.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olanlar, yaptıkları işlerde kontrolün kendilerinde olmasını varoluşsal bir zorunluluk olarak görür. Kontrol edemedikleri işlerin düzgün yürümeyeceğini düşünürler, yersiz endişelere kapılıp iş takibi sağlamak adına ekip uyumunu bozarlar. Kaygı ve endişelerini gidermeye dönük her açıklama, onları obsesyon ve kompulsif davranışlarıyla yüzleşmek zorunda bırakacaktır. Buna cesaret edemeyecekleri için, kendilerine mantıklı gerekçeler sunanlara karşı açık veya örtülü bir düşmanlık beslemeleri mümkündür.

Bununla birlikte, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ile başarı arasında zorunlu bir ilişki olmadığını söyleyebiliriz. İş konusunda gösterdikleri aşırı hassasiyet, onları üst düzey yönetici pozisyonuna da taşıyabilir, iş hayatında ilerlemelerine engel de olabilir. Nitekim, işte yükselme konusunda üst yönetimin bu davranışları ne şekilde değerlendireceği önemli bir nokta. İşe gösterdikleri aşırı ilgi, yüksek dikkat ve sorumluluk gerektiren işlerde üst düzey yöneticiliğe kadar yükselmelerini sağlayabilir. Daha rahat ve esnek çalışma koşullarına sahip ortamlarda ise bu davranış tarzı üst yönetim tarafından kabul görmeyeceği için bu kişilerin yükselmelerine izin verilmez.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu karşısında neler yapmalıyız?

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, klinik psikolojinin en çetrefil konularından biridir efendim. Bazı vakıalarda psikolojik destek yeterli olsa da pek çok vakıada ilaç tedavisi gerekebilmekte. Bu bakımdan, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu fark ettiğiniz kişilerle doğru iletişim kurmanız çok önemli. Bu iletişimi kurarken, onlara sunacağınız mantıklı gerekçelerin pek önem taşımayacağını unutmamalısınız. Mantıktan ziyade, duygularına hitap etmeli; hayatta daha güzel ve anlamlı şeylerin olduğunu onlara hissettirmelisiniz.

Bu noktada atılabilecek en doğru adım, bu davranışları nedeniyle kendilerine zarar verdiklerini anlamalarına katkı sağlamak ve profesyonel destek almaları konusunda onları teşvik etmektir. Bulunduğunuz ortamda bu kişilere karşı herhangi bir ayıplama, kınama, küçük düşürme davranışı fark ederseniz, bu davranışları önlemeye çalışmalısınız. Ayrıca, obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olanların çok azının profesyonel desteği kabul ettiğini unutmamalı, zorlayıcı bir tutum içine kesinlikle girmemelisiniz. Yaptığı işi obsesyon haline getiren kişilerin kompulsif davranışlarını herhangi bir gerekçeyle engellemeye veya bastırmaya çalışırsanız, iletişim çatışmalarına ve daha büyük sorunlara yol açabilirsiniz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nız Kutlu Olsun…

Ülkemizin çocukların elinde yükseleceğine inanan Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş gününü ulusal birlik ve beraberliğimizin en büyük koruyucusu olan çocuklara armağan etmişti. Ofix.com ekibi olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘nızı en içten dileklerimizle kutluyor, tüm çocuklarımıza mutlu bir gelecek diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

İş İlanlarına Başvuruyorum Ama Geri Dönüş Alamıyorum: Sebebi Ne Olabilir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş arama sürecinde birçok adayın yaşadığı ortak bir durum vardır: Onlarca hatta yüzlerce iş ilanına başvuru yapılır ancak geri dönüş alınamaz.

Bu durum zamanla motivasyon kaybına ve “Acaba bir yerde yanlış mı yapıyorum?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olur.

Aslında geri dönüş alamamanın birçok farklı sebebi olabilir. Gelin en yaygın nedenlere birlikte bakalım.

1. CV’niz Pozisyona Uygun Olmayabilir

Birçok aday aynı CV ile farklı pozisyonlara başvuru yapıyor.

Ancak her pozisyonun beklentileri farklıdır. İşverenler, aradıkları niteliklerle örtüşen deneyim ve becerileri CV üzerinde görmek ister.

Başvuru yapmadan önce CV’nizi ilgili pozisyona göre güncellemeniz büyük avantaj sağlayabilir.

2. Profil Bilgileriniz Eksik Olabilir

İşverenler yalnızca CV’ye değil, adayın genel profiline de dikkat eder.

Eksik iletişim bilgileri, yetersiz açıklamalar veya güncel olmayan deneyimler adayın değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

Profilinizin güncel ve eksiksiz olması önemlidir.

3. Başvurduğunuz Pozisyonlar Deneyiminizle Uyuşmayabilir

Bazen adaylar, deneyim seviyelerinin çok üzerinde veya tamamen farklı alanlardaki pozisyonlara başvuru yapabiliyor.

Bu durum geri dönüş alma ihtimalini azaltabilir.

Başvuru yaparken iş ilanındaki kriterleri dikkatlice incelemek ve kendi yetkinliklerinizle karşılaştırmak faydalı olacaktır.

4. Çok Fazla Rekabet Olabilir

Bazı ilanlara yüzlerce hatta binlerce başvuru yapılabiliyor.

Bu durumda nitelikli adaylar bile geri dönüş almakta zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca popüler ilanlara değil, size uygun farklı fırsatlara da odaklanmanız önemlidir.

5. Ön Yazı Kullanmıyor Olabilirsiniz

Her zaman zorunlu olmasa da iyi hazırlanmış bir ön yazı sizi diğer adaylardan ayırabilir.

Özellikle neden o şirkette çalışmak istediğinizi ve pozisyona neden uygun olduğunuzu kısa ve net şekilde anlatmanız olumlu etki yaratabilir.

6. Başvurularınızı Takip Etmiyor Olabilirsiniz

İş arama süreci yalnızca başvuru yapmakla bitmez.

Başvurduğunuz pozisyonları takip etmek, profilinizi güncel tutmak ve yeni fırsatları düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Aktif adaylar genellikle daha fazla geri dönüş alma şansına sahiptir.

Umudunuzu Kaybetmeyin

Geri dönüş alamamak her zaman yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen doğru pozisyon henüz karşınıza çıkmamış olabilir, bazen de yoğun başvuru trafiği nedeniyle süreç beklediğinizden uzun sürebilir.

Önemli olan profilinizi sürekli geliştirmek, başvurularınızı bilinçli yapmak ve kariyer hedeflerinize uygun fırsatları değerlendirmeye devam etmektir.

Unutmayın; başarılı bir kariyer yolculuğu çoğu zaman doğru fırsatla doğru zamanda karşılaşmakla başlar.

Ofix Kariyer olarak adayların yetkinliklerine daha uygun fırsatlarla buluşmasını ve işverenlerin doğru adaylara daha hızlı ulaşmasını destekleyen çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Milli Maç Nerede İzlenir? İstanbul’da Ücretsiz Dev Ekran Kurulan Yerler Tam Liste

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’nin heyecanla beklediği milli maç için geri sayım başladı. A Milli Futbol Takımımızın 14 Haziran Pazar günü saat 07.00’de oynayacağı karşılaşma öncesinde İstanbul’un birçok ilçesinde ücretsiz dev ekran etkinlikleri düzenleniyor.

Eğer maçı evde değil, kalabalık bir taraftar atmosferinde izlemek istiyorsanız sizin için İstanbul’daki ücretsiz maç izleme noktalarını derledik.

İstanbul’da Milli Maç Nerede İzlenir?

Arnavutköy

  • Arnavutköy Şehir Parkı
  • Hadımköy İstasyon Meydanı

Ataşehir

  • DasDas Avlu (Rezervasyonlu)

Bağcılar

  • Bağcılar Meydanı

Bahçelievler

  • Bahçelievler Hükümet Konağı Önü

Başakşehir

  • Başakşehir Millet Bahçesi
  • Bahçeşehir Gölet

Bayrampaşa

  • Muratpaşa Kapalı Pazar Alanı

Beşiktaş

  • Zorlu PSM Vestel Amfi (Rezervasyonlu)
  • Akmerkez Dekk Üçgen Teras (Rezervasyonlu)

Beykoz

  • Beykoz Meydanı

Beyoğlu

  • Tersane İstanbul

Büyükçekmece

  • Sahil Demokrasi Parkı Önü
  • Mimaroba Büyük Atatürk Parkı

Çatalca

  • Çatalca Millet Bahçesi

Çekmeköy

  • Şehit Üsteğmen Arif Kalafat Doğa Parkı

Esenler

  • Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı

Esenyurt

  • Esenyurt Cumhuriyet Meydanı

Eyüpsultan

  • Eyüpsultan Meydanı

Fatih

  • Yedikule Hisarı (Rezervasyonlu)
  • Sepetçiler Kasrı (Rezervasyonlu)

Gaziosmanpaşa

  • Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Meydanı

Güngören

  • Güngören Belediye Stadyumu

Kadıköy

  • Kalamış Atatürk Parkı
  • Terminal Kadıköy

Kağıthane

  • Hasbahçe Mesire Alanı

Maltepe

  • Maltepe Park Meydan
  • Hilltown AVM Küçükyalı

Pendik

  • Pendik Sahil Meydanı

Sancaktepe

  • Sancaktepe Meydan Park

Sultanbeyli

  • Sultanbeyli Kent Meydanı

Sultangazi

  • Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı

Şişli

  • Şişli Camii Önü

Tuzla

  • Tuzla Sahil İTÜ Yanı

Ümraniye

  • 15 Temmuz Şehitler Meydanı

Üsküdar

  • Çamlıca Cami 1071 Konferans Salonu
  • Kandilli Camii Park Alanı
  • Akasya AVM

Zeytinburnu

  • Zeytinburnu 15 Temmuz Meydanı

Maç İzlemeye Gitmeden Önce Bunlara Dikkat

Listede yer alan bazı özel mekanlar rezervasyon sistemiyle ziyaretçi kabul ediyor. Özellikle Zorlu PSM, DasDas, Dekk, Yedikule Hisarı ve Sepetçiler Kasrı gibi alanlarda kapasite sınırlaması bulunabiliyor. Maç günü mağduriyet yaşamamak için ilgili mekanların duyurularını kontrol etmenizi öneririz.

Henüz Açıklama Yapmayan İlçeler

Bazı belediyeler henüz resmi izleme alanlarını duyurmuş değil. Şu an için Adalar, Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Kartal, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri ve Şile ilçelerinde resmi açıklama bulunmuyor.

Yeni duyurular geldikçe listemizi güncellemeye devam edeceğiz.

Maç Keyfi İçin Küçük Bir Hatırlatma

Dev ekran etkinliklerine giderken su, güneş gözlüğü ve şapka gibi ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Özellikle sabah saatlerinde oynanacak karşılaşmalarda erken saatlerde etkinlik alanında olmak hem yer bulmanızı hem de atmosferi daha iyi yaşamanızı sağlayacaktır.

Şimdiden iyi seyirler ve bol gollü bir milli maç diliyoruz.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Trendler