Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste Blues Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 blues şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

Afrika kökenli bir müzik türü olan blues müziğin 400 yıllık bir geçmişi var. Afrika’da cenaze törenlerinde söylenen ve kişinin çektiği acıları anlatan bu müzik türünün ismi, Afrika’nın yerel kültürlerinde acı, yas ve hüznün ifadesi olan çivit renginden gelmekte. Blues müzik en parlak dönemini 1950’lerin ikinci yarısından sonra, Afrika kökenli Amerikalı müzisyenler ve onların izinden giden isimlerle yaşadı. Bir zamanların en popüler müzik türü olan bluesun günümüzde de milyonlarca dinleyicisi mevcut. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken blues dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 blues şarkısı önereceğiz.

The Thrill is Gone – B. B. King

Listemizin ilk sırasında, “blues müziğin efsanevi kralı” olarak anılan B. B. King‘in The Thrill is Gone şarkısı var. 1925 yılında Mississippi’de dünyaya gelen sanatçının asıl ismi Riley B. King. 1948 yılında kendisine verilen Beale Street Blues Boy (Beale Caddesi Bluescu Genç) lakabını daha sonra Blues Boy King (Bluesun Genç Kralı) anlamına gelen B. B. King şeklinde kullanmaya başladı. Blues tarihinin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen The Thrill is Gone şarkısıyla bluesa getirdiği özgün yorum, B. B. King‘in dünya genelinde bir üne kavuşmasını sağladı. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Wonderful Tonight – Eric Clapton

En güzel 10 blues şarkısı listemizin ikinci sırasında, Eric Clapton‘ın Wonderful Tonight şarkısı var. Blues tarihinde çok özel bir yere sahip olan Eric Clapton, bu müzik türünün “zenci müziği”(!) olmaktan çıkıp evrensel bir müzik türü haline gelmesini sağlayan pek çok esere imza attı. Gelmiş geçmiş en güzel Eric Clapton şarkısı olarak kabul edilen Wonderful Tonight şarkısında Clapton, kız arkadaşı Patti Boyd‘un bir davet için uzun süren hazırlığını anlatırken, güzel şeyler için beklemeye değer mesajı veriyor. Bu güzel şarkının orijinal kaydını buradan, en güzel konser kayıtlarından birini ise buradan dinleyebilirsiniz.

I’m in The Mood – John Lee Hooker

Listemizin üçüncü sırasında, John Lee Hooker‘ın I’m in The Mood şarkısı var. Küçük yaşlarda gitar çalmaya başlayan John Lee Hooker, ilk dönemlerinde rock müziğe ilgi duyuyordu. Zaman içinde R&B’ye (Rythm and Blues) yöneldi ve bluesda kendine özgü bir yer edindi. En popüler dönemini 1960-1980 arası dönemde geçiren Hooker, Eddie Taylor‘dan Rolling Stones‘a kadar dönemin birçok ismine müziğiyle örnek oldu. Öyle ki, Rolling Stones şarkılarındaki temaların John Lee Hooker‘la ortak bir duygu evrenini paylaştığı yönünde genel bir kabul var. Hooker‘ın en beğenilen blues şarkılarından biri olan I’m in The Mood şarkısını dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Ain’t No Sunshine – Bill Withers

Bill Withers‘ın Ain’t No Sunshine şarkısını en güzel 10 blues şarkısı listemizin dördüncü sırasına koyuyoruz. En popüler dönemini 1970-1985 yılları arasında yaşayan Bill Withers, müzik kariyeri boyunca üç kez Grammy Ödülü kazandı. Bill Withers‘ın şarkılarında bluesun arka planında country temaları dikkat çekici. En beğenilen şarkılarından Ain’t No Sunshine, Lean on Me ve Lovely Day bugüne pek çok şarkıcı tarafından coverlandı. Bill Withers‘ın gelmiş geçmiş en güzel şarkısı olarak kabul edilen ve country temalarıyla bluesa farklı bir lezzet kazandıran Ain’t No Sunshine şarkısını dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Born Under A Bad Sign – Albert King

En güzel 10 blues şarkısı listemizin beşinci sırasında, Albert King‘in Born Under A Bad Sign şarkısı var. Asıl ismi Albert Nelson olan şarkıcı, 1967 yılında çıkarttığı Born Under A Bad Sign albümüyle King (Kral) unvanını elde etti. Blues tarihinde Albert King‘in en önemli özelliği, şarkılarında rock müzik temalarına bolca yer vermesinden geliyor. Kendine özgü gitar çalma şeklini anlatmak üzere kullanılan trailblazing sözcüğünün hakkını verircesine bluesun en özgün isimlerinden biri olmayı başaran Albert King‘in Born Under A Bad Sign şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

Evil is Going On – Luther Allison

Luther Allison‘ın Evil is Going On şarkısı, en güzel 10 blues şarkısı listemizin altıncı sırasında. Gitar çalmayı kendi kendine öğrenen Luther Allison, profesyonel müzik kariyerine 1957 yılında başladı. 1960’lı yıllarda müzik kulüplerinde çok sayıda canlı performans gerçekleştiren Luther Allison, 1972 yılında çıkarttığı Bad News is Coming albümünün hit şarkısı Evil is Going On ile müzik kariyerinin en parlak dönemini yaşadı. 1970’lerin en beğenilen blues şarkılarından biri olan ve blues severlerin bugün bile dinlemekten keyif aldığı bu şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Hit The Road Jack – Ray Charles

En güzel 10 blues şarkısı listemizin yedinci sırasında, Ray Charles‘ın Hit The Road Jack şarkısı var. 7 yaşındayken görme yetisini kaybeden Ray Charles, görme engelliler okulunda öğrendiği piyanoyla müziğe başladı. Profesyonel müzik kariyerine Atlantic Records‘ta Ahmet Ertegün ile başlayan Ray Charles, en hit şarkısı Hit The Road Jack ile dünya çapında büyük bir üne ulaştı. Bugüne kadar birçok kez coverlanan bu şarkıyla Ray Charles, bluesun Gibson gitarından başka bir müzik aletiyle de yapılabileceğini gösterdi. 1960’ların en popüler şarkılarından biri olan Hit The Road Jack şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

If Trouble was Money – Albert Collins

Albert Collins‘ın If Trouble was Money şarkısı, en güzel 10 blues şarkısı listemizin sekizinci sırasında. Gitarının 5, 6 veya 7. perdesine taktığı kelepçeyle farklı bir sound elde eden Albert Collins, Fa minör tonundaki şarkılarıyla blues tarihinde yerini aldı. Profesyonel müzik kariyerine 1969 yılında başlayan Albert Collins‘a dünya çapında şöhret kazandıran If Trouble was Money şarkısını dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

I’d Rather Go Blind – Etta James

En güzel 10 blues şarkısı listemizin dokuzuncu sırasında, Etta James‘in I’d Rather Go Blind şarkısı var. Blues tarihi içinde Etta James‘in en önemli özelliği caz, soul ve rock temalarını bluesda birleştirmesiydi. Başka deyişle bluesa müzikal çeşitlilik kazandıran Etta James, müzik kariyeri boyunca altı Grammy Ödülü kazanarak eşine az rastlanır bir başarıya imza attı. 1968 yılında çıkarttığı Tell Mama albümünün en hit şarkısı I’d Rather Go Blind, Etta James ismini blues tarihine yazdırdı. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Mannish Boy – Muddy Waters

Muddy Waters‘ın Mannish Boy şarkısı, en güzel 10 blues şarkısı listemizin onuncu sırasında. II. Dünya Savaşı öncesi dönemde bluesun en önemli isimlerinden biri olan Muddy Waters, kullandığı motiflerle kendisinden sonra gelen birçok isme ilham verdi. Şarkılarında rock temalarına özel bir yer veren Muddy Waters, 1950’lerin ikinci yarısından sonra İngiltere ve Avrupa müzik listelerinde üst sıralarda yer buldu. 1970’li yıllarda Rolling Stones ve The Band gibi birbirinden önemli müzik grupları tarafından defalarca coverlanan Mannish Boy şarkısını dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler