Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kaligrafiyi hiç denediniz mi?

Yayınlandı

tarihinde

Kaligrafi sanatı ve kaligrafi kalemleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yüzlerce yıllık bir birikime sahip olan kaligrafi sanatı, günümüzde de sanat severlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Çeşitli kağıt yüzeylere, anahtarlıklara, tabak ya da kupalara yazılan isim veya güzel sözler, kaligrafi sanatına duyulan ilginin yüksek düzeyde seyretmesini sağlıyor. Farklı yazı şekillerine ve yüzeylere uygun olarak üretilen kaligrafi kalemleri, bu konuda hiç eğitim almamış kişilerde bile kaligrafiye yönelik ilgiyi arttırıyor. Henüz kaligrafi sanatıyla tanışmadıysanız, koronavirüs salgını nedeniyle evde daha keyifli vakit geçirmek için kaligrafiyi deneyebilirsiniz. Kaligrafi çalışmaları ile hem kendiniz, hem de sevdikleriniz için güzel ve anlamlı hediyeler yapabilirsiniz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, kaligrafi sanatını kısaca ele alıp kaligrafi kalemleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kaligrafi nedir?

Kaligrafi sözcüğü, Yunanca kalligrafia sözcüğünden gelmekte. Bileşik bir sözcük olan kalligrafia, güzel anlamına gelen kallos sözcüğü ile yazı anlamına gelen graphos sözcüklerinin birleşmesiyle ortaya çıkmış. Yunanlılar gündelik yazılardan farklı olarak süsleyerek yazılmış yazılar için kaligrafik sıfatını kullanıyordu. Gündelik yazılarda işlevsellik ön plana çıkarken, kaligrafik yazılarda estetik beğeni ön planda tutuluyordu. O günden bu güne, güzel yazılar için kaligrafik sıfatı kullanılmakta. Bu yönüyle kaligrafi süsleme anlamına gelmekte. Kaligrafik sıfatı da her toplumda veya çağda güzel yazılar için bir sıfat olarak kullanılmakta. Kaligrafi yazma konusunda çeşitli kurslar verilmekte, online kaligrafi eğitimleri düzenlenmekte. Dilerseniz, kendinizi geliştirmek için kaligrafi kurslarına da yazılabilirsiniz. Bu konuda örneğin İsmek Kaligrafi Kursu, İstanbul’da yaşayan kaligrafi severler için iyi bir seçim olabilir. Bu yılki İsmek kurs kayıtları, 11 Kasım itibariyle başladı. 

Aslına bakarsanız, her insan grubunun veya kültürün “güzel yazı”dan anladığı şey farklı olabilir. Güzelliğin tek bir tanımı veya türü olmadığı gibi, güzel yazı için de tek bir tanım veya türden bahsedilemez. Her yazı stili, kullanıcısının olduğu kadar, ait olduğu kültürün de izlerini taşır. Bununla birlikte, güzelliğin kişilere ve kültürlere göre farklı tanımları ve yorumları olsa da süsleyerek yazılmış yazıların hepsine birden kaligrafik yazı demek mümkün. Bu nedenle kaligrafinin alanı son derece geniştir. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan yazı tarihinde her toplumun kendine özgü birtakım kaligrafi deneyimleri mevcuttur. 

Günümüzde kaligrafiyle tanışılması, daha çok ilkokul yıllarında Türkçe derslerinin ayrılmaz bir parçası olan güzel yazı dersleriyle gerçekleşmekte. Genellikle metal uçlu kalemlerin kullanıldığı bu derslerde, çocukların güzel yazı konusunda farkındalıklarını arttırmak amaçlandığı gibi, dolma kalem ve benzeri araçları nasıl kullanabilecekleri hakkında da belirli bir bakış açısı kazandırılmak istenir. Bu konuda güzel yazı defterlerinin yeri de oldukça önemli. Nitekim bu defterler, kılavuz çizgili kağıtlarıyla güzel yazı becerisinin gelişmesine büyük katkı sağlıyor. Kolay kaligrafi için iyi bir başlangıç sunan kılavuz çizgiler, kaligrafiyi sıfırdan öğrenmek için kullanıcıda heves yaratıyor. 

Kaligrafi ile hat sanatı arasındaki farklar nelerdir?

Kaligrafiye tüm toplumlarda rastlasak da kaligrafi çeşitleri arasında önemli farklar olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda, kaligrafi ile İslam toplumlarında en önemli sanat türlerinden biri olarak kabul edilen hat sanatı arasında çok önemli farklar mevcut. Her şeyden önce, kaligrafide yazının içeriğine değil, formuna önem verilir. Formun güzelliği, içerikten bağımsız olarak değerlendirilir. Oysa hat sanatında yazı stili, içerikten bağımsız olarak değerlendirilmez. Form, yazının içeriğini öne çıkartıp onu yansıttığı ölçüde güzel olarak değerlendirilir. Ayrıca, kaligrafide harflerin ses değerlerinden bağımsız olarak anatomik yapısı ve birbirleriyle uyumu ön plandadır. Hat sanatında ise uyum harfler arasında değil, yazının bütününde ve içeriğinde aranır.

İslam toplumlarında hat sanatının çok özel bir yeri var. Cahiliye dönemi alışkanlıklarını yansıtan tasvirlere İslam toplumlarında sıcak bakılmadığı için, hiçbir tasvir içermeyen hat sanatı yüzlerce yıl tüm sanatların üzerinde tutuldu. Yalnızca form bakımından değil, aynı zamanda içerik bakımından da son derece önemli bir sanat olarak kabul edilen hat sanatında, Kuran ayetleri ve hadisler en güzel şekilde yazıya taşınırken dini ve ahlaki değerlerin benimsetilmesi amaçlandı. Bu bakımdan, hat levhası çeşitlerini; geleneksel adıyla hüsnü hat levhalarını sıradan kaligrafi resmi gibi değerlendiremeyiz. Hüsnü hat levhalarında verilen dini mesajlarla kişinin manevi dünyasına seslenilir. Kaligrafi resmi türlerinde ise yazının kendisinin estetik bir değer taşıması beklenir, herhangi bir manevi amaç aranmaz. 

Gerek kaligrafide, gerekse hat sanatında en çok kullanılan yüzeylerin başında kağıt geliyor. Batı toplumlarında kaligrafik yazılarda formun ön plana çıkması, bu yazıları bir tür dekoratif obje haline getirdi. En sık karşılaşılan kaligrafi türlerinden biri olan italik kaligrafi, yüzlerce yıl kitapları, antlaşma metinlerini, özel evrakları vb. yüzeyleri süsledi. Kaligrafi alıştırmaları yapmak için özel eğitmenler görevlendirildi. İslam toplumlarında ise hattatlar, Kuran ayetlerini ve hadisleri kağıtların yanı sıra cami duvarlarına da işlediler ve kutsal mekanların yarattığı manevi atmosferi eserleriyle arttırdılar. İslam toplumlarında en güzel hat eserleri, Türkler tarafından ortaya konuldu. Aynı şekilde, Türk hat sanatının gelişimi de Türklerin İslamiyeti kabul etmesiyle başladı. Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul, İslam toplumlarının en önemli hattatlarına tarih boyunca ev sahipliği yaptı.

Latin harflerinin kabulü Türk hat sanatını nasıl etkiledi?

Türk hat sanatı, Osmanlı dönemi boyunca en güzel örneklerini Arap harfleriyle ortaya koydu. Türklerin hat sanatına yönelik ilgisi hep çok yüksek düzeyde oldu. Arap harfleriyle yaratılan formlar, İslam toplumlarında büyük ilgiyle karşılandı. Hat sanatı padişahları bile etkisi altına aldı ve pek çok padişah, hat sanatına yoğun emek harcadı. Padişahların elinden çıkan hat eserleri, günümüzde bile hâlâ ilgi ve heyecan uyandırmakta. Bu eserleri günümüzde pek çok camide, müzede ve sergi alanında görmek mümkün. Yalnızca ülkemizde değil, aynı zamanda diğer İslam toplumlarında da Türk hat sanatı tarih boyunca büyük itibar gördü. Türk hat sanatının gücünü yansıtan şu söz, bu bağlamda tarihsel bir önem taşır: Kuran Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı.” 

Latin harflerinin kabulü, Türk hat sanatına yeni bir boyut kazandırdı. Latin harflerini geleneksel Türk hat sanatındaki formlarla birlikte kullanan hattatlar, eserlerinde birbirinden güzel formlar yarattılar. Günümüzde hattatlar ve kaligraflar, eserlerinde farklı formları bir arada kullanarak birbirinden güzel çalışmalara imza atmakta. Başka deyişle, Latin harflerinin kabulüyle Türk hat sanatının sona erdiğini söyleyemeyiz. Ve üstelik, Latin harflerinin kabulüyle Türk hattatlarının önünde yepyeni ufukların açıldığını söyleyebiliriz. Her iki alfabeyi ustaca kullanan kaligraflar, günümüzde pek çok fuar veya sergide sanat severlerin isteklerini karşılamak üzere yeteneklerini sergilemekte. Çeşitli kağıt yüzeylere, anahtarlıklara, tabak ya da kupalara yazılan isim veya güzel sözler, günümüz kaligraflarının elde ettiği gelirin önemli bir kısmını oluşturmakta.

Bununla birlikte, Latin harfleri kullanılarak yapılan kaligrafi çalışması örnekleri, Arap harfleriyle yapılan çalışmalara oranla daha kolaydır. Çünkü Latin harfleri, genellikle dik ve yatay çizgilerden oluşur ve simetrik uygulamalara daha elverişlidir. Arap harflerinde ise çok daha fazla yazım olanağı mevcuttur ve bunların öğrenilmesi çok daha büyük bir emek ve sabır gerektirir. Kaligrafi malzeme bakımından daha kolay bir sanattır, üretilen malzemeler Latin harflerini yazmaya daha elverişlidir. Kaligrafide Arap harflerini kullanmak için daha farklı kaligrafi malzeme çeşitlerini değerlendirmek gerekir. Günümüzde en fazla ilgi çeken kaligrafi uygulamalarının farklı formları bir arada kullanan uygulamalar olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, Muhammed Başdağ kaligrafi çalışmaları bu eksende şekillenmekte. Keza, Abdurrahman Cesaret kaligrafi çalışmalarında da bu uyumu görebilirsiniz. 

Kaligrafi kalemlerinin özellikleri nelerdir?

Kaligrafi sanatıyla uğraşanlar, farklı boyut ve formda pek çok malzemeye ihtiyaç duymakta. Geleneksel yazı araçlarından farklı olarak günümüzde kullanılan bazı kaligrafi kalemleri, en karmaşık formları bile başarılı bir şekilde yüzeye aktarmaya olanak tanımakta. Bu konuda hiçbir eğitim almamış olsanız bile, birbirinden güzel kaligrafi kalemlerini kullanarak çok güzel çalışmalara imza atabilirsiniz. Nitekim bu kalemler, geleneksel araç ve gereçleri hem temin etme, hem yazıya hazır hale getirme, hem de bunların bakım ve temizliğini yapma sorunlarına pratik çözümler sunmakta. İnternet aramalarında daha çok kaligrafi pen şeklinde araması yapılan bu ürünler, kolay kaligrafi için son derece pratik. Kaligrafi fiyatları ise piyasa ortalamasına göre makul düzeyde. 

Piyasada farklı yazı şekillerine ve yüzeylere uygun çok sayıda kaligrafi kalemi bulmak mümkün. Bu kalemlerin her birinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları var. Bu kalemleri ne kadar iyi tanırsanız, yaptığınız çalışmalarda kalemlerin avantajlarından o kadar iyi yararlanabilir, dezavantajlarından sakınabilirsiniz. Nitekim bu kalemler, güzel yazı yazmak isteyen ve bunun sadece bir yetenek işi değil, aynı zamanda da uygun özelliklere sahip yazı araçlarını kullanmaya bağlı olduğunu bilen kullanıcılar için en ideal yazı araçlarıdır. Gerçi, kurşun kalemle kaligrafi yapmak da mümkün. Fakat kaligrafide en güzel sonuçları almak için en doğru araçları seçmek çok önemli. Kaligrafi sanatını ele aldığımız yazımızın bu kısmında, kaligrafi kalemlerinin özellikleri hakkında birkaç noktaya kısaca temas edeceğiz. 

Batırmalı Metal Uçlu Kaligrafi Kalemleri

Kaligrafi kalemleri içinde kullanımı en zor kalemler, batırmalı metal uçlu kaligrafi kalemleridir. Divit ve metal uç olmak üzere 2 kısımdan oluşan bu kalemler, mürekkep içine batırılarak kullanılır. Bu kalemlerin en büyük avantajı, divit kısmına farklı kalınlıklarda metal uçların yerleştirilmesi ve farklı yazı ve süsleme formlarına imkan vermesidir. Ayrıca divit kısmı gövdeden sapa doğru inceldiği için ele tam oturur ve hem yazım, hem de süsleme aşamasında kullanıcıya farklı olanaklar sunar. İnce metal uçların çalışmaya kazandıracağı estetik detayları diğer kalemlerle sağlamak oldukça zordur. Kaligrafi kalem seti çeşitlerinde batırmalı metal uçlu kalemlere daha çok süsleme aşamasında kullanılmak üzere yer verilmekte. 

Bununla birlikte, batırmalı metal uçlu kaligrafi kalemlerini kullanmak diğerlerine oranla daha zordur. Bu kalemleri kullanmak için dikkat ve el becerisinin yanı sıra yüksek bir koordinasyon yeteneği gerekir. Üstelik, bu kalemlerde mürekkebin kuruma süresi daha yüksektir. Bu nedenle kullanıcının hızlı yazı yazma veya hızlı süsleme yapma şansı yoktur. Metal ucu mürekkebe batırmak için geçen süreyi ve mürekkebin kuruması için gerekli süreyi dikkate alırsak, batırmalı metal uçlu kaligrafi kalemlerini yalnızca çok özel yazılar için tercih etmeniz daha doğru olacaktır. Bu kalemlere henüz yeterince hazır değilseniz, çalışmanızı süslemek için kaligrafi dolma kalemi ve benzeri ürünlerden de yararlanabilirsiniz. 

Doldurmalı Metal Uçlu Kaligrafi Kalemleri

Kaligrafi kalemleri içinde en sık tercih edilen kalemler doldurmalı metal uçlu kaligrafi kalemleridir. Bu kalemlerde divit yerine mürekkep haznesi kullanıldığı için, metal ucu mürekkebe batırma gereksinimi yoktur. Kalemlerin gövdesi, divitten farklı olarak normal kalem gövdesine sahiptir. Bu kalemlerin piyasada bulunan pek çok türünde, kullanıcının yazı ve süsleme deneyimini kolaylaştırmak için gövdeye ergonomik tutuş özellikleri kazandırılmakta. Divit kadar olmasa da bu kalemler de kullanıcının eline iyice oturur. Üstelik, bu kalemlerde kullanılan mürekkep daha hızlı kurur ve kullanıcının yazı yazma ve süsleme yapma hızını arttırır.

Keçeli Kalemler

Kaligrafi kalemleri içinde yaygın olan bir diğer grubu da keçeli kalemler oluşturmakta. Kendinden hazneli olan bu kalemler de yine, kullanıcısına hızlı yazı yazma ve süsleme yapma imkanı sunar. Keçeli kalemlerin bazı türleri tekrar doldurulabilir özellikle olduğu için bunları kullanmak daha ekonomiktir. Kaligrafi kalemi çeşitleri içinde keçeli kalemlerin en önemli avantajı, diğerlerine oranla kesintisiz ve düz çizgi çizmeyi çok daha kolay hale getirmeleridir. En iyi kaligrafi kalemi türleri bile kesintisiz ve düz çizgi çizme konusunda keçeli kalemler kadar başarılı sonuçlar veremez.  

Editörün Tavsiyesi: Artline 993XF Kaligrafi Kalemi Kesik Uç – Gümüş

İster kaligrafiye yeni başlıyor olun, isterseniz geçiminizi kaligrafiyle sağlayan profesyonel bir kaligraf, Artline 993XF kaligrafi kalemi kesik uç – gümüş ile birbirinden güzel çalışmalara imza atabilirsiniz. 1.8-2.5 mm kesik ucuyla çalışmalarınıza farklı estetik nitelikler kazandırabilecek bu ürünleri kağıdın yanı sıra ahşap, plastik, cam ve porselen yüzeylerde de kullanabilirsiniz. Koyu renkli ve şeffaf yüzeylerde bile opak görünüm sağlayan bu ürünlerin mürekkebi hem çabuk kuruyor, hem de dağılma yapmıyor. Çevreye zarar vermeyen bir bileşime sahip olan mürekkebi, suya dayanıklı ve ışıkta solmuyor. Kaligrafide en karmaşık formları bile başarılı bir şekilde işlemenize olanak sağlayan Artline 993XF kaligrafi kalemi kesik uç – gümüş ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Alev

    25 Nisan 2022 saat 02:18

    Tamda araştırdığım konuydu. Teşekkürler.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler