Bizi Takip Edin

Lifestyle

Go nasıl oynanır?

Yayınlandı

tarihinde

Go oyunu hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

4 bin yıllık bir geçmişe sahip olan go oyunu, dünyanın bilinen en eski zeka ve strateji oyunlarından biri. Oyunun ilk olarak Çin’de oynandığını gösteren tarihsel kaynaklara göre Çinliler bu oyuna weiqi adını vermiş. Çin’den Uzakdoğu’ya ve dünyanın geri kalan kısımlarına yayılan bu oyun, zaman içinde go adını almış. Ofiste oynanabilecek keyifli ve eğitici bir masa oyunu olan go oyunu, satranç ve dama gibi alışılagelmiş masa oyunlarına güzel bir alternatif olabilir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, go oyunu hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Go nedir?

Çin kökenli go oyunu, 2 oyuncu tarafından oynanan bir zeka ve strateji oyunu. Japonların igo, Korelilerin baduk dediği bu oyun, Batı dillerinde go olarak adlandırılmakta. Çin’de bu oyunun ilk olarak ordu birliklerinin savaş stratejilerini geliştirmek için ortaya çıktığı düşünülmekte. Askeri birliklerin savaş yeteneklerini geliştirdiğine inanılan bu oyun, Uzakdoğu’da birçok ülkede yaygın bir masa oyunu olmanın ötesinde, günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmekte.

Oynandığı ülkelere göre bazı kuralları değişse de go oyunu 2 kişiyle ve biri siyah, diğeri beyaz iki grup oyun taşıyla oynanmakta. Go oyunu tahtası veya kartonu için 7 x 7, 9 x 9, 13 x 13 veya 19 x 19’luk kareler kullanılmakta. Oyunun en yaygın oynanma şeklinde 19 x 19’luk kare yüzey ve 180 adet beyaz, 181 adet siyah taş kullanılmakta. 19 x 19’luk oyun alanında 361 adet kesişim noktası mevcut. Oyunda go taşları bu kesişim noktalarına yerleştirilerek hamle yapılmakta.

Go oyunu nasıl oynanır?

Go oyunu, siyah taş kullanan oyuncunun hamlesiyle başlamakta. Oyuncu elindeki taşlardan birini oyun alanında bir kesişim noktasına bırakır ve sıra diğer oyuncuya geçer. Her iki oyuncu da ellerindeki taşları diledikleri noktaya koymakta serbesttir. Fakat taşların kesişim noktası üzerine konulması gerekir. Bu noktaların üzerine konulmayan taşlar geçersiz kabul edilir. Bir kez bir kesişim noktasına konan taş bir daha hareket ettirilmez.

Oyunun başlangıcında sağ üst köşe daha fazla tercih edilmekte. Oyun tahtasına yerleştirilen taşlar bırakıldığı yerde kalır. Oyunda her taşın “yaşadığı” kabul edilir ve taşın bırakıldığı noktaya komşu noktalara nefes noktaları denir. Oyuncular rakibin taşlarının etrafını kendi taşlarıyla kapatmaya çalışır. Etrafında nefes noktası kalmayan taş veya taş grubu esir edilmiş olur. Taşların birbirine bağlı olması yatay veya dikey çizgiler doğrultusunda mümkündür. Çapraz bağlar kabul edilmez, nefes alanı oluşturmaz.

Go oyunu sırasında oyuncular, kendi taşlarını kullanarak belli bir alanı çevrelemeye çalışır. Bu alanın içinde en az bir kesişim noktası kalırsa, bu noktaya göz noktası denir. Göz noktası bir veya daha fazla nefes noktası içerebilir. Rakibin çevrelediği alanın içindeki gözde sadece tek bir nefes noktası varsa bu kısma taş konulamaz. Fakat birden fazla nefes noktası varsa taş konulabilir. Oyunda taşlar arasında herhangi bir hiyerarşi yoktur, tüm taşların değeri aynıdır. Ancak oyun sırasında bazı taşlar diğerlerinden daha önemli hale gelebilir ki, bu taşların korunması oyuncuya stratejik üstünlük sağlar.

Go oyununda güçlü taraf, dilediği takdirde karşı tarafa avans verebilir. Oyun tahtası üzerinde işaretli noktalar üzerine yerleştirilen avans taşları, oyunu her iki taraf için de keyifli hale getirebilir, monotonluğu kırabilir. Avans taşlarının sayısı 9’a kadar çıkabilir. Taşlar yerleştirildikten sonra hamle sırası beyaz oyuncuya geçer.

Go oyununun amacı nedir?

Go oyununda amaç, rakibin taşlarını çevreleyip ele geçirmek ve oyun tahtası üzerinde en geniş alana sahip olmaktır. Rakip oyuncunun taşları esir edildikçe oyuncunun alanı genişler. Oyun tahtası üzerinde daha fazla taşı kalan oyuncu galip gelir. Oyunda bir taşı esir etmek için kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısındaki kesim noktalarının dördünün de rakip oyuncunun taşlarıyla çevrelenmiş olması gerekir. Fakat esir alınacak taş eğer oyun tahtasının kenarlarına veya köşelerinden birine yerleştirilmişse, esir alınması için üç taş yeterli olur.

Go oyununda rakip oyuncular bir taraftan kendi alanlarını genişletmeye, bir taraftan da karşı tarafın alanını küçültmeye çalışır. Taş gruplarını esir almak için oyuncu, bütün taşların etrafını çevreleyen kesim noktalarına birer taş yerleştirmeye çalışır. Başka deyişle, bir taşı esir etmeye çalışırken bütünü görüp taş gruplarını esir etmesini sağlayacak hamleler yapmaya çalışır. Taş grupları arasında yapılacak hamle kalmadığında veya oyun alanında rakip alanlar kesişip çevrelenecek taş kalmadığında oyun sona erer.

Go oyununda kazanan nasıl belirlenir?

Go oyununda kazananın belirlenmesi için puanlama yapılması gerekir. Bu puanlamada, esir edilen taşlar ve ele geçirilen kesişim noktalarının sayısı önemlidir. Esir edilen her taş ve rakibin çevrelenen alanları içindeki tüm kesişim noktaları için oyuncuya 1 puan yazılır. Ayrıca, oyuna siyah oyuncu başladığı için oyun bittiğinde beyaz oyuncuya haksızlık olmaması için 6.5 ek puan yazılır. Yapılan hesaplama sonucunda puanı fazla olan oyuncu go oyununu kazanmış olur.

Go oyununun faydaları nelerdir?

Dünyanın bilinen en eski zeka ve strateji oyunlarından biri olan go oyunu hem keyifli, hem de eğitici bir oyun. Satranç ve dama gibi alışılagelmiş masa oyunlarına göre çok daha basit kuralları olan go oyunu sonsuz açılımla oynanabilecek çok az sayıda oyundan biri. Oyun sırasında yapılan her hamle, tüm taşların akıbetini etkileme özelliğine sahip. Bu yüzden her hamlede oyunun bütününü dikkate almayı ve taşları iyi şekilde takip etmeyi gerektiriyor. Bu yönüyle dikkat ve konsantrasyon yeteneğini geliştiren go oyunu strateji üretme, mantık yürütme, sosyal ve duygusal gelişim gibi konularda büyük fayda sağlıyor.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler