Bizi Takip Edin

Lifestyle

Evden çalışma alanı nasıl daha konforlu hale getirilir?

Yayınlandı

tarihinde

Evden çalışma alanı nasıl daha konforlu hale getirilir?

Pandemi sonrası hızla değişen yeni dünya düzenine sizler de ayak uyduruyor musunuz? Koronavirüs salgınının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılmasıyla birlikte işletmeler, tedbir amaçlı olarak çalışanlarını evden çalışma sistemine teşvik ediyor. Aynı zamanda milyonlarca öğrenci, uzaktan eğitim sistemine hızlı bir geçiş yaptı.

Dünyada zaten var olan ancak son dönemde yaygınlaşan evden çalışma ya da uzaktan eğitim sistemi için birçok önemli kriter var. Bunlar içinde en önemlisi, kendi konfor alanında sorumluluklarını yerine getirme olarak görünüyor. Evden çalışmanın en büyük getirisi konfor ve rahat bir ortam olsa da kendi içerisinde bazı zorlukları bulunuyor. Evde kalınan süre boyunca yapılan her işte planlı ve disiplinli olmak gerektiği gibi, rahat çalışabilmek için de bazı püf noktaları var. Ofix Blog’da bu haftaki yazımda hem öğrenciler hem de beyaz yakalılar için evden çalışma alanının nasıl daha konforlu hale getirileceğine dair bazı öneriler hazırladım.

Kendinize özen göstermelisiniz.

Öncelikle kıyafetleriniz konusunda dikkatli olun. Evden çalışmak kişiye rahatlık sağlasa da tercih edilen çok rahat bir kıyafet verimliliği düşürebilir. Bu nedenle rahat kıyafetlerden kaçınmalısınız. Her gün ofis ortamında çalışıyor gibi kendinize özen göstermelisiniz. Mümkünse iş hayatınızda olduğu gibi aynı saatte çalışmaya başlayabilirsiniz. Ve tabii kahvaltı, öğle yemeği, kahve molası vb. günlük rutinlerinizi aksatmamalısınız.

Özel çalışma alanı oluşturmalısınız.

Evde çalışırken mutlaka kendinize ait bir çalışma masası kullanmalısınız. Yatakta, koltukta, televizyon karşısında çalışmamalısınız. Mümkünse çalışma masanızın duvara dönük olmasını tercih edebilirsiniz. Çalışacağınız alanın yeterince ışık almasını sağlamalısınız. Masa konumu, sandalye ve koltuk yüksekliği ile bilgisayar uzaklığı vücut yapınıza uygun olmalı. Boyun, bel ve göz ağrısı gibi şikayetler yaşamamak için ergonomiye dikkat etmelisiniz. Çalışma esnasında yanınızda kalem, not defteri vb. kırtasiye ürünleri bulunmasında yarar var.

Yapılacaklar listesi hazırlamalısınız.

İşlerinizi sıraya dizmek her zaman vakit kazandırır ve verimli çalışmanıza olanak sağlar. Bu nedenle güne başlarken yapılacaklar listenizi hazırlamayı unutmayın. Listenizi hazırlarken, yapılacak işleri önem derecesine göre sıralamalısınız. Son olarak listeyi kontrol etmeli ve sıkı bir şekilde uygulamalısınız. Gün sonunda listenize baktığınızda, ne derece verimli çalıştığınızı değerlendirebilirsiniz.

Ev hayatından uzaklaşmalısınız.

Çalışma saatleri içerisinde ev ritüellerinizi askıya almalısınız. Bu saatlerde televizyonu açmamalısınız, onun yerine müzik dinleyebilirsiniz. Evdeki zamanınızı küçük dokunuşlar yaparak değiştirebilirsiniz (bahar yeniliği, yenilenen eşyalar gibi). Böylelikle evinizin konforunu ve iç huzurunu bir üst seviyeye çıkarabilirsiniz. Ayrıca birlikte yaşadığınız aileniz ya da ev arkadaşlarınızın, evden çalıştığınızın bilincinde olmalarını sağlamak için gereken adımları atmalısınız.

Mola vermeyi unutmamalısınız.

Evden konforlu çalışmanın bir diğer püf noktası da molalar. Mola vermeyi unutmamalısınız. Üretkenliği artırmaya yardımcı olmak için molalarınızı etkin bir şekilde planlamalısınız. Oturduğunuz yerden ara sıra kalkarak birkaç esneme hareketi yapmalısınız. Mola esnasında bulunduğunuz odayı havalandırmalısınız. Molalarda kendinize çay veya kahve hazırlayıp çalışmaya daha sonra devam edebilirsiniz.

Çalışma odanız artık eviniz değil ofisiniz!

Evet, bu adımları başarıyla uygulayabildiğiniz takdirde evde çalışma ortamınızı daha verimli ve konforlu hale getirebilirsiniz. Bu sayede çalışma odanız artık evinizin bir parçası olmaktan çıkıp ofisiniz haline gelebilir. Her şey sizin elinizde!

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler