Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Joe Cocker Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Joe Cocker şarkısı için önerileri Ofix Blog'da bulabilir, Joe Cocker şarkıları ile ofiste Joe Cocker modu yaşayabilirsiniz.

2014 yılında kaybettiğimiz İngiliz rock ve blues sanatçısı Joe Cocker, 1970’li yıllarda rock ve blues müziğin en ilham verici isimlerinden biriydi. 40 yıllık müzik kariyeri boyunca 23 albümle birbirinden güzel şarkılara imza atan Joe Cocker, Rolling Stone‘un En İyi 100 Şarkıcı listesine girmeyi başardı. You Are So Beautiful, Up Where We Belong ve My Father’s Son başta olmak üzere pek çok şarkısıyla müzik listelerinde haftalarca ilk sırada yer alan Joe Cocker, aynı zamanda da yaptığı coverlarla müzik tarihinde unutulmaz izler bıraktı. Müzik endüstrisine yaptığı katkılardan dolayı 2007 yılında Britanya İmparatorluğu Şövalyelik Nişanı‘na layık görüldü. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken Joe Cocker dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Joe Cocker şarkısı önereceğiz. 

Joe Cocker kimdir?

Joe Cocker olarak bilinen John Robert Cocker, 20 Mayıs 1944 tarihinde İngiltere’nin Güney Yorkshire bölgesinde yer alan Sheffield kentinde dünyaya geldi. Ailesinin maddi durumu iyi değildi. Bu nedenle babası onu çilingirlik alanında eğitim veren bir meslek okuluna yazdırdı. Abisi Victor kendi grubunda müzik çalışmalarını sürdürürken küçük John‘un da müziğe yetenekli olduğu anlaşıldı. Henüz 12 yaşında Victor‘ın grubunda profesyonel müzik kariyerine başlayan Joe Cocker, dinleyen herkesi etkileyen çok güzel bir sese sahipti. Bir süre sonra okulu bıraktı ve tümüyle müziğe yöneldi. Sesinin yanı sıra ritm becerisi de yüksekti ve armonika çalmayı kendi kendine öğrenmişti. 15 yaşına geldiğinde Cavaliers ismiyle kurduğu kendi grubunda davul ve armonika çalmaya başladı. Bu dönemde en çok etkilendiği isimler ise Amerikalı piyanist ve R&B sanatçısı Ray Charles ile İngiliz pop ve rock şarkıcısı Lonnie Donegan‘dı. 

1960’lı yıllarda Joe Cocker, başta The Beatles şarkıları olmak üzere dönemin popüler şarkılarına yaptığı coverlarla tanınmaya başladı. 1961 yılında çıkarttığı Vance Arnold & The Avengers albümü müzik listelerinde yeterince ilgi uyandırmasa da peş peşe yaptığı The Beatles coverlarıyla müzik severlerin ilgisini çekmeyi başardı. Özellikle With A Little Help From My Friends şarkısına yaptığı cover, 1970’li yıllarda en az The Beatles‘ın yorumu kadar büyük ilgi gördü. Bu cover sayesinde Joe Cocker, 1969 yılında düzenlenen Woodstock festivalinin simgesi oldu. With A Little Help From My Friends için yaptığı cover, BBC ve UpVenue gibi pek çok platformda “en iyi coverlar” listesine girmeyi başardı. Bu cover, aynı zamanda The Beatles tarafından da çok sevildi. Öyle ki Paul McCartney, “Şarkıyı bir soul marşına çevirdi, bambaşka bir hale soktu. Onu ilk dinlediğimizde aklımız başımızdan gitti” değerlendirmesini yaptı. 

Joe Cocker’ın Müzik Serüveni 

Joe Cocker‘ın müzik serüveni içinde The Beatles şarkılarına yaptığı coverlar, geniş bir dinleyici kitlesi kazanmasını sağladı. Müzikal becerilerine hayran kalan The Beatles grubu, eserlerini coverlama konusunda Joe Cocker‘a gerekli izinleri vermişti. Bu sayede bir taraftan Joe Cocker ismi giderek daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Bir taraftan da The Beatles şarkılarının blues, soul, gospel ve punk versiyonları The Beatles‘ı farklı kitlelere ulaştırdı. 1970 yılında çıktığı ABD turnesinde Joe Cocker, 57 gün boyunca toplam 65 konser vererek kırılması güç bir rekora imza attı. Canlı performansıyla Amerikalı müzik severlerin büyük beğenisini kazandı. Turnede The Beatles coverlarının yanı sıra kendi şarkılarını da milyonlarca dinleyiciye ulaştırma fırsatı yakaladı. Amerikalı müzik severlerden gördüğü bu yoğun ilginin ardından Joe Cocker, müzik kariyerini ABD’de sürdürmeye karar verdi. 1973 yılında Los Angeles’a yerleşti. 

Fakat ne var ki, Amerika yılları Joe Cocker için bazı kötü gelişmeleri beraberinde getirdi. Tükettiği alkolün etkisiyle konserlerinde istediği performansı gösteremedi. 1974 yılında Hollywood’da düzenlediği konser, müzik kariyerinin en başarısız performansı olarak kayıtlara geçti. Bu olayın ardından alkolün yanı sıra uyuşturucu madde kullanmaya başladı. Bir taraftan da tedavi görmeye başladı. 1975 yılında çıkarttığı I Can Stand A Little Rain albümü ve You Are So Beautiful şarkısı, Joe Cocker‘ın müzikal serüveninde yeniden yükseliş yakalamasını sağladı. Bu şarkı o kadar beğenildi ki, bugüne kadar sayısız kez coverlandı ve pek çok isim tarafından seslendirildi. 1970’lerde The Beatles coverlarıyla milyonların gönlünü kazanan Joe Cocker, artık kendi şarkılarının coverlarını dinlemeye başladı. 1978 yılında California’ya taşındı ve müzik çalışmalarını Santa Barbara’da sürdürmeye başladı.

Müzik Dünyasında Joe Cocker

California yılları Joe Cocker için müzikal açıdan son derece verimli geçti. 1978 yılında çıkarttığı Luxury You Can Afford albümüyle Joe Cocker, rock ve blues müziğin mükemmel bir sentezini gerçekleştirmişti. 1982 yılında çıkarttığı Sheffield Steel albümü, bu sentezi soul, gospel ve punk riffleriyle birleştirdi. 1983 yılında Jennifer Warnes ile birlikte düet yaptığı Up Where We Belong şarkısı ile aldığı Grammy Ödülü ise Joe Cocker‘ın müzikal yeteneklerini bir kez daha tescil etti. 1987 yılında çıkarttığı Unchain My Heart albümü ise I Can Stand A Little Rain albümünden sonra Joe Cocker ismini yeniden zirveye taşıdı. Ray Charles‘ın Unchain My Heart şarkısına getirdiği yorum sayesinde hem bu şarkı, hem de Ray Charles ismi milyonlarca müzik severin kalbine girdi. Aynı yıl Pam Baker ile evlendi ve alkolü bırakmak için aldığı tedavileri eşinin desteğiyle sürdürdü. 

1990’lı yıllarda Joe Cocker‘ın müzikal çalışmaları Night Calls, Have a Little Faith, Organic, Across from Midnight ve No Ordinary World albümleriyle devam etti. Dünya müziğinde değişen anlayışlar ve yeni çıkan müzik akımları nedeniyle Joe Cocker, eserlerini geniş kitlelere ulaştırmakta zorluk çekmeye başladı. Müzik endüstrisinde yaşanan gelişmeler pop ve hip hop müziğin öne çıkmasını sağlarken dünya genelinde rock, blues, soul, gospel ve punk müzik türlerine ilgi azaldı. Fakat buna rağmen Joe Cocker, müzikal üretimini 2000’li yıllarda da sürdürdü. 2002 yılında çıkarttığı Respect Yourself albümü, sanatçının kendi müzikal kimliğine bir saygı duruşu niteliğindeydi. 2004 yılında çıkarttığı Heart & Soul albümü ile 2007 yılında çıkarttığı Hymn for My Soul albümleri, blues riffleri ile soul müziğe farklı bir renk kattı. 2012 yılında çıkarttığı Fire It Up albümünde ise tüm müzikal olgunluğunu ortaya koydu. 22 Aralık 2014 tarihinde Joe Cocker, akciğer kanserinden hayatını kaybetti.

En Güzel 10 Joe Cocker Şarkısı

Joe Cocker‘ın hayatını ve müzikal serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, ofiste çalışırken Joe Cocker dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 Joe Cocker şarkısı önereceğiz. Rock, blues, soul, gospel ve punk riffleriyle örülü bu birbirinden güzel şarkılarla ofiste çalışırken keyifli vakit geçirebilir, Joe Cocker modu yaşayabilirsiniz. 

You Are So Beautiful

Listemizin ilk sırasında, You Are So Beautiful var. I Can Stand A Little Rain albümünün hit şarkısı You Are So Beautiful şarkısında Joe Cocker, 1970’lerin romantizmini sesiyle yansıtıyor. Son derece naif ve lirik bir şarkı olan You Are So Beautiful‘da sevgiliye duyulan bağlılık, aynı zamanda aşka verilen değeri yansıtıyor. Joe Cocker‘ın tüm eserleri arasında en beğenilen ve en çok coverlanan şarkı unvanına sahip bu güzel şarkı, 1970’lerde ve 1980’lerde bir tür slogan haline geldi. “You are so beautiful” cümlesi pek çok aşk mektubunda, hatta reklam filmlerinde bile yer aldı. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Up Where We Belong

En güzel 10 Joe Cocker şarkısı listemizin ikinci sırasında, Up Where We Belong var. 1983 yılında Jennifer Warnes ile birlikte düet yaptığı bu şarkıyla Joe Cocker, Grammy Ödülü kazanmıştı. Hayatta her şeyin geçici, gerçek aşkın ise kalıcı olduğunun altını çizen bu şarkıda Joe Cocker ve Jennifer Warnes ikilisinin sergilediği performans mükemmel. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz. 

My Father’s Son

Listemizin üçüncü sırasında, My Father’s Son var. Sözü ve müziği Connor Reeves ile Graham Lyle‘a ait olan bu şarkı, Joe Cocker ismiyle özdeşleştirilen hit şarkılardan biri. Aynı zamanda da Joe Cocker ismini yeni kuşaklarla buluşturan en önemli şarkılardan biri. 1999 yılında çıkarttığı No Ordinary World albümünün hitleri arasında yer alan bu şarkıda Joe Cocker rock, blues ve soul rifflerini sentezlemedeki ustalığını en açık şekilde yansıtıyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Unchain My Heart

En güzel 10 Joe Cocker şarkısı listemizin dördüncü sırasında, Unchain My Heart var. 1987 yılında çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkı aslında Ray Charles‘a ait. Fakat Joe Cocker‘ın şarkıya getirdiği yorum o kadar güzel ki, bu şarkı da artık onunla anılmaya başlandı. Şarkının bu versiyonu aynı zamanda Ray Charles ismini de yeni kuşaklarla buluşturdu. Şarkıda rock riffleri ile punk riffleri mükemmel bir sentez içinde. “Unchain my heart” (kalbimi özgür bırak) sözü de “you are so beautiful”dan sonra 1990’larda slogan haline gelen sözlerden biriydi. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz. 

With A Little Help From My Friends

Listemizin beşinci sırasında, With A Little Help From My Friends var. The Beatles şarkısına yaptığı coverla Joe Cocker, dünya genelinde milyonlarca müzik severin beğenisini kazandı. Aynı zamanda da The Beatles şarkılarını coverlama izni kazandı. Joe Cocker‘ın hayata veda etmesinin ardından yayınladığı taziye mesajında Paul McCartney, “Ona hayatım boyunca minnettar kaldım” diyerek Joe Cocker‘a duyduğu sevgi ve saygıyı ifade etmişti. The Beatles ve Paul McCartney‘in övgüsüne mazhar olan bu güzel şarkıyı Joe Cocker yorumuyla buradan dinleyebilirsiniz.

I Put A Spell On You

En güzel 10 Joe Cocker şarkısı listemizin altıncı sırasında, I Put A Spell On You var. 2004 yılında çıkarttığı Heart & Soul albümünün hit şarkılarından olan bu şarkı Jay Hawkins‘e ait. Şarkının orijinalinde caz ve rock riffleri ön plandayken Joe Cocker‘ın coverında blues ve soul riffleri ön planda. Şarkının riffleri kadar sözleri de blues müziğin kökenini oluşturan Afrika kültüründen izler taşıyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Summer In The City

En güzel 10 Joe Cocker şarkısı listemizin yedinci sırasında, Summer In The City var. 1994 yılında çıkarttığı Have a Little Faith albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda Joe Cocker, soul rifflerini yeni kuşaklarla buluşturuyor. Bu şarkının en önemli özelliklerinden biri, Joe Cocker‘ın soul müzikte kazandığı deneyimleri ustaca yansıtması. Şarkının arka planında ise modern tüketim toplumunun eleştirisi var. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

You Can Leave Your Hat On

Listemizin sekizinci sırasında, You Can Leave Your Hat On var. 1973 yılında çıkarttığı Joe Cocker albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda Joe Cocker, rock rifflerini ustaca kullanıyor. Hayatın güzelliğini ve aşkı anlatan bu güzel şarkı da yine Joe Cocker‘ın slogan haline gelen şarkılarından biri. Şarkının 1980’lerde pek çok sinema filminde kullanılması bu durumu daha da kolaylaştırdı. Dönemin en gözde aksesuarlarından biri olan saçaklı şapkalar da bu sloganın yayılmasına katkı sağladı. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz. 

Night Calls

En güzel 10 Joe Cocker şarkısı listemizin dokuzuncu sırasında, Night Calls var. 1991 yılında çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkıda Joe Cocker, rock ve soul rifflerini başarılı bir şekilde sentezliyor. Yalnız geçirilen gecelerin hüznüne işaret eden bu şarkı, aynı zamanda da sevgiliyle geçirilecek güzel zamanlara duyulan umudu yansıtıyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Feelin’ Alright

Listemizin onuncu sırasında, Feelin’ Alright var. 1969 yılında çıkarttığı With A Little Help From My Friends albümünün hit şarkılarından Feelin’ Alright, dönemin popüler rock riffleriyle süslü. Sözleri Mason David‘e ait olan şarkının en dikkat çeken kısımlarından biri “Got to stop believing in all your lies / ‘Cause there’s to much to do before I die” kısmı. “Yalanlara inanmayı bırak / Çünkü ölmeden önce yapacağım çok şey var” sözleri hayatın güzelliğine işaret ediyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler