Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Eric Clapton Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 Eric Clapton şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

Blues denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Eric Clapton, 50 yıllık müzik hayatında blues türünün en başarılı örneklerini müzik dünyasına kazandırdı. İniş çıkışlarla dolu müzik serüveni içinde Clapton, blues müziğini “zenci müziği”(!) olmaktan çıkartıp evrensel bir müzik türü haline getirdi. Kendini topluma ve insanlara karşı yabancılaşmış hisseden ve eserlerinde en çok yabancılaşma duygusunu işleyen Clapton, blues severler için yaşayan idollerden biri olmayı sürdürüyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken blues dinlemeyi sevenler için en güzel 10 Eric Clapton şarkısı önereceğiz.

Kısaca Eric Clapton

Eric Clapton, 30 Mart 1945 tarihinde İngiltere’nin Surrey kentinde küçük bir kasaba olan Ripley’de dünyaya geldi. Annesi Patricia Clapton, o tarihte henüz 16 yaşındaydı. Babası Edward Fryer ise 24 yaşında Kanadalı bir askerdi ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkesinden çok uzaktaki bu kasabada görevi gereği bir süre bulunmak zorundaydı. Eric‘in doğumundan önce Kanada’ya dönen Edward Fryer, Eric‘i ve annesini Ripley‘de bir başlarına bıraktı. 16 yaşında bekar ve çocuk sahibi bir anne olan Patricia‘ya ailesi destek oldu ve Eric‘in bakımını anneannesi Rose ile dedesi Jack Clapp üstlendi.

Çocukluk dönemi boyunca Eric, anneannesi ve dedesini anne ve babası zannederek büyüdü. Okul yaşı geldiğinde, soyadı farkından dolayı büyük bir bocalama yaşadı. Çünkü Clapton soyadı, anneannesinin ilk kocası olan ve annesi Patricia‘nın babası Reginald Clapton‘dan geliyordu. Üstelik annesi, Eric henüz bebekken bir başka Kanadalı askerle evlenip kasabadan ayrılmış, hayatını Kanada ve Berlin’de sürdürmeye başlamıştı. Eric 9 yaşına geldiğinde, öz annesi Eric‘in 6 yaşındaki üvey kardeşiyle onu ziyarete geldi. Bu ziyaret sırasında tüm gerçekleri öğrenen Eric, hayatının en büyük travmasını yaşadı. O günden sonra, içine kapanık ve melankolik bir çocuğa dönüştü. Zamanının çoğunu kitap okuyarak ve müzik dinleyerek geçirmeye başladı.

1950’lerin sonu, ABD müzik piyasasında büyük bir ivme yakalayan Rock and Roll müzik türünün tüm dünyaya hızla yayıldığı dönemdi. Bu müzik türü, Eric‘i de çok etkilemişti ve 13. yaş günü hediyesi olarak gitar istedi. Fakat ailesi, ucuz çelik telleri olan Hoyer marka bir akustik gitar aldı ve çalması zor bu gitar, Eric‘in hevesini epeyce kırdı. Yine de R&R’a ilgisi ağır bastı ve artık zamanının çoğunu gitar çalarak geçirmeye başladı. Üstelik, müziğe olan yeteneği çevresindekilerde büyük bir hayret uyandırdı. Çünkü genç Eric, radyo veya plaklarda dinlediği bir şarkıyı hızlıca öğrenip gitarda kolayca çalabiliyordu.

Eric Clapton’ın Müzik Serüveni

Zaman içinde Eric, R&R’dan blues müziğe doğru geçiş yaptı ve blues akorları ile sistemini kendi başına öğrendi. Çaldığı şarkıların doğru olup olduğunu anlamak içinse amatör kayıtlar yapmaya başladı. Gün içinde saatlerce elinden bırakmadan çaldığı gitarı ona blues müziğinin hüzünlü, yalnız ve melankolik dünyasının kapılarını açıyordu. Blues akorlarından çıkan hüzünlü tınılar içinde Eric, iç gözlem yoluyla duygularını melodilere döküyordu. Sözcükler, kavramlar ve başka hiçbir şey olmadan çıkan bu melodiler, ailevi nedenlerden dolayı topluma ve insanlara yabancılaşan Eric‘in duygu dünyasının en saf ve dolayımsız yansımalarıydı. Hal böyle olunca, ortaya çıkan melodiler blues türü içinde başka hiçbir şarkıya benzemiyor, tümüyle özgün bir eser haline geliyordu.

1962 yılında genç Eric, blues tutkunlarının hayallerini süsleyen Gibson ES-335 model gitarına sonunda kavuştu. Blues akorları ve sistemine mükemmel uyum sağlayan bu gitar onu toplumdan ve insanlardan daha da uzaklaştırdı. O kadar ki, tüm gününü gitar çalmakla geçirmek istediği için okula gitmeyi reddetti ve Kingston College‘daki sanat eğitimini sonlandırdı. Henüz 17 yaşında olan Eric, önce The Roosters‘a katıldı, kısa bir süre sonra Casey Jones and The Engineers grubunda gitar çalmaya başladı.

Gitardaki olağanüstü yeteneğiyle ilgileri üzerine toplayan Eric, bir yıl sonra Keith Relf ve Paul Samwell-Smith tarafından dönemin en önemli R&R gruplarından Yardbirds‘e davet edildi. Başarılı geçen bir Amerika turnesinin ardından, ilk albümleri Five Live Yardbirds‘ü çıkarttılar. Kısa bir süre sonra, turnedeki canlı performanslarından oluşan Sonny Boy Williamson and The Yardbirds‘ü çıkarttılar. Yardbirds‘te geçirdiği 1.5 yıllık süre zarfında Eric sahnede gitarını öyle bir “konuşturuyordu” ki, teller hızına dayanmıyor, sahnede kopan telini kendisi değiştiriyordu. Sahne performansını yavaşlattığı için arkadaşları ona “Slowhand” lakabını taktı.

Yardbirds’ten Kopuş ve Yeni Arayışlar

Yardbirds‘ün 1960’lara damgasını vuran For Your Love şarkısı, grup tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bu şarkıyla birlikte Yardbirds, pop müziğe yaklaşma kararı aldı ve “piyasa müziği”ne yöneldi. Oysa Eric, bu anlayışı doğru bulmuyor, müziğin ticarileşmesine karşı çıkıyordu. Bu nedenle gruptan ayrıldı. 1965 yılında John Mayall’s Bluesbreakers grubuna katıldı, Yunanistan’da bir dizi konser verdi. The Powerhouse grubuyla 4 şarkılık bir kayıt yaptı, ardından John Mayall’s Bluesbreakers‘a geri döndü.

Yardbirds‘e koyduğu tavır ve bu çalışmalarıyla ününe ün katan Eric Clapton, 1970’lerin başlarında İngiltere’nin en popüler gitaristlerinden biri haline geldi. O kadar ki, Islington Metrosu’nun duvarına “Clapton is God!” (Clapton Tanrı’dır!) cümlesi yazıldı. Fakat Eric Clapton, hayatı boyunca bu cümleden utanç duyduğunu ifade etti. 1970’lerde pek çok müzik grubu ve ünlü isimle çalıştı, birbirinden değerli pek çok çalışmaya imza attı. Derek and Dominos grubunda Jim Gordon, Carl Radle ve Bobby Whitlock gibi isimlerle çıkarttıkları Layla and Other Assorted Love Songs konsept albümü, müzik tarihinde kült albümlerden biri haline geldi.

Ne var ki, albümün ardından çıktıkları Amerika turnesi başarısız geçti ve ikinci albümleri ilki kadar ilgi görmedi. Bunun üzerine grup dağıldı ve Eric Clapton, 3 yıl süren ciddi bir depresyona girdi. Müzik dünyasına 1974 yılında 461 Ocean Boulevard albümüyle geri döndü. Bu albümle, şarkı sözü yazma ve beste yapmada da büyük bir yeteneğinin olduğunu ispatladı. Şarkılarının ilham kaynağı ise ünlü Beatles grubunun gitaristi George Harrison‘ın eşi Patti Boyd‘a duyduğu karşılıksız aşktı. 1979 yılında aşkına karşılık buldu ve eşinden ayrılan Patti Boyd‘la evlendi.

Blues, Romantizm ve Melankoli

Eric Clapton‘ın pek çok şarkısı, kendi yaşamdan izler taşımanın ötesinde, yaşamını olduğu gibi anlatmakta. Özellikle de Patti Boyd için yazdığı şarkılarda bunun en somut örneklerini görmek mümkün. Clapton‘ın Layla, Forever Man gibi pek çok şarkısına konu olan Patti Boyd, gelmiş geçmiş en iyi Eric Clapton şarkısı olarak kabul edilen Wonderful Tonight şarkısının da tam merkezinde yer almakta. Şarkıyı Clapton, gidecekleri bir davet için hazırlanması uzun süren Patti‘yi beklediği sırada yazdı ve o gün yaşadıklarını, Patti‘yi gördüğünde ondan nasıl etkilendiğini anlattı.

Patti‘yle evli kaldığı 10 yıl boyunca Eric Clapton, birbirinden güzel şarkılara imza attı ve çok sayıda albüm çıkarttı. Gazete ve dergilere verdiği röportajlarda, yazdığı her şarkıda kendisini ve hayatı yeniden keşfettiğini söyledi. Patti‘ye duyduğu aşkın etkisiyle, 1960’ların yalnız ve melankolik delikanlısı, 1980’lerde romantik bir aşk adamına dönüştü. Fakat bu romantizm, hayatın gerçeklerinden kopuk bir romantizm değildi. Blues tınılarında açığa çıkan duygu evreni, dinleyenleri içine çeken ve hayatı yeniden anlamlandıran yepyeni bir varoluş şekli yarattı.

1980’lerin sonlarına doğru, kendisi için yeni bir kulvar olan film müziği bestelerine başladı. 1992 yılında bestelediği Tears in Heaven şarkısı, Grammy ödülünü kazanmasını sağladı. Bu şarkıda Clapton, hayatının en üzücü olaylarından birini anlattı. Oyuncu Lory Del Santo‘dan olan oğlu Cannor henüz 4 yaşındayken, annesinin bir arkadaşının evinde pencereden aşağı düşerek hayatını kaybetti. Bu üzücü olayın ardından Clapton, kendi melankolik duygu dünyasına geri çekildi ve eserlerinde yalnızlık ve yabancılaşma gibi temaları işlemeye devam etti.

En Güzel 10 Eric Clapton Şarkısı

Eric Clapton ve müzik serüveni hakkında paylaştığımız bu bilgilerin ardından yazımızın bu kısmında, blues severler için ofiste çalışırken dinleyebilecekleri en güzel 10 Eric Clapton şarkısı önereceğiz. Clapton‘ın duygu dünyasının kapılarını ardına kadar açan bu şarkılar, her dinlediğinizde kendinizi ve hayatı yeniden keşfetmenizi sağlayabilir.

Wonderful Tonight

Listemizin ilk sırasında, gelmiş geçmiş en güzel Eric Clapton şarkısı olarak kabul edilen Wonderful Tonight var. Aslına bakarsanız, bu şarkı yalnızca Patti Boyd‘un davet için hazırlanmasının ne kadar uzun sürdüğünü anlatmıyor. Güzel şeyler için beklemeye değer, mesajı veriyor. Ki kendisi, Patti‘nin George Harrison‘dan boşanması için uzunca bir süre beklemişti. Bu güzel şarkının orijinal kaydını buradan, en güzel konser kayıtlarından birini ise buradan dinleyebilirsiniz.

Layla

En güzel 10 Eric Clapton şarkısı listemizin ikinci sırasında Layla var. Clapton‘ın hayatında ve popüler müzik tarihinde bu şarkının önemi büyük. Patti‘ye duyduğu aşk öyle bir hal almıştı ki, katıldıkları bir parti sırasında ve üstelik George Harrison‘ın yanında, Patti‘ye aşkını bu şarkıyla ilan etti. Kendisi için yazılan bu şarkıdan çok etkilenen Patti, George Harrison‘dan boşanma kararını bu olayın ardından verdi. Bu şarkının en güzel konser kayıtlarından birini dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tears in Heaven

Listemizin üçüncü sırasında, Tears in Heaven var. Patti‘den 1989 yılında ayrılan Eric Clapton, kendi yalnız ve melankolik dünyasına bu şarkıyla birlikte yeniden geri döndü. Fakat, Clapton‘ın yalnızlığı aşmak ve insanlarla kaynaşmak gibi bir sorunu hiçbir zaman olmadı. Onun düşüncesine göre müzik, ortak duygu evreninde insanları bir araya getiren farklı bir varoluş şekli. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Old Love

En güzel 10 Eric Clapton şarkısı listemizin dördüncü sırasında, bir diğer Eric Clapton klasiği olan Old Love var. Clapton‘ın Patti‘den boşandığı 1989 yılında çıkarttığı Journeyman albümünün en beğenilen şarkılarından biri olan Old Love şarkısında geçen “Old love, leave me alone” (Eski aşk, beni yalnız bırak), “Old love, go on home” (Eski aşk, eve git) sözleri Clapton‘ın biten büyük aşkının bir ifadesi. Şarkıda gitarı öyle bir çalıyor ki, belki sözlere bile gerek kalmadan bu duygularını açıkça ifade ediyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

I Shot the Sheriff

Listemizin beşinci sırasında, I Shot the Sheriff var. Bir Bob Marley coverı olan bu şarkı, ABD’deki kürtaj tartışmalarına ironik göndermeler yapıyor. Şarkının hareketli ritmi ve eğlenceli melodileri Clapton‘ın elinde o kadar güzel hayat buluyor ki, şarkıyı dinlerken yerinizde duramayabilirsiniz. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Crossroads

En güzel 10 Eric Clapton şarkısı listemizin altıncı sırasında Crossroads var. 1988 yılında çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkı, blues tınıları ile rock tınılarını mükemmel bir sentezle birleştiriyor. Şarkıda Clapton, büyük şehirlerin birbirine değen hayatları içinde insanın varoluşsal yalnızlığına işaret ediyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Forever Man

Listemizin yedinci sırasında, Forever Man var. 1985 yılında çıkarttığı Behind the Sun albümünün en güzel şarkılarından biri olan bu şarkıda Clapton, aşkı her şeyin üzerinde tutan romantik sevgili imajı veriyor. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi bu romantizm, hayatın gerçeklerinden kopuk olmak yerine, hayatın tümüyle merkezinde bir romantizm. Şarkıda geçen “I’ll try to be your forever man” (Sonsuza dek erkeğin olmaya çalışacağım) sözü, 1980’lerin en popüler romantik sözlerinden biri olmuştu. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

The Thrill is Gone

En güzel 10 Eric Clapton şarkısı listemizin sekizinci sırasında, The Thrill is Gone var. Amerikalı blues sanatçısı B. B. King‘le birlikte sergiledikleri muhteşem performansla dünya genelinde milyonlarca blues severin kalbini fethettikleri bu şarkıda biten bir aşkın hüzünlü dokunuşlarını hissedebilirsiniz. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Change the World

Listemizin dokuzuncu sırasında, Change the World var. 1996 yılında çıkarttığı Phenomenon albümünün en başarılı çalışmalarından biri olan bu şarkıda Clapton, dünyayı değiştirme çabasının ironisini yapıyor. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

My Father’s Eyes

En güzel 10 Eric Clapton şarkısı listemizin onuncu sırasında, My Father’s Eyes var. 1998 yılında çıkarttığı Pilgrim albümünün unutulmazları arasında yer alan bu şarkıda Clapton, dünya üzerindeki varoluş amacını sorguluyor. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
3 Yorum

1 Yorum

  1. Hyatt Reservation Special

    7 Ocak 2022 saat 03:23

    Fine way of describing, and nice post to obtain data on the topic
    of my presentation topic, which i am going to convey in institution of
    higher education.

  2. 유흥알바사이트

    7 Ocak 2022 saat 07:45

    Wow, this article is fastidious, my younger sister is analyzing such things, thus I am going to let know
    her.

  3. Trabajos en New York

    26 Ocak 2022 saat 18:32

    Wow! After all I got a weblog from where I
    be able to actually get helpful information concerning my study and knowledge.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler