Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste ateş ölçümü yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste ateş ölçümü yaparken nelere dikkat etmek gerektiğini Ofix Blog'da bulabilirsiniz...

Koronavirüsün ilk ve en önemli belirtisinin yüksek ateş olması, toplu yaşam ve çalışma alanlarında ateş ölçümünü son derece önemli hale getirdi. Ateş ölçümü basit bir iş gibi görünse de her işte olduğu gibi ateş ölçerken de bazı konulara dikkat edilmesi gerekmekte. Çalışmalarını evde değil de ofiste sürdüren beyaz yakalılar için bu konular hayati önem taşıyor. Ofiste ateş ölçümü yaparken oluşacak küçük bir ihmal, sağlık açısından pek çok riske kapı aralayabilir. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, ofiste ateş ölçümü yaparken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Ateş nedir?

Ofiste ateş ölçümü konusuna geçmeden önce, ateş ve ateş ölçümü hakkında bazı noktalara kısaca temas edeceğiz. Ateşi en kısa şekliyle, vücudun hastalıklara veya enfeksiyonlara karşı gösterdiği tepki olarak tanımlamak mümkün. İster mikrobik veya bakteriyel, isterse kronik hastalıklar olsun, vücutta yolunda gitmeyen bir şeyler oluştuğunda ateş yükselmeye başlar. Yüksek ateş görülen hastalarda metabolizma hızlı çalışır ve vücut aşırı enerji harcar. Kalp ve solunum sistemi hızlanırken kol ve bacaklardaki damarlar büzülür, bu bölgelere daha az kan gider. Buna bağlı olarak kollar ve bacaklarda üşüme ve alacalı mermerimsi bir görüntü oluşur. 

İnsan vücudunun ideal sıcaklık değeri 36.5 derecedir. 36.5 ile 37 derece aralığındaki ateş normal kabul edilir. Bebeklerde ideal sıcaklık değeri ise 36.8 derecedir. Bebek ateş ölçer kullanıyorsanız, bebeklerin vücut sıcaklığının yetişkinlerden bir miktar fazla olduğunu unutmamalısınız. Vücut sıcaklığı bu değerlerin üzerine çıkmaya başladığında ateş yükselmeye başlar. Ateş ölçümü yapıldığında çıkan sonuç, kişinin genel sağlık durumu hakkında önemli bir ipucu verir. Orta ve üzeri ateşi olan kişilerde çeşitli sağlık sorunlarına rastlanmakta.

Ateşin dereceleri nelerdir?

Ateşin dereceleri hafif ateş, orta ateş, yüksek ateş ve hiper ateş şeklinde dörde ayrılmakta. Bunlar içinde hafif ateş 37.1-37.5 derece arasındaki ateştir. Orta ateş 37.6-38.5 derece arasında görülür. Yüksek ateş 38.6-39.9 derece arasında ortaya çıkar. Hiper ateş ise 40-43 derece arasında görülür. Bununla birlikte, ateşin nereden ölçüldüğüne bağlı olarak çıkan sonuçlar farklı olabilir. En iyi ateş ölçer çeşitleri bile ateşin ölçüldüğü yere göre farklı sonuçlar verebilir. Örneğin makattan yapılan ateş ölçümünde sonuç, koltuk altından alınan sonuca göre daha yüksek çıkar. Bu farkın genellikle 0.6 derece olduğu kabul edilmekte. Başka deyişle, makattan ateş ölçümü yapılacaksa 37.6 dereceye kadar çıkan sonuç normal kabul edilir.

Ateş nasıl ölçülür?

Ateş ölçümü yapmak için farklı alternatifler kullanılabilir. Bunlar arasında dil ve koltuk altı ile kulak arkası en sık tercih edilen ateş ölçüm şekilleridir. Özellikle kulaktan ateş ölçer kullanmak, korona öncesine kadar en yaygın ateş ölçüm şekliydi. Bu seçeneklerin dışında, makattan ateş ölçümü de yapılabilir. Bu yöntem, çocuklarda 4 yaşa kadar kullanılan ateş ölçüm şeklidir. Çocuklarda ateş ölçümü için makattan ateş ölçümü yapmak daha idealdir. Çünkü diğer yöntemlerle ateş ölçümü yapmak çocuklarda doğru sonuçlar vermeyebilir.

Ofiste ateş ölçümü yaparken nelere dikkat etmek gerekir?

Ateş ve ateş ölçümü hakkında kısaca bu bilgileri paylaştıktan sonra yazımızın bu kısmında, ofiste ateş ölçerken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Ofiste ateş ölçümü yaparken bu konulara dikkat ederseniz olası bir sağlık riskine zemin hazırlamaz, ateş ölçümünü doğru ve güvenilir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

Temassız ateş ölçer kullanmalısınız.

Yetişkinlerde ateş ölçümü için yakın döneme kadar timpanik yani kulak arkası dereceler daha fazla tercih ediliyordu. Bu ateş ölçerler bulunamıyorsa dil altından veya koltuk altından ateş ölçümü yapan termometreler de kullanılabilmekteydi. Fakat koronavirüs salgını nedeniyle her türlü temas şüpheli hale gelince, temassız termometrelere ilgi arttı. Ofiste ateş ölçümü yaparken her şeyden önce ateş ölçer seçiminizi doğru yapmalısınız. Timpanik veya cıvalı termometreleri kullanırsanız, ofiste koronavirüsün yayılmasına sebebiyet verebilirsiniz. Ateş ölçer fiyatları arasında temassız ateş ölçer fiyatları biraz yüksek olsa da bu ürünler ofiste ateş ölçümü için çok daha idealdir.

Temassız ateş ölçerler, insanlar arasında enfeksiyonların yayılma riskini azaltmakta. Kullanımı diğer ateş ölçerlere oranla daha kolay olan kızılötesi ateş ölçer çeşitlerinin temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi de daha kolaydır. Vücut sıcaklığını hızlı ve kolay bir şekilde ölçen temassız ateş ölçerler, farklı bir sıcaklığı hızlı bir şekilde alma yeteneğine sahip olduğu için kısa aralıklarla pek çok kez kullanılabilmekte. Diğer ateş ölçer çeşitleri bu tür bir kullanım yeteneğine sahip değil.

Ateş ölçümü yaparken kişiye fazla yaklaşmamalısınız.

Temassız ateş ölçer kullanmanın en önemli faydalarından biri de ateşini ölçeceğiniz kişiyle aranızdaki mesafeyi korumanıza imkan sağlamasıdır. Diğer ateş ölçerlerde böyle bir kullanım imkanı bulunmamakta ve temas artmakta. Bu nedenle kişinin kendi ateşini kendisinin ölçmesi gerekmekte. Ofiste ateş ölçümü için cıvalı termometre kullanmak, ölçümlerde standartları korumayı zorlaştırır. Öyle ki, cıvalı termometreyi kullanmadan önce cıva seviyesini kontrol etmek gerekir. Cıva seviyesi yüksekse, kullanmadan önce termometreyi silkeleyerek cıva seviyesini düşürmelisiniz. Bunu ihmal ederseniz, ateş ölçümünüz doğru sonuç vermez. Temassız ateş ölçer kullandığınızda ise kişiye fazla yaklaşmamaya dikkat etmelisiniz.

Ateş ölçümü yaparken maske kullanmalısınız.

Korona döneminde hayatımızın merkezine yerleşen maskeler, ofiste ateş ölçümü yaparken kritik bir öneme sahip. Karşınızdaki kişinin enfeksiyona yakalanıp yakalanmadığını bilemezsiniz. Ofiste ateş ölçümü yaparken maske kullanmazsanız, en küçük bir hapşırma veya öksürme durumunda bile vücut sıvıları üzerinden koronavirüse yakalanmanız mümkün olabilir. Dijital ateş ölçer kullanmak, bu gibi riskleri tümüyle ortadan kaldırmamakta. Uzaktan ateş ölçer kullansanız bile ateş ölçümü sırasında maskenizin burun ve ağız bölgenizi tümüyle kaplamasını sağlamalısınız. Ofiste ateş ölçümü yaparken ve hatta tüm mesainiz boyunca maske kullanmayı kesinlikle ihmal etmemelisiniz. Ayrıca, maskenizi en fazla 4 saatte bir değiştirmenizde de yarar var.

Ateş ölçümü için doğru alanı seçmelisiniz.

Ateş ölçümü için dil ve koltuk altı ile kulak arkasının tercih edilebildiğini yukarıda belirtmiştik. Ofiste eğer kendi ateşinizi ölçecekseniz ve ateş ölçerinizi yalnızca siz kullanacak, hijyen kurallarına uygun şekilde saklayabilecekseniz, diğer ateş ölçerleri kullanabilirsiniz. Bu durumda dil ve koltuk altı ya da kulak arkasından ateş ölçümü yapabilirsiniz. Fakat ofiste ateş ölçümü yaparken temassız ateş ölçer kullanıyorsanız, ateş ölçümü için yalnızca alın bölgesini kullanmalısınız. Alından ateş ölçer kullanmak, diğerlerine oranla daha doğru sonuçlar verir. Kişinin yanak, çene veya boyun bölgelerine cihazı tutarsanız ateş ölçümünü doğru şekilde yapamazsınız. Temassız ateş ölçerlerde en doğru sonuç alın bölgesinden alınmakta.

Ateş ölçerinizin doğru ölçüm yaptığından emin olmalısınız.

Ateş ölçerler medikal ürünler arasında yer aldığı için belirli birtakım standartlara uygun şekilde üretilmekte ve pek çok testten geçirildikten sonra satışa sunulmakta. Ateş ölçer alırken eğer güvenilir markaları tercih ederseniz, ateş ölçümünüzün doğruluğundan şüphe etmenize gerek kalmaz. Fakat ne var ki, korona dönemiyle birlikte ateş ölçerlerde merdiven altı dediğimiz üretim şekli yaygınlaştı. Gerekli standartlara sahip olmayan ateş ölçerler ile ateş ölçümünde doğru sonuçlara ulaşamazsınız. Bu nedenle, ofiste ateş ölçümü yaparken kullandığınız ateş ölçeri güvenilir markalardan seçmelisiniz.

Kullandığınız temassız ateş ölçer güvenilir bir markaya ait olsa bile, yanlış kullanımdan kaynaklanan nedenlerden dolayı ateş ölçümünde hatalı sonuç verebilir. Bu hataların başında, cihazı hava akımının bulunduğu ve ısı kaynaklarına yakın bir yerde kullanmak geliyor. Bulunduğunuz ortamda örneğin klima çalışıyor veya güneşin altında ölçüm gerçekleştiriyorsanız, doğru ateş ölçümü yapamazsınız. Ofiste ateş ölçümü yaparken, hava akımının olmadığı ve ısı kaynaklarından uzak bir alanı kullanmalısınız. Kişinin alnının açık ve terlememiş olması da doğru ölçüm yapma şansınızı arttırır.

Ateş ölçerinizin bakım ve kontrolünü periyodik olarak yapmalısınız.

Korona döneminde yaygınlaşan temassız ateş ölçerler dijital panele sahip elektronik ürünlerdir. Tüm elektronik ürünlerde olduğu gibi bunların da zaman zaman bakım ve kontrolden geçirilmesi gerekir. Ofiste ateş ölçümü yaparken kullandığınız cihazın bakım ve kontrolünü nasıl yapacağınızı cihazınızın kullanma kılavuzunda bulabilirsiniz. Burada belirtilen konulara uygun şekilde ateş ölçerinizin bakım ve kontrolünü gerçekleştirirseniz, ofiste ateş ölçümü yaparken herhangi bir sorunla karşılaşmazsınız. Temassız ateş ölçüm cihazınızı asla suya veya diğer sıvı dezenfektanlara daldırmamalı, kullanma kılavuzunda belirtildiği şekilde temizlemelisiniz.

Editörün Tavsiyesi: Dikang T28-HG01 İnfrared Forehead Temassız Ateş Ölçer

Ofiste ateş ölçümü konusunu ele aldığımız bu yazımızı bitirmeden önce, Dikang T28-HG01 İnfrared Forehead temassız ateş ölçer ürünümüzü kısaca tanıtmak istiyoruz. Uzaktan ölçüm yaparak vücut sıcaklığını anında dijital ekranda gösteren bu ürünler, ofiste ateş ölçümü için rahatlıkla kullanılabilir. Vücuda temas etmediği için hijyen açısından daha sağlıklı olan bu ürünlerin hafızası, son 32 ölçümü tutmakta. 2 adet AAA kalem pille çalışan bu ürünlerde alarm fonksiyonu ve gece ekranlı geniş LCD ekran mevcut. Dikang T28-HG01 İnfrared Forehead temassız ateş ölçer ürünümüz için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Editörün Seçtikleri

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Araç sahiplerinin poliçe yenileme dönemlerinde en çok merak ettiği konuların başında kasko fiyatları gelir. Aynı model iki aracın sahiplerinin farklı primler ödemesi birçok kişinin kafasını karıştırabilir. Kasko primi araç, sürücü ve poliçe kapsamına dair onlarca farklı unsura bağlı olarak hesaplanır.

Kasko Fiyatları Neye Göre Belirlenir?

Kasko fiyatları neye göre belirlenir sorusunun cevabı sigorta şirketlerinin yürüttüğü kapsamlı risk analizinde saklıdır. Aracın markası, modeli ve üretim yılı, kasko priminin temelini oluşturan Kasko değer listesi üzerinden değerlendirilir. Bu listeye göre belirlenen rayiç bedel yükseldikçe olası bir hasar durumunda ödenecek tazminat tutarı da artacağından prim de buna paralel şekilde yükselir. Bunlara ek olarak aracın yaşı da önemli bir belirleyicidir. Sıfır araçlarda yüksek piyasa değeri nedeniyle primler yüksek seyrederken orta yaşlı araçlarda yedek parça bulunabilirliği sayesinde genellikle daha uygun fiyatlar ortaya çıkar. Çok eski araçlarda ise teknik risklerin artması nedeniyle primler tekrar yükselebilir. HDI Sigorta, araç ve sürücü profiline uygun kapsamlı kasko çözümleriyle ihtiyaçlara en uygun teminat yapısını oluşturmanıza yardımcı olur. Doğru teminatlar ve güncel risk analiziyle hazırlanan bir kasko teklifi hem bütçeyi korur hem de olası bir hasar durumunda maddi açıdan güvence altına alır.

Kasko Fiyatlarında Poliçe Kapsamının Etkisi

Kasko fiyatları nasıl belirlenir konusunda araç ve sürücü özelliklerinin yanında, poliçeyi satın alırken yapılan tercihler de fiyatı doğrudan şekillendirir. Muafiyet uygulaması bunun en belirgin örneklerinden biridir. Hasar durumunda belirli bir oranı kendi üstlenmeyi kabul eden sürücüler primlerinde ciddi indirimler elde edebilir. İhtiyari Mali Mesuliyet, ikame araç, orijinal cam teminatı gibi ek teminatlar poliçenin koruma kapsamını genişletirken maliyeti de bir miktar artırır. Öte yandan araca eklenen takip cihazı, alarm sistemi gibi güvenlik donanımları hırsızlık riskini azalttığı için prim üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Tek sürücü indirimi ve bazı meslek gruplarına özel avantajlar da poliçe fiyatını etkileyen diğer unsurlar arasında yer alır.

Kasko Fiyatlarını Etkileyen Diğer Unsurlar

Yukarıda sayılan temel faktörlerin dışında aracın kullanım amacı da prim hesaplamasında rol oynar. Ticari amaçla ya da yoğun şekilde kullanılan araçlar şahsi kullanımdaki araçlara kıyasla daha yüksek risk taşıdığından daha yüksek primlere tabi tutulabillir. Benzer şekilde aracın yedek parça maliyeti de belirleyicidir. Lüks ya da ithal segmentte yer alan araçların onarım maliyetleri yüksek olduğundan kasko primleri de buna paralel şekilde artar. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, her araç sahibi için farklı ve kişiselleştirilmiş bir prim ortaya çıkar.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Arabada Kablosuz Şarj Telefonu Neden Isıtıyor?

Yayınlandı

tarihinde

Arabada telefonu kablosuz şarja bırakıyorsunuz, bir süre sonra elinize aldığınızda cihaz neredeyse cayır cayır yanıyor. Peki neden?

Kablosuz şarj, enerjiyi kablo yerine manyetik alan üzerinden aktarıyor. Ancak bu sistem tamamen kayıpsız çalışmıyor. Aktarım sırasında kaybolan enerjinin bir kısmı ısıya dönüşüyor.

Telefonun şarj pedi üzerinde yanlış konumda durması da ısınmayı artırabiliyor. Bobinler tam hizalanmadığında şarj verimliliği düşüyor ve daha fazla ısı ortaya çıkıyor.

Bir de işin araç tarafı var. Navigasyon, GPS, mobil veri, CarPlay veya Android Auto aynı anda çalışırken telefon zaten ciddi enerji harcıyor. Üzerine bir de güneş altında kablosuz şarj eklenince cihazın ısınması pek şaşırtıcı değil.

Isınmayı azaltmak için ne yapabilirsiniz?

Telefonu şarj pedine düzgün yerleştirin, çok kalın kılıfları çıkarın ve mümkünse telefonu doğrudan güneşte bırakmayın. Araç içini serin tutmak da işe yarayabilir.

Telefon rahatsız edecek kadar sıcak hale geliyorsa şarja biraz ara vermek en doğrusu.

Kısacası kablosuz şarj çok pratik, ancak telefonunuz sürekli fazla ısınıyorsa kablo hâlâ en serin seçenek olabilir.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

LinkedIn yeni Instagram mı?

Yayınlandı

tarihinde

Instagram’ın son yıllardaki en büyük değişimi yeni özellikler ya da arayüz güncellemeleri değil, kullanıcı davranışları oldu.

Bir zamanlar insanlar bu platforma günlük hayatlarından kesitler paylaşmak, arkadaşlarının neler yaptığını görmek ya da hoşuna giden anları arşivlemek için giriyordu. Tatiller, aile buluşmaları, gün batımları, kahve fotoğrafları… Instagram’ın temelinde sosyal paylaşım vardı.

Bugün ise platformun kullanım amacı büyük ölçüde değişmiş durumda.

Artık birçok kişi Instagram’ı ürün satmak, müşteri kazanmak, kişisel marka oluşturmak veya uzmanlığını sergilemek için kullanıyor. İçerik üreticileri, girişimciler, danışmanlar ve markalar için Instagram, yalnızca bir sosyal medya uygulaması değil; aynı zamanda bir pazarlama ve satış kanalı.

Bu değişim doğal olarak kullanıcıların karşılaştığı içerikleri de dönüştürdü.

Feed’de artık arkadaşlarınızın paylaşımlarından çok;

  • “Bunu nasıl başardım?”
  • “10 adımda…”
  • “DM’den yazın.”
  • “Link biyoda.”

gibi satış ve kişisel marka odaklı içeriklerle karşılaşmak oldukça sıradan hale geldi.

Elbette bunda yanlış olan bir durum yok. Dijital dünya değişiyor ve platformlar da kullanıcıların ihtiyaçlarına göre evriliyor. Instagram’ın iş geliştirme, pazarlama ve girişimcilik açısından sunduğu fırsatlar da yadsınamaz.

Ancak bu dönüşümün bir sonucu da var.

Instagram, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ olma kimliğinden uzaklaşıp, herkesin kendini ve işini görünür kılmaya çalıştığı dev bir vitrine dönüşüyor.

Belki de bu yüzden birçok kullanıcı, eski Instagram’ı özlediğini söylüyor. Çünkü platform artık daha az “sosyal”, daha fazla “profesyonel” hissettiriyor.

Bu değişim aynı zamanda ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor:

LinkedIn yeni Instagram mı ?

Belki tam anlamıyla değil. Ancak kişisel marka oluşturma, uzmanlık sergileme, müşteri kazanma ve profesyonel ağ kurma gibi amaçlar düşünüldüğünde, iki platform arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor.

Birkaç yıl sonra Instagram ile LinkedIn arasındaki en belirgin farkın, kullanıcıların paylaştığı içerikler değil; sadece platformların kültürü olması kimseyi şaşırtmayabilir.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey, Instagram’ın eski haline dönmesi değil; insanları yeniden birbirine bağlayacak yeni bir platformun ortaya çıkmasıdır.

Kim bilir… Belki de Silikon Vadisi’nde bugün birileri bunun üzerinde çalışıyordur.

Ve eğer gerçekten ilk günkü Instagram hissini yaşatacak yeni bir sosyal ağ çıkarsa, sanırım hiçbirimiz “Hayır, ben mevcut platformlarda kalayım.” demeyiz.

Okumaya Devam Et

Trendler