Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kuruyemiş alerjisi nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Kuruyemiş alerjisi hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Besin alerjisi türlerinden biri olan kuruyemiş alerjisi hem çocuklarda, hem de yetişkinlerde görülebilmekte. Büyük ölçüde genetik nedenlere bağlı olmakla birlikte bazı çevresel faktörlere bağlı olarak da gelişebilen kuruyemiş alerjisi, gerekli önlemler alınmadığında hayati tehlikeler yaratabiliyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, kuruyemiş alerjisi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kısaca Kuruyemiş Alerjisi

Kuruyemiş alerjisi, besin alerjileri içinde en yaygın alerjilerden biridir. Besin alerjisini kısaca, besinlerin bizzat kendilerinin ya da besinlerle birlikte ortaya çıkabilecek başka etkenlerin vücutta oluşturduğu her türlü anormal durum olarak tanımlamak mümkün. Besin alerjisine yol açan besin reaksiyonları ve kuruyemiş alerjileri en çok bağışıklık sistemini tehdit etse de vücutta pek çok doku ve sistem üzerinde de olumsuz etkiler yaratabiliyor.

Besin alerjileri içinde ülkemizde en çok süt, yumurta, et ve buğday ürünleri ile kuruyemişlere bağlı olarak ortaya çıkan alerjiler görülmekte. Bu alerjilerin büyük bir bölümü genetik nedenlere bağlı olsa da kişide daha önce alerjik reaksiyon yaratmayan besinler de daha sonra besin alerjilerine yol açabilmekte. Kuruyemiş alerjileri ülkemizde, besin alerjileri içinde yüzde 1’lik bir paya sahip. Fakat özellikle de çocuklar söz konusu olduğunda, kuruyemiş alerjisi ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle kuruyemiş alerjileri hakkında farkındalıklarımızı arttırmamız çok önemli.

Kuruyemiş alerjisi olan kişilerde alerjik reaksiyonların başlaması için az miktarda kuruyemiş bile yeterli olabilir. Alerjik reaksiyonlar bazı vakıalarda tek, bazı vakıalarda ise birden çok kuruyemişe karşı gelişebilir. Kuruyemiş alerjisine bağlı olarak gelişen şikayetler genellikle, kuruyemişlerin ağızdan alınmalarıyla ortaya çıkmakta. Fakat kuruyemişlerin cilde temas etmesi veya toz haldeki kuruyemişlerin solunmasıyla da alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Diğer besin alerjilerinden farklı olarak kuruyemiş alerjilerinde çok daha ciddi alerjik reaksiyonlar görülebilir.

Kuruyemiş alerjisi genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkıyor. Çocukluk döneminde bağışıklık sistemi gelişirken bazı protein türlerinin sistem tarafından zararlı olarak algılanması, besin reaksiyonlarını meydana getiriyor. Vücudun zararlı olarak algıladığı proteinler en çok süt, yumurta, et ve buğday ürünleri ile kuruyemişlerde mevcut. Bununla birlikte, daha önce sorunsuz tüketilen kuruyemişlere karşı kişide daha sonra kuruyemiş alerjisi de ortaya çıkabilir. Kötü beslenme alışkanlıkları, yoğun stres, kronik hastalıklar, alkol ve sigara kullanımı gibi nedenlerden dolayı bağışıklık sistemi zayıflayan kişilerde besin alerjileri ve kuruyemiş alerjisi oluşabilmekte.

Kuruyemiş alerjisinin belirtileri nelerdir?

Kuruyemiş alerjisinin belirtileri, özellikle yer fıstığı, fındık, badem, ceviz ve Antep fıstığı gibi kabuklu kuruyemişlerin tüketilmesinden kısa bir süre sonra ortaya çıkmakta. En sık karşılaşılan şikayetler arasında kaşıntı ve kızarıklık, gözler ve dudaklarda şişlik, burunda akıntı, hapşırma ve öksürük, nefes darlığı ve kusma sayılabilir. Bunların yanı sıra deride döküntü, karın ve baş ağrısı, ishal, tansiyon düşüklüğü ve bayılma gibi şikayetler de kuruyemiş alerjisinin belirtileri arasında yer almakta.

Bununla birlikte, besin alerjilerinden kaynaklanan sorunları, kötü beslenme alışkanlıkları ve hazımsızlık gibi nedenlere bağlı olarak gelişen şikayetlerle karıştırmamak gerekir. Nitekim bu şikayetler geçicidir ve etkileri sınırlıdır, oysa besin alerjilerinde olduğu gibi kuruyemiş alerjisinde de vücudun verdiği tepkiler çok daha büyüktür. Kuruyemiş alerjisinin birkaç belirtisi aynı anda ve güçlü bir şekilde ortaya çıktığında, kişide alerjik şok oluşabilmekte. Bu gibi vakıalar maalesef, ölümcül sonuçlar doğurabilmekte.

Kuruyemiş alerjisine karşı neler yapmak gerekir?

Kuruyemiş alerjisini kısaca bu şekilde ele aldıktan sonra, kuruyemiş alerjisine karşı neler yapmak gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle vurgulamak istiyoruz. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri kapsamında olup kuruyemiş alerjisini tedavi niteliği taşımamaktadır. Kuruyemiş alerjisi belirtilerine sahipseniz, vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurup kuruyemiş alerjisi testi yaptırmalısınız. Sağlığınız için en doğru bilgileri hekiminizden alabilirsiniz.

Alerjiye neden olan kuruyemişleri tüketmemelisiniz.

Kuruyemiş alerjisi karşısında yapılabilecek ilk ve en önemli şey, alerjiye neden olan kuruyemişleri tüketmemektir. Bu kuruyemişleri beslenme programınızdan çıkarttığınızda, alerjik reaksiyonları büyük ölçüde önleyebilirsiniz. Kuruyemiş alerjileri en çok yer fıstığı, fındık, badem, ceviz ve Antep fıstığı gibi kabuklu kuruyemişleri tükettikten sonra oluşmakta. Bunları çocuğunuza verirken dikkatli olmalısınız. Dahası, kuruyemiş alerjisi nedeniyle ortaya çıktığını düşündüğünüz şikayetler gerçekte başka nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir. İleride herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için, şikayetleri gözlemlediğiniz anda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanızda yarar var.

Yanlış bilgilere itibar etmemelisiniz.

Kuruyemiş alerjisi daha çok genetik nedenlere bağlı olarak gelişse de bu durum, kuruyemiş alerjisine sahip bir kişinin çocuklarında mutlaka kuruyemiş alerjisi olacağı anlamına gelmez. Kuruyemiş alerjisi konusunda kesin tanının konulabilmesi için kişiye test yapılması gerekmekte. Çocuğunuzda veya bir yakınınızda kuruyemiş alerjisi belirtileri gözlemlemişseniz, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek yerine kişinin en yakın sağlık kuruluşuna başvurup test yaptırmasını sağlamalı, kuruyemişlerden gereksiz yere uzak durmasına yol açmamalısınız. Çünkü çocuk gelişiminde faydalı kuruyemişler, çocukların faydalı vitamin ve mineralleri almaları için çok önemli bir kaynaktır.

Hazır gıdaların besin içeriklerini kontrol etmelisiniz.

Kuruyemiş alerjisi şikayetleri kuruyemişlerin yalnızca doğrudan kullanımıyla değil, aynı zamanda farklı besinlerle birlikte tüketilmesiyle de oluşabilmekte. Örneğin, badem veya fındığa karşı alerjiniz varsa, bunları doğrudan tüketmemeniz gerektiği gibi, badem veya fındık katkılı hiçbir besini de tüketmemelisiniz. Hazır gıdalar tüketiyorsanız, alışveriş yaparken besin içeriklerini kontrol etmeyi kesinlikle ihmal etmemelisiniz. O kadar ki, defalarca satın aldığınız bir ürün bile olsa, besin içeriğini kontrol etmekten sakınmamalısınız. Çünkü ürünün besin içeriği değiştirilmiş olabilir.

Katkı maddelerine dikkat etmelisiniz.

Gıdalara eklenen bazı katkı maddeleri, besin alerjilerini tetikleyebilmekte. Özellikle hazır gıdalara ve et/tavuk suyu tabletlerine eklenen bazı gıda boyaları ve hazır soslarda kullanılan monosodyum glutamat (MSG) gibi maddeler besin alerjisine yol açabilmekte. Kuruyemiş tüketimi konusunda tercihiniz paketli ürünlerden yanaysa, satın alacağınız ürünlere bu gibi katkı maddelerinin eklenmemiş olduğundan emin olmalısınız.

Bebeğinizi ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslemelisiniz.

Genetik kaynaklı olmayan besin alerjilerinin nedeni büyük ölçüde çevresel faktörlere dayanmakta. Bebeklerin ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütüyle beslenmeleri, bağışıklık sistemlerinin gelişmesine büyük katkı sağlıyor. İlk 6 aydan önce anne sütünü keserseniz, bebeğinizin bağışıklık sistemi yeterince gelişemediği için bazı protein türlerini zararlı olarak algılaması ve besin alerjisine yakalanması mümkündür.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler